Anasayfa | Türkçe | öcalan;"Çağın en ileri bilimi nerede ise M. Kemal oradadır..."11.12.2004

öcalan;"Çağın en ileri bilimi nerede ise M. Kemal oradadır..."11.12.2004

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image

Cumhuriyet bir siyasi oluşumdur. Bu anlamda bir tartışmayı, bir partileşmeyi yürütmek toplumun, siyasetin bunalımını aşabilir. Bunlar cumhuriyetin özüne uygundur. Çağın en ileri bilimi nerede ise M. Kemal oradadır. Oldukça çağdaş bir insan.

 

 

“Örgütle mesajlaşıyor” diyorlar. Elbette mesajlar olabilir. Örgütü tehlikeli bir konumda tutmamak için olacak. Demokrasi ve barışa hizmet amacıyla düşüncelerimi sundum. Ama üsluba da dikkat etmek gerekiyor. Beni de, devleti de zor duruma düşürmeyecek şekilde olmalı.....Genelkurmay Başkanı demokratik çizgiyi mi temsil ediyor. Bana da öyle geliyor ki, bir kesim düşüncelerimin dışarı çıkmasını istiyor. Tümden kesmiyorlar. Ben Kemalizm ve devlet konusundaki düşüncelerimi ortaya koydum. Bu düşüncelerimi de açıkça savunuyorum. Palyatif ve makyajvari önlemelerle devlet reforme edilemez ve çözüm gelişemez. 1920’lerde radikal çözüm cumhuriyetti. Nasıl ki 1840’larda Tanzimat idiyse, 20’lerde de radikal çözüm tarzı cumhuriyetti. Günümüzde ise çözüm cumhuriyetin demokratik dönüşümüdür, benim çizgimdir. Cumhuriyetin 80 yıl sonra girdiği darboğaz çok açık. Cumhuriyet bozuldu, yozlaştırıldı. 80 yıl sonraki darboğazın nedeni zihniyet bozukluğudur. Yine demokrasi ile oynanıyor. Bugün devletçilik yaptığı söylenenler devletin önünde en büyük engeli oluşturuyorlar. Bunun yerine yapılması gereken tutarlı demokratik bir çizgiyi ortaya koymaktır. Yoksa içte ve dışta çok büyük tehlikelerden kurtulunamaz. Bugün Mustafa Kemal saygı ile anılıyorsa, 20’lerde geliştirdiği radikal çözüm tarzından dolayıdır. 30 ve 40’lardan sonra demokrasi değil oligarşi gelişti. Devletin devletçi ve milliyetçi temelde değil, demokratik temelde bir çizgi yürütmesi gerekir. Cumhuriyet dini ve milliyetçi bir temele oturursa dayandığı olumlu değerler aşınır. Kabuk hale gelir. İşte o zaman yıkılma tehlikesi gelişebilir. Demokratik bir dönüşüm ile kendisini kabuk devlet konumundan çıkarabilir. 1920’lerde Osmanlı devleti kabuk devlet olduğundan dolayı Mustafa Kemal bir hamlede söküp attı....Türkiyelilik kavramı benim getirdiğimden farklı. Türk tartışması, “ne kadar Türk, ne kadar Kürt olunacak” şeklindeki tartışma çözümsüzlüğe götürür. Ben bunları tartışmıyorum. Benim getirdiğim çözüm farklıydı. Bu konuda bir katkı yapmak istiyorum. Mustafa Kemal’in bu konudaki yaklaşımına da bakmak lazım. Cumhuriyet kurulduğunda Türki cumhuriyet diyorlar, Mustafa Kemal bunu kabul etmiyor. Türkiye cumhuriyeti diyor. Bu kelimeyi bilerek kullanıyor. Vatandaşlığın yönünü belirliyor. Bir ırkçı cumhuriyet tanımına girmek istemiyor. Onda ırk temelinde bir milliyetçilik yok. Kültür milliyetçiliği var. ....Benim ulus tanımım çağdaştır. Türkiye somutunda konuşuyorum. Türkiyelilik değil, Türkiye ulusu kavramının daha çözümleyici olduğuna inanıyorum......Cumhuriyet bir siyasi oluşumdur. Bu anlamda bir tartışmayı, bir partileşmeyi yürütmek toplumun, siyasetin bunalımını aşabilir. Bunlar cumhuriyetin özüne uygundur. Çağın en ileri bilimi nerede ise M. Kemal oradadır. Oldukça çağdaş bir insan. Çağın tehlikeli yanını biliyor; ne Sovyet ne de Nazi şeyine kayıyor. Öngörüsü doğru. Her iki sistem de aşıldı. Ben bu konuları daha önce savunmalarımda açmıştım. Bütün bunlar cumhuriyet ve yasaların özüne uygundur. M. Kemal’in 1920’lerdeki çizgisi çağdaş bir çizgiydi....Daha ben Suriye’deyken devlet içerisinden mektuplar geliyordu. Genelkurmay kaynaklı olduğunu tahmin ediyorum. ‘Sayın Öcalan’ diyorlardı, ‘Bu devlet yıkılırsa siz de altında kalırsınız.’ Bunu doğru bir yaklaşım olarak gördüm."10.11.2004: G.N




Meclis Baskani “Lozan’i deliyorlar” diyordu. Ona cevap vermek istiyorum. Birinci meclisin ruhu temelinde Kürt-Türk kardesligini canlandiralim. Ayrilik istemiyoruz, Birinci Meclisin ruhunu istiyoruz. Lozan ne kadar Türk’ün anlasmasiysa, o kadar da Kürt’ün anlasmasidir. Bunlari Inönü’nün söylediklerine dayandiriyoruz. Inönü Lozan Antlasmasini iki Diyarbakir milletvekilini yanina alarak imzaladi; “Biz Kürtler ve Türkler adina imzaliyoruz” dedi. Bunlarin hepsi tarihte var, kayitlidir. Lozan’in 39 maddesini biliyorsunuz. Baskin Oran kiyameti kopardi. Lozan’i azgin bir sovenizmle uygulatmayanlar bizi suçluyorlar. Kürtleri yok saydilar. Bunu manset yaparsiniz. Kürt-Türk çatismasini önlemek için Lozan ve Birinci Meclisin ruhunu istiyoruz."15.12.2004.G.N

Kürdistan özgürlük mücadelesi anlayışım şu: Devletleşme ile özgürlük getirilemez. Devletleşerek Kürtlerin özgürleşeceğine inanmıyorum. Hem felsefi olarak ve siyasi olarak, hem de mevcut güncel siyasi koşullar itibariyle Kürdistan için devletleşmeyi istemek hazin sonuçlar yaratabilir. Devlet baskı demektir, baskıyı doğurur. Arafat bütün çabasına rağmen milliyetçiliği aşamadı. Ama ben öyle bir milliyetçi savaşçı olamam, olmayacağım. Benim çözümüm netleşti.
Geçende söyledim: Ortadoğu ve hatta bütün dünya halkları için geçerli çözüm demokratik konfederalizmdir. Demokratik konfederalizm devlet olmayan, demokratik ulus örgütlenmesidir. Demokratik konfederasyon azınlık örgütlenmesidir; kütür örgütlenmesi, dini örgütlenme, hatta cins örgütlenmesi ve buna benzer örgütlenmelerdir. Buna demokratik ulus ve kültür örgütlenmesi diyorum. Her köyde demokratik bir komün çıkar. Her kültürel örgütlemenin, bunların tümünün birleştirilmesi konfederasyondur. Çizgi olarak yansıtılmalı.......Türk halkına sesleniyorum: Türk halkı bana güvensin. Eğer kardeşliğin gereği yapılırsa, tek kurşun sıkmadan bütün PKKlileri dağdan indiririm. İki ay içinde çağrı yapacağım, dağdan inecekler. Demokratik toplumun, demokratik devletin hizmetine sokacağız......"19.01.2005 G.N

"Benim için de bir tanımlama, bir sıfat kullanılacaksa Demokratik Konfederalizm Önderliği’ni öneriyorum. Başkan demek beni despotizme götürüyor. Bir ağa da siyasete girerse serok olabilir. Benim söylediğim tanım 20 Mart’ta ilan edilir. Bu ilanı kabul ediyorum ve layıkıyla yapacağım....."23.02.2005 G.N

Mesajlarım olacak, demokratik konfederalizmin ilkelerini vermek istiyorum. Sekiz-on civarı ilkedir, taslak halindedir, tartışılır; sadece Kürtler için değil, dünya ve Ortadoğu için geçerlidir......Ulusların kendi kaderini tayin hakkı ilkesi devlet kurma hakkı değildir. Lenin bunu mahvetti. Lenin ve Stalin’in bunu aşırı bir şekilde devlet kurma ilkesi olarak ele almaları tarihi felaketler getirdi. Kurtuluş için sahte devlet topluklukları yarattı. Ulusların kendi kaderini tayin hakkını ben şöyle algılıyorum, çünkü Kürtlerde de bunun peşine düşen bir kesim var:...
Şimdi demokratik konfederalizmin ilkelerine geliyorum. Beş-on ilke sayıyorum, taslak halindedir, tartışmaya sunuyorum. Kürtler, Ortadoğu, dünya için geçerlidir.
1) Zağros ekosisteminde tarım devrimi oldu. Bu tarım devrimi temelinde 19. yüzyıl başlarına kadar gelindi. 19. yüzyıl başlarında sanayi devrimi oldu. Sanayi devrimi ikinci devrimdir. Bu ikinci devrim ulus devletin oluşmasında rol oynadı. Ulus devlet 20. yüzyıl sonlarına doğru toplumsal gelişmenin, demokrasi ve özgürlüğün önünde en ciddi engel durumuna geldi.
2) Ulusların kendi kaderini tayin hakkı devlet kurma hakkı olarak anlaşıldı. BM modeli yürümüyor, ulus devletler ciddi bir engeldir. Körfez savaşı ve Irak’taki durum bunun kanıtıdır.
3) Bundan çıkışın temel yolu geniş kapsamlı tanımını yapacağımız demokratik konfederatif sistemdir. Ulus devlete göre gelişen küresellik değil. Zaten ulus devlet aşılıyor; küreselleşme ulus devleti de aşıyor. Emperyalizm yeni model koyamıyor, sistem krizi derinleşiyor.
4) Tek alternatif demokratik konfederalizmdir. Piramit tarzı bir örgütlenme modelidir; söz, tartışma ve karar topluluklarındır. Tabandan gelen delegeler, en üste kadar, tepede bir koordinasyonu oluşturur. Delegeler bir yıllık halkın memurları gibi olur.
5) Ortadoğu’nun çözümü için de demokratik konfederalizm geçerlidir. Kapitalist sistem, emperyal güçlerin dayatmaları demokrasiyi geliştiremez, ancak demokrasiyi istismar edebilir. Tabandan gelişen demokratik seçeneği egemen kılmak esastır. Toplumsal temelde etnik, dini, sınıfsal farklılıkları gözeten bir sistemdir.
6) Kürdistan içinse kendi kaderini tayin etme hakkı milliyetci temelde devlet kurmak değil, siyasi sınırları sorun yapmadan, sınırları esas almadan, kendi demokrasilerini kurma hareketidir. İran’da, Türkiye’de, Suriye’de, hatta Irak’ta oluşacak bir Kürt yapılanmasındaki tüm Kürtler bir araya gelerek federasyonları, birleşerek üst konfederalizmi oluşturur.
7) Asıl karar yetkisi köy, mahalle, şehir meclis ve delegelerinindir, dolayısıyla halkın ve tabanındır.
Ben daha önce bayrağını, tanımını söylemiştim. Şimdi de ilkelerini verdim. Kürdistan için üç hukuk geçerli olabilir demiştim. AB hukuku, üniter devlet hukuku, demokratik konfederal hukuk. Üniter devletlerin bizim demokratik konfederal hukukumuzu tanımaları halinde, biz de onların hukukunu tanırız. Şu şartla: İran, Irak, Türkiye, Suriye bizim konfederal hukukumuzu tanıdıkça, biz de onlarınkini tanır, uzlaşıya gideriz. Bunları biraz ilkeselleştirmek gerekiyor. benim söylediklerim ve yazdıklarımı iyi düzenlerseniz, demokratik konfederal hukukun esasları ortaya çıkar.
Bunun kuruculuğunu kabul ediyorum. Kürtçe olarak ismi de “Koma Komelên Kurdistan” olur."


MEHMET ÖCALAN’IN GÖRÜŞMESİ


Hızlı şekilde genel olarak gördüklerini ve bildiklerini aktar. Özet olarak nerelere gittiğini, gördüğünü anlat. Sonra da ayrıntılarını anlatırsın.
(Buradan gittikten sonra Çukurova’daydım. Orada DTH aydınlar toplantısı vardı. Ona katıldım. Onu izledim.)
Kalabalık mıydı?
(Salonun içi dolmuştu.)
Düşünceler ne şekilde aktarılıyordu bu yeni hareketle ilgili olarak?
(Herkes kendi şeyine göre düşünce aktardı. Adana’da halkla buluşma toplantısına da katıldım.)
Adana’da ilgi nasıldı?
(Orada ilgi biraz daha yoğundu. Halkın beklentileri vardı. Ben de orada konuştum. Beş dakikalık bir konuşma yaptım.)
Konuşmanın içeriği ne şekildeydi?
(Konuşmanın içeriği şöyleydi: Geçmişten beri geleneksel hale gelen HEP ve DEP”ten DEHAP”a kadar olan bir partiye biz de üyeydik. Tabii buna bağlı olarak 1999”a kadar halktan bu partiye ilgi fazlaydı. 1999’dan sonra bir duraklama yaşandı. Yine o dönem yerel yönetim seçimleri de vardı. 2002 ‘ye kadar normal şekilde gidiliyordu. O tarihten sonra artık baş aşağı erimeye başladı.)
Neden erime?
(Hem kurumlar içinde, hem parti içinde bir iktidar olduğundan dolayı, yerel yönetimler bir iktidar, rant ayağı oldu. En büyük şey belediye başkanlarından kaynaklanıyor. Bu böyle devam etti. 2004’te baktık ki gerçekten bunlar halkın iradesi yerine bireysel dost ahbap çavuşlarına o belediyenin kaynaklarını aktarmıştır. Ufak bir belde krallığı ilçe krallığı olmuştur. Toplum içinde o insanları o şekilde görmeye başladılar. Benim oradaki konuşmanın çerçevesi bu şekildeydi. Ondan sonra köye gittim. Fidanları ektim, fıstık ektim, orada çalıştım. Yine DTH 5 mart tarihinde Urfa’da bir toplantı yaptı. DTH’ni götüren insanlar beni davet etmemişlerdi. Ama bütün insanları davet etmişlerdi. Yeğenlerimle beraber ben de gideyim, toplantıya katılayım, konuşma hakkı verirlerse konuşayım diye ben de gittim. Köydekilerle beraber Urfa’ya gittik. Salon dolmuştu. Açılış konuşmasını Feridun Yazar yaptı. Bir metin vardı. Onu Hatip Dicle okudu. Artık partileşmeye gittiklerini söylediler. Nasıl bir parti istiyorsunuz diye halka sordular. İsteyen konuşabilir diye söylediler. Konuşmalar yapıldı. Sonra ben konuşmak istediğimi söyledim. Adana’da çerçeveyi çizmiştim. Urfa’da o konuşmanın içeriğini doldurmak istedim. Bu konuşmamı herhangi kimseyle önceden konuşmadan kendi isteğimle yaptım. Kumanda ile kimse beni yönlendiremez. Konuşmamda şunları söyledim: Ben köydeyken ve Adana’dayken bölgeden gelen insanlarla, halkla çok konuştum. Halk şunu izah etti bana. Dediler ki, biz yıllardan beri feodallere karşı, ağalara karşı ve sisteme karşı siyasi ve demokratik mücadele verdik. Ama bu siyasi demokratik mücadele verdikten sonra halkın özgürleşmesini bekledik. Bir kere baktık ki, ağaya, feodale sisteme karşı verdiğimiz mücadele karşısında parti, bazı demokratik kurumlar ve bazı belediye başkanları, bunlar baktık ki demokrasi yerine başımıza kralları getirdiler. Örnek verebilirim. Örneği şu şekilde: Eski otuz yedi belediye başkanı vardır. Bunların yüzde sekseni iş adamı olmuşlar. Eskiden beş kuruş maddiyatı olmayan insanlardır. Şimdi de elli yedi belediye başkanı vardır.)
Altmış değil midir?
(Ben bu kadarını biliyorum. Bunlar içinde izlenimlerime göre az bir kısmı dürüst çalışıyorlar. O hizmeti halka veriyorlar. Onun dışında bunlar içinde üçlü çete vardır. Bir ayağı bazı cezaevinden çıkanlardır, diğer ayağı DEHAP parti meclisindeki bazılarıdır, ama tabii DEHAP’ta emek verenler, iyi insanlar var. Üçüncü ayak da belediye başkanları, ahpap çavuşları ve aileleridir. Ben konuşmamı bitirdikten sonra oradaki konuşmama karşı bir belediye başkanı söz alıp dedik ki, o adam konuşmasaydı ben söz hakkı almayacaktım. O adam dediği benim. O belediye başkanının demokratik mücadelesine saygılıyım. Ama ben de bu mücadelede biraz katkısı olan bir insan olarak konuşma hakkımı kullandım. Ben zaten Urfalıyım o yüzden o toplantıda konuşma hakkım var. Bunu engellemek demokratik değildir. Ben üç beldenin içinde yaşadığım için bazı şeyleri bizzat görebiliyorum. Ben o belde başkanlarının ikisiyle de konuştum. Onlara dedim ki, siz burada bu halkın oylarıyla seçildiniz , çok şikayetler vardır, bunun nedenleri nedir diye sordum onlara. Birine dedim beş kişiyi işten çıkarmışsın. Onlar fakir aile çocuğu idi, çıkarmasaydın daha iyi olmaz mıydı dedim. Karşılığında bana sen işçileri o kadar destekliyorsan kaynak yoktur. Siz gidip tarlaları satın. Bunların maaşları öyle verin dedi. Diğerine de söyledim, bu fırsat elinize geçmiştir. Bu halka tamamen hizmet yapmanız gerektiği kanısındayım. O belediye başkanı bana dedi ki, siz demokratik mücadele verdiniz de ne kazandınız? Biz de dedik ki, insanlık kazandık. Bu krallar içinde bazı prensesler de vardır.)
Bu çeteleri filan ben kabul etmiyorum. Bunların ismi derebeyliklerdir. O dediklerin gerçekten öyle ise bunlar derebeyliklerdir. Şimdiye kadar neden bana az bilgi getirdiniz?.."09.03.2005 G.N

"Demokratik konfederalizm dünya çapında solun yeni açılımı olacak. Marx ve Lenin’i ikibinlerde aşarak bunu yapacağız. İkibinlerde demokratik konfederalizmde bunun ideolojik temelleri var. Marx 1848’lerde bir şeyler ortaya koydu. Bunlar iki binlerde aşıldı.
Marx’ın değer teorileri bir fecaat. Bu değer teorisi hakkında benim kuşkularım var. Yeni sol buna yeni yaklaşıyor. Çokluk’un yazarları, Wallerstein, Bookchin bunları yazıyorlar. Ama sistematize etmede biz daha ileriyiz, daha pratiğiz. Değer teorisinin kapitalizme karşı bir karşı koyuşu yok....Aslında ben misyonumuzu ezilen halklar adına evrensel bir çıkış olarak görüyorum. Sistematiğim, kendime has bir üslubumun olduğunu belirtiyorum. Dünya çapında geliştirilmek istenen sol budur aslında. Sol ancak bu temelde gelişebilir. .....Kürt Federesi denilen şey ilginç bir olay. Yüzyıllık Kürt ihaneti, Kürt milliyetçiliği destekleniyor.....Federe devleti kurarak Kürt sorununu aşmaları mümkün değil. Kursunlar ama üzerimize gelirlerse, şiddetli bir savunmaya geçeceğiz. Biz halkımızı bunların üstten dayattıkları sahte demokrasiye karşı koruyacağız. Kürt kadınına, gençliğine, dost halklara çağrı yapacağım; bunlara geçit vermeyin diyeceğim. Demokratik konfederalizmi diğer devletler için de önemsiyorum. Gazetelere verebilirsiniz. İtalyan gazetecilere de verebilirsiniz. .....Türkiye yönetimini sert uyaracağım. Sırtımızdan Kıbrıs Rumlara veriliyor, Ermeni sorunu halledilmeye çalışılıyor. Bunların hepsi ihanettir. Biz satılıyoruz. Nereye? Londra’ya satıyorlar. Mustafa Kemal’in görüşleri açık. Gazeteler de Yalçın Küçük Apo’yu Kemalist yaptı diye yazmış....Mustafa Kemal birinci perdeyi yırttı attı. Doğru bir ulus anlayışını ortaya koymak istiyordu. Ancak konjonktür daha fazla yapmasına izin vermiyordu. Mesele Mustafa Kemal hayranlığı değil, tarihi doğru yorumlamaktır....Mustafa Kemal demek, eşittir, bu konularda köklü inanç ve bilinç demektir....Mustafa Kemal’in tecrübesi tarihi bir tecrübedir. Kürtler mutlaka bu dersi çıkarmalıdırlar. Ders çıkarmazsak 1925’ler gibi başımıza belalar gelir. 70 yıl bu konularla uğraşılır. Bugün Türkler, Kürtler ve Ortadoğu halklarına söylüyorum: Biraz saygılı iseler, Mustafa Kemal’in devrimci kişiliğini yaşatsınlar. Eğer Mustafa Kemal’e zırnık kadar saygıları varsa, onun özgür kimliğini bugüne taşısınlar. ....Beş altı yıldır sizin can güvenliğinizi de ben sağlıyorum. Siz Diyarbakır’dan geldiniz, oranın halini biliyordunuz. Siz de Dersim’den geldiniz. Oralarda şimdi yaşanabiliyorsa, biraz demokrasi varsa benim sayemdedir. Bunu bu zor koşullarda buradan sağladım....(Demokratik konfederalizm ve onun önderliğinin ilanı 20 Mart’ta olacak; tele-konferansla katılım olacak. Bayraklar hazırlanıyor. Newroz’a böyle girilecek. Sizin söylediğiniz bayrak güney partisi PÇDK’nin bayrağıyla aynı. Bu konuda görüş soruluyor.
Fark etmez, karışmıyorum.
(Bu ilanı Kongra Gel yapacak.)
Ama bu ilan benim adıma olacak. Geçen hafta ilkelerini vermiştim. Savunmalardan da yararlanarak bir kuruluş bildirgesi hazırlayacaklar....
Bu, demokrasinin ilanıdır. Halkımızın özgürlüğü, eşitliği temelinde ilan ediyorum. Bu, Arap ve İran halkları olmak üzere, bütün Ortadoğu halkları içindir. Zaten devlet ilanı değildir. Nasıl 19. ve 20. yüzyıl bir cumhuriyetler yüzyılı ise, 2000’li yılları da halkların demokratik konfederalizm yılları olarak değerlendiriyorum. Benim ilkem halkların demokratik konfederalizmidir. Benim alakam budur. Yolu da demokratik konfederalizmdir. Ulus-devletçiliğin aşıldığını söylüyorum. Ulusların çoğunun devlet kurmasıyla 1950’lerden itibaren bu aşılmıştır. Lenin’in, anarşistlerin, reel sosyalistlerin çözemediğini ben çözdüm.....

(Baskın Oran’ın da size benzer bir tanımı var.)
Evet biliyorum. Ama ben daha kapsamlı ele alıyorum.
(Dışarıda genel olarak düşünüş biçiminiz tam olarak algılanamıyor.)
Benim düşünüş tarzım farklıdır. ‘Çokluk’ kitabında da bazı şeyler var. Ben Descartes, Newton gibi düşünmüyorum. Düşünüş tarzım kuantumik bir tarzdır. Kuantum düzeyi bir gerçek." 09.03.2005G.N

Devam edecek..


Yorumlar (2 gönderildi):

.. 31 Jul, 2008 08:10:42
avatar
sayın abdullah öcalan türklere sesleniyormuş bana güvensin diye .seni kürtler bile dikkate bile almamaya beşlamıştı.belkide kime seslenecegini biliyor.çünkü çok degerli önerileri(kendisi söylüyor) türklere yarıyor.mileti bagımsızlıkla kandırdı,
görüş degiştire degiştire demokratik cumhuriyete getirdi.nerden nereye.70 li yıllardaki kürt hareketi bügünkinden kat kat güçlüydü.kürtleri sonu olmayan çözümsüz bir sürece getirmiştir.
kemalizin en büyük savunucusu olmuştur.
sana mı kalmış kemalizm.ayrıca ismet inonü nün kürtleri ne kadar düşündüğü dersim katliamında kendisini siyasi olarak gösteriyor.sanırım abdullah öcalan gibi cezaevinden rahat konuşabilen bir şahıs yoktur.
kurdı xerip .. 01 Aug, 2008 10:16:09
avatar
Bırakın konuşsun,konuştukça kendini ele veriyor takke düşüyor ,kel görünüyor.
''Merdi kıptı şecaat arz ederken sirkatin söyler''
Kürd halk önderide !?,konuştukça istemeyerek de olsa kendisini ele veriyor.
Ama dikkat edin yavuz bir hısız gibi de davranmaya çalışıyor.''Yavuz hırsız ev sahibini bastırır''misali

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin