Asrın Transferi : Yaşar Büyükanıt Nasname'de Spor Yazarı!.(Komtan Hemo'nun Haberi)
“Sen en iyisi gel Nasname’de spor yazarlığı yap. Şükrü Hoca’ya sorayım, ‘He, olur’ derse seni işe alalım” dedim. Mahçup bir şekilde “Bilmem ki” deyip omuzlarını kaldırıp dudaklarını büktü. “İmrali’daki Abdullah’a da teklif götürmeyi düşünüyordum, sen kabul edersen ona da kabul ettirirsin. Karşılıklı olarak millete, bahusus Kürdlere attığınız golleri yazarsınız” dedim.
Yaşar Paşa Nasname’ye Spor Yazarı Olacak!
Uzun bir süreden beri rahatsızdım, onun için Nasname’den biraz uzak kaldım.
Üstünüze saglik, böbrek ağrıları vardı, epey taş ve kum düşürdük de rahatladık çok şükür. Düşürdüğüm taş ve kumla bir köpek kulübesi veya tavuk kümesi yapılır desem abartı olmaz.
Neyse şimdi ayaktayım ve Nasname’deki kadrolu görevimin başındayım.
Ben yataktayken Yaşar Paşa ziyaret etti. Okuldan arkadaşımdır. Ben ondan birkaç yıl öndeydim tabi.
“Emeklilikten sonra ne yapacaksın Yaşar?” diye sordum.
“Emekli olmayı düşünmüyordum aslında; bazı asker ve iş dünyasından arkadaşların benim için düşündüğü Çankaya planı vardı ama şartlar tam olgunlaşmadı henüz” diye cevap verdi. Yüz ifadesinden çok üzgün olduğu belliydi.
Dedim ki, “Yaşar Pasa, sen o hıyarların dolmuşuna binme. ‘Seni Çankaya’ya götüreceğiz’ deyip “Darbekaya”ya götürürler. Silahlarından istifade edip darbe yaptırdıktan sonra da kirli bir mendil gibi bir kenara atarlar.”
“Aha Çevik Bir’in durumu ortada! Ona da Çankaya’yı söz vermişlerdi, ne oldu? Bir müddet kullandıktan sonra bir kenara attılar. Süt dökmüş kediye çevirdiler hıyarı” dedim.
Bana hak verdi.
“Biliyorsun Komtan Hemo” dedi, “Ben Fenerbahçeli’yim. Emekli olduktan sonra bahçıvanlık yapıp hıyar yetiştiremem; çiçek sulayamam, yaş epey ilerledi. Torunları sırtıma bindirip onlara eşeklik de yapamam, belimde ağrı, dizlerimde romatizma var.”
“Ee, sen de evde oturur bol bol futbol maçları seyredersin” dedim.
“Orası öyle de… Aslında bir gazetede şöyle ufak bir köşe bulabilirsem spor yazmayı düşünüyorum. Tanıdığın bir gazete sahibi var mı?” dedi.
“Gayet iyi fikir Yaşar” dedim. “El alemin mankenini yontup spiker yapıyorlar; doğrasan caçık olmayacak, olsa bile eşeklerin midesini bulandıracak Reha Multar hıyarından köşe yazarı olursa senden hayli hayli spor yazarı olur” dedim.
“Kemancı ve marangoz Bekir Coşkun’a köşe verdiler. Yazıları onun için kalas gibi çıkıyor. Bence sen ondan daha iyi yazarlık yaparsın” dedim.
“Hürriyet gazetesine spor yazarı ol diyeceğim ama orada Erman Toroğlu zibidisi var. Hani şu ‘Ben kodu mu oturtan genelkurmay başkanı isterim’ diyen hıyar. Genelkurmay başkanı iken senden memnun değildi; şimdi Hürriyet’e gidip ona ‘kodu mu koltuktan edecek’ emekli genelkurmay başkanı kimmiş göster bence. Ama Aydın’a güven olmaz. Zora girdi mi adamını çok rahat satar” dedim.
“Haklısın” dedi.
“Sen en iyisi gel Nasname’de spor yazarlığı yap. Şükrü Hoca’ya sorayım, ‘He, olur’ derse seni işe alalım” dedim.
Mahçup bir şekilde “Bilmem ki” deyip omuzlarını kaldırıp dudaklarını büktü.
“İmrali’daki Abdullah’a da teklif götürmeyi düşünüyordum, sen kabul edersen ona da kabul ettirirsin. Karşılıklı olarak millete, bahusus Kürdlere attığınız golleri yazarsınız” dedim.
Biz konuşurken TRT FM radyosundan bir ses geldi, “Yaşar Paşam, hürmetler efendim. Sizinle aynı yerde yazmak bana onur verir. Ben size malzeme toplar siz de yazarsınız komutanım. Hem benim annem de Türktü zaten!”
“Ulan oğlum, sen kimsin?” dedim.
“Ben Abdullah!” diye cevap verdi.
“Hangi Abdullah?” diye sordum.
“İmrali’dan arıyorum” deyince hatırladim.
1970’li yıllarda daha orduda çalışırken bana getirmişlerdi. Gözlerine baktım, “Bu çocuktan iyi maşa çıkar, işe alalım” demiştim. Kemalisttim o zaman, bu adamı Kürdlerin başına ben musallat ettim, Allah beni affetsin.
Yaşar Paşa da adamini tanimisti, “Abdullah evladım, sana gönderdiğim kaşıntı merhemini aldın mı?” diye sordu.
“Aldım efendim, sağlığınız için duacıyım. Yenge ablanın gönderdiği tarhana çorbasını da aldım. Hürmetlerimi iletiniz” dedi Abdullah.
Ardından, “Gönderttiğiniz yeni model TRT FM radyosu eskisinden daha iyi çekiyor. Amerika’nın Sesi Radyosu’ndan Japonya’nın Nesi Radyosu’na kadar her yeri dinleyebiliyorum. Everest Tepesi’nden Kandil Dağı’na kadar herkesle rahatlıkla görüşebiliyor ve dinleyebiliyorum. Yani ikimiz omuz omuza verirsek iyi köşe yazıları çıkartırız Yaşar Paşa komutanım” dedi Abdullah.
Ben, “Şükrü Hoca’ya sormam lazım Abdullah. Sen ona epey iftira attın şimdiye kadar. Seni işe alıp alamayacağını bilmiyorum” deyince Abdullah, “Haklısın valla; ben Şükrü Hoca’ya çok iftira attım, ajandır, haindir falan dedim. Ama kabahat tek bende değil ki; bana öyle dedirtiyorlardı, ben de emir kuluyum yani, demesem kaşlarını çatıp beni korkutuyorlar. Geçen gün de Selim Çürükkaya’ya çattırdılar. Vala gelecek hafta kime çattıracaklar ben bile bilmiyorum. Önüme liste koyuyorlar, ‘Bunlara saldıracaksın’ diyorlar, ben de aynen söylediklerini yapıyorum. İnanmıyorsanız Yaşar Paşa’ya sorunuz. Bana müsade, çıkmam lazım şimdi” diyerek hattan çıktı.
Yaşar Paşa saatina baktı, “Bana da müsade Komtan Hemo, köşe yazarlığı için senden haber bekliyorum” deyip çıktı.
“Şükrü Hoca’ya sorar sana haber veririm” dedim.
Sırası gelmişken Amerika’nın yeni başkanı olacak Barak Obama geçenlerde Afganistan ve Irak gezisi yaparken gizli olarak Türkiye’ye gelip beni de ziyaret etti. Uzun süreden beri Nasname’de yazılarımı görmeyince merak etmiş o da.
Uzun bir süre önce Nasname’de çıkan “Müfassal (Ayrıntılı) Kürd Tarihi ve Komtan Hemo (Ben) Kim(im)dir?” yazımı okumuş. Orada Afrikalı’ların Kürdlerin soyundan türediğini yazmıştım. Aynı soydan geldiğimizi öğrenince çok sevinmiş. Nasname okurlarına çok çok selamı vardı. “Amerika’nın ilk Kürd Başkanı olacağım için çok heyecanlıyım, Amerika’ya gelince mutlaka görüşelim” diyerek ayrıldı. Ben de Nasname adına bir sepet yumurta hediye ettim, malum Amerika’da hakiki tavuk yumurtası yok, hepsi hormonlu.
Ne diyorsun Şükrü Hoca. Yaşar Paşa’yı spor yazarı olarak alalım mı? Abdullah için ne dersin? Acele cevap kestane kebap beklerim.
31 Temmuz 08



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz