MSE Apoculara Meydan Okuyacaktı Ama....(!)
Selim çürükkaya ise, Cervantes’in kahramanı Don Kişot’un yel değirmenlerine savaş açtığı gibi sistemlerle kavgaya tutuşmuştur. Selim Çürükkaya ise, sağır sultan duysun diye dertlerini anlatmayı sevda edinmiş. Selim Çürrükkaya ise, nasırına basılmadığı sürece sesiz sedasız meramını anlatır. Selim Çürükkaya ise “Ergenakon”, “Ertuğrul Özkök”, “Derin devlet” gibi çetrefilli ağır konular işler.
…Çürükkaya……
M.Salih Erol
salihmehmet_1@hotmail.com
Selim Çürükkaya’nın kelimeleri ise, acı çekerek pişmiş mulayim delikanlı görünümlü olduğundan, insana “eyvallah baba” dedirtir.
Selim Çürükkaya’nın hikâyesi ise, “Hani benim sevincim nerde, bilyelerim, topacım, kiraz ağacında yırtılan gömleğim? Çaldılar çocukluğumu habersiz...” cinsinden ahaliyi yüreğinden yakalayan bir matematiğin ürünüdür. Ve Yahudi Soykırımı’nı anlatan Hollywood yapımı Kara Kitap filmi kadar etkilidir.
Çürükkya ise, daha çok Prometheus pozlarıyla bilinir.
Selim çürükkaya ise, Cervantes’in kahramanı Don Kişot’un yel değirmenlerine savaş açtığı gibi sistemlerle kavgaya tutuşmuştur.
Selim Çürükkaya ise, sağır sultan duysun diye dertlerini anlatmayı sevda edinmiş.
Selim Çürrükkaya ise, nasırına basılmadığı sürece sesiz sedasız meramını anlatır.
Selim Çürükkaya ise “Ergenakon”, “Ertuğrul Özkök”, “Derin devlet” gibi çetrefilli ağır konular işler.
S. Çürükkaya ise, gündemi iyi takip eden biri olduğundan “acaba ne yazmış?” diye merak uyandırmayı beceriyor.
Çürükkaya’da ise, Kürtlerde belirgin olan “ben hastalığını”, harflerin arasına gizleme başarısı vardır. O yüzden okurken insanın canını acıtmıyor.
Selim Çürükkaya’nın ruh hali ise, Ahmet Arif’in “Vurun ulan, vurun. Ben kolay ölmem. Ocakta küllenmiş közüm, karnımda sözüm var halden bilene...” Dizelerindeki gibi asilik sergileyen bir ruh halidir.
Hikâyenin ebcedi şudur;
Selim Çürükkaya; Çektiği ezanın peşine düşmüş ve günün sonunda günahlarını çıkarıp rahatlamak isteyen bir nasrani olma derdindedir...
Yayıncının Notu:
Bir okuyucumuz; Şükrü Gülmüş ile Selim Çürükkaya karşılaştırmasının Gülmüş tarafını atıp, bize böyle yolladı.
Bir de biz böyle okumamızı öneriyor. Güzel bir öneri. Önce verelim ve KP’nin böyle yayınlaması karşısında neler oldularını sıralayalım.
1- En basit şekliyle, bunu Hasan Bildirici yayınlamazdı. Yayınlayamazdı.
2- Yayınladığı taktirde kesin Öcalancılardan korkardı. Dayak yerdi. Bir daha onlarla arası düzelmezdi.
3- MSE’nin lokantaları basılır, Öcalancı Depremine uğrardı. Binlerce lira zarar ve MSE kalpten giderdi.
4- Şimdi bu ‚Karıştır-Barıştır’ faşist yönteminde Gülmüş ne oluyor?
5- KURBAN!...
Eh Gülmüş kimlere kurban olmadı ki?
İlahlar oldukça kurbanlar,kurbanlıklar ve de dört büklüm dalkavuklar hep olacaktır.
Selam ve saygı ile.
17 Haziran 08



Yorumlar (2 gönderildi):
Bu on saat veya yüz saat da sürebilir.Birey olarak hep yaninizdayim.
Gercekleri yazan tüm aydinlara selam ve saygilarimla.
Buna da kader-i mükederat, diyelim.
Var sayki...
Kazaran devrim de yaptık.
Ne olurdu?
PKK denen parti Devlet, Abdullah Öcalan da cumhurbaşkanımız olurdu, değil mi?
İnanın olsun ilk işi;
Babası rahmetli Ömeri mezardan çıkarır, tek ayak üzere diker, saatlerce nutuk çekerdi.
Bak bak iyi bak!..
Adam olmaz diyordun hıııı...
Bak adam olmak nasılmış.
Seni böyle saatlerce değil, yıllarca bırakırım, derdi.
İyi ki devrim yapamadık.
Onu başımıza cumhur etmedik.
Bu halk anlayacak ama biraz da geç anlayacak. Ben halka değil, anlayabilen gençlere anlatıyorum.
Halk mahsum çocuk gibi.
Onun ne günahı var ki?
Selam ve selametle.
Yazacağım.
Artık soytarılarında sıra.
Xoca
Yorum yaz