"Hizbullah'ı Teoman Paşa başımıza bela etti.."
Tuncay Güney'in 2001'de gözaltına alındığında Hizbullah ve JİTEM ilişkisine dair bilgiler verdiği de ortaya çıktı. Güney, emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün kendisine “Hizbullah o zaman yapılan hatalardan biriydi. Teoman Koman Paşa bunları başımıza bela etti” dediğini aktarıyor.
Kanada'da yaşayan Ergenekon'un kilit ismi Tuncay Güney'in, 2001 yılında polise verdiği ifadede domuz bağı cinayetleriyle gündeme gelen Hizbullah'ın JİTEM tarafından kurulduğunu iddia ediyor.Sorgulamayı yapan polis memurunun sorularını cevaplandıran Güney şu iddialarda bulundu:
“Hizbullah'ın normalde askerlerin kontrolü altında olduğunu biliyorum. Bunu bana ilk olarak, İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek söyledi. Direk Veli Paşa'ya söyledim. Dedim ki 'Paşam böyle böyle.' 'Doğrudur' dedi. O zaman yapılan hatalardan biri olduğunu söyledi.”
KÜÇÜK KARŞI ÇIKTI
“Veli Paşa bana bir keresinde, Hizbullahçılar için 'Teoman Koman Paşa (Eski Jandarma Genel Komutanı) bunları başımıza bela etti' dedi. Hizbullahçıların PKK'ya karşı askeri birliklerde eğitildiğini de kendisi söyledi. Veli Paşa, Teoman Koman Paşa'nın bunların askeri birliklerde eğitmesine karşı çıkıyordu. Veli Küçük, Hizbullah'ın askeri kışlalarda eğitilmesine muhalefet ediyordu. O, dışarıda başka bir statüde eğitilmesinden yanaydı.”
GAZETECİYİ VURDULAR
Güney, 1992'de cinayete kurban giden 2000'e Doğru dergisinin muhabiri Halit Güngen'in de Ergenekon tarafından 'Hizbullahçıların jandarma kışlasında eğitildiği' bilgisine ulaştığı için öldürüldüğündü iddia etti. Güney, şöyle dedi: “Muhabir Halit Güngen, Diyarbakır'daki kışlada eğitim yapıldığını keşfetmiş. Diyarbakır'da bunlar (Hizbullah) güçlüydü çünkü. JİTEM, kontra Hizbullah kamplarını ortaya çıkaran Güngen'i öldürdü. Güngen Doğu Perinçek'in adamıydı. Fotoğraflar Doğu Perinçek'e geliyor, yayınlanmadan çocuk öldürülüyor. Adnan Akfırat bana, 'Türk Gladiosu öldürdü, biz bunu biliyoruz ama tekrar ittifak yaptık' dedi. Kemalist sosyalist ittifakı derler buna. Aslında burada hep kullanılan Doğu Perinçek oldu.”
JİTEM ORGANİZE ETTİ
Sorgu sırasında Güney'e, “Hizbullah, JİTEM mi, Ergenekon mu “ şeklinde bir soru yöneltiliyor. Güney bu soruya, “Hizbullaah'ı JİTEM organize etti. Jandarmanın tesislerinde akşamları eğitim verdiği biliniyordu. Güneydoğu'da, Diyarbakır'da, Silopi'de. O bölgelerdeki jandarma kışlalarında eğitiliyorlardı” cevabını veriyor.
'OKKAN SUİKASTI İYİ İŞ'
Veli Küçük'ün Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan suikastının çok profesyonel bir iş olduğunu söylediğini anlatan Güney şunları söyledi:
“Gaffar Okkan öldürüldüğünde, biz Veli Paşa'nın İzmit'teki evindeydik. Birisiyle buluşmaya gidecektik. Veli Paşa, 'Bu Hizbullah işi değil, Hizbullah böyle yapamaz bunu. Bunda başka iş var. Kimse bunu böyle yapamaz, yani korumalardan kaçtın ya o kadar koruma var. Emniyet Müdürlüğü'ne yakın. Bu kadar büyük bir eylem ve güzel bir eylem. Eğer ki Hizbullah yapmışsa onu takdir etmek lazım. Bu örgüt eylemi değil' dedi.
Güney'in Velioğlu yaşıyor iddası
Tuncay Güne, Beykoz'daki bir villada 17 Ocak 2000'da Beykoz'da polisin bir villaya yaptığı 4.5 saatlik bir operasyonda ölü olarak ele geçirildiği bilinen Hizbullah'ın lideri Hüseyin Velioğlu ile ilgili açıklamaların da senaryodan ibaret olduğunu öne sürüyor. Güney'in Velioğlu ile ilgili iddiları şu şekilde: “Ben en son Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu meselesini kendisiyle konuştum. O ölen adamın Hüseyin Velioğlu olmadığını söyledi. Hizbullah'ı ve İrfan Çağrıcı'yı (Çetin Emeç cinayeti sanığı) Türkiye, İran ve İsrail'in ortak kullandığını söyledi.” Tuncay Güney'in ölmedi dediği Hüseyin Velioğlu ağabeyi tarafından teşhis edilmişti. Velioğlu, ölümünden 20 gün sonra Batman Bozoğulları Mezarlığı'nda toprağa verimişti.
ŞABAN ARSLAN yene safak



Yorumlar (29 gönderildi):
Bu iddialar yine aynı kişiden geldi: Ergenekon soruşturmasının asıl dayanağı Tuncay Güney. Fethullah Gülen’in eski özel kalem müdürü. Samanyolu TV’de programlar yapan, istediği gibi Kuzey Irak’a girip çıkan, karanlık ilişkileri olduğu belirtilen, CIA ve İsrail gizli örgütü MOSAD için muteber bir kişi. ABD’den 10 yıllık vize alabilen, şuanda Kanada’da Müslümanlığı bırakıp haham (Musevi din adamı) olan, ortalığı toza dumana kattıktan sonra Türkiye’den uzak duran bir kişi.
Şimdi bu kişinin yeni senaryoları hergün başka bir yandaş gazetenin manşetinden pişirilip pişirilip servis yapılıyor.
Memleketin geçmişinde ne varsa her şey Ergenekon kazanının içine atılıyor.
Aslında böyle yapılarak Türkiye’nin yakın geçmişindeki olaylar karartılıyor, bilerek ya da bilmeyerek gerçek sorumlular kurtarılıyor.
Türkiye’nin son 50 yılına damga vuran birçok olayda ABD-CIA gladyosu ve onların kullandığı yerli gizli açık işbirlikçiler tarafından yapıldığı gizli değil. Ama önümüze Ergenekon diye sürülen bu sözde örgütle gladyonun organik bağlantısı var mı?
Sunulan biçimiyle tarihi bir arınma davasından çok siyasal bir linç kampanyası olarak görülen Ergenekon soruşturması, sanki geçmişe yönelik bir bilgi kirliliği yaratmak içinde kullanılıyor.
Ahmet Şefik
www.kuzeyekspres.com.tr/
Sayin site yetkilileri, inandirici bulmadigim bu haber kaynagi icin bu alinti yapiyorum. Ayrica taraf tuttugunuz bir izlenim veriyorsunuz. Örnegin bu tür haberlere karsi aciklamalar yapiliyor. Bu aciklamalara hic yer vermiyorsunuz.
Örnegin; Hizbullah uyelerinin jandarmada egitildigi seklindeki ifade dogru degildir.Dokuz yil JITEM"de calistim.Böyle birsey olsaydi mutlaka haberim olurdu.selam ve saygilar.
Sahi neden ergenekonun MİT ve TSK ile ilişkisinin olmadığı özellikle iddiannamede belirtilmiş? Operasyonlar neden muvazzaf askerlere uzanmıyor? Buda gösteriyorki zevahiri kurtarma derdindeler.
Savcı , askeri rencide etmemeye çok dikkat etmiş. Operasyonlarda ele geçirilen belgelerde yapının ordu içerinde uzantıları olduğu yönünde somut veriler olsa da TSK'nın 'bizde böyle bir oluşum yok' cevabı üzerine ‘sözde TSK içinde yer alan Ergenekon örgütü’ tabiri kullanılıyor.
Başlarken bir yanlşımı affınıza sığınarak düzeltmek istiyorum.önceki yorumumda sayın ahmet Şefik’in soyadını Şafak olarak yazmıştım. Sayın Ahmet Şefik olarak düzeltiyorum.
JİTEM'de çalışırken Hızbullah hakkında dosya hazırlama görevi komutanım( D.Bakır Jitem Grup K. bnb. Cahit Aydın) tarafından bana verilmişti.
Hazırladığım dosya 7.nci Kolordudaki bir brifingde okundu.Hızbullah ; bir irticai terör örgütü olarak değerlendiriliyordu.Hakkında böyle bir itham bulunan örgütü JİTEM neden eğitsin ki?
Hatta kendisiyle hızbullah hakkında görüştüğümüz Silvan Emniyet Amiri bize;'' bence Hızbullahla uğraşmak yanlıştır.Çünkü PKK'ya karşı mücadele veriyor.'' diye cevap verince
hayretler içerisinde kalmıştık.
Ergenekon'u da JİTEM kurmamıştır.Ahmet Cem Ersever ; Veli Küçük,Arif Doğan ve Üst düzeydeki bazı komutanlarla ters düşünce JİTEM'e alternatif olarak Ergenekon' u teşkilatladılar.
JİTEM bazı kanun dışı işler yapsa da kanunla kurulmuş bir teşkilattır.Yetki ve çalışma alanı sınırlıdır. Fakat; Ergenekon daha geniş tabanlı ve hareket serbestliği daha geniştir.Görevdeki ve emekli
birçok askeri personel, mafi babaları, bazı gazeteciler, siyasi partililer, bazı itirafçılar,bazı öğretim kurumu üyeleri vs. hepsi ergenekon çatısı altında birleşmişlerdir.
Neticede; adı ne olursa olsun bu tip teşkilatlar GLADIO 'yu perdeleme amacıyla oluşturulmuş paravan örgütlerdir.Devlet yönetimindeki bazı sorumlular bu oluşumlara onay vermese de
birçok siyasi ve askeri üst düzey yöneticinin bu işlerden haberi vardır ve destek vermişlerdir.
$öyleki Aygan 9 sene jitemde cali$mi$ ama jitemin esas oyunlarini anlamami$!
$öyle:
Yani Aygan sende zannettinki ilerde inkar edecekleri ili$kiyi heryerde ayanen söyliyecekler! yani o vah$eti hangi kürt dü$mani yapardi?
Dü$ünün yani okadar infazlari hak edecek o kadar müslümanlik dü$manligi o hizbullah tarafindan öldürülen hangi zavalli yapmi$ti? ensesine kur$unu yiyen hangi kürd genci haketmi$ti? O öldürülenler kürtlükten ba$ka ne günahi vardi? o öldürülen insanlarin %95 namazini niyazi yerinde olanlar deyilmiydi?
yani hizbullahi türkler(ergenekon veya jitem) kurmadi diyorsunuz!?
Peki kim kurdu?
öcalan vede perincekin yaptigi gibi her ta$in altinda onlarin söylemleriyle Abd mi yapti?
yani her eylemin yaniba$indaki sokakta suikasti gercekle$tirenleri bir polis veya askeri araba beklemiyormuydu?
halkin onlara mudahalesinde hemen askeri veya polis bir ekip onlari halkin elinden kurtarmiyormuydu?
Burasida bir gercektir!!
Hizbullahin alt kademesi müslüman dindar insanlardi!dahasi %95 i kürt genclerden olu$uyordu!
Ama ba$lari kesinlikle devlet güdümlüydü! bunu görmiyecek kadar kör olunur ancak!
Demin hüseynisevda.com baktim yukardaki karde$imiz linki vermi$ti bende merak edip baktim!!
$öyle bir yaziya gözüm takildi.
Hizbullah örgütün zaman gazetesine sert bir tepkisini yaziyordu!
Devamla hizbullahin ergenekon tarafindan kuruldu denmesine kar$i ciki$ tarzinda bir yazi!!
yazida dikkatimi ceken $u cümlesi bana göre her$eyi ortaya seriyor!!
Aktariyorum:
90 lardaki güneydoguyu dü$ünün ne hallere dü$tügü vede sizler(fethullah güleni kastediyor)$u an oralarda siyaset yapiyorsaniz bizim sayemizde yapiyorsunuz diyor!!
$imdi 90 lardaki o bildiriye göre vahim durum neydi ona bakalim!!
Kürtlerin pkk yoluyla en güclü oldugu dönemdir! devlete en büyük darbelerin vuruldugu dönemdir!
$imdi size soruyorum!
yani öyle bir haraket kürdlerin dü$manlarindan ba$kasi kurmasi mümkünmü?
Eyerki türkiye di$indaki IRAN veya SÜRIYE kurdu diyen olursa, e zaten o dönem apo bekaa vede $amda bu ülkelerin kontrolundaydi?!!
yani burdanda cikiyor ki adres yine en barbar Kürd Dü$mani dinsiz kemalist devlete cikiyor!!
Bir örgütün pratigi kimin yararina cikiyorsa onun gizli örgütüdür demektir?
yani $imdiki aponun yaptigi gibi sylemleri kürdden ziyade türklerin cikarina deyilmi? istediginiz kadar onu kürtcü gösterin bu önemsizdir!!
Bir devlet kulandigi örgütleri devresi gecmese her yerde de$ifre etmez!!
sayin aygan bunu daha tam anliyamami$!!
sizler ne kadar türkler icin cali$mi$ olsanizda!
Ne kadar ona hizmet etmi$ olsanizda!
Ne kadar onun icin kürdleri yok etmi$ olsaydinizda SONUCTA SIZLER BIR KÜRD KANI TA$IYORDUNUZ!! VEDE SIZE ONU BELI EDECEK KADARDA SALAKTA DEYILDILER KI SIZ DAHA FAZLA CALI$ANIZ!! yani onlarin dosyalarinda sizler güvenilmezdiniz sonucta?!! o yüzden sizin duymami$ olmaniz o tezleri cürütmiyor!!
yani jitem hizbullahi kurmadi tezi demek istiyorun !!
Hizbullahcilarda kendini temize cikarmasin!! hele hangi islam kitapta gidin dinsiz türkler icin kürt garibanlarin kafasina kur$un skin diye fetva vardir?
Türkiyedeki deniz kenarindaki ciplak plajlari t.c basma makinasi gibi cali$irken sizin oralara bir ta$ bile atmayip acliktan evinde ekmegi olmiyan gariban fakir kürt fidanlarini vurdunuz! Bunu türke hizmet icin kurulmadida?!
Allahami hizmetti?
saygilar
Görüşlerinize katılıyorum.Sadece ''Hızbullahı JİTEM''in kurduğu tezine karşıyım.Bunu diyenler yanlış adres gösterdiklerinin farkında değiller galiba..Jandarma demek sadece JİTEM demek değildir.İsterseniz size Jandarma Teşkilatının şemasını çıkarayım.
Bizaat gidip Diyarbakır E-Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Hızbullah itirafçısı Vecdi Şeran'la görüştüm.
Hızbullah dosyasını hazırlarken birçok kişi ve kaynaktan faydalandım.Şeran bana
örgütün hangi ülkelerle ve yetkililerle ilişkisi olduğunu anlattı.Örgüt lider ve kadrolarını anlattı.Siz diyorsunuz ki bu işte İran ve Suriye'nin parmağını aramayın.Tamam Suriye'yi bırakalım ama İran'ın etkisi ve ilişkisini neye dayanarak görmemezlikten gelebilirsiniz?
Bizaat canlı tanık var ortada.
Kürtlere karşı ve dindar garibanlara karşı hızbullahın gerçekleştirdiği vahşiyane katliam ve yaralama olaylarını
tabbii ki devletten habersiz ve destek almadan gerçekleştirmek imkansızdır.
Rahmetli Gaffar Okan suikastını gerçekleştirenlerin bazı güvenlik güçlerinden destek almadan gerçekleştirmeleri olanaklımıdır? hayır.
Evet ,daha önc de söyledim.Her ne kadar JİTEM de memur olsam da bana ve benim gibi ''eski terörist''lere güveneceklerine inanacak kadar aptal değildim.Artı ben eski PKK'lı ve Apo'nun akrabasıydım.Apo'nun devlete bakışını burada söz konusu yapmak istemiyorum.Şükürler olsun ki bazı gerçekleri erken anlayabildim.
Sonuç olarak; tabii ki herşeyden haberdar olmam lazımdı diye bir iddiam olamaz fakat adım gibi eminim ki,Hızbullah Diyarbakır,Silopi veya Batman'daki JİTEM'de eğitilmedi ve kapısından bile içeri girmedi.Sizde lütfen İran devletinin yayılma politikasını ve Kürt düşmanlığını anlayın.Kemalist Gladionun Hızbullahı kendi amaçları doğrultusunda kullandığını anlayın.Ergenekoncuların; 'düşmanımın düşmanı benim dostumdur' politikasını anlayın.
selam ve saygılarımla
aslinda bizim icin jandarma,havaci,piyadeci,topcu ,mit ,tit v,s hepsinin ciktigi yer t.c nin kemalist rejimidir?! yani burda kurumlarin isminden ziyade devletler önemlidir?
irana gelince iran kesinlikle kürd dostudur anlaminda söylemek istemedim!Benim demek istedigim o hizbilvah$eti türkler kurdugudur?!Tabiki digerlerinde i$ine geliyordu sonucta onlarinda kürd sorunu vardir türklerin dedigi hep bana olan yarin sanadir söylemi deyilmi?
$imdi kürtler söz konusu oldumu kar$imizdaki birligin ba$ini türkler cekerek vede en barbari diyelim türklerdir bunlarin öncülügünde Iran,süriye arab ülkeleri vede türki cumhuriyetlerdir? artik biz kürtler kimin bizim dü$manimiz oldugunu artik bilmeliyiz..
yani $imdi bizim kuzey kürtlerin söyledigi/yaptigi t.c sistemini birakip sadece t.c sisteminin ayaklarindan AKp yi her $eyin sorumlusu gibi gösterme safligindan kurtulmaliyiz!Ayaklari yöneten Ba$ önemlidir bizim i$imiz,sistenlerdir!!
o yüzden dogrudur iranlar tabiki türklerle beraberdir kürd dü$manliginda!
Ama benim demek istedigim o hizbuvah$etin nerde ve kimi öldürdügüne bakacaksiniz.
Yani esas hizbullah Lübnanda deyilmi?kadrolari süriyede deyilmidir?
Hizbulvah$etin kamplarina gelince benim bildigim kamplari kendilerine özeldi!!
yani öyle söylendigi gibi jandarma alaylarinda deyildi! ha ba$lari özel egitilmi$ olabilir! onuda sizden ögrenmek istiyoruz.
yani bir dü$ünün tutuklanipta cözülemiyen yurtseverleri bile bu ekibe havale ediyorlardi o dönemlerde.en azindan öyle duydum.
madem elinizde bilgi vardir niye yazmiyorsunuz sayin aygan?
saygilar
iran devrimiyle islami hareketler hareketlendi. birer taban oluşturmaya başladılar.
sahada marksist pkk vardı. hizbullahlla anlaşamadılar. sahadan kürtlerin çoğunu silen pkk karşısında ki bu gerici harekete de varlık hakkı vermek istemedi...
hizbullahçılarda ikiye ayrılmaya başladılar. menzilciler ilimciler. menzilciler ile ilimci .....ilimcilerle pkk bir şekilde bu saha ve fikir kapışmasında karşı karşıya geldiler...
işin buraya kadarı özüdür. sonrası illegaliteye ve aksiyona alışan bu kitlenin bazı kesimlerinin bir şekilde bir yerlerde kullanılması doğaldır.
komplu teorisine gerek yok. pkk karşısında güç istemiyordu. hizbullah marksistlerle fikir ve silahlı çatışmayı cihad kabul etti. bu uğurda o ortamda iki taraftan da insan kurban edildi.
devletin bu fili durum karşısında ki pozisyonu kendisini ilgilendirmektedir. ama bu fili durmu devlet değil bizzat pkk oluşturdu. hizbullahın eline güçlü kozlar verdi. cami basarak 12 insanı katletmenin bölge halkına etkisini ya hesaplamamaıştı. yada zaten istediği buydu ankara pkk sinin
kompluysa....
pkk erkenekonun işidir. erkenekon abdullah öcalanı kullandı. hatta belki başkanıda kendisidir. öyleyse pkk olayı ergenekonun işidir. demem nasıl insafsızlıksa ....islami hareketlerin tamamem birlerinin kontorulunde olduğu iddasıda o kadar havada bir iddadır.
hakikat bana göre budur. fili durum karşısında tavır belirleyen, fili durmu sevk ve idare edip bundan yararlanan birleri var diye bu kadar da insafsızlık olmaz. devlet iki dağın savaşında muvazeneyi bozan şeyler yapmıştır. buda kürt halkının civanlarına olmuştur...
Abdulkadir Aygan
Kaynak Firat Haber Ajansi
Yorumsuzdur.
Bundan başka, bölgenin bazı yerlerinde JİTEM ‘e bağlı çeteler tarafından, PKK’ya taraftar veya sempatisi olanların hayvanları sürüler halinde çalınıyor (bazen de gasp ediliyordu) ve Hizbullah cemaatini zan altında bırakacak şekilde hareket edilip izler bırakılıyordu.
Bu yöntemle hem çete üyelerinin maddi ödenekleri karşılanıyor, hem de cemaat şüphe ve zan altına sokularak etkinliği kırılmaya çalışılıyordu. Bölgenin birçok yerinde buna benzer olaylar tespit edilmiştir.
Hizbullah cemaati bölgede etkin bir güç olarak yerini aldıktan sonra, toplumda gerek aileler ve gerekse kabileler arasında kemikleşmiş sorun ve anlaşmazlıkların çözümü için cemaate başvurular başladı. Hizbullah cemaati de halkın bu sorunlarına eğildi ve çözmeye çalıştı. Cemaatin bu gayret ve çabası görüldükçe ve sorunlar çözüldükçe halkın teveccühü giderek arttı, daha çok başvurular yapıldı. Özellikle 94 yılından sonra bu yönde ciddi bir yoğunluk oluştu. Öyle ki; yarım asırlık sorun ve anlaşmazlıklar dahi getirildi. Arazi anlaşmazlıkları, kabileler arasında süregelen kan davaları, ticari anlaşmazlıklar, miras meseleleri, ailevi sorunlar vs gibi her türden sorunlar yoğun bir şekilde geldi.
Bu sorunların Hizbullah cemaati tarafından çözüme kavuşturulması, toplum içinde ciddi bir güven duygusu oluşturdu..
Öncelikle Hizb.ın Jit.le ilişkisi hakkındaki net ifadeneizden dolayı sizi tebrik ediyorum.
Kesin bilgi sahibi olduğunuz bir konu hakkında net konuşabiliyorsunuz,bu sizin en doğal hakkınız.
Ama, kesin bilgisine sahip olmadığınız konularda hakkında(Gaffar Ok.nın öldürülmesi gibi) yaptığınız yorumlar sadece zandan ibarettir.
İddia edilen konularda belgesi veya ıspatı olan versa konuşsun,yoksa lütfen iftira ve hakaretlerde bulunmasın.
Yiğidi öldürmek var,hakkını yemek yok...
adilane yorumunuzdan dolayi tesekkur ederim.
Yorumunuzu okuyunca,yukaridaki yaziyla ilgili yorumumu bir daha gözden gecirdim.O yorumumda muglak ve her tarafa cekilebilecek bir belirleme yaptigimi gördum. Uyarinizdan dolayi tekrar sukranlarimi iletmek istiyorum.
Konu; suikaste kurban giden Diyarbakir eski emniyet mudur Gaffar Okan.
Duzeltiyor ve kesin inancimi yaziyorum:
Gaffar Okan`in Hizbullah örgutu tarafindan ölduruldugune inanmiyorum.
devletin icine yuvalanmis,Ergenekon vari ceteler kendisine Hizbullah susu vererek bu cinayeti islediler.Bu konuda daha fazla ayni ifadeleri tekrarlamak istemiyorum.selam ve saygilarimla.
bu hizbullah gerçeği ile ilgili tartışma bence çok yararlı.kimin bildiği gerçek bilgiler varsa paylaşmakla büyük bir hizmet yapmış olur.şahsen yukardaki yorumlar arasında en makul olanı bana ALİ arkadaşın yaptığı yorum molarak görünüyor.netice olarak,hizbullahın islama da kürdistana da iyi bir hizmet çizgisi geliştirmediği kanaatindeyim;niyet ne olursa olsun netice böyle görünüyor.ama bunun en büyük vebali kesinlikle inanıyorum ki öcalana aittir.bunların üstüne ilk giden taraf pkk olmuş ve bu durum da doğrudan doğruya devlet için bulunmaz bir fırsata dönüştürülmüştür.ben de çokları gibi hizbullahın devlet tandaslı olduğu kanaatinde değilim.ayrıca hizbullah imzası atılarak yapılan bir sürü cinayetin de gerçek adresi jitem-ergenekon falan olmalı.pkk imzasıyla da aynı şeyler yapıldığı ortaya çıkmış bulunuyor.pkk daha ilk çıkış yıllarından itibaren dindar kesime hayat hakkı tanımayacağı çok belliydi,ve bu gerçeğin farkında olan islamcı kürtlerin de uzun süre büyük bir kafa karışıklığı içerisinde olduğu bilinen bir olaydır.yani,birgün pkk bölgeye tam hakim olursa biz ne olacaz,şeklindeki kaygı ve endişe yüklü düşünce islamcı kürtlerin hep korkulu rüyası olmuştur,ben şahsen bu endişeye bir çpk islamcı kürtte hakim duygu halinde olduğuna şahit olmuşumdur.sanırım huseyin velioğlu,bunu iyi kullanarak etrafına epey de zemin kazanmış kürt islamcı gençlerini rahat topladı ve çıkacak bir kargaşa ortamında ayak altında ezilmemek için adeta pkk yapısını tersinden kopya edercesine bir örgüt kurmayı başardı.bu örgütlenmenin boyutları hakkında ben öyle sanıyorum ki,pkk çok az bir bilgiye sahipti,devlet ise gerek sızmalarla gerekse sahip olduğu güçlü istihbarat aygıtlarıyla haliyle daha fazla gelişmeleri takip ediyordu.çatışma süreci başlayınca devletin üzüntü duyduğunu düşünmek zaten mümkün değil.kızıştırmak için seferber olduğunu düşünmemiz için de yeter derecede sebeb ve delil görünüyor.bazıları hizbullahın devletle irtibatına karine olarak bunların adam vururken rahat rahat sıvışabildiklerini gösteriyor.bu çok komik ve ahmakça bir yaklaşımdır.pkk mensupları,'80 den önce de sonra da hangi şehiriçi,ya da köyiçi cinayet eyleminde milisini ya da militanını polise kaptırmıştı ki?ya da pkk hizbullahçıları aynı şekilde vuruken onlar da aynı kolaylıkla kalabalığa karışmıyorlar mıydı?bilmeyen de kürt yerleşim birimlerinde her an her zaman asayış berkemal sanacak,öyle bir durum hiç olmadı ki?hatta bazı şehirlerde hizbullahçı bazı militanların gündüz gözüyle linç edildiklerinde bile ortada ne polis ne asker ne de sözümona onları bekleyen resmi plakalı reno arabalar vard...sonra ne görüyoruz,devletin hizbullaha şiddetle yöneldiğini,son derece marjinal bir hale getirdiğini görüyoruz.hasılı,kürtlerin sosyalistinin de islamcısının da "barbar" sıfatlı bir yaratıktan başka birşey olmadığını resmetmek için faşist kirli rejimin bol bol malzemeyle propaganda yapma imkanı kaldı elde...ne diyelim pkk da hizbullah ta kına yaksın bu duruma...yalnız benim aklımın almakta zorlandığı bir nokta var,bu noktada hizbullah ile ilgili ciddi soru işaretleri oluşuyor.hizbullah lideri nasıl bir mantık ve akılla istanbul'da karargah kurup örgütünü yönetmeye yöneldi?bu büyük bir salaklığı ile mi yoksa bazı mahfillerden ruhsat almış olmanın rahatlığı ile mi izah edilmeli,hizbullahçıların kamuoyunu bu noktada aydınlatma yükümlülüğü var,bence...velioğlu,baskına uğrayıp öldürüldüğü günlerde türkiyede en çok okunan yazarlardan fehmi koru şunu yazmıştı:"sanırım,velioğlu kendisine yönelen namlunun sahibini görünce çok şaşırmıştır."koru,zımnen velioğlu derin devlet bağlantısına işaret etmeye çalışıyordu bu yazılarında ve gerçekten bu şüphe kürt kamoyu tarafından hala dillendirilmektdir.
soyleki;
kurtlerin kahir ekseriyeti,yapilan vahim hatalara,yanlis stratejilere rahmen hala kurt topraklarinin bir gun ozgur olacagina dair umudunu canli tutmaktadir.iste Tc devleti bunun farkindaliginin getirdigi stratejisi geregi, slahli/silahsiz kurt olusumlarina karsi suphe uyandirmak,gozden dusurmek,lekelemek,hain gosterme projesine halen devam etmektedir.Bu baglamda, ortalama bir kurd'un bu orgutlere olmasi gerekenin ustunde destegini engellemektedir.cunku,siyasal kirlenmislik disinda kalmis olan kurt;yafta yemis,lekelenmis,hain gosterilmis olusumlara soguk bakar.Ankara devleti, bunu kurt varolus mucelesine karsi kullanmaktadir.
Burdan hareketle, PKK yi ergenekon kurdu,ilimcileride askeri istihbarat.!demek O kadar kolaymi.?
Bu orgutlerde,yurduna/dinine/tarihine ve izzet-i nefsine bagliligi tartismasiz olan binlerce kurt varken,bu yapilanmalarin gozden dusurulmesi,kurt ozgurluk mucadelesine hizmet edermi?
kurt halkinin onurlu durusuna karsi, TC nin her kesiminin,sosyalist,kemalist,sagci,solcu,milliyetci,mukadesatci,dinsiz,dindar herkesin,TC devleti resmi politikasinda vucut bulan duruslari ayni iken,kurt yapilanmalarini genel olarak yipratan tutum faydasizdir.(siyasal devlet politikasina etkisiz olan gercek islamci/demokrat turk dostlar istisna)
Bunlari yazarken,apo pkk'sinin yillardir havanda su dovmesini,rutbesiz asker oldurup,gercek yurtsever militan kurt guclerini heder ettirerek TC ye vurdurmasini ve 24 yilin silahli mucadelesinin tek sonucu, TC askerinin guvenirlik derecesini surekli yuksekte tutmustur.fiili durumun halkin TSK nin halk dusmani olan gercek yuzunu yanini gormesini engellemistir.Bununla beraber binlerle ifade edilen kendi mensubu kurt genclerini katletmesi,ic savas cikararak kurt halkini dusmanina karsi kucuk dusurmustur.ILIM ciler de bu yarista geri kalmamis,ic savasin tarafi,genclerin katili,orgutculuk adina,aday militanlardan resmi dilakce basvuru isteme komedisi(bu kimin fikriyse helal!osun)ile kurtleri fislettirmesi,TC yerine kurtlere silah cekmesini,halkin destegi, guveni,umudu ve onur'u nu tarumar ederek halki ozgurluk fikrinden uzaklastirmasini gercegi ilede karsi karsiyayiz.Burdan yola cikarken,yol'un TC nin kirli isaretleri ile isaretlendirildigini unutmamak elzemdir.
saygilar
Aslında büyük teşekkür borçlu olan benim/biziz.
Hizb.ın hiç bir zaman Jit.le ya da benzeri bir oluşumla ilişkisi olmadığını ne kadar söylesek de, Pk.lilere yada diğer arkadaşlara sizin yaptığınız açıklamanız kadar inandırıcı olmaz.
Söylediğiniz tek bir cümle bile çok önemli.Bu saatten sonra da inanmıyorlarsa kendileri bilirler.
11 Eylül ü de Amerika yapmış,işgalleri kolaylaştırmak için falan filan...
Hep komplo teorileri...
Sakın üzerinize alınmayın, bu komplo teorilerinin büyük çoğunluğu da İslami kesimin gücünü örtmek/gizlemek için.
(Tabi bana göre böyle yada öyle olduğuna inanıyorum)
Öyle ya bölgede Pk. gibi büyük bir örgt. varken böylesi bir eylemi yapmak kimin haddine...
Ama yine de bir insan, bunları yapanların kim olduklarına ya da kim olmadıklarına inanma ya da inanmama hakkı var.
hüküm vermek ise ispat ister.Kimde gerek bunla gerekse başka konularla ilgili bilgi varsa açıklasın,hep beraber aydınlanalım...
Köy camii"sinin bir Hibullah egitim yeri oldugunu biliyormusun? Orada öldürülenlerin hemen hemen hepsi masum insanlarin katili idi. Öldürülenlerin tümü Devletin organize ettigi bir hizbullah tetikci timiydi. O olaya öyle "camii Baskini" gözüyle bakmak körlüktür. O baskina kadar orada öldürülenler onlarca masum insani katletmisti. Bana göre Hizbullahi Emniyetin icinde A.Aksu önderligin de bir birim teskilatlandirmisti. PKK bile onlarca sempatizan sehit edildikten sonra bunlarin baglantilarini ögrendi ve o baskini yapti. Lübnan da ki Hizbullah bunlarin kendilerinden olmadigini söylemis, Iran biraz iliskili oldugunu ancak Türk Devletinin kullandigini PKK ye söylemisti. Hizbullahi Abdulkadir Aksu"ya bagli, Jitem"in tolore ettigi,Devletin bilgisi dahililinde Emniyetin bir birimi organize etti ve kullandi.Jitem mi, Ergenekon mu bunlar tali tartismalardir. Sonucta devlet organizeli bir bicimde Kürtlere karsi bu örgütü kullanmistir.
şu köy camii baskını pkk tarihi bakımından en utanç duyulacak bir sürü katliam zincirlerinden biriydi başka değil.bu kadar zalimane bir katliama alkış tutmana pes doğrusu.o katliam oldu da ne oldu?hizb bitirildi mi yoksa akan kan bir dere yatağı daha mı açtı ona niye bakmıyorsun?
madem onlar tetikçiydi,madem orası bir eğitim kampıdı nasıl olur da keklik gibi avlandılar?veya jiteme falan bağlı eğitiliyor idiyseler asker kiyafetiyle baskına uğrayınca nasıl olur da hiç bir şeyin farkına varmadılar,yahu jitemdeki komutanlarımız bizi uyarmadan nasıl ziyarete gelirler diye ufak bir şüpheye kapılmadılar.insan asker tarafından eğitiliyorsa,asker geldi diye silahını gizleyerek mi asker karşısına çıkar?bu olay pkk tarafından işlenen gaddar cinayetlerden biriydi sadece ve intikam amaçlıydı,bu kadar basit...belli ki o köy hizbullahçıların etkisindeki bir köydü ama katledilenler arasında ilgisiz köylülerin çokluğu pkk propagandası ile gizlenmek isteniyor.şimdi bazı aklı evveller diyor ki hizbçilerin tetikçilerine devlet güçleri göz yumuyordu...vay be ne büyük bir şaka...silvan gibi dağlık arazi de sayılmayan bir bölgede pkk bir tabur gerilla ile köy basıyor katliam yapıyor devlet güçleri denizde karada havada yok,görünmüyor,yer yarılmış koca türk ordu birlikleri içine girmiş...arkadaşlar kendimize gelelim ve oynana oyunları artık farkedelim.pkk de hizbullah ta bu halkın çocuklarının omuz verdiği iki farklı kürt hareketi,ama her iki hareketin kumanda merkezinde bir kısmı ahmak bir kısmı satılmış bir kısmı rant peşinde bir kısmı şöhret peşinde bir kısmı ağalık peşinde insanlar yer alıyor hiç anlaşılmaz bir şekilde.kanaatimce olay budur başka da hiç bir şey değil.Her iki örgüte kafasını teslim etmiş aziz kürt gençlerine düşen tarihi görev bu örgütlerden yakalarını sıyırıp;farklı,demokratik,sivil itaatsizlik temelinde politika geliştirecek (henüz var mı bilmiyorum)yapılar içerisinde Kürt insanı için hizmet vermelri ya da evlerinde oturup hiç olmazsa insanlara zarar vermemeleridir,vesselam...
Cemal Tutar`in veya bir baskasinin Hizbullah adina A.Gaffar Okan olayini ustlenmesi,bu eylemi Devlet icinden özel bir birimin isledigi gercegini degistirmez.Mesela;12 Eylul Askeri darbesinden önce,fasistlere karsi bizaat gerceklestirdigim bircok suikast eylemini baska, ilgisiz PKK`li veya Dev-Yol mensuplarina yikmislardi.Iskence zoruyla sucu kabullenmis ve ceza almislardi.Ancak; benim samimi itiraflarim sonucu suclamalarla ilgisi olmayan 3`u PKK`li ve birisi de Dey-Yol`cu olmak uzere 4 kisi tahliye ve beraat etti. Demek ki; sucu ustlenen her sanik gercek sanik degildir.Cemal Tutar`in sucu itiraf etmesinin perde arkasinda, bilmedigimiz baska sebepler de olabilir.
Cami baskini meselesine gelince;Amerika`li askerler de Irak`ta camii bastilar ve onlarca muslumani dunyanin gözu önunde katlettiler. Camii,mescit, kilise veya baska dinlerin ibadet yerleri hicbir gerekceyle basilip orada ibadet eden insanlar öldurulemez.Insanliktan nasibini almamis,gözu dönmus caniler anacak bunu yapar.Bu eylemi her ne sebep ve bahaneyle olursa olsun gerceklestirenler asla iflah olmazlar ve basariya ulasamazlar. Ancak halkin nefretini kazanabilirler.Böylesi canilerin kuracagi duzende de yasanmaz.
selam ve saygilarimla.
Benim tanıdığım Hizbullah yapmadığı bir olayı üstlenmez. Ben böyle inanıyorum. (Bu durum diğer örgütlerde var diye Hizbullah'ı da böyle nitelemek doğru değil.) Burada ben de öngörümü yazdım aynen sizin gibi. İlerde yanılırsam yanıldığımı itiraf etmek zorundayım.
Sizin bir yorumunuzda inaçlı biri olduğunuzu sezdim. (En azından Allah inancı) Buna istinaden şu duayı yapıyorum: "Yüce Mevla bize hakkı hak olarak bilip, hakkı hakkıyla yaşayanlardan eylesin"
Ayrıca adınızın da geçtiği bir makaleyi okumanızı tavsiye ediyorum. HİZBULLAH CEMAATİNİN, PKK’NIN GÜÇLENDİĞİ BİR DÖNEMDE ORTAYA ÇIKTIĞI HEZEYANI / SAİD GABARİ (huseynisevda.com)
' beşer şaşar' diye bir deyim vardır. ' beşer ', yani insan şaşabilir , yani yanılabilir. Her kim ki ' yok ben yanılmam, benim söylediklerim, görüşlerim yüzde yüz doğrudur ' diye diretirse, bu insan yanılıyor demektir. İnsan hayatı yanılsamalarla doludur. Yanıldığını farkedip doğru olana yönelmek ve haklı olana biat etmek erdemli insanların işidir.Yanlışta diretmek, inat etmek ve öz iradesini körükörüne yanlış olana
teslim etmek cahil insanların yapabileceği bir hatadır.
Daha önceki açıklamalarımda da belirttiğim gibi; sadece ve sadece gözümle,kulağımla şahit olduğum olaylar hakkında konuşacağım ve yorum yapacağım.Dolaylı yollardan, başka kaynaklardan öğrendiğim olayları ise; sadece
kaynağa atfen veya tahmin olarak değerlendireceğim.Bu ilke benim için halen geçerlidir.
Bir kaç yorum yazısında Gaffar Okan ve Hızbullah-PKK çatışmaları hakkında
kısaca kendi düşüncelerimi dile getirmeye çalışmıştım. Tabii ki bu konulardaki yorumlarımda %100 haklıyım diyemem.Böyle bir hataya düşersem yalancı ve cahil durumuna düşerim.Yanıldığım noktaların, bu konulardaki bilgi eksikliğinden kaynaklandığını farkettim. Mesela; Gaffar Okan suikastı hakkındaki tahminimin beni bir noktada yanılttığını farkettim.Daha önce; memuru olduğum JİTEM' in Gaffar Okan' a kin duymuş olması, beni bu suikastı devlet (askeriye) emrindeki bir grubun gerçekleştirmiş olabileceği düşüncesine götürdü. Ancak; nasname yorumcularından bir kardeşimizin tavsiyesi üzerine ziyaret ettiğim 'Hüseynisevda.com' adlı internet sitesinde, suikastı Hızbullah' ın üstlendiği kanaatine vardım. Bu sitede Gaffar Okan hakkında sarfedilen sözler ile JİTEM' in kullandığı sözler arasında bir paralellik gördüm.İki dil de Okan' a karşı kin ve nefret duygularını dile getirmektedir.
Şimdi geriye bir düğümü çözmek kalıyor; farzedelim ki bu suikastı Hızbullah gerçekleştirdi. Fakat niçin Hızbullah'ı '' irticai, bölücü mevcut devlet rejimi için tehlikeli ve yok edilmesi gereken bir hareket'' olarak gören bir askeri personel değil de,Gaffar Okan? Gündüz ortasında, binlerce özel tim ve güvenlik kuvvetinin cirit attığı Diyarbakır gibi bir yerde bu suikastı tereyağından kıl çekercesine gerçekleştireceksin ve zaiyat vermeden geri çekileceksin?..Eğer Hızbullah' mensubu kardeşlerimiz bu işi tek başlarına yaptılarsa,hiçbir devlet görevlisinin göz yummasına
tenezul etmedilerse helal olsun.Gerçi kim yaparsa yapsın, mevcut duygu ve düşüncelerime göre; insanların öldürülmesine karşıyım.Nefsii mudaafa dışındaki her şiddeti lanetliyorum.
Diğer bir konu; yukarıda bahsettiğim internet sitesin de Said Gabari adlı kardeşimiz, benim bir konuda yanıldığımı belirtiyor.( PKK-Hızbullah çatışmalarının niçin 1990 larda başladığı konusu).Sayın Gabari gelişmelerin tarihi seyrini vererek beni aydınlatmıştır. Kendisine teşekkür ederim.Bu konudaki düşüncelerimi daha önce de belirttim. Yine de kısaca açıklama ihtiyacı duyuyorum.Şahsen;hiçbir zaman kardeş kavgasından yana değilim.Herkesin düşüncesi ve inancı ayrı olabilir. Orta yerde halkımızı inim inim inleten zalimler ve onların düzeni dururken biribirimize düşmek ancak zalimlerin işine yarar.Yıllarca sürüp giden kirli savaştan en büyük zararı halk gördü. Halkın anası ağladı,varı yurdu talan oldu,her evden birkaç fidan toprağa düştü,köyünden metropollere göç etmek zorunda kalıp parişan oldular.
Gencecik kızlarımız, bacılarımız onun bunun evinde, iş yerinde hizmetçilik yapmak zorunda kaldı. İş bulamayanlar ise mecburiyetten vucutlarını sattılar.Şerefsizlerin eğlence mezesi oldular.
Hal vaziyet böyle iken, '' Kürdistan' ın bağımsızlığı özgürlüğü için '' savaştığını söyleyen iki örgütün birbirini yemesinin haklı gerekçesi olabilir mi? Hangisine sorsan;'' biz nefsii mudaafa yaptık'' diyorlar.Farzedelim kendince haklısın. Peki;
''SABIR'' ve '' ELÇİ'' diye bir olgunun varlığından bi habermiydiniz? Zalim rejim
nefis, şeref,namus,ulusal gurur ve ulusal kültür gibi kavramlarımızı ayaklar altına almışken, biz düşmanla mı, yoksa birbirimizle mi savaşacağız.Esas NEFSİ MÜDAFAA yı düşmana karşı yapmamız gerekir. Aramızdaki talli çelişkileri yeri ve zamanı gelince elbette ki çözeceğiz.
Dokuz yıl Diyarbakır' da kaldım.PKK ve Hızbullah mensubu insanların birçok suikast ve eylemini duydum. Bu eylemlerde hayatını kaybedenlere baktığımız zaman
acı bir gerçekle karşılaşırız. Satırlarla kolu. bacağı yaralanan gencecik ortaokul ve lise öğrencileri,cammi imamları,yoksul köylüler, öğretmenler ve esnaflar saldırıya uğrayanların % 90 nını oluşturuyor.Bu zavallı insanlara karşı mı '' Nefsii müdaffa'' yapıldı? Madem ki Hızbullah cemaatine PKK militanları saldırdı o zaman buna mukabil olarak PKK militan ve yöneticilerinin cezalandırılması gerekmez miydi?
Bence; rekabet denilen olgu bazen ayrı kamplardaki insan ve örgütleri bazen yanlış yapmaya cezbeder.Rekabet; gereklidir.ama iyi yönde rekabet edilmelidir. Bir yerde rekabet yoksa orada gelişmeden bahsedilemez.Atlet olduğum dönemde; katılmış olduğum tüm atletizm müsabakalarında rakiplerimi yenmek istemişimdir. Fakat;
rakibimle yanyana koşarken ; ayağına çelme atmak, onun önünü kapatmak, dirsek atmak gibi yanlış ve hileli yollara tanezül etmedim.Mertçe ve sportmence yarıştım. Allah' ıma şükür ki başarılı da oldum.Bu Rekabet vesilesiyle insanın aklına bazı sorular takılıyor.Sayın Said Gabari kardeşimiz her ne kadar ; '' biz PKK' na karşı nefsi müdafaa zorunda kalmıştık'' dese de, orta yerde bir gerçeklik duruyor; 1990 yıllarda devletin PKK' na karşı mücadelede yetersiz kaldığı ve PKK' nın da geniş mevziler kazandığıdır.Hızbullah ve PKK' nın felsefesi, ideolojisi biribirine zıttır.
her ne kadar ikisi de '' biz Kürdistanıyız'' deseler de,idolojileri farklıdır.Her ikisinin de etkilendiği ve destek aldığı ülkeler vardır. PKK kendi müteffiklerini inkar etmiyor.Lideri bile herşeyi devlete itiraf etti.Dış ve iç bağlantılarının hepsini devlete açıkladı.Fakat; Hızbullah kendi müteffikleri hakkında kettumdur. Kendi müteffiklerini kamuoyuna açıklamamak O' nun en doğal hakkıdır.Bu bir örgütsel sırdır.
Gerek dış müteffiklerinin uyarı ve tesiriyle olsun gerekse de kendi öz iradesinin dayatmamalarıyla olsun,Hızbullah' ın; PKK'nın büyük aşama kaydetmesinden kaygılandığı bence gerçektir. Bu durumda ne yapmak lazım? Tabii ki meydanı PKK 'ne bırakmamak ve '' ben de varım'' demek gerekirdi. PKK uyguladığı; devrimde
düşman, müteffikler ve hedefler konusundaki taktiği neticesinde ortalıkta kendisinden başka bir güç bırakmamıştır. Kendi dışındaki oluşumları çeşitli yöntemlerle bertaraf etmiştir. Pusuda bekleyen düşman fırsat kollamaktadır. İşte bu aşamada düşman kafasındaki sinsi planı hayata geçirmek için harekete geçmiştir.
Düşman bazı püyonlarını kullanarak her iki örgütü biribirine düşürecek eylem ve faaliyetler gerçekleştirmiştir.Zaman zaman PKK' ya yandaş gazete ve bürolarını bombalamış, olay yerine Hızbullah veya İBDA-C imzalı bildiriler bırakmıştır.
Diyarbakır' ın ara sokaklarındaki evlerin kapısının altından aynı imzalı bildirileri bırakmıştır. JİTEM ve Emniyet istihbaratı içerisindeki bazı birimler,başıboş ortalıkta serseri gibi gezen itirafçı ve lümpenler Hızbullah kasetleri vermiş ve onların halk arasında kendilerini Hızbullah mensubu olarak tanıtmalarını emretmiştir.Bu serserilere solcu-demokrat gazeteci ve insanları öldürme emri vermiştir.
Hızbullah da nefsii müdaffa adı altında yanlış eylem tarzına yönlmiştir.Gerçi o tür eylemleri yapanların gerçek Hızbullah mensupları olup olmadıkları belli değildir.
Ayrıca; Sayın Said Gabari kardeşim diyorki; '' biz 1990 yılına kadar davet ve tebliğ metodu kullanmışız'' Eğer siz bu konuda başarılı idiyseniz niçin o davet ettiğiniz ve tebliğ sunduğunuz kitleniz bir gün dahi meydanlara inmedi ve düşmana karşı bir protestoda bulunmadı? Çalışmalarınızın çok olumlu sonuçlar verdiğini iddia ediyorsunuz.Kazandığınız kitleler nerede peki? Eğer PKK ile silahlı çatışmalarınız olmasaydı bölgede , sizin varlığınızdan kimsenin haberi olmayacaktı.Bilmem, belki ben uyumuşum da sizin bir muazzam güce eriştiğinizden haberim olmamış.
Her iki örgütte rekabet konusunda centilmence davranamamıştır.
PKK'nın faaliyetleri sonucu birçok kesim PKK taraftarı olmuştur.Geride sadece örgütün sosyalist ideolojisini benimsemeyen,dinine bağlı,örgütün başarılı olması halinde kendisine yaşam hakkı dahi tanınamıyacağına inanan kesimler kalmıştır.Bilindiği gibi ; toplumun bu kesimini de Hızbullah kendi potasına almıştır.Tabii ki bu; o insanların tercihir. Bu tercihi yapmak zorunda kaldı veya isteyerek bu mecra ya girdi diye kimse suçlanamaz veya kınanamaz.İnsanlar tercihlerinde ve seçimlerinde hürdür.
Kutsal bir davaya inanların her şeyden önce kendilerini gözden geçirmeleri gerekir. Geçmişteki hatalardan ders çıkarmaları gerekir.Esas düşman orta yerde dururken,kendi soyundan, milletinden,kavminden, kanından olanlara karşı siddet uygulamaktan vazgeçmesi gerekir.Kin duymak iki çeşittir.Birincisi; zalimlere, ezenlere ve işgalcilere karşı olan kindir. Bu kini benliğinde hissetmeyenler; gerçek yurtsever,gerçek inananlardan olamaz. İkinci kin ise ; şahsi ihtiraslar uğruna,iktidar ve servet uğruna, aynı milletin kan davalarında duyulan kindir.Bu kin; sahibine de çevresine de , fayda değil zarar verir. Kin, nifak,(tefrika),husumet, kibir ''şeytan işidir''.( Bu sözümden dolayı şeytana tapanlar bana gücenmesinler,bu söz toplumumuzda kullanılagelen atasözleri gibidir.)
Hızbullah ve diğer birçok konuda kaynağından bilgi edinmede ki eksikliğimi kabul ediyorum. Sadece; yaşadığımız coğrafyada çevremizde olup bitenlerden yola çıkarak kendi duygu ve düşüncelerimi yazdım.Duygularım beni yanıltmış veya yanıltıyor olabilir, düşüncelerim de gerçeğin kendisini ifade etmeyebilir. Nihayetinde etten kemikten olşmuş, ölümlü bir insanım. Kendimce hayattan çıkardığım dersler ve yaşadığım tecrübeler dayanarak ; eğer bir insan veya örgüt kutsal bir dava adına yola çıktığını iddia ediyorsa, bunun gereklerini yerine getirmeli, bu davanın büyüklüğü ve kutsallığı oranında sorumluluk almalı ve ona göre davranmalıdır.İnsanın amel-i de
fikriyle ve zikriyle zıtlık teşkil etmemelidir.Yani; eylem amaca hizmet etmeli, benimsenen teori ye uygun olmalıdır.
Bünyesinde; çürük ve düşmanın amacına uygun eylem yapanları barındıran, hiçbir güç muvaffak olamaz.JİTEM komutanı Cem Ersever'in bir sözü vardı; '' PKK neyi sevmiyorsa onu yapacaksın, hangi taktiği kullanıyorsa sende aynı taktiği kendisine karşı uygulayacaksın!'' Cem Ersever kim olursa olsun.Bu sözlerden ders çıkarmak gerekir. Düşman, '' böl-yönet'' taktiğinimi kullanıyor? biz bölünmeyeceğiz,
düşman karşısında birlik olacağız. Bir faaliyetimiz düşmanın ekmeğine yağ mı sürüyor? biz bu tür eylem ve davranışlardan vazgeçeceğiz.
Sayın Ali Amedi kardşim beni Cemal Tutar'ın ifade safhaları konusunda aydınlattığınız için teşekkür ederim. Zaten ;Hüseynisevda.com sitesindeki yazıları da okuyunca Gaffar Okan suikastını Hızbullah' ın yarım yamalak ta olsa üstlendiğini anladım. Olabilir. Pusu olayını iyi bilirim. Örgütte iken kafam hep askeri konulara çalıştı. Teori ye fazla kafa yormadım. İyi organize edilmiş bir pusudan sağ olarak kurtulmak mucizedir.Fakat halen kafamın alamadığı şey; gündüz gözüyle,Diyarbakır gibi bir şehirde,bir silahlı grupla pusu atacaksın, hem de ilin emniyet müdürüne karşı
ve kimsenin ruhu duymayacak ve pusuya katılanlar sağ salimen geri çekilecekler?...
Peki; emniyet müdürünün o saatte o yoldan geçeceğini kim haber verdi acaba?
Yani o pusu kısa bir zamanda mı organize edildi ?daha sorulacak çok soru var fakat
Zaman herşeyi gösterecek.Hızbullah cemati eğer biz yaptık diyorsa,yapmıştır diyelim ve bu konuyu şimdilik kapatalım.Bakalım ileri de neler çıkacak karşımıza.
Kavgasız, çatışmasız,birlik ve beraberlik içerisinde huzur dolu günlerin gelmesi dileğiyle. Selam ve saygılaımı sunarım.
Öldürmeleri, çatışmaları aklı selim olan hiç kimse istemez. Geçen gün bir haber okudum: “Kafesteki yılanın önüne yem olarak atılan fare yılanla giriştiği savaşta yılanı dişleriyle ısıra ısıra öldürdü. Yaklaşık yarım saat süren şiddetli savaşın ardından yılan, kendisine yem olarak atılan fare tarafından öldürülürken, cesur fare de ölüm kalım savaşını hafif sıyrıklarla atlattı.” Evet bir fare bile öldürüleceğini, kesin yaşam hakkı tanınmayacağını, kaçacak bir yerinin bile olmayacağını anlayınca haksız ve dengesiz bir savaşa dayatılıyor, canı pahasına, tüm riskine rağmen yılanı elindeki tek silahı olan dişleriyle ısıra ısıra öldürerek katil(!) bile olsa savaşı kazanıyor.
Hizbullah-Pkk savaşı bölgedeki Müslümanlar için ölüm kalım savaşıydı. Bir propaganda, rekabet veya varlığını tescil ettirme savaşı hiç değildi. Kendi kaynaklarına başvurulsa görülecektir ki meydana gelen bu savaştan ve sonucundan hiç memnun değiller, olamazlar. Sonuçta olan yine halkımıza olmuştur. Ama bunun gerçek müsebbibi savaşı dayatan Pkk’dir. Ben inanıyorum ki bu savaş yaşanmasaydı bu gün Hizbullah çok daha güçlü olacaktı.(Tabi rahat bıraksaydılar.) Ve belki de Pkk hakimiyetini sağlamış olacaktı.
Pkk kendi başarısına kendi bomba koydu. Hizbulah’ı küçük görüp savaşı dayatmakla kaybetmiştir. Kendini dev aynasında görüp yanılsamalarla hareket etti. PKK agresif, şiddet taraftarı, kişisel ihtiraslarının esiri olan, kendinden başka varlığa hayat hakkı tanımayan, nerdeyse kendini bir ilah gibi gören Apo gibi bir şahsiyeti başında tutmakla kaybetmiştir. Daha baştan kaybetmiştir. Ne yazık ki Apo, bünyesinde barındırdığı Kürt gençlerine kendi zihin yapısını da aşılamış, örgütten ayrılanlar bile siyasi olayları aynı zihin yapısıyla değerlendiriyorlar.
Pkk’nin dayatması sonucunda istemediği bir savaşa direnmek zorunda bırakılan Hizbullah, eğer o gün direnmeseydi bu gün Hizbullah’ın kaderi DDKD, KUK vs diğer Kürt örgütlerinden farksız olacaktı. Olayların anlaşılması için mutlaka tarihi kronolojik seyrini de bilmek gerekir. Kulaktan dolma veya karşı taraf bilgileriyle çok yanılabiliriz. Bir de Hizbullahı kendi dilinden dinlemek gerekmiyor mu? Olaylara başka cepheden de bakmak lazım ve bakış açımızı biraz değiştirmemiz gerekiyor sanırım.
Abdulkadir bey, yazdıklarınıza karşılık çok şeyler yazmak geliyor içimden. Yazdıklarınızda bir çok yanılgı ve tezatlar var. Kimi yazdıklarınızda kendi kendinle çeliştiğin hususlar da var. Ama polemiğe yol açmamak adına kısa kesiyor şahsınıza Mevladan geniş bir düşünme ufku, hak ve haklıdan yana bir tavır, uzun ömür, sağlık,huzur ve esenlikler diliyorum.
Sevgili Kardeşim
Burada Sayın Aygan'a yazdığın cevap çetçevesinde değil de,yeri gelmişken yakın olduğun ya da ifade tarzından anladığım kadarıyle sempati duyduğun Hizbullaha dair benim de bir kaç sualim olacak.Kelime oyunu yapmadan ve sloganik düzeyde bir yaklaşım göstermeden cevaplarsan sevinirim.
1.Kimse Hizbullah neden kavgaya girişti neden nefsi müdafaaya geçti diye Hizbullahı sorgulamıyor muahaze etmiyor.Evvele bu noktada anlaşalım.Söylediğimiz,Hizbullahın neden orantısız güç kullandığı ve eylem biçimini istismara açık bıraktığıdır,can alıcı sualimiz budur...Nusaybindeki oruçlu tablacıyı emsesinden vuran kurşunun,bahis konusu yapının ya da cemaatin elemanı değil idiyse sahibi neden zamanında bu tür İslama leke getirecek eylemleri biz yapmıyoruz diye ilan etmediniz veya etmediler?Sakın bana PKK gibi etkin propaganda mekanizmamaız yoktu bahanesi ile cevap vermeyin.
2.İnsan toplumsal hareketler başlattığı zaman,hele bir sahaya çıkalım da bakalım ne olacak diye basiretsiz bir planla ve stratejiyle çıkmaz.Çünkü ortada kendini esas o meydanın sahibi olarak gören ordusu,polisi,istihbarat gücüyle duran muazzam bir devlet aygıtı gerçeği var/dı.Bu dev aygıtın belirli bir süre izleyici olarak kaldıktan sonra sizi veya sampati gösterdiğiniz sözkonusu cemaati diyelim,ayakları altına almaya yelteneceğini ve en önemlisi psikolojik hamlelerle o cemaatin şahsında Aziz İslam davasını karalamak için ele geçirdiği resimleri farklı boyutlarda şekillendirip halkı manipule edeceğini hiç hesaplamadınız mı? Ki öyle oldu,şimdi sil silebilirsin İslama sürülen lekeleri...Hizbullah diye bir cümle kur,hemen sokaktaki insan "domuzbağı" diye bir karşılık verir,bu mu yani,bu muydu yani İslama hizmet?
3.Örgütsel yapılanma biçimiyle Hizbulalah,dünyada eşine rastlanmayacak kadar kendi elemanlarını rahat düşmana yem yapacak bir hatanın adresi olmuştur.Özgeçmiş oluşturarak ve referans vererek örgüte katılmak ve örgütün bunları arşivleyip düşmanın eline geçmesi konusunda pervasız bir aymazlıkla hareket etmesi hangi aklın mantığın eseridir,bunu bize değil de elemanlarına nasıl izah ediyor Hizbullah çok merak ediyorum.Neticede onlar da müslüman kürt çocukları olduğu için yakalanmaları eziyet görmeleri özgürlüklerinden yoksun bırakılmalrı bizi de üzüyor...
3)Kendi Dilinden Hizbulalah kitabına atıf yapıyorsunuz ve orada gerçekler anlatıldı diyorsunuz.Ben okudum o kitabı.Sadra şifa hiç bir şey anlatılmıyor o kitapta sevgili kardeşim.Türkün türke propagandası diye bir lafı var ya Çetin Altan'ın,bu kitap ta o misal.Hizbullahçı bir kalemin yine sadce Hizbullahçılara propagandasında ibaret hep soyut anlatımla acemice yazılmış bir vaz u nasihat ,başk abir şey yok...Somut olarak,sadece,bu sitede de daha önce tartışma konusu olmuş İzzettin Hoca ve Av.İbrahim Sarıaltun il ilgili kimseyi tatmin etmeyecek satıhlıkta bazı ifadeler var.Sanırım İslami cemaatler arasında konuşulanlara cevap mahiyetinde o iki konu orada savunma psikolojisi ile dile getirilmiş,ama özrü kabahatinden büyük bir sözü hatırlatmaktan öteye bir şey izah etmiyor.ve gerçekten bırakın PKK cenahını İslami gruplar herkesten çok sizi eleştiriyor ve çizginizi sorgulayor dün olduğu gibi bugün de.
4)Anladık,PKk mensupları ya da milisleri münafıktı,mülhidti,atesitti,marxisitti katletmek caizdi size göre tamam onu anladık...(Gerçi kişisel olarak bunu onaylamıyorum ama böyle düşndüğnüzü varsayıyorum)Peki dininden imanından itikadından şüphe etmediğimiz nice insan hatta İslami bir davaya inanmış Kürt,sırf sizi eleştiriyor ya da muhalefet ediyor diye satırların sopaların hedefi olmaktan kurtulamadı.Size sadece iki misal vereceğim.Midyatın Mizizah Köyü'nden olup Dicle Tığ Fakultesinde okuyan müslüman bir genci hangi sebeble katletti Hizbullah.O katletmediyse neden o cinayetin faili biz değliz diye bir açıklama yapılmadı.katli vacip idiyse ajanlık ya da münafıklık kimliğini belgesini neden ifşa edip şüpheleri izale etmediniz?
Yine Midyatlı Zekeriya Aygün,dindarlığı ile tanınan ve dindar bir aileye mensup bir gençti?Sırf başka bir İslami grupla duygusal bağları vardı diye katledildiği biliniyor.Hizbullah hangi Şer'i hükme göre bu genci infaz etti???Ve daha nice olaylar...Yazar Mehmet Metiner evinin önünde militanlarınızın şişeli saldırısıyla komalık yapıldı.Günahı neydi?MÜslüman bir entellektüelin sizi eleştirme hakkı küfür müydü?Bakın bugün aynı Metiner,sizin de rahat bir nefes alabileceğiniz demokratik insan haklarına bağlı bir Türkiye gerçeği için diliyle kalemiyle meydanlarda...Allah göstermesin bu yazar o darbelerle hayatını kaybetseydi,
siz İzzettin hoca için uydurduğunuz işte operasyonun şiddetinden evde unuttuk basit bahanesi gibi onun için ne tür bir bahane yazacaktınız şu meşhur "kendi Dilinden..." manifestonuza...Eyleme gönderilen arkadaşlarımız gazoz şişesini Metiner'in kafasına indirirken kol hareketlerinin ivmesinin ölçüsünü ayarlayamadılar mı diyecektiniz,çok merak ediyorum...
hizbullah özellikle diyarbakırda bir çok yurtseveri öldürdü.hem de vahşice.bunların lübnandaki hizbullahla alakaları yok sevgili seyirciler.emekli bir paşada daha öncesinden açıklamıştı.
pkk ile sistem de farkında olmadan birlikte çalışıyorlardı.daha doğrusu pkk farkında değil.bugün devlete koz veriyor.acemi batakçılar gibi.malesef birçok kürt yurtseveri bunlara umut bağlamış.
ergenekonda masanın bir ocunda...insanlarımızın kafasına kurşun sıktılar.bizi sindirmeye çalıştılar.devlet içinde devlet sistem içinde sistem oldular.bugün davaları var.pislikleri daha çok çıkacak....
bazı cemaatlarde din iman deyip insanları duygusal olarak sömürüp altan devlet düzeni veriyorlar.bunlar batakçıların xası.çoğu bunları sever bunlarda sistemi, devleti.
sevgili seyirciler durum böyle.bu hep böyle gitmeyecek.bir gün gelecek masayı bir yana fırlatacak...bu nasname gibi siteler,bizim gibi yorumcular ve uyanmış halk tarafından yıkılacaktır.
Yorum yaz