Anasayfa | Türkçe | Kemalist Rejim Ve Kürdler

Kemalist Rejim Ve Kürdler

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Şehid Seyid Rıza

Kürdlerin zaten özgür olduğunu düşünenlere ise aidiyetimizin, tarihimizin, kültürümüzün, lisanımızın, siyasal iktidarın da içinde bulunduğu, içi dolu bir Kürdlükten bahsettiğimizi söylemek istiyoruz. Tabii, ilahi, insani olan bu taleplerimizi fazla görenlerle konuşacağımız bir şey yoktur.

KEMALİST REJİM


Dün, TCK. 301.madde kapsamında Urfa 3. Asliye Ceza Mahkemesinde Duruşmamız vardı. Bu madde ile ilgili soruşturma izni Adalet Bakanlığına verildiğinden yargılamamıza ara verildi.


Mahkeme için savunma babından hazırladığım ve izah ettiğim nedenle sunamadığım metni sizinle paylaşmak istiyorum. Belirtmeliyim ki yargılamama sebep olarak gösterilen cümle ( Faşist Kemalist Rejim ) nitelemesi olduğundan, Kemalist Rejimin mahiyetini izah etmeye çalıştım.
 
Kürd Ulusal Demokratik Çalışma Gurubu’nun ( KUDÇG ) Urfa İlimizde tertip ettiği bir toplantı nedeniyle bir konuşma yaptım. Belirtmeliyim ki Kürd çalışma Grubunun üyesiyim / üyesiydim. 

Bunun ötesinde mağdur,  zulme uğramış, tarihi, kültürü, lisanı Kemalist rejim tarafından inkâr edilen, yok edilmeye çalışılan bir halkın, Kürd halkının, milletinin bir ferdiyim.

Kürdler; kendi kadim topraklarında, binlerce yıldır kesintisiz ve çoğunluk olarak yaşamış ve yaşamaya devam etmektedirler. Halkımızın tarihi, kültürü, lisanı da insanlık tarihinde saygın bir yere sahiptir.

Kürdlerin yaşadığı coğrafyaya Kürdistan denir. Kürdlerin kendi toprakları üzerinde siyasi iktidara sahip olmamaları veya sınırlı iktidar sahibi olmaları millet ve toprak-coğrafya gerçeğini değiştirmez. Milletlerin devletlerden daha fazla yaşadığı tarihi tecrübe ile sabittir.

Biz Kürdler, kendimizi insanlık ailesinin bir parçası olarak görüyoruz. Tarih, lisan, kültür olarak kimseden aşağı veya yukarı bir konumumuz yoktur. Kimseye kölelik yapma huyumuz olmadığı gibi, kimseyi zorla boyunduruk altına alma, toprağını işgal etme geleneğimiz de yoktur. İnsanların eşitliğine, halkların kardeşliğine inanırız.

Keza, Kürdistan’da sadece Kürdler yaşamaz ve yaşamamıştır. Birçok halk bu topraklarda yaşamış ve elan da bizim aziz kardeşlerimiz olarak yaşamaktadırlar. Kürdistan aynı zamanda bu halkların da vatanıdır. Dinler, mezhepler, tarikatlar, kadim kültürler, lisanlar Kürdistan’ı hep vatan edinmiştir.

Çok renkli ve çok sesli bir toplum olan Kürdistan coğrafyasındaki bu zenginliği Araplar, Moğollar,  Osmanlılar yok etmeye çalışmış ama başaramamışlardır. Hırsız ve Kan dökücü anlamın a gelen Yavuz lakaplı Sultan Selim Alevi Türkmenleri ve Kürdleri katliama tabi tutarken, 1915 yılında da Ermeniler, İttihat ve terakki yönetiminin zülüm ve katliamlarından nasibini almıştır.

1915 yılında başlayıp, Rumların tehciri ve mübadelesiyle başlayan süreçte; Türkiye diye tanımlanan alanda gayrimüslimleri göçerttirip, homojen ( Müslüman ) bir toplum oluşturma, Müslüman çoğunluğu da ( Kürdleri, Arapları, Lazları vs. ) Türkleştirme ameliyesi tüm hızıyla devam etmiştir.

Oysa köken olarak Türk ırkından olanların oranı taş patlasa %20’yi geçmez. Bu ilmi verilere rağmen Türkiye Türklerindir, Vatandaş Türkçe konuş, masum çocuklara ( varlığım Türk varlığına armağan olsun ) cümlesini zorla okutma gibi faşizan uygulamalar zecri tedbirlerle uygulanmış ve elan da devam etmektedir.

Türk Genelkurmayı geçen sene 27 Nisan gecesi yayınladığı bildiride; “Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır" denilmiştir.

Bu bakış açısı bile tek başına bizim derdimize tercüman olabilecek türdendir. Bırakın Türklüğüyle övünmeyi, Türklüğümüzü bile kabul etmiyoruz.  Haliyle bizler, Kürdler; Türk devletinin en etkin ve en yetkin kurumunun görüşüne göre ( ki devletin sahibi gibi davranarak, siyaseti de vesayeti altında tutmakta, yargıya ve diğer kurumlara da istediği zaman müdahale etmektedirler,  ) Türkiye Cumhuriyetinin düşmanıyız ve öyle kalacağız.

Bizim Türk halkıyla bir sorunumuz yoktur.  Ama Faşist Kemalist Zihniyetle, rejimle sorunumuz vardır. Sorunun kaynağı da biz Kürdler değil, bu zihniyetin kendisidir. Çünkü bu zihniyet inkârcı, imha edici, dışlayıcı ve çağdışıdır.

Hukuktan anlayan kişilere kanun ile hukukun aynı şey olmadığını, meşruiyetin, vicdanın anlamını izah etmeme gerek yoktur. Eğer mevzuata bakılacaksa biz yokuz, sorun da yoktur. Ama biz yokluğu kabul etmeyeceğimize göre ve en güçlü şey de gerçeklik olduğuna göre; ya Kemalist inkârcı zihniyet değişecek ya da sorunlarla boğuşmaya devam edeceğiz.

Türkiye için rejim değişikliği, Kemalizm’in tasfiyesi, Kürdler için anayasal güvence ve siyasi iktidar yolunun açılması en makul ve acil sorundur. Siz yargıçlar da ya Türkiye’nin dönüşümü ve ilerlemesi ya da mevcut askeri, faşist, Kemalist vesayet rejiminin devamı için karar verebilir ve süreci etkileyebilirsiniz.

Biz Kürdler, Türkiye’nin olumlu yönde dönüşümü için elimizden geleni yapıyoruz. Ama yargının, medyanın, siyasilerin buna destekleri sınırlıdır. Neticede; Türkiye’ye demokrasi, Kürdlere de özgürlük istiyoruz.

Kürdlerin zaten özgür olduğunu düşünenlere ise aidiyetimizin, tarihimizin, kültürümüzün, lisanımızın, siyasal iktidarın da içinde bulunduğu, içi dolu bir Kürdlükten bahsettiğimizi söylemek istiyoruz.

Tabii, ilahi, insani olan bu taleplerimizi fazla görenlerle konuşacağımız bir şey yoktur.  Sidki_zilan@mynet.com

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin