Altan Tan: DTP’nin Ergenekon’u
TARAF : Türkiye’de yıllardır meydana gelen karanlık olayların ve halen de devam etmekte olan karanlık ilişkilerin Kürt sorunu ile doğrudan ilişkisi ve bağlantıları vardır. Kürt sorununun niçin bugüne kadar çözülemediği önümüzde duran en önemli sorudur. Devletin içinde de, Kürt siyasi çevrelerinde de birilerinin Kürt sorununu çözmek istemediği artık ayan beyan ortadadır. Çözüme katkı sağlayacak her türlü samimi çabaları ve çözüm için çırpınan samimi kişileri çift taraflı olarak ‘hainlikle’ suçlamaları tesadüf değildir
Ergenekon soruşturması bugün Türkiye’nin en önemli konusudur. AK Parti’nin kapatılma davası dâhil, hiçbir konu bugün için Ergenekon davası kadar önemli değildir. Çünkü AK Parti’nin kapatılma davası üzerine yapılan hesaplar da, Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey’in Topal Osman tarafından öldürülmesi olayı da, 1977 1 Mayıs’ında Taksim Meydanı’nda meydana gelen katliam da Maraş, Malatya ve Çorum olayları da, şu veya bu şekilde ‘Derin Devlet’in, ‘Derin işleri’ ile alakalıdır. Bülent Ecevit’in ilk olarak Başbakan sıfatıyla 1970’li yılların sonunda ‘Türkiye’de kontrgerilla vardır’ sözünün üzerinden otuz yıl geçmesine rağmen konunun açıklığa kavuşturulması ile ilgili hâlâ doğru düzgün ve tatminkâr bir ilerleme kaydedilememiştir. Meselenin uzmanı olsun olmasın artık sağır sultanın bile kabul ettiği bir ‘DERİN organizasyon’ vardır ve bu organizasyon kendini her şeyin üzerinde kabul etmektedir. Başta hükümetler olmak üzere, yargıyı, medyayı ve ekonomik hayatı bizzat düzenlemekte, sanat dünyası, uyuşturucu, silah kaçakçılığı da dâhil dini ve kültürel hayata kadar akla gelen her şeye müdahale etmektedir. Sendikalar, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, spor kulüpleri ile dini grup ve cemaatlere ilaveten gerektiğinde yasa dışı örgütler bile bu ‘Derin organizasyon’ tarafından kendi amaç ve hedefleri doğrultusunda kullanılmaktadır.
Bu yönüyle Ergenekon davası, elle tutulup gözle görülemeyen ‘Derin Organizasyon’un artık görünür kılınabilmesi için çok önemli bir fırsattır. Ameliyat başarıyla tamamlanıp içerideki bütün ‘parçalar’ eksiksiz olarak çıkarılmazsa çok kısa bir müddet sonra maalesef tekrar başa dönülecek ve durum eskisinden de tehlikeli bir hal alacaktır.
ERGENEKON KÜRTLERE DE BULAŞMIŞ OLABİLİR
Türkiye’de yıllardır meydana gelen karanlık olayların ve halen de devam etmekte olan karanlık ilişkilerin Kürt sorunu ile doğrudan ilişkisi ve bağlantıları vardır. Kürt sorununun niçin bugüne kadar çözülemediği önümüzde duran en önemli sorudur. Devletin içinde de, Kürt siyasi çevrelerinde de birilerinin Kürt sorununu çözmek istemediği artık ayan beyan ortadadır. Çözüme katkı sağlayacak her türlü samimi çabaları ve çözüm için çırpınan samimi kişileri çift taraflı olarak ‘hainlikle’ suçlamaları tesadüf değildir.
Ergenekon Davası halk tabiri ile Türkiye’nin en ‘Baba’ davasıdır ve Ağrı Dağı mesabesinde büyüktür. ‘Dağın fare doğurması’ mutlaka önlenmelidir.
Bunun için:
1. Ergenekon Davası sadece AK Parti’ye ve hükümete karşı yapılan eylemlerle sınırlı olmamalıdır. Türkiye’nin bütün karanlık dünyası aydınlatılmalı. İş dünyası ve medya içindeki bağlantılar ortaya çıkarılmadan, olay sadece birkaç general ve mafyanın feda edilmesi ile kapatılmamalıdır. AK Parti de bugüne kadar sürdürdüğü politikaları ciddi bir şekilde özeleştiriye tabi tutmalı ve kesinlikle sadece ‘kendine demokrat’ olmamalıdır.
2. Bugüne kadar edindiğimiz izlenime göre ‘Derin güçler’ her yapıda vardır. AK Parti, Ergenekon’un ayak izlerini kendi içinde de takip etmeli ve ciddi bir arındırma yapmalıdır.
DTP’NİN TAVRI TALİHSİZLİK
3. Bugünkü çetelerin tasfiye edilebilmeleri için patlatılması gereken ‘Kürt çıbanı’ cerahat nereye kadar sıçrarsa sıçrasın mutlaka patlatılmalıdır. 67 Kürt işadamının infaz listelerini kimin hazırladığı, bunlarla beraber üçbin kişiyi kimin ‘faili belli’ bir şekilde öldürttüğü ortaya çıkarılmalıdır. Susurluk, Şemdinli, Dağlıca Baskını ve Ergenekon ilişkileri ‘gittiği yere kadar’ takip edilmelidir.
4. Ergenekon’un Kürt siyasal hareketleri ile ilişkileri de ciddi bir şekilde araştırılmalıdır. Turgut Özal döneminden bu yana meydana gelen Bingöl’de 33 sivil silahsız askerin öldürülmeleri olayı ve son dönemlerdeki şahinler ittifakı da dahil bütün olaylar mercek altına yatırılmalıdır.
5. DTP’nin Ergenekon’u ‘Derin Devletin kendine çeki düzen vermesi’ olarak nitelendirmesi yerinde olmamıştır. Yapılması gereken Ergenekon’la ilgili çalışmaları ‘danışıklı dövüş’ olarak niteleyerek Kürt halkının gözünde basitleştirmek ve anlamsızlaştırmak değil, ciddi bir muhalefet sergileyerek soruşturmayı gerçek noktasına çekmek olmalıdır. DTP kendi elinde olan veya ulaşabilmesi mümkün olan tüm belge ve dokümanları davaya katkı olarak ortaya koymalıdır. DTP kendi içine sızmış olması muhtemel ‘Ergenekoncu’ unsurları da mercek altına almalı, ucu nereye kadar uzanırsa uzasın deşifre etmeli bundan asla endişe etmemeli, kendi geleceği ve sağlığı için bunu elzem olarak görmelidir. AK Parti’ye muhalefet başkadır, rejimin şeffaflaşması ve demokratikleşmesi başkadır.
Sonuç olarak şunu söylemek doğru olacaktır: Türkiye ya ‘bağırsaklarını tam olarak temizleyecek’ veya ‘sağcı solcu, Suni, Alevi, milliyetçi, dinci, liberal, Kürt Ergenekonlar’ içimizden eksik olmayacaktır. AK Parti’ye düşen görev ise Ergenekon Davası’nı asla herhangi bir ‘pazarlık’ konusu yapmamasıdır.
TARAF * Yazar / altantan58@hotmail.com



Yorumlar (7 gönderildi):
Italya´daki "Temiz Eller Operasyonu" mu sandiniz bunu?
Italyayi oldum olasi ordu mu yönetiyor?
Ordu istemezse acaba bu operasyonlar olur mu?
DTP yada PKK´nin tavri olamaz ki zaten. Iradesiz uydulardir bunlar.
Öcalan ve ekibi ne öksürürse bunlar da o sesi cikarirlar.
Öcalan da tabiki diyecek "Birakin onlari Yahudilere ve killarima bakin".
Kardeslerim emekli, hasta ve yaslilari acikladilar, yapiyi saglamlastirdilar.
Bağırsak temizligi sindirim sistemi icin zaruridir.
Derin devlet bu operasyondan sonra daha da güclenecek. Bir de göz dagi veriyorlar.
Daha onlarca böylesi örgüt var derken sakin TC'yi ve derin devletini büyüttügümü sanmayin.
TC ates olsa ne yazar. NATO olmadan TC 24 saat Kürtlere karsi duramazdi.
Amerikan modeli bunlar. Yani baski gruplarinin icinde örgütlen, kullan. Kendi düsmanini kendin yap, kendin konrol et.
Günü geldiginde de harca gitsin. Hizbullah, Stêrka Sor vs gibi.
Hala yogun olarak kullandiklari örgütler icerisinde en güclü olanlari PKK, Gülen Cemaati, Cem Vakfidir. Üc temel muhalefeti iste böyle hiclestiriyor, inhibe ediyorlar.
AKP derinden baglidir. Sahin, Cicek disinda baska derin elemanlar da var icinde. Kipirdama sansi yok. Sadece global reel degisimler sürecine denk geldi AKP ve millet sandi ki AKP´nin kerametidir bunlar.
Herkes kendi evinin icine sahip cikarsa, TC ile parallelliklerini kesfedip tersini yaparsa bu cografyada da birseyler olabilir. Gerisi bostur, cene calmadir. Bu biter baska gündem cikar. Insiyatif 90'li yillarin basindan beri tami tamina TC dedir.
TC uzmanlasiyor, savasi ögreniyor, tecrübelerini arttiriyor. Icini saglamlastiriyor. Biz de laklak ediyoruz. Laklak derken konusmayalim demiyorum, ana unsurlari gözeterek düsünelim diyorum. TC askeri bir devlettir. Ordu (yani NATO'ya bagli generaller) yönetimdedir. Bunlari unutmadan konusalim. AKP yada savcilari bagimsizmis gibi ele almak Türkiyeyi tanimamaktir.
Yorum yaz