Metin Timocin:Sünni “Müslümanlar”, ne zaman Alevi Müslümanları rahat bırakacak?
Oysa Ergenekon gibi örgütlenmeler devlet oluşumlarıdır. Başbakan’da Devletin Başbakanıdır. Varsa böyle suç örgütlerinin işlediği suçlar, devleti temsil eden başbakanın kalkıp devlet adına haksızlığa uğrayan vatandaşından özür dilemesi gerekir. Ki bu haksızlık sadece alevi müslümanlara karşı yapılmamıştır, sünni müslümanlara karşı da yapılmıştır. Durum böyle iken, bir iki alevi kökenli insandan dolayı, alevileri, Ergenekon gibi suç örgütleri ile ilişkilendirmek sünni ahlaka sigar mi?
Sünni “Müslümanlar”, ne zaman Alevi Müslümanları rahat bırakacak?
Yeni Şafak gazetesinde çıkan bir haberin başlığı söyleydi: “Cemevinde Ağarta hücresi kurmuş” (http://yenisafak.com.tr/yazdir/?t=20.07.2008&c=1&i=129896)
Haberin başlığını okur okumaz, içimde “ey vah, başladık yine!” demekten kendimi alamadım.
Hemen aklıma Başbakan Erdoğan’ın, bir takım “Alevi ileri gelenleri” ile katıldığı iftar yemeği geldi. Yemeğe katılan “Sünni” Başbakan nedense “Karın ağrısından” oruç tutmamıştı. Yanında tescilli “Sünni” Cemil Çiçek’in ise dişi ağrıyordu. Yani bir cümle “Sünni ileri gelenlerinin” ya karınları, yada dişleri ağrıyordu. “Sünni İslam’a” göre yalan söylemek günah ya, kimse kalkıp “münafık” Alevinin elinde yemek yenmez demiyordu… Sonra ne olduysa oldu “Alevi açılımı” bir güzel seçim kapalımı olarak kullanıldıktan sonra çöp sepetine atıldı.
Şimdi de Başbakan Erdoğan’ın önde gelen savunucu gazetelerinden olan Yeni Şafak’in Muhabirinin karnı ağrımaya başlamıs.
Ergenekon üyesi eski Generallerin organize ettiği yürüyüşlere “Alevi katılımın” yüksekliğinin kinini kusuyor olmalı yazar. Tabii Alevilerin kendilerine neden hep şüphe ile baktıklarını sorgulamak aklına gelmiyor.
Başbakan Kendisini ve “Sünni” akıl hocalarını, Cumhuriyetin, Alevilere karşı işlediği suçlardan muaf sayıyor.
Oysa Ergenekon gibi örgütlenmeler devlet oluşumlarıdır. Başbakan’da Devletin Başbakanıdır. Varsa böyle suç örgütlerinin işlediği suçlar, devleti temsil eden başbakanın kalkıp devlet adına haksızlığa uğrayan vatandaşından özür dilemesi gerekir. Ki bu haksızlık sadece alevi müslümanlara karşı yapılmamıştır, sünni müslümanlara karşı da yapılmıştır. Durum böyle iken, bir iki alevi kökenli insandan dolayı, alevileri, Ergenekon gibi suç örgütleri ile ilişkilendirmek sünni ahlaka sigar mi?
Böyle suç örgütleri alevileri, sünnileri, hıristiyanları (katolik, protestan gb), dinsizleri, dinlileri, kısaca herkesi kullanır. Bazen örgütlenme yerleri Cemevleridir, bazen Camilerdir, bazen de üniversitelerdir… Böyle örgütlenmelerin toplantı yerlerinin ve zamanlarının belli bir şekli olmaz.
Güya Doğu Perinçek ve bazı subaylar “Alevi” önde gelenleri ile görüşmüş.
O zaman şöyle diyelim: Doğu Perinçek, Deniz Baykal, Emekli Generaller gibi Ergenekon üyesi olan önde gelenlerin çoğu (yada hepsi) “sünni” olduklarından, Ergenekon bir “sünni” oluşumudur.
Neymiş efendim “alevi” işadamı yardım yapmış.
Bugün Ergenekon’un en önde gelen savunucusu işverenlerin yüzde yüze yakını “sünnidir”. Böyle saçma bir mantık olabilir mi?
Ama oluyor iste… Aleviler söz konusu olunca, Başbakan’in savunucuları Sünni İslam kimliklerini bir kenara bırakarak, Diyanet İşleri Bakanlığı “Sünniliğine” bürünüyorlar.
Yine de Alevilerin, Ergenekon’un “destekçisi” yapılması ile avunmak lazım. Biz Aleviler Sivas Madımak Otelini de, Maraş Katlıyamını da biliriz. Bu gün canımıza dokunmuyorlarsa yine de “şükr” etmek gerekir…
Ne zaman ki, “Ergenekon Devletin suç örgütüdür” dediniz ve Devletin Başbakanı olarak bu suç örgütünün vatandaşlarımıza karşı işlediği suçlardan dolayı özür dilediniz, size oyumu veririm, aynen Kanada ve Avusturalya başbakanlarının yaptıgı gibi.
Alevileri anlamak için Alevilerin iftar yemeklerine katılmanıza gerek yok. Alevileri terörüstlükle ilişkilendirmeyin yeter.
Temmuz 20, 2008
tmetin07@gmail.com



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz