Anasayfa | Türkçe | Adnan Fırat:Kimseyle Müzakere Etmeyeceğiz,Biz Konuşacağız Bizi Dinleyecekler

Adnan Fırat:Kimseyle Müzakere Etmeyeceğiz,Biz Konuşacağız Bizi Dinleyecekler

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image

Kürtler, maalesef mağdur ve mazlum bir millet olarak; mağduriyet ve mazlumiyetlerinden; tedavüle uygun bir yaşam ve sistem modeli çıkarsamayı arzu edenlerin eliyle ikinci bir defa mağdur ve mazlum edilme tehlikesi ile yüz yüzedirler.

ESKİ YAZARIMIZDAN BİR YAZI..
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Kimseyle Müzakere Etmeyeceğiz, Biz Konuşacağız Bizi Dinleyecekler

 

Adnan Fırat

 

Gerçeği, o gerçeği ifade ettiğini iddia eden söylem kadar onu, bizim için anlaşılmaz kılan ikinci bir şey yoktur. Tabii ki gerçek adına ve gerçeğe rağmen inşâ edilen söylemdir burada söz konusu olan.

 

Modern kültür bizleri ortalamanın taleplerine ve arzularına uyabildiğimiz ölçüde takdis eder. Bu takdis, inşa edilen söylemin gerçek ile ilişkisini sorgulamadığımız ölçüde devam eder. Modern kültür bizleri “toplumsallaştırma”ya çabalayarak arzu ve beklentilerimizi, ortalamanın arzu ve beklentilerinin ayarına indirgemeye çalışır. Böylece bizler tedavülde rağbet gören iktidar tarzlarına, söylemlere, kaprislere, beklentilere, ihtiyaçlara vs. yakamazı kaptırır gideriz.

 

Ulus devlet istencinin de, ulus devlet ile elde edilmesi umut edilen özgürleşme söyleminin de, mahrumiyetlerimizi dünya sistemi içerisinde birilerinin görerek ve fark ederek, sermayenin kar-zarar hesabını gütmeden gidermeye çalışacak birilerinin ortaya çıkışını beklememizin de, devleti talep ederken kullanılan pür ulusal/seküler jargonun da altında yatan faktör, söze konu ettiğim tedavülün temin ettirdiği çaresizliklerdir.

 

Kürtler, maalesef mağdur ve mazlum bir millet olarak; mağduriyet ve mazlumiyetlerinden; tedavüle uygun bir yaşam ve sistem modeli çıkarsamayı arzu edenlerin eliyle ikinci bir defa mağdur ve mazlum edilme tehlikesi ile yüz yüzedirler.

 

Biz Kürtler belki de dünyada hiçbir halkın sahip olamayacağı avantajlara sahibiz. Bu avantaj bizlerin hem kendimizi anlamlandırmada hem de başkaları ile yüzleşmede sahip olduğumuz imkânlardan kaynaklanmaktadır. Bugün Türkiye denilen ülkede, genel anlamda Türkler Kürtler’i anlamıyor ama Kürtler Türkler’i anlayabiliyorsa, Kürtler Türkler’in dilini biliyor lakin Türkler Kürtler’in  dilini bilmiyorsa sonuç şudur: Kürtler’in sistemden veya kendilerini sisteme nispet eden Türkler’den öğreneceği bir şey yokken, Kürtler’den herkesin öğreneceği çok şey vardır. Kürtler, Türkler’in dilini biliyor da Türkler Kürtler’in dilini bilmiyorsa Kürtler’in Türkler’i kuşattığı sonucuna rahatlıkla varabiliriz.

 

Dikkat ediniz, onlar bizi anlamıyor(çünkü bu imkânlardan yoksundurlar) ama biz onları anlıyoruz(çünkü bu imkâna sahibiz). Bu topraklarda Kürtler’in kendilerine kulak kabartacağı hiçbir unsur yokken, mevcut tüm unsurların Kürtler’e kulak kabartma zorunluluğu vardır. Yani biz konuşup müzakere etmeyeceğiz, bizler konuşacağız onlar da bizi dinleyecek.

 

Algı dünyası itibariyle biz Kürtler, hem Türkler’i, hem Farisîler’i hem de ilişkide olduğumuz Araplar’ı kuşatmış bulunmaktayız. Bu kuşatmadan ötürü bizimle baş edebilecekleri hiçbir algısal alan yoktur. Bize karşı üstünlüklerini tamamen silah ve sistem gücüne borçludurlar ki, bu tarz modern dünyada bir hayli rağbet gören bir tarzdır. Yani yukarıda bahse konu ettiğim gibi, tedavülde rağbet gören tarzdır.

 

Bizim millet olarak gücümüz; zihinsel imkânlara, algısal erginliğe ve ahlaka dayanırken onların bize karşı üstünlüğü zihin ve algı dünyasının belirleyici ölçek olmaktan çıkmış olması durumuna dayalıdır. İnsan olma durumuna yaklaştığımız ölçüde güçlenmekteyiz, insan olma durumundan uzaklaştıkça gücümüzü kaybetmekteyiz. Yani gerçeğin taşıyıcısı olarak algının yerine zor ve tasallut geldiği ölçüde bize hâkimdirler. Bütün hâkimiyetlerini bundan devşirmektedirler. Algının gerçek ile ilişkisini koparabildikleri ölçüde bize hâkimdirler.

 

Biz Kürtler, algının gerçek ile ilişkisini sağlama aldığımız ölçüde güç temin ederken onlar algının gerçek ile ilişkisini koparabildikleri ölçüde güç temin edebilmektedirler.

 

Dikkat edin, bizimle yüzleşmekten çok korkuyorlar. Çünkü bizim ile yüzleşmek gerçek ile yüzleşmektir. Biz onların hiçbir zaman görmek isteyemeyecekleri gerçekleriyiz çünkü sahip oldukları iktidarın avantajlarını bizleri inkâr etmiş bir zihinsel yanılsamaya borçludurlar.

 

Dikkat edin, bu topraklarda Kürtler kadar gerçek ile ilişkisini sahici bir biçimde koruyan, korumak zorunda kalan ikinci bir unsur yoktur. Çünkü Kürtler sadece ve yalnızca gerçek ile ilişkilerini sahici kıldıkları için “sorun” haline gelmiş bir millettir. Onları sorun haline getirenler de “gerçek” anlamıyla gerçeği sorun haline getirenler olmuştur. Kürtler, gerçek ile bağlarını sahici kılabildikleri oranda bir millet olabilmektedirler veya başkaları için sorun olabilmekteler. Eğer gerçek, bizi millet yapacak imkânlar sunuyor, başkalarını ürkütüyorsa artık burada sorun olan şey gerçeğin kendisidir. Kürtlük, bu anlam düzeyinde gerçeğin yerine geçtiği için sorundur.

 

Biz Kürtler’in gücü gerçeğin gücüdür. Kendimizi ona nispet ederek başkaları üzerinde bahadırlık yapmamızı sağlayacak bir yalancı iktidara sahip değiliz çünkü. Yani biz Kürtler, bugünkü koşullar itibariyle Kürtlüğümüzden bahsederken, sanal bir dünyadan, inşâ edilmiş bir söylemden, gücünü insanlık dışı faktörlerden devşiren bir iktidardan bahsediyor değiliz.

 

Biz Kürtler, eğer bugün gerçeğe dayanarak temin ettiğimiz güçten ötürü bir devlet ve sistem gücüne de sahip olamamışsak bu durum, gerçeğin gücünün tedavülden kaldırıldığı bir dünyada yaşıyor olmamızdandır. Dünyaya nizam veren yegâne gücün sermayenin gücü olmasındandır yani.

 

Eğer biz Kürtler temel fıtrî haklarımızdan mahrum isek, yakın tarihimizde defalarca katliamlardan geçmişsek, zulüm ve ceberrûtûn her türlüsüne maruz kalmışsak sebebi; başkalarının yalana olan iştiyâkı kadar bizlerin gerçeğe olan iştiyâkımızı koruyamayışımızdır. Yani imkânımızı harekete geçirecek yüksek iradeyi geciktirmemizdendir.  

 

Sizce bu irade nedir?

 

Sizce Kürtler’in kültürü ile iradesi arasındaki bağın te’sisini engelleyen şey nedir veya bu te’sisi sağlayabilecek irade nedir?

 

Biz ne yaparsak acaba, gerçekte sahip olduğumuz gücü lehimize çevirme olanaklarını harekete geçirebileceğiz?

 

25.07.08

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin