Rojbîn'in çığlığı...
Tiyatro eğitimi almadığını söyleyerek gerçekleri haykırdığını vurgulayan Rojbin Tugan, Kürt gerçeğini çığlık atarak anlattı.
HADİ ÖZIŞIK- İNTERNETHABER/ABANT
Abant Platformu'nun toplantısına katılan Avukat Rojbin Tugan, toplantıya damga vuran isim oldu.
Toplantıya katılan herkesi Hakkari'ye davet eden Tugan, "Gelin orada ne yaşandığını görün. Sivil olarak Hakkari'ye bir gezi düzenleyin gerçeklerle yüzleşin" dedi...
Tugan konuşmasını şöyle sürdürdü:
" Burada bulunan Türkler’den çocuğu Türkçe bilmeyen kimse yok sanırım. Ama çocuğu Kürtçe bilmeyen çok Kürt var. Benim anlattıklarım, bir denizin küçücük bir damlası. Benim anlattıklarıma üzülenler, Hakkari’ye sivil olarak gelsin. Sadece Hakkari'de 43 bin kişi yerlerinden edildi. Türköne bir duygu simetrisinden bahsetti. Bu istatistiklere bakılarak nasıl bir simetri olabilir. 5500 faili meçhulden kaçı Türk acaba, şehit cenazesinden bahsediyorsunuz. Doğru, ama biz bunun daha fazzlasını yaşıyoruz. Birliktelikten umudumuzu kesmiş olsaydık burada olmazdık. Biz dilimize gem vurduk, sizleri incitmemek için. Aslında bunları bilmeniz gerek. Duygulardan arınmış bir siyasetin yaratılmasından söz ediliyor. Ne kadar çok bilim adamı rapor yayınlamış. Siz gerçekten orada nasıl bir tablo olduğunu bilmiyorsunuz. Başkale liisesinde şubat ayından bu yana 43 çocuk dağlara gitti. Kürt çocuklarına terörist olmaktan başka seçenek sunmalı. Şiddet hepimizi boğacak bir deniz haline geldi. Keşke nevrozda yaşananları görme imkanı olsa idi. Ben tiyatro eğitimi almadım. Sadece 1996'dan bu yana hakkari'de avukatlık yapıyorum."
Abant Platformu'nun toplantısına katılan Avukat Rojbin Tugan, toplantıya damga vuran isim oldu.
Toplantıya katılan herkesi Hakkari'ye davet eden Tugan, "Gelin orada ne yaşandığını görün. Sivil olarak Hakkari'ye bir gezi düzenleyin gerçeklerle yüzleşin" dedi...
Tugan konuşmasını şöyle sürdürdü:
" Burada bulunan Türkler’den çocuğu Türkçe bilmeyen kimse yok sanırım. Ama çocuğu Kürtçe bilmeyen çok Kürt var. Benim anlattıklarım, bir denizin küçücük bir damlası. Benim anlattıklarıma üzülenler, Hakkari’ye sivil olarak gelsin. Sadece Hakkari'de 43 bin kişi yerlerinden edildi. Türköne bir duygu simetrisinden bahsetti. Bu istatistiklere bakılarak nasıl bir simetri olabilir. 5500 faili meçhulden kaçı Türk acaba, şehit cenazesinden bahsediyorsunuz. Doğru, ama biz bunun daha fazzlasını yaşıyoruz. Birliktelikten umudumuzu kesmiş olsaydık burada olmazdık. Biz dilimize gem vurduk, sizleri incitmemek için. Aslında bunları bilmeniz gerek. Duygulardan arınmış bir siyasetin yaratılmasından söz ediliyor. Ne kadar çok bilim adamı rapor yayınlamış. Siz gerçekten orada nasıl bir tablo olduğunu bilmiyorsunuz. Başkale liisesinde şubat ayından bu yana 43 çocuk dağlara gitti. Kürt çocuklarına terörist olmaktan başka seçenek sunmalı. Şiddet hepimizi boğacak bir deniz haline geldi. Keşke nevrozda yaşananları görme imkanı olsa idi. Ben tiyatro eğitimi almadım. Sadece 1996'dan bu yana hakkari'de avukatlık yapıyorum."



Yorumlar (1 gönderildi):
genç kürdler stvden rahatsız başlığının atılmasını, selamlar hocam
STV DİZİLERİ
TAHRİBAT:
DİNİ AÇIDAN
1)şehit kavramının özensizce kullanılması,
2)vatan fetişimi üzerinden konuşma
3)faşist görüşlerin devamcılığı
4)dinin figür olarak kullanılması
5)bir kavmin görüntüsü üzerinden aşağılanması
6)kirli savaş taraflarını evliya sıfatında resmetme
………………………….
1) kirli bir savaş ortamında işlenen cinayetlerin faturasını bir tarafa mal etmenin dayanılmaz hafifliği ile önene gelen senaryonun canına okuma… kirli bir savaşın taraftarı olan kişileri evliya seviyesinde algılayıp babalarının kesesinden şehit payesiyle ödüllendirmenin İslami ve insani yanlışlığı ortadadır.
Şehit kavramı gibi kutsal amaçlar uğrunda öldürülenlere verilen payeyi 12 eylül ve sonrası cuntacıların kangren haline getirdiği sorunların taraflarının öldürülmesinde kullanılmasının İslami fetvasının acaba kimden alıyorlar.
Öldürülenleri ölü sanmayın zira onlar diridir. Ayetini kendi kirli savaşları için kullanma, bedir meleklerini bu kirli savaşta göstermenin en hafif ifadesiyle faşizm olduğunu her insaflı izleyici kabul edecektir.
2)vatan fetişini allayıp pullayarak kurbanlık koyunların bir kirli savaş için seve seve öleme gönderilmesinde kendi babalarının malı olan dinin kullanılması artık İslami gerçeklik olaraktan alarm vermeye başlamıştır.
3)kürd gençlerinin giyim ve kuşamlarını estetik kaygılardan uzak, suretlerini cani suratlara benzetilerek ve ihtiyarlarının poşi ve şalvarının aşağlanması, poşi ve şalvarın her türlü kirli işlerde kullanılması bilinçli bir tercihtir. Bu bilinçli tercihin bu günlerde kürd sorunu masaya yatıran bir platforma ait olması ise düşündürücüdür. Bir kavmin giyim ve kuşamını bilinçli olarak aşağılanması, dilinin kırma bir Türkçe zannedilmesi ve karakterlerin o kırma dille konuşturulması, yüzlerinin sürekli kinli ve gergin resmedilmesinin faşit bir algıdan başka bir şey olmadığını her insaflı izleyici fark edecektir.
4) Türk ordusunda askerlik yapan herkesin bir şekilde çıplak bir gerçek olarak gördüğü şey küfür ve sövme alışkanlığıdır. Namus, haysiyet ve ana bacının havalarda uçuştuğu bir ordu ortamının bedir sahabelerinin yumuşaklığında senaryolaştırılması maalesef bir gerçek değil bir zihni kaymadır. Bu ordu mensubu kişilerin sanki hiçbir menfi ve kötü filiyatı yokmuş gibi, sanki bu ordu mensubu kişlerin cuntacı bir geleneği yokmuş gibi sürekli müşfik bir ana olarak resmedilmesi acaba ordu medyada etkinlik kazanmalı adlı planın bir parçası mıdır?
5)tek Türkiye ve ölümsüz kahramanlar dizilerinin kullandığı karakterlerin genel itibarıyla Kürdlerin; gergin, haşin bakışlı, estetik ve yüz aklığından uzak, kıyafetlerin yabani bir şekilde giydirilmesi göstermektedir ki bu dizinin amacı bir hakikate ayna olmaktan ziyade faşist bir algının devam etmesinden ibaret bir misyonu vardır. Bu misyonun en acı tarafı dinin bir meta olarak kullanılmasıdır. Türk anaların yavrularının ölüm anlarını sürekli rüyasında görmesi, eceli gelen Türk askerinin bunu evliya derecesinde hissetmesi ve bunu ailesine ulaştırması, öldükten sonra hayaletinin savaşmaya devam etmesi ama gariban kürd gencinin anasının yüreğinin olmaması, rüyaların hep Türklerden yana olması, Hızır’ın hep Türklerin tarafını tutup onları koruması dahi bir dinsel faşizmimdir. Dinsel öğelerin burada bolca kullanılması bunun dini ve kutsal bir savaş görüntüsünü vermesi bir dini sapmadır. Bu sapmayı bir ihya hareketinin yapması ise düşündürücüdür.
6)kellerin kesildiği, köylerin yakıldığı, kulaklardan anahtarlığın yapıldığı kirli bir savaşın taraflarından birisini evliyalaştırma ise haddi aşmaktır. ŞEHİTLİĞE VE İSLAMA İFTİRADIR.
7)şapkanın ve kot pantolonun şalvar ve poşi karşısında sürekli önde olması, şapka gibi bir aksesuarın, kot pantolonlu bir gencin sürekli şalvardan daha estetik ve insanı tarafının senaryo gereği sürekli daha baskın olması sürdürülen projenin faşist karakterini çok iyi yansıtmaktadır.
8)poşi ve şalvarın sünnetin İslam’ın bir yansıması iken bunun bir İslami ihya hareketi tarafından aşağılanması bir hakikati bize göstermektedir. Ya yapılanın çapını göremeyecek kadar aklını kaybetmişler. Ya da İslami tarafını tıpkı bir tgrt gibi birilerinin tekeline bırakmışlar…
9) tek Türkiye de ki resimle tek Türkiye ulaşmadığı gibi, benim gibi ihya hareketine bir sempatisi olan kürd gençlerini yeni arayışlara itmektedir. Ya kendinize çeki düzen verin yada şu gerçeği size hatırlatacak şekilde toplumda her yerde karşınıza çıkacak bir dirençleri de beraberinizde taşımaya razı olursunuz. Hakikat elbet galib gelecektir.
10) FETHULLAH HOCAYLA HASBİHAL…
SAYIN HOCAM
Her sabah İslam irfanına ait konuşmalarınızı yayınlayan, sonraki kuşaklarda ise dinsel bir faşizm öğesi taşıyan dizilerle bir kin toplumu meydana getiren bu televizyonu size şikayet ediyorum. Yukarda açıkladığım bu sebeplerden dolayı rahatsızlığımız had safhaya ulaşmıştır. Artık bu tip ajitasyonlu ve acı soslu, dinsel kremalı dizlerin ihya hareketine olan inancımızı zayıflattığını duyurmak istiyoruz… saygılar
Yorum yaz