Anasayfa | Türkçe | Selanik"den Esen Rüzgar

Selanik"den Esen Rüzgar

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Ilgaz Zorlu

" Türkiye'de etnik olmak, farklı bir dine sahip olmakla yorumlanır. Bunun da tek kanıtı hiç bir demokratik ülkede benzeri olmayan şekliyle nüfus kâğıtlarında din hanesinin bulunmasıdır. Bu nedenle etnik unsurlar Türkiye'de misafirmişçesine algılanırlar. Bu insanlar sanki bir



 

" Ilgaz Zorlu 1993 senesinde sadece İsrail'de eğitim gördüğü için Türkiye'nin en büyük beyaz eşya üreticisi olan firmaya yaptığı başvurusundan olumsuz yanıt aldı. Günlerce süren görüşmelerdeki tek konu kendisinin İsrail'de geçirdiği eğitim ve bu ülkeyle olan ilişkileriydi. Nitekim neticede firmanın o dönemdeki genel muhasebe müdürü olan Sayın Bay'ın " Sizin yahudi olduğunuza inanıyorum, bu yüzden burada çalışmanıza prensip olarak karşıyım " sözleriyle onur kırıcı bir muameleyle karşı karşıya kaldı. Belki de bu yüzden bu yazıyı kaleme almak fikri doğdu. Çünkü Türkiye'de yaşayan pek çok insan kim ne şekilde ret ederse etsin sadece dinsel nedenlerle manevi olarak itiliyor ve dışlanıyorlar. Toplumun içinde küçük bir azınlık bunun dışında kalıyor.

  (Evet, Ben Selanikliyim; Ilgaz Zorlu / S.152–153 )

 

Sayın Ilgaz'ın tesbitine katılmamak elde değil. Cumhuriyetin başından itibaren devletin temel felsefesine aykırı olan kimlikleri hep dışladılar. Rejim için tehdit olarak algıladılar.

 

Sayın Ilgaz'ın  unuttuğu bir şey var ki, o da bu devletin fikri temellerini kendi cemaatinin mensuplarının attığıdır. Mustafa Kemal bile bir dönem bu cemaatin okulunda tahsil gördüğünü Nutuk'unda ifade ediyor. Sebataycı bir kültürden gelen, avdeti olan, yazar kendi sıkıntısını ifade ediyor. Eminim biliyordur ki, sebataycı fikir babalarının kurduğu T.C. kendine tehlike olarak algıladığı sayısız müslümanı ve hassaten âlimlerimizi gözünü kırpmadan katletmiştir. Bir rivayete göre bir milyon İslam âliminin katledildiği biliniyor.

 

Ilgaz Zorlu'nun aynı  makalesinde Abdurrrahman Küçük'ten yerinde bir alıntı var;

 

" Türk milletinin inanç, örf, adet ve ahlaki değerlerini zayıflatma yolunda bir tavır sergilemeleri, Jön Türkler hareketinde İttihat ve Terakki içinde 31 Mart vakasında, Sultan Abdülhamit'in hal'inde önemli roller üstlenmeleri bu kimselerin kimliklerinin ortaya çıkarılmasını sağlayan amillerdir. 1. Dünya Harbi'nin ve gelişmelerin Türklerin aleyhine neticelenmesinden sonra bazı insanların Türklere pamuk ipliğle bağlı olduğu gerçeği ortaya çıkmıştır. O güne değin, Türkler kendilerinden uzaklaştırmak üzere azemi gayret gösterdikleri dönmeleri yakinen tanıma fırsatı bulmuş ve bu vesileyle onları imtihandan geçirmiştir. "

 

Yahudi olduğu için  işe alınmadığını üzülerek ifade eden yazar, Türkiye'de, sözüm ona bir İslam ülkesinde ( devlet ben laikim diyor ) müslüman olduğu için işe alınmayan, okullara sokulmayan, sınav dışı edilen, inandığı gibi yaşadığından dolayı kadro dışı edilen, insanlarımızdan eminim haberdardır. Hangi inanca mensup olursa olsun İslamiyet ehliyet arar. Ehli değilse sırf bizdendir diye bir yerlere getirilmesi topluma zulumdur.

 

İttihat ve Terakki'den bugüne değin ülkeyi idare edenler hep Selanik ekolünun etkisinde kaldılar. Modern Türkiye Cumhuriyeti Selanik ekolüne dayandırılarak kuruldu. Bunu kitapta muhtalif yazılarında kendisi de ifade eder.

 

Serzenişte bulunduğu küçük azınlık sakın kendi cemaati olmasın. Sebataycı geleneği sürdüren dün Selanik bugün İzmir ekolu bu toplumda en zengin, en itibarlı zümre değil midir?

 

" Türkiye'de etnik olmak, farklı bir dine sahip olmakla yorumlanır. Bunun da tek kanıtı hiç bir demokratik ülkede benzeri olmayan şekliyle nüfus kâğıtlarında din hanesinin bulunmasıdır. Bu nedenle etnik unsurlar Türkiye'de misafirmişçesine algılanırlar. Bu insanlar sanki bir başka ülkenin vatandaşıymış gibi kabul edilirler. Bürokraside görev almaları imkânsızdır. Bir takım bahanelerle başvuruları reddedilir... " ( a.g. makale)

 

Yazarın bu tesbitine katılmak zor olsa gerek. Kurulduğundan beri ülkenin Dışişleri kadroları sürekli Selanik ekolunun mensuplarından teşekkül etmektedir. İnternet üzerinde yapılacak kısa bir taramada onlarca belge bunu kanıtlar nitelikte hemen karşınıza  gelir. Bu sebataycı kadrolar değil midir, gemiler dolusu yahudiyi Nazi Almanyasından kurtaran. Bu kadrolar değil midir Filistin topraklarını işgal eden yapıyı ilk olarak tanıyan?

 

Basın sektöründe kodaman yazarlar, Dışişlerinde ki bürokratlar, senelerce ülkemizi dışarıda temsil eden diplomatlar saymakla bitmez. Hep Selanik ekolunden gelen ailelerin mensubu değiller miydi? Bir dönem bakanlık da yapan İsmail Cem...

 

Sayın Ilgazın dediği gibi bir ayrıcalık var ise buda herhalde kendi cemaatince olsa gerek. Selanik Rüzgârları bu milletin tepesinde daha çok eseceğe benzer.

 

Bilal Atış

b.atis73@gmail.com

 

 

 

 

--
http://bilalatis.blogcu.com/

Yorumlar (1 gönderildi):

Revan .. 06 Jul, 2008 04:46:06
avatar
Selanik aldatır herkesi.Ve Selanik'e saldıranlar körlerin fili tarif eden durumuna düşer .Hani körün birisi filin bacağını tutmuş ve fil hakkında tarifini vermiş :--- Filler ;sütuna benzer diye .Bir ikinci kör filin kuyruğunu tutmuş O da fili şöyle tarif etmiş :--- Filler; ipe benzer v.s v.s .Aynısı Selanik ve Selanikliler için de geçerlidir .Ve Kürtlerin de Selanik ve Selaniklilere antipatileri körlerin bu misaline benzer .Kürtlerin kahir ekseriyeti de Selanik hakkında yanlış bilgiye sahiptir.Kürtler de Selanikliler hakkında bilgi sahibi olmadan fikir sahibidirler .Kürtler de Selanikden göçenlerin çoğunlukla İbrani kökenli Ladinolar olduğunu sanır .Fakat Selanikden göçenler İbrani kökenli Ladinolardan daha fazla Türkleşmiş-müslümanlaşmış İbrani kökenli Polonyalılardır .Çünkü Osmanlı döneminde Selanik ;Polonya göçmenlerini de çeken bir şehirdi .Ve Selanik Ladinolardan da PoLonya göçmenlerinden de daha fazla olarak Kurdidir .İnanılmaz gibi geliyor ama bu böyledir .Çünkü Osmanlı döneminde Selanik aynı zaman da önemli bir Kürt tehcir ve zorunlu iskan bölgesi idi .İsyan eden Kürt aşiretlerin sürgün yerlerinde birisi de Selanik bölgesi idi . Selanik'e sürülen bu Kürtler bir iki nesil sonra asimile oldular yani Kürtlüklerini unuttular .Mübadele ile Türkiyeye gelen Selanikliler
arasında Kürtlüklerini unutmuş Kürtler de ziyadesi ile mevcutdu.Yani mübadiller söz konusu olduğunda Kürtler ; asimile Kürtlere çatar ...Dalaşır .Tabii iki yönlüdür bu çatışma .Kürtler T.c 'ye isyan ettiğin de asimile olmuş- devşirilmiş Kürtler ,
isyanı bastırmak için en ön safta döğüşür

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin