Gülmüş'ün Öcalan'a Karşı İlk Yazısı
Öcalan Çizmeyi Aşacak Mi? Öcalan ani bir kararla, Suriye üzerinden Lübnan topraklarina ayak basti. Bu kararin alinmasinda ve aniliğinde; Öcalan’in `papağan’ini Şahin Dönmez’in yakalanmasi, papağandan beter ötmesi ve onun kaldiği yeri söylemesiyle direkt orantili olsa gerek.
Böylesi dönemler her Ülkenin hareketlerinde ve önderliklerinde olasi bir durumdur. Nitekim; ricat taktiğini kullanmayan hiç bir hareket ve lider hemen hemen yok gibidir. Bunlardan, Lenin Avrupa’ya, Kastro Meksika’ya, Ho She Minh Fransa’ya geçmişlerdir. Bunlar ilk elde aklimiza gelenler. Ama, en kisa zamanda tekrar Ülkelerine yönelmişlerdir. Hareketlerinin ve mücadelelerinin başinda bulunmuşlardir. Bu konuda Ho She Minh, `siğinaklarda, devrim planlarinizi, taktik ve staratejimizle beraber çocuklarimizi da bu yeralt şehirlerinde doğurttuk. Böyle zafere ulaştik,‘der. Ve bilinir, neredeyse Wietnam’a metrekareye bir bomba düşerek bir yoğunluklu savaşla karşi karşiyaydilar. Yine Kastro, Meksika‘da kisa bir dönem Üslenerek Ülkesine giriş yapip iktidara yürüdü. Ama malesef, KUKM ve onun önderi Öcalan en uzun süreli dişarda kalma rekorunu elinde tutmuştur. Oysa,
1982’lerde Ülkeye giriş karari için şöyle söyleyecekti: `Ya Ülkeye gireceğiz, ya da yok olup gideceğiz.‘ En seçme, en yiğit kadrolar içeri girerken, kendisi uzaktan kumandali bir şekilde durumu idare etmiştir(!).
Lübnan ve Suriye sahalari mayinli tarla. Hafiz’in kapanlariyla örülmüştür. O, yillarca Orta Doğu ve Şark kurnazliği mimariydi. Kürdistan Işçi Partisi (KIP) bir yandan ayni uyanikliği göstererek `Apoculuk‘ parsasindan yararlanmaya çalişirken, Öcalan Suriye de bilmeden bir meydan okuduğunu söyleyecektir: `Ben buraya arkadan hançerlenmeye gelmedim‘. Tarihsel süreç bu söz doğrulayip, olumsuz kilacakti. Oysa Esat kapanlarindan kimse kurtulamamişti. Türkiye‘li devrimcilerden tutalim, ta Filistin’lilere kadar. O nedenle Kürtler, o kadar önemli bir engel olamazdi Esat için. Nitekim, Öcalan Suriye’de kaldiği sürede, şu veya bu oranda, bilerek veya bilmeyerek Esat’in politikasina alet olmuştur. Dizginler daima onun elinde olmuştur. Öcalan yazmiş olduğu Arapça bir kitapta ve çeşitli ropörtajlarda `Suriye’de Kürtlerin topraği yoktur. Buradaki Kürtler Kuzeyden gelmiş. Burada olsa olsa küçük bir sinir ayarlamasi yapilabilir‘ demiştir.
Böylece dört sömürgeci devlet tabirinden üçe düşülmüştür. Yani ,`Suriye Kürdistan’ Öcalan ile Esat arasinda bir `Ayak basti parasi‘ olarak fit edilmiştir. Bunun için bir çok Başur Kürdü, yani Suriye Kürdü `satildik‘ diyerek öfkesini dile getirmiş ve kitabin toplatilmai gündeme gelmiştir. `Güney Kürdistan, Suriye Kürdistani‘ PKK literatüründen çikarilmiş, bunun yerine `Serhat ve Binhet‘ türetilmiştir.
..Öcalan’in artikk Suriye’den çikmasini savunanlar -gerek PKK içinden gerek dişindan olsun- ajanlikla itham edilmişlerdir. Bunu yüksek sesle dillendiren Mehmet Şener gibi insanlar için Öcalan `o pravaktör ne diyor biliyormusunuz? Efendim neden Apo KÜrdistan’a gitmiyor, orada savaçmIyor. SavaçanlarIn baçInda bulunmuyor. hadi gittiÛimizi farz edin, ya -Allah etmesin- bir serseri kurçun gelip beni buldu. Ayağım kaydı. Naazallah öldÜm. O zaman ne olur haliniz? Üki günde birbirinizi yersiniz‘ diyordu bir `çözümleme‘sinde. Oysa onlarca öncü kadro kiran kirana/dişe diş savaşiyordu. Binlerce militan namluya sürülmüş birer fişekti. Her gün bir on tanesi gidiyordu habersiz. Kürdistan devrimi kanlariyla gidiyordu. Onlarda ana kuzusu değil miydi?
Acep sevgili icazetli ve mazuratli gazeteci arkadaşimin kulaklari çinlar mi? Hani bir Suriye’li general Öcalan için, `sen boğazimzzda bir jiletsin. Ne tükürebiliyor ne yutabiliyoruz seni‘ diyiordu? Bakin nasilda küçük bir üfürmeyle Öcalan ta Roma‘lardan çikti. Çikmak zorunda birakildi. Yoksa yeri/durumu ve konumu gayet iyiydi, değil mi?
Son bir kaç gündür o eski söz tozlu raflardan indi; `Tüm yollar Roma’ya gider!..‘. Kimisi bununla da yetinmedi. Yeni kabe olarak Roma’yi gösterdi. Oysa, yollarin buluşma kavşaği dönemlere göre değişmektedir. Köleci dönemin sömürgeci yapilanmasinda, doğruydu: `Tüm yollar Roma’ya çikar‘di. Kapitalist ve sanayI devrimiyle beraber, yani burjuva hareketlerin ulusal çitlerinin oluşturulduğu dönemde `Güneş batmayan imparatorluk‘un başkenti Londra belirleyiciydi. Şimdilerdeyse -ki kabul edelim ve ya karşi olalim- Yeni Dünya Düzeni’nin efendisi ABD’nin başkenti Washington belirliyor politikanin nirengi noktasini.
Ortadoğu‘da Şam ve Esat, Irak’ta Bağdat ve Saddam, Iran‘ da Mollalar ve Tahran, kendi eksenlerinde birer yön belirliyorlar. Ama şu anda hala Ortadoğu‘da Şam, önemli bir politik merkez konumundadir. Esat, kistirdiği kapaninda, Öcalan’a yol verdi. Öcalan, Sakik’a aynisini uygulamişti.
Şimdi Öcalan çizmede. Bakalim, bu çizmenin ağzi kapanacak mi yoksa Öcalan çizmeyi aşabilecek mi? Zaman, bazi sorunlarin en iyi doktoru ve ilacidir. Ama insanin öngörüsü bazi olumsuzluklari görmesini sağliyor. Öngörü, arabada uzun farlar gibidir. Kisa ve uzun farlarinda kendisine göre görevleri vardir. Benim kişisel kaanitim şudur: `Ankara’dan çikmakla partileştik, Ortadoğu‘da ordulaştik, dünyaya açilmakla devletleşeceğiz‘ tezi, Avrupa’ya çikişin alt zemin yoklamasindan sonra; anlayana önemli mesajdi. Öcalan, öyle yaş tahtaya ayak basmaz. Bu aşamada Şemdinvari bir `Türkiye ye iade‘ edilmesi söz konusu olabileceğini sanmiyorum. Bu yakin zamanda, üçüncü ateşkes MED-TV’deki basin toplantisinin bir ara varyesyonudur. ‚Çünkü orada A. Haydar Yurtsever, önemli bir gerçeğe parmak basti. Ama kimse üzerinde durmadi. Şöyle diyordu Yurtsever: `Ben bu basin toplantisina gelirken şoke oldum. ben, silahli mücadeleye son verildiği kararina varildiği düşüncesiyle geldim‘ diyordu.Öcalan Italya/Roma ve Avrupa’ya çikiş karari böyle bir başlangicin alamat-i farikasidir.
Benim merak ettiğim temel konu, bunu halka nasil açiklayacak ve gerillayi nasil konumlandiracak. Gerçi o da, o kadar garip olmasa gerek. ‚Çünkü yine bir toplantida: `Gerilla milis güç gibi işlev görebilir. Öncelikle bir barişin olmasidir. Bu teknik bir konudur.‘ Bu anlamiyla pek zorlanacağini tahmin etmiyorum. Ne örgüt ve ne halk asla ve asla `Ulusal önderini/güneşini‘ ne şart altinda olursa olsun yanliz birakmiyacaktir. Bazi önemsiz sesler çiksada onlar rahatlikla hizaya getirilir. Örgütte hala Öcalan, belirleyici ve tek seçici konumdadir.
Biz Kürtlerde güzel bir söz var, `Iro bihaye/ Se sibe erzan bibe‘. Türkçesiyle; bugün pahalidir. Yarin ucuzlar. Yaşayalim ve görelim. Görelim de ders çikaralim, diyorum. Bundan sonra neler yapilabilir? Doğru soru/doğru yanitinida beraberinde getirir.
Not: Öcalan Roma’ya geldiğinde Editörümüz Şükrü Gülmüş tarafından İnter-NAME’de yazılan ilk karşı yazıdır.
Gülmüş Arşivinden.
Foto: http://img402.imageshack.us/img402/9653/cizme9ya.jpg



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz