Anasayfa | Türkçe | Kürdün Dostları ve Düşmanları

Kürdün Dostları ve Düşmanları

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image

Büyüklerimiz dost ve düşmanlarımızı epeydir söylemiş ve bize yol göstermiş olmalarına rağmen, biz ısrarla dost ve düşmanları yanlış yerlerde aramaktayız.

    Kürdün Dostları ve Düşmanları

Büyüklerimiz dost ve düşmanlarımızı epeydir söylemiş ve bize yol göstermiş olmalarına rağmen, biz ısrarla dost ve düşmanları yanlış yerlerde aramaktayız.

Ehmedê Xanî ve Said-i Nursî hazretleri biz Kürdlerin ittifaksızlığına, dağınıklığına işaret ederek; ittifak ittifak ittifak demişlerdir.

Keza, Said-i Nursî hazretleri xızani we nezani isminde iki düşmanımıza daha dikkat çekmiş ve ikisine karşı da tetikte olmamız hususunda ciddi iqazlarda bulunmuşlardır.

Her derdin dewası ayri olduğu gibi, bu düşmanların her yeki de değişik ilaçlardan anlar. Yanlış ilaç hastayı daha da beter hale getirir.

Başsızlığın, imamesi ve ipi kopmuş tesbih taneleri gibi  dağılmanın ilacı ne örgüt kurup Kürd halkını öldürmek ne de canından bezdirmektir. Yapılması gereken şey; istişare, ittifaq ve qolektif aqıl ile hareket etmektir.

Bu da ancak ortak kurumlarla ve engin bir kültüre, hoşgörüye sahip liderlerle, fertlerle olur. Çağdaş bir ihtiyaç olan ve millet olmanın da birinci şartı olan ve ihtiyacını şiddetle hissettiğimiz bu eksiklik ve ihtiyaç; illegal örgütlerle, parti taassubuyla, cemaatçilikle giderilemez.

Bu ihtiyaç, siyasi ama ideolojik olmayan, çok renkli ve çok sesli bir yapı ile donanımlı insanlarla giderilebilir. Kültürel, içtimai ve iqtisadi alanların da ihmal edilmemesi gerekir ki birden fazla bağla bir birimize bağlanmış olalım.

Diğer iki düşmanımızı da uygun çarelerle alt etmemiz elzemdir. Xızani yani yokluk, faqirlik, iktisadi yetersizlik belimizi, insanımızın belini bükmüş ve taqatten düşürmüştür. Kürdistan’daki faqirliğin müsebbibi sömürgeciler olsalar bile hedefimize ulaşmak için azami çalışmalı ve iqtisaden güçlenmeliyiz.

İmkân olmadan gençler ve çocuklar okuyamaz, yetimler iş ve aş bulamaz, medyamız olmaz veya olursa derdimizi terennüm edemez. Siyasilerimiz proje geliştiremez. Eskiden Kürdler çok fakir idi, şimdilerde ise biraz varlıklı ama dawa mefhumundan uzaqtırlar.

Yetenekli fertlerimiz hasımlarımıza bilerek veya bilmeyerek qatkı sunmakta, kendi aleyhlerine, milletinin aleyhine çalışmaqtadırlar.  Bugün Kürdlerin omzunda olan dawaların  ‘bölücülük’ten ibaret olduğunu zannetmeyin.

İslamî cemaatlerin ekseriyeti, Türk devletinin önemli qurumları da Kürdlerin enerjisi ile ayaqtadırlar. Kürd âlimleri, öğretmenleri, siyasileri bir masa etrafında toplanıp; kültürümüzü, tarihimizi, büyüklerimizi nasıl çocuklarımıza anlatırız ve unutturmayız diye düşünmezler. 

Tüm Kürdlere hitap edecek bir medya kuramıyoruz, eğitim ağı oluşturamıyoruz, irşad ekiplerini harekete geçirmiyoruz.

Değindiğimiz gibi xızanî-faqirlik ve nezanî-ummilik  bir birini besleyen ve bizi gerileten iki önemli hasımdır. Devlet-zenginlik ancak aqıl ile elde edilir ve ancak aqıl ile elde tutulabilir.
Tahsil olmayınca ne zenginliklerimizden istifade edebiliriz ne de zenginliğe kavuşabiliriz. Akıl da ancak tahsille, eğitimle disipline kavuşur, gelişir, üretken olur.

Onun için bizler hasım ve düşmanı dışarıda içeride, örgütte, örgütlerde, cemaatlerde aramayalım.

Ne zaman bir araya gelir ve sorunlarımızı istişare ile medeni bir üslupla tespit eder ve devasını ararsak sorunun bir kısmı hal olmuştur.

Ne zaman çocuklarımızı okutur ve aidiyetimizi unutmamalarını sağlar ve kültürüne vaqıf gençler yetiştirsek akıllanmış oluruz.

Aqıllı insanların Kürdistan coğrafyası gibi munbit bir memlekette aç kalması mümkün değildir.

Onun için bizim vazifemiz hasım da olsa, bizden olmasa da başarılı örnekleri-modelleri takip etmeli ve onlardan yararlanmalıyız. Çünkü aqlın yolu birdir.

Evet, bunun için sorunun qaynağına inmeliyiz.  Kendi başına buyruk, örgütsüz yığınlarla, aç ve perişan ve de tahsilsiz-akılsız fertlerle bir davayı başarıya ulaştıramazsınız.

Yenilgilerimizin, travmalarımızın arka planında da bu üç düşmanı alt etmeden basit düşmanlarla uğraşmamız yatmaktadır.

Kürdistan’da tahsilsiz bir ferdimiz kalmamalı, kendi dilinde ( Kurmanci ve Dımılkî ) okuyamayan ve yazamayan bir fert kalmamalıdır.

Mesleği olmayan, ekmeğini kazanmayan bir fert de kalmamalıdır. Rencberlik ölmüş, tarım ve hayvancılık ölmek üzere. Sanayi kör ve topal ve de çağın gerisinde iken bu millet nasıl özgürlüğünü kazanır. Şeklen özgür olsak bile esaret devam eder.

Bir de aidiyetimiz önemlidir. Her Kürd dilini, kültürünü, tarihini bir nebze öğrenmeli ve çocuklarına da öğretmelidir.

Kahve köşelerinde zaman tüketen âlimlerimize, aydınlarımıza yazık oluyor. Gençlerimize de yazık oluyor.

Her il ve ilçede, köyde eğitim komisyonları kurulmalıdır. Tüm renkleri ve sesleri yansıtan kişilerden oluşacak bu komisyonlar hiçbir örgütün veya cemaatin etkisinde kalmadan halkımızı aydınlatmalıdırlar.

Uygun araçlar ve kurumlar tespit edilip hemen harekete geçilmelidir. Halkımızın haklı talepleri ( ana dilde eğitim, kendi aidiyetimizle çalışma ve siyaset yapma da dâhil  )  için de girişimler başlatılmalıdır.  Sidki_zilan@mynet.com

Yorumlar (4 gönderildi):

Ibrahim .. 18 Jul, 2008 09:48:44
avatar
Selamunaleykum
Ne yazik ki Türk devleti yazdiklariniza izin vermiyor, Kürtlerin geli$meleri amaciyla yapilacak hicbir i$e izin vermiyor.

Din olgusu tarihten beri ezilen halklarin kurtulusunu ve özgürlügünü amacladigi icin insanligin yüreginde cok güclü ve saglam bir yer edinmistir. Insanligin büyük cogunlugu dine ve dinin temsilcileri olan resullere baglidir, saygilidir. Bu yüzden tarihten beri kötü niyetli egemen siniflar egemenliklerini korumak ve gelistirmek icin dini ve temsilcilerini kendi cikarlari dogrultusunda kullanmaya calismislardir. Bu gerceklik bugün en cok sözde Islam ülkelerinde Islam dini cercevesinde görülmektedir. Sadece Türkiye örneginde bile inanilmaz bir din dolandiriciligi sözkonusudur. Türkiyede ögretilen Islamin gercek Islam ile fazla bir alakasi yoktur. Türk-Islamciligi gercek Islamdan uzak, gercek Islama aykiridir, gercek Islama düsmandir. Türkiyede ve Kürdistanda herseyden önce Islam hakkinda bir aydinlatma çalişmasina ihtiyac var ve bu da en basta Kürt Müslümanlarinin görevidir. Cünkü Türkiye ve Ortadoguda dinden anlayan birileri varsa süphesiz Kürtlerdir. Bu yazi bu konuda bir deneme niteligindedir ve Kürt Müslümanlarina bazi hatirlatmalarda bulunmak amaclidir. Bu ayni zamanda Kürdistandaki mevcut gerici sol politikalarin alternatifi nedir sorusuna bir cevaptir.



Türkler hic bir zaman din olayini anlamadi ve hic anlayacak durumda da degiller. Tarihte bir tek Türk din adami yoktur, bugün de yoktur. Türkler aslinda Müslüman bile degillerdir, tarihlerinden ve bugünkü yasam bicimlerinden anlasilacagi üzere Türkler Müslümanligi hic anlamislardir. Sadece Islam’in tepesine binmis, öncülügüne soyunmus ve bir yayilma araci olarak kullanmistir ama hic bir zaman Islami dogru yasamamislardir. Bu cok aciktir ve bugün bunda pek bir degisiklik yoktur. Ak parti’nin dinciligi sadece ve sadece Kürdistan topraklarina egemen olmak icindir, Kürtleri kandirmak ve baglamak icindir, TCnin ömrünü uzatmak icindir ve gercek din ile hic alakasi yoktur.



Tabi ki neyin dogru ve neyin yanlis oldugunu belirleyebilmek icin dinin temel kaynaklarini ve önde gelen otoritelerini temel almak zorundayiz. Islamin öncüsü ve Müslümanlarin örnek almasi gereken kisilik Hz. Muhammed'dir, en önde gelen otoritesi de kutsal kitaptir. Hz. Muhammed ilk uyarisini Allah’in varligi ve birligi konusunda yapmiştir. Allahtan baska bir ilah yok, La ilahe illallah demistir. Kelime-i-sehadet’in birinci bölümü ve Müslüman olmanin ilk adimi olan bu söz, Allah’in birligini ve tekligini kabul etmektir, ayni zamanda egemenlik ve hakimiyet yetkisinin tamamen ve sadece Allah’a ait oldugunu kabul etmektir. Bu, hiç kimsenin başkalari üzerinde herhangi bir egemenlik kurmaya hakki olmadigi, insanlarin Allah karsisinda esit ve özgür olduklari anlamina gelir. Bu bir özgürlük ilkesidir, bir özgürlük ilanidir. Islam dininin ve Muhammed’in temel ve öncelikli amaci, insanlari birbirlerine ve sahte tanrilara kulluk yapmaktan kurtarip yalniz Allah’a kulluk yapmalarini, sadece Allah’a teslim olmalarini saglamaktir. Allah’a teslim olmak, daha önce teslim olunan herseyden kopmayi gerektirir.



Allah’tan baska ilah olmadigina ve Muhammed’in onun resulü olduguna sehadet etmek,ayni zamanda içinde bulunulan gerici düzenin yönetiminden kopmayi, o düzene bagliligini sona erdirmeyi gerektirir. Günümüzde bunun anlami, Allah’in birligine sehadet eden herkesin, bulundugu ülkede egemenlik süren ve Islam’a aykiri hareket eden devlet otoritesinden ve onun bütün dini ve siyasi uzantilarindan tümden kopmasidir. Mesela Türkiye’de sehadet eden Müslümanlar en basta Kemalizmden her alanda kopmak zorundadir. Kemalist devletin ve onunla isbirligi içinde olan basta Tayyib Erdogan ve Ak parti olmak üzere bütün kisi ve örgütlerin egemenligini tanimamak, kabul etmemek ve bunlarin egemenligine karsi direnmek gereklidir. Bu dünyanin heryerinde gecerlidir. Müslümanlar, sehadet eder etmez içinde yasadiklari düzenden, devletin egemenliginden, onun kanunlarindan kopmak ve tamamen Islami kanunlari esas almak durumundadir. Ancak o zaman gerçekten Müslümanlardan sayilabilirler. Mesela Islama dü$manlik temelinde geli$tirilen Kemalist küfür düzeninin içerisinde erimek, o düzenin kanunlarina ve tüm gayri-Islami özelliklerine boyun egerek, Kemalizm ile uzlasarak, bütünleserek, hizmet ederek yasamakla asla Müslüman olunmaz.



Bu konuda Müslümanlarin öncüsü olan Muhammed’in herhangi bir tavizi olmamistir. La ilahe illallah sözüyle Islama giris yapmak, tamamen ve sadece Allah’a teslim olmayi gerektirir. Bu teslim olmanin ne demek oldugunu dogru anlamak Müslüman olmanin vaz geçilmez bir kosuludur. Allah’a teslim olmak, o’nun koydugu kanunlari kabul etmeyi, ve sadece bu kanunlara göre yasamayi gerektirir. Sadece Allah’in kulu olmayi gerektirir, bunun disindaki tüm kulluklara son vermeyi gerektirir. Kimsenin birbirine kulluk yapmadigi, zararli sahte tanrilarin olmadigi Allah’in seriati disinda, hiç bir baskasinin egemenligini, hiç bir baska düzeni kabul etmemeyi gerektirir. Böyle bir kopus olayi yasamin tüm iliskilerini etkiler. seriat, tüm insanlarin bütün iliskilerde Allah’in belirledigi kurallara dikkat ettigi, bu kanunlarin tüm iliskilere egemen kilindigi, tüm iliskilerde dikkatle gözetildigi, kötülüksüz, baris içerisinde bir yasam ve düzendir.



Günümüzde Müslümanlarin en önemli görevi, Islam ümmetini yeniden kurmaktir. Islam ümmeti, yasamini tamamen Islam’in önerdigi çerçevede gerceklestiren bir insan toplulugudur. Allah’in seriati ancak Islamin pratikte bir toplum tarafindan özgür topraklarda özgürce yasanmasiyla gerceklesebilir. Bu Müslümanlara farz kilinmistir, o halde bir Islam ümmetini ve seriati yeniden kurmak amaciyla Müslümanlarin ya$adigi heryerde bir Islami dirilis hareketine ihtiyac vardir. Islam bir toplumda temsil edilip pratikte uygulanmadigi sürece misyonunu yerine getiremez, getiremeyince de bir Islam ümmetinin varligindan söz edilemez. Ancak Allah’tan baska bir otoriteye boyun egmeyen bagimsiz ve örnek bir toplumun yasadigi yerde bir Islami seriatin ve bir Islam ümmetinin varligindan söz edilebilinir.



Basta Türk bölgeleri olmak üzere bugün her yerde Allah’in yerine baska seylerin konmasi var. Islama ve Müslümanlara karsi her türlü savas faaliyetleri yürütülüyor. Ama nedense ezici çogunlugu Müslümanlardan olusan, Islam dinine ait oldugu söylenen Türkiyenin içinden bir tane ciddi din adami çikip Müslümanlara Allah yolunda Cihad çagrisi yapmiyor. Neden? Nedeni acik, Fethullah Gülene baklirsan, veya Sidki Zilan'in yazdiklarina bakilirsa, nedeni daha iyi anlasilir. Kürdistan’daki bir çok sözde Islami örgütlenmeler ve Müslümanlar devleti ve devletin anti-Islami pratiklerini desteklemektedir. Böylece aslinda onlarin Islam dini ile uzaktan yakindan hiç bir alakalarinin olmadigi belli oluyor. Basta Ak parti olmak üzere Fethullah Gülen cemaati, Nurcular, milli görüscüler, diyanetciler, hizbullahcilar ve daha her kim varsa, bunlarin Müslümanliklari, devletin gayri-mesru egemenligine karsi mücadele ettikleri ölçüde belli olur. Kim Kürdistan’da Türk ve Kemalist egemenligi kabul eder, hatta bu egemenlige hizmet eder, destek sunarsa, o Islam dininden sayilmaz, Islam düsmani olarak kabul edilir. Müslümanligin ilk ko$ulu Türk devletinin egemenligini tanimamayi ve devlete kar$i direnmeyi gerektirir.



Devletler insanlari kendilerinin belirledikleri ve Islam’a aykiri olan kanunlarla yöneterek, ilahi otoriteyi gasp etmektedirler. Allah’in kanunlarina, sadece kendi gayri-Islami çikarlarini tehdit etmedigi ölçüde, tahammül etmektedirler. Ama Müslümanlar bilmelidir ki, kim Allah’in kanunlari ile uyusmayan devlet kanunlarina uyarsa, devletin dayattigi kanunlara göre yasarsa, Allah disinda baskasina kulluk etmis olur, devlete ibadet etmis olur ve Müslüman olmaktan çikar. Islamda en büyük suç Allahin yerine baska seylerin konmasidir. Cünkü hiç kimse Allah’in kullarina hükmetme hakkina sahip degildir. Seriat ve hükümde Allah’tan baskasina boyun egmek, Islam’in en temel ilkesini çignemektir ve böyle bir durum insanin dinden çikmasina yol açmaktadir. Bu cok acik olmasina ragmen Türkiyede yasanan gerceklik cogunlukla budur. Günümüzde gerek Islam aleminde olsun gerek bati ülkelerinde olsun, milyonlarca Müslüman, bulunduklari ülkenin devlet yasalarina uyarak yasamakta, Allah’in seriatini, Islami yasam tarzini gereken biçimde uygulayamamaktadir. Türk usulü Müslümanlik, hiç anlamini bilmeden ve pratikte geregini yerine getirmeden sehadet kelimesini bir kere tekrarlayinca Müslüman oldugunu zanneder, ama günlük yasaminda Islamin kanunlarina uymadigi, devletin kanunlarina göre yasadigi, böylece devlete kulluk yaptigi icin, tüm yasam Atatürkün ilke ve inkilaplari ve devletin milletiyle bölünmez bütünlügü ilkesi temeline dayandirildigi için, orda kulluk Allah’a degil, devletedir, Atatürkedir. Bu durumda iktidarda Ak parti gibi Islam maskeli bir parti olsa bile, Erdogan gibi bir sözde Müslüman olsa bile, bu birseyi degistirmez.



Islam tüm insanligi Allah’tan baskasina kul olmaktan kurtarmak için gelmis bir özgürlük ilanidir. Islam, Allahin birligini ve egemenligini hiçe sayarak kendi uydurduklari sahte yasalarla hükmeden her türlü gerici otoriteye karsi çikan ilerici-devrimci bir baskaldiridir. Bu insanlara inancini zorla kabul ettirmek demek degildir, sadece özgür bir davettir, ve bu daveti alan her insan Islam’i kabul edip etmemekte, Allah’in birligini ve egemenligini kabul etmekte özgürdür. Önemli olan bu davetin insanlara ulasmasinin ve insanlarin bu davete uyabilmesinin engellenmemesidir egemen ve gerici güçler tarafindan.



Islam kesin zafere ulasmak isteyen ciddi bir insanlik hareketidir, bir kurtulus hareketidir, kötülüge karsi bir direnis hareketidir ve bu yüzden sadece sözle, iyi niyetle, felsefe ve propaganda ile yetinmez. Davayi yaymak ve basarili sonuçlandirabilmek için Allah yolunda savasmak zorunludur. Islam dini basta Müslümanlara savasmayi haram kilmisti. Fakat kötülügün temsilcileri ilk önce Müslümanlara karsi savas actilar, ve bunun üzerine Müslümanlara sadece savasmaya izin verilmedi. Savas Müslümanlara bizzat Allah tarafindan emredildi, ve bu emir bugün hala geçerlidir. Bu Müslümanlarin üzerinde farz olan ve tartismaya imkan vermeyen, bir arada yasamalari mümkün olmayan iki varlik arasinda meydana gelen dogal bir savastir. Bu dünyada kötülügü giderebilmek için, dogru yolda yürüyen insanlarin yanlis yolda yürüyenlere karsi çikmasinin gerekliligi, bu dünya hayatinin degismez bir ilkesidir. Hak ile batilin, iyi ve kötünün birlikte yasayamayacaklari, kiyamete kadar geçerli olan devamli, degismez, tartisilmaz bir kuraldir.



Cihad, Islamin vaz geçilmez bir parçasi, en önde yürüyen Müslümanlarin, sözle imana gelmeyen gerici egemenlikleri yok etme ve ezilen insani özgürlügüne kavusturma girisimi ve seferberligidir. Muhammed Müslümanlarin örnek almasi gereken kisilik ise, ve o özgürlügünün engellenmesine zafere kadar Cihad ile karsilik vermisse, bugün de Müslümanlarin, özgürlüklerinin engellenmesine Cihad ile karsilik vermekten baska bir seçenekleri bulunmamaktadir. Cihad insanlarin kurtulusunu ve özgürlügünü engelleyen herseye karsi Allah’in kanunlari temelinde yürütülen bir savunma hareketidir. Insanlara Islami zorla benimsetmek için degildir, insanlari Allah disindaki yanlis, sahte ve her yönüyle zararli tapinaklardan kurtarmak içindir. Allah’in adaleti ile hükmetmeyen, Allah’in seriatina ve otoritesine dayanmayan bütün otoriteleri ortadan kaldirmayi hedefler. Islam davetinin insanlara ulasmasini ve insanlarin Islama göre yasayabilmesini önleyen tüm engelleri ortadan kaldirmayi hedefler.



TCdeki Kemalist düzen basta olmak üzere Islam aleminde hüküm süren gayri-Islami ve isbirlikci düzenler, Islam için sadece bir kere degil, milyon kere Cihad gerekcesidir. Mevcut dünya düzeni, dünyada egemen güçlerin tüm iliskilerde öncelikli olarak çikarlarini gözetmeleri, en temel Islami ve insani normlari ayaklar altina almalari, Islam için Cihad gerekcesidir. Tek egemen otoritenin Allah olmadigi, adaletin her yönüyle ayakta tutulmadigi, düzenin Allah’in belirledigi kanunlara dayanmadigi, Allah’in seriatina aykiri oldugu için, Islama göre hiç bir yasam hakki, var olma hakki bulunmamaktadir ve Müslümanlar tarafindan ortadan kaldirilmali, yerine Allahin seriati egemen kilinmalidir. Bugün Türkiye’de herkes Türk devletinin dayattigi kanunlara boyun egmek zorundadir. Geçerli olan, egemen olan ideoloji kemalizm’dir, ve kemalizm Allah yerine Atatürk’ü koydugu için suçludur ve Islam’in kesin yok etmesi gereken bir hedefidir. Israil, seçkin halk iddiasi temeline dayanan sovenizmden dolayi Islam’in kesin yok etmesi gereken bir hedefidir. ABD Israil’i destekledigi, Israil ile isbirlikcilik yaptigi için, ve bunlar Allah’in otoritesini yok sayip gasp ettikleri için Islam’in düsmanidir. Isbirlikci Arap rejimleri Allah’in yolunu terkedip asiretci, mezhepi veya milliyetci yada sinifci bir egemenlik kurduklari için, üstelik Islam’in düsmanlariyla isbirligi içerisinde olduklari için, Islam’in hedefleridir.



Benim Islamdan anladiklarim öncelikle bunlardir. Bu yazdiklarim benim kisisel görüslerim, egilimlerim degil, daha cok Islamin objektif gercekligidir. Bu yazdiklarim ayni zamanda Kürdistandaki mevcut komunist siyasete güclü bir alternatif teskil edebilir. Kim Kürdistan’da bu temelde Islami bir politika gelistirebilirse Kürt milletinin cogunlugunun destegini kazanabilir. Ayrica Türklerle gercekci bir baris da ancak bu yolda, Türklerin Islam kanunlarina saygi göstermesiyle mümkündür. Eger Tayyip Erdogan gercekten Islama bagli bir Müslüman ise bu temelde Kürt milletiyle barisma yolunu aramalidir.

Saygilar

Ibrahim
Ibrahim .. 18 Jul, 2008 10:16:26
avatar
Din olgusu tarihten beri ezilen halklarin kurtulusunu ve özgürlügünü amacladigi icin insanligin yüreginde cok güclü ve saglam bir yer edinmistir. Insanligin büyük cogunlugu dine ve dinin temsilcileri olan resullere baglidir, saygilidir. Bu yüzden tarihten beri kötü niyetli egemen siniflar egemenliklerini korumak ve gelistirmek icin dini ve temsilcilerini kendi cikarlari dogrultusunda kullanmaya calismislardir. Bu gerceklik bugün en cok sözde Islam ülkelerinde Islam dini cercevesinde görülmektedir. Sadece Türkiye örneginde bile inanilmaz bir din dolandiriciligi sözkonusudur. Türkiyede ögretilen Islamin gercek Islam ile fazla bir alakasi yoktur. Türk-Islamciligi gercek Islamdan uzak, gercek Islama aykiridir, gercek Islama düsmandir. Türkiyede ve Kürdistanda herseyden önce Islam hakkinda bir aydinlatma çalişmasina ihtiyac var ve bu da en basta Kürt Müslümanlarinin görevidir. Cünkü Türkiye ve Ortadoguda dinden anlayan birileri varsa süphesiz Kürtlerdir.

Türkler hic bir zaman din olayini anlamadi ve hic anlayacak durumda da degiller. Tarihte bir tek Türk din adami yoktur, bugün de yoktur. Türkler aslinda Müslüman bile degillerdir, tarihlerinden ve bugünkü yasam bicimlerinden anlasilacagi üzere Türkler Müslümanligi hic anlamislardir. Islam’in tepesine binmis, öncülügüne soyunmus ve bir yayilma araci olarak kullanmistir ama hic bir zaman Islami dogru yasamamislardir. Bu cok aciktir ve bugün bunda pek bir degisiklik yoktur. Ak parti’nin dinciligi sadece ve sadece Kürdistan topraklarina egemen olmak icindir, Kürtleri kandirmak ve baglamak icindir, TCnin ömrünü uzatmak icindir ve gercek din ile hic alakasi yoktur.

Tabi ki neyin dogru ve neyin yanlis oldugunu belirleyebilmek icin dinin temel kaynaklarini ve önde gelen otoritelerini temel almak gerekir. Islamin öncüsü ve Müslümanlarin örnek almasi gereken kisilik Hz. Muhammed'dir, en önde gelen otoritesi de kutsal kitaptir. Hz. Muhammed ilk uyarisini Allah’in varligi ve birligi konusunda yapmiştir. Allahtan baska bir ilah yok, La ilahe illallah demistir. Kelime-i-sehadet’in birinci bölümü ve Müslüman olmanin ilk adimi olan bu söz, Allah’in birligini ve tekligini kabul etmektir, ayni zamanda egemenlik ve hakimiyet yetkisinin tamamen ve sadece Allah’a ait oldugunu kabul etmektir. Bu, hiç kimsenin başkalari üzerinde herhangi bir egemenlik kurmaya hakki olmadigi, insanlarin Allah karsisinda esit ve özgür olduklari anlamina gelir. Bu bir özgürlük ilkesidir, bir özgürlük ilanidir. Islam dininin ve Muhammed’in temel ve öncelikli amaci, insanlari birbirlerine ve sahte tanrilara kulluk yapmaktan kurtarip yalniz Allah’a kulluk yapmalarini, sadece Allah’a teslim olmalarini saglamaktir. Allah’a teslim olmak, daha önce teslim olunan herseyden kopmayi gerektirir. Allaha teslim olmak hakka teslim olmaktir, adalete teslim olmaktir ayni zamanda.

Allah’tan baska ilah olmadigina ve Muhammed’in onun resulü olduguna sehadet etmek,ayni zamanda içinde bulunulan gerici düzenin yönetiminden kopmayi, o düzene bagliligini sona erdirmeyi gerektirir. Günümüzde bunun anlami, Allah’in birligine sehadet eden herkesin, bulundugu ülkede egemenlik süren ve Islam’a aykiri hareket eden devlet otoritesinden ve onun bütün dini ve siyasi uzantilarindan tümden kopmasidir. Mesela Türkiye’de sehadet eden Müslümanlar en basta Kemalizmden her alanda kopmak zorundadir. Kemalist devletin ve onunla isbirligi içinde olan bütün kisi ve örgütlerin egemenligini tanimamak, kabul etmemek ve bunlarin egemenligine karsi direnmek gereklidir. Bu dünyanin heryerinde gecerlidir. Müslümanlar, sehadet eder etmez içinde yasadiklari düzenden, devletin egemenliginden, onun kanunlarindan kopmak ve tamamen Islami kanunlari esas almak durumundadir. Ancak o zaman gerçekten Müslümanlardan sayilabilirler. Mesela Islama dü$manlik temelinde geli$tirilen Kemalist küfür düzeninin içerisinde erimek, o düzenin kanunlarina ve tüm gayri-Islami özelliklerine boyun egerek, Kemalizm ile uzlasarak, bütünleserek, hizmet ederek yasamakla asla Müslüman olunmaz. Bu konuda Müslümanlarin öncüsü olan Muhammed’in herhangi bir tavizi olmamistir. Allah’a teslim olmak, o’nun koydugu kanunlari kabul etmeyi, ve sadece bu kanunlara göre yasamayi gerektirir. Sadece Allah’in kulu olmayi gerektirir, bunun disindaki tüm kulluklara son vermeyi gerektirir. Kimsenin birbirine kulluk yapmadigi, zararli sahte tanrilarin olmadigi Allah’in seriati disinda, hiç bir baskasinin egemenligini, hiç bir baska düzeni kabul etmemeyi gerektirir. Böyle bir kopus olayi yasamin tüm iliskilerini etkiler. seriat, tüm insanlarin bütün iliskilerde Allah’in belirledigi kurallara dikkat ettigi, bu kanunlarin tüm iliskilere egemen kilindigi, tüm iliskilerde dikkatle gözetildigi, kötülüksüz, baris içerisinde bir yasam ve düzendir.

Günümüzde Müslümanlarin en önemli görevi, Islam ümmetini yeniden kurmaktir. Islam ümmeti, yasamini tamamen Islam’in önerdigi çerçevede gerceklestiren bir insan toplulugudur. Allah’in seriati ancak Islamin pratikte bir toplum tarafindan özgür topraklarda özgürce yasanmasiyla gerceklesebilir. Bu Müslümanlara farz kilinmistir, o halde bir Islam ümmetini ve seriati yeniden kurmak amaciyla Müslümanlarin ya$adigi heryerde bir Islami dirilis hareketine ihtiyac vardir. Islam bir toplumda temsil edilip pratikte uygulanmadigi sürece misyonunu yerine getiremez, getiremeyince de bir Islam ümmetinin varligindan söz edilemez. Ancak Allah’tan baska bir otoriteye boyun egmeyen bagimsiz ve örnek bir toplumun yasadigi yerde bir Islami seriatin ve bir Islam ümmetinin varligindan söz edilebilinir.

Kürdistan’daki bir çok sözde Islami örgütlenmeler ve Müslümanlar devleti ve devletin anti-Islami pratiklerini desteklemektedir. Böylece aslinda onlarin Islam dini ile uzaktan yakindan hiç bir alakalarinin olmadigi belli oluyor. Basta Ak parti olmak üzere Fethullah Gülen cemaati, Nurcular, milli görüscüler, diyanetciler, hizbullahcilar ve daha her kim varsa, bunlarin Müslümanliklari, devletin gayri-mesru egemenligine karsi mücadele ettikleri ölçüde belli olur. Kim Kürdistan’da Türk ve Kemalist egemenligi kabul eder, hatta bu egemenlige hizmet eder, destek sunarsa, o Islam dininden sayilmaz, Islam düsmani olarak kabul edilir. Günümüzde Müslümanligin ilk ko$ulu Türk devletinin egemenligini tanimamayi ve devlete kar$i direnmeyi gerektirir.

Devletler insanlari kendilerinin belirledikleri ve Islam’a aykiri olan kanunlarla yöneterek, ilahi otoriteyi gasp etmektedirler. Allah’in kanunlarina, sadece kendi gayri-Islami çikarlarini tehdit etmedigi ölçüde, tahammül etmektedirler. Ama Müslümanlar bilmelidir ki, kim Allah’in kanunlari ile uyusmayan devlet kanunlarina uyarsa, devletin dayattigi kanunlara göre yasarsa, Allah disinda baskasina kulluk etmis olur, devlete ibadet etmis olur ve Müslüman olmaktan çikar. Islamda en büyük suç Allahin yerine baska seylerin konmasidir. Cünkü hiç kimse Allah’in kullarina hükmetme hakkina sahip degildir. Seriat ve hükümde Allah’tan baskasina boyun egmek, Islam’in en temel ilkesini çignemektir ve böyle bir durum insanin dinden çikmasina yol açmaktadir. Bu cok acik olmasina ragmen Türkiyede yasanan gerceklik cogunlukla budur. Günümüzde gerek Islam aleminde olsun gerek bati ülkelerinde olsun, milyonlarca Müslüman, bulunduklari ülkenin devlet yasalarina uyarak yasamakta, Allah’in seriatini, Islami yasam tarzini gereken biçimde uygulayamamaktadir. Türk usulü Müslümanlik, hiç anlamini bilmeden ve pratikte geregini yerine getirmeden sehadet kelimesini bir kere tekrarlayinca Müslüman oldugunu zanneder, ama günlük yasaminda Islamin kanunlarina uymadigi, devletin kanunlarina göre yasadigi, böylece devlete kulluk yaptigi icin, tüm yasam Atatürkün ilke ve inkilaplari ve devletin milletiyle bölünmez bütünlügü ilkesi temeline dayandirildigi için, orda kulluk Allah’a degil, devletedir, Atatürkedir. Bu durumda iktidarda Ak parti gibi Islam maskeli bir parti olsa bile, Erdogan gibi bir sözde Müslüman olsa bile, bu birseyi degistirmez.

Islam tüm insanligi Allah’tan baskasina kul olmaktan kurtarmak için gelmis bir özgürlük ilanidir. Aslinda özgürlükcüsüdür ama köleci bicimde kullanilmaktadir. E$itlikcidir ama e$itsizligi geli$tirmek icin kullanilmi$tir. Islam, Allahin birligini ve egemenligini hiçe sayarak kendi uydurduklari sahte yasalarla hükmeden her türlü gerici otoriteye karsi çikan ilerici-devrimci bir baskaldiridir.

Islam kesin zafere ulasmak isteyen ciddi bir insanlik hareketidir, bir kurtulus hareketidir, kötülüge karsi bir direnis hareketidir ve bu yüzden sadece sözle, iyi niyetle, felsefe ve propaganda ile yetinmez. Davayi yaymak ve basarili sonuçlandirabilmek için Allah yolunda savasmak zorunludur. Islam dini basta Müslümanlara savasmayi haram kilmisti. Fakat kötülügün temsilcileri ilk önce Müslümanlara karsi savas actilar, ve bunun üzerine Müslümanlara sadece savasmaya izin verilmedi. Savas Müslümanlara bizzat Allah tarafindan emredildi, ve bu emir bugün hala geçerlidir. Bu Müslümanlarin üzerinde farz olan ve tartismaya imkan vermeyen, bir arada yasamalari mümkün olmayan iki varlik arasinda meydana gelen dogal bir savastir. Bu dünyada kötülügü giderebilmek için, dogru yolda yürüyen insanlarin yanlis yolda yürüyenlere karsi çikmasinin gerekliligi, bu dünya hayatinin degismez bir ilkesidir. Hak ile batilin, iyi ve kötünün birlikte yasayamayacaklari, kiyamete kadar geçerli olan devamli, degismez, tartisilmaz bir kuraldir.

Cihad, Islamin vaz geçilmez bir parçasi, en önde yürüyen Müslümanlarin, zararli ve gerici egemenlikleri yok etme ve ezilen insani özgürlügüne kavusturma girisimi ve seferberligidir. Muhammed Müslümanlarin örnek almasi gereken kisilik ise, ve o özgürlügünün engellenmesine zafere kadar Cihad ile karsilik vermisse, bugün de Müslümanlarin, özgürlüklerinin engellenmesine Cihad ile karsilik vermekten baska bir seçenekleri bulunmamaktadir. Cihad insanlarin kurtulusunu ve özgürlügünü engelleyen herseye karsi Allah’in kanunlari temelinde yürütülen bir savunma hareketidir. Insanlara Islami zorla benimsetmek için degildir, insanlari Allah disindaki yanlis, sahte ve her yönüyle zararli tapinaklardan kurtarmak içindir. Allah’in adaleti ile hükmetmeyen, Allah’in seriatina ve otoritesine dayanmayan bütün otoriteleri ortadan kaldirmayi hedefler. Islam davetinin insanlara ulasmasini ve insanlarin Islama göre yasayabilmesini önleyen tüm engelleri ortadan kaldirmayi hedefler.

Benim Islamdan anladiklarim öncelikle bunlardir. Bu yazdiklarim benim kisisel görüslerim, egilimlerim degil, daha cok Islamin objektif gercekligidir. Bu yazdiklarim ayni zamanda Kürdistandaki mevcut komunist siyasete güclü bir alternatif teskil edebilir. Kim Kürdistan’da bu temelde Islami bir politika gelistirebilirse Kürt milletinin cogunlugunun destegini kazanabilir. Ayrica Türklerle gercekci bir baris da ancak bu yolda, Türklerin Islam kanunlarina saygi göstermesiyle mümkündür. Bilindigi gibi Türklerle Kürtler arasindaki sava$ aslinda Türklerin Islam'dan vazgecmesinden dolayidir. Islam'dan vazgecilince Kürtlerin Türklerle birlikte ya$amak icin bir gerekceleri kalmami$ ve bagimsizlik arayi$lari ba$lami$tir. Eger Tayyip Erdogan gercekten Islama bagli bir Müslüman ise ve Kürdistaan sorununda ciddi bir cözüm amacliyorsa Islama saygi ve baglilik temelinde Türklük adina özele$tiri vermeli ve Kürt milletiyle barisma yolunu aramalidir.

Selam ve saygilar
Ibrahim Serhat
nanxwer .. 19 Jul, 2008 02:53:38
avatar
ibrahimiun eline saglik mutesem tespitler yapmissin.
bu güzel yazi ve belirlemeler icin tesekkürler ibo
kamil .. 23 Jul, 2008 07:05:33
avatar
bismillahirrahmanirrahim-ibrahim kardeşimiz bazı ciddi iddialardan bahsetmektedir-1-
Türkler hic bir zaman din olayini anlamadi ve hic anlayacak durumda da degiller.öncelikle ,iddialar desteksiz teorik açıdan yanlışlığı tartışılabilir.şöyle din olayı derken kendisine göre nasıl bir olaydan bahsediyor ve din olayını anlamadılar diyor ve anlamayacak durumda değiller diyor bu sözler söylenirken insanlara inandırıcı gelmez çünkü örnekten yoksun , ciddi kanıtsal veriler yoksa ki bence bunun anti tezi daha gerçekçi türklerde islama yüzyıllarca hizmet etmiş mevlana gibi alimler yetişmiştir .islam sancağını kürtlerle beraber dünyanın etrafına dağıtırken gayet samimi bir din olayı vardır.nasılki selahadin eyubi kudüsü savunmuş kürt müslüman komutan aynı şekilde celaleddin harzemşahta türk müslüman komutan olarak islam müdafasında hizmet etmiştir . yani demek istediğim türk dün vardı bugün varlar yarında olacaklarsa böyle genelleyici dar görüş açılardan sıyrılmalıyız.

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin