Sefin Dizeyi: ”Türkiye İle İlişkilerimiz Kürt halkının hesabı üzerine değildir”
Dema Nû-Hewlêr- Kürdistan Demokrat Partisi Dış İlişikler Bürosu Sorumlusu Sefin Dızeyi, Haftalık Barzan gazetesinin 70. sayısında yayınlanan röportajında Türkiye ile olan ilişkiler konusunda açıklamalarda bulundu.
Kürdistan Bölgesel Hükümeti Başkanı Neçirvan Barzani’nin, geçen ay, Bağdat’ta, Türk heyeti ile yaptığı görüşmeden sonra, iki ülke arasında yeni bir şey olmadığını belirten Sefin Dizeyi, 2003 tarihinden itibaren, beklenenin aksine Türkiye ile ilişkilerde gerginliklerin ortaya çıkmaya başladığını söyledi. 1991 Raperin sonrası Güney Kürdistan’da oluşan de fakto’nun uluslar arası meşruiyeti olmamasına rağmen, Kürdistan-Türkiye ilişkilerinin iyi olduğunu, Kürt liderlerin Ankara’da üst düzeyde kabul gördüklerini anlatan Sefin Dızeyi, AKP’nin iktidara gelmesinden sonra Türkiye’de bazı iç sorunların ortaya çıktığını ve PKK’nin de aynı dönemde harekete geçtiğini dile getirdi. Türkiye’de, iç sorunların nedeni olarak gösterilecek bir dış etken aranmaya başlandığını bildiren Dızeyi, bu dönemde, Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin, PKK’ya barınma olanağı tanımakla, PKK’ya yardım etmekle suçlandığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü; “Kürdistan Siyasi Önderliği, PKK’nin Güney Kürdistan’daki varlığına rıza göstermemiştir. PKK bize de sorunlar yaratmıştır.”
2007 yılında Neçirvan Barzani-Abdullah Gül görüşmesinin gerçekleşmesi için çok çaba harcandığını ama sonuç alınamadığını anlatan Sefin Dızeyi, Türkiye-Kürdistan ilişkilerinde PKK yeri konusundaki soruya cevap verirken söyle dedi: “Biz PKK’ya önem vermiyoruz. Türkiye ile tarihi, kültürel ve siyasal yönleri olan, başka bir hayli meselemiz var. Kuşkusuz sınırlarda güvenliğin sağlanması da önemli bir noktadır. Ama Türkiye sürekli PKK’den bahsediyor, ‘Kürdistan hükümeti bizimle iyi ilişkiler istiyorsa eger, PKK ile çatışmalıdır’ diyor. Oysa biz askeri eylemlerin çözüm yolu olmadığını biliyoruz. Tüm tarafların kabul edebileceği bir çözüm yolu bulunmalıdır.”
Türkiye’nin, ilişkilerin normale dönmesi için “PKK’ya yönelik ciddi adımların atılmasını” istediğini söyleyen Sefin Dızeyi, “biz Türkiye ile ilişkilerimizi sadece PKK meselesine bağlamıyoruz. Kürdistan Siyasi Önderliğinin resmi görüşü PKK’ye yönelik operasyonların parçası olmama yönündedir” dedi.
Türkiye’nin saldırılarına karşı tavır aldıklarını ve bunu pratikte gösterdiklerini dile getiren Dızeyi, “saldırılar esnasında başkan Barzani’nin Dihok bölgesine gitmesi önemliydi. Bunun yanı sıra diplomatik alanda da çaba gösterdik” dedi.
Sefin Dızeyi, “Türkiye-Kürdistan Bölgesi ilişkilerinin (Kuzey) Kürtlerin hesabına olduğu söyleniyor. Kürdistan Siyasi önderliği’nin bu konudaki görüşü nedir” sorusuna verdiği cevapta şunları söyledi: “Temelsiz şeyler. Siyasi partiler, kurum ve kuruluşlar, diğer parçalardaki halkın hesabına ilişki kurma hakkını kendinde görmezler.”
Ahmet Türk başkanlığındaki DTP heyetinin Güney Kürdistan ziyareti sırasında dile getirdiği, Kürdistan Siyasi Önderliği’ne yönelik eleştiriler konusundaki düşüncelerinin sorulması üzerine, “Bölge Başkanı bir çok kez ulusal tavır sergilemiştir. Ama Barzani DTP tarafından ‘diğer parçaların içişlerine karışan’ biri olarak görüşmüştür” dedi ve konuşmasına devamla şunları dile getirdi: “DTP bir çok kereler Kürdistan Bölgesi’nin böylesi tavırlar almaya hakkı olmadığından bahsetmiştir. Kerkük-Diyarbakır sorunu gündeme geldiğinde DTP’liler bize, ‘Diyarbakır’dan bahsedemezsiniz’ diyorlar. Biz kimsenin iç işlerine karışmıyoruz. Ama Parlamento’da bir konu gündeme geldiğinde, onlardan olumlu ve çıkarlarımıza olan bir tavır bekliyoruz. Örneğin, 2003 yılında ABD ordusunun Türkiye üzerinden Güney Kürdistan’da gelmesi sorunu –ki bu Kürtlerin yararına olacak bir şeydi- gündeme girdiğinde, DTP bize karşı miting yaptı. Bu nedenle Türkiye Kürt partilerinin tavrı şaşırtıcıdır.”
Bağdat’ta Türk heyeti ile yapılan görüşmeye ilişkin bilgi verirken, “başarı bir görüşme için ön şart koşmamak gerekir” diyen Dızeyi, Bağdat görüşmelerinin açıkta yapıldığını, hiçbir kararın alınmadığını hiçbir anlaşmanın imzalanmadığını belirtti, Bağdat görüşmesini, ileride daha geniş görüşmelere zemin hazırlayan bir görüşme olarak niteledi.
Bağdat görüşmesinde, başlangıçta iyi olan, ama 2003 yılından itibaren bozulmaya yüz tutan Kürdistan Bölgesi-Türkiye ilişkilerini gündeme getirdiklerini, Güney’de, halk arasında baş gösteren, sınıra yapılan askeri yığınak ve saldırıların hedefinin PKK olduğa dair kuşku ve endişeleri ilettiklerini dile getiren Dızeyi, “25 yıldır uygulanan politikanın sorunu çözmediğini, çözüm için yeni yollar bulunması gerektiğini anlattık” dedi.
Güneyli partilerin Türkiye olan ilişkilerinin Kürdistan Hükümeti’nin kurulmasından önceki döneme uzandığını, ama şimdi yasal olarak Kürdistan Hükümeti’nin diğer ülkelerde temsilcilik açabileceğini anlatan Dızeyi, resmi temsilciliklerin siyasi çalışma yapamayacaklarını, bu nedenle oluşan siyasi boşluğu Güneyli partilerin doldurduğunu belirtti. 1991 yılından itibaren KDP ve YNK’nin Ankara’da temsilcilik açtıklarını, temsilciliklerin Dışişleri Bakanlığı ve Türk partileriyle ilişki kurduklarını bildiren Dızeyi, “bazı partilerle ilişkilerimiz çok iyi, bazılarıyla ise selamlaşma düzeyindedir” dedi.
Dizeyi, Türkiye’de, şimdiki hükümet ile kemalist kurum ve kuruluşlar arasındaki ayrılıklar hatırlatılarak, askeri kurumlarla da ilişki kurulacak mı sorusunu şöyle cevaplandırdı: “Daha başlangıçtan itibaren AKP ile iyi ilişkilerimiz vardı. Diğer partilerle kıyaslandığında şoven olmayan bir parti olarak görüyoruz AKP’yi. Bu nedenle AKP ile ilişki kurmak daha kolay oldu. Kuşkusuz, Türkiye ile kurulmak istenen ilişkileri, askeri kurum ve kuruluşlarla Kemalistler de onaylıyorlar. Çünkü Milli Güvenlik Kurulu’nun 24 Nisan toplantısı sonrası yayınlanan bildiride, ‘Türkiye’nin Kürdistan Bölgesi ile güçlü ilişkiler kurması gerektiği’nden bahsediliyor. Bu bildiriden sonradır ki Türk hükümeti, Kürdistan Hükümetiyle olan ilişkileriyle yaptığı toplantıları açıkladı. Bu işler daha önce, genellikle gizli yapılırdı. Ben sürekli Türkiye’ye gidiyordum, üst düzey toplantılar yapıyorduk,, ama bunlar gizli idiler.”
Dızeyi, “AKP’nin 22 temmuz seçimlerinden başarıyla çıkıp hükümeti oluşturması Kürdistan siyasi önderliği tarafından sevinçle karşılandı. Ama son yılda Türk hükümetinin tavır davranışları, beklentilerinizin aksine değil mi?” sorusuna verdiği cevapta, AKP’nin Anayasayı değiştireceği, iyileştirmeler yapacağı beklentisine ve bu beklentinin AKP’nin Kürtlerin yüzde 53’sinin oylarını almasına yok açtığını işaret ederek, “AKP’nin yapmak istediği değişiklikler devlet kurum ve kuruluşları nezdinde endişeye neden oldu. Öyle ki AKP kapatılmak istemiyle Mahkemeye verildi. Yakın bir gelecekte AKP’nin kapatılması öngörülüyor” dedi.
Bir soru üzerine 11 yıldır KDP ve Türkiye ilişkilerinden sorumlu olduğunu dile getiren Dızeyi, bu süre içinde bir çok Türk yönetici ve diplomatla ilişkisi olduğunu, bu kişilerin bugün devlet yönetimi ya da partilerinde önemli görevler üstlendiği belirtti. Dışişleri Bakanlığı’nda, TC Dışişleri Bakanlığı’nın Irak’tan sorumlu heyetinde görev alan bir çok kişi ile Cumhurbaşkanı ve Başbakana danışmanlık yapan kişilerle, AKP Genel Başkan Yardımcısı ve bu partinin dış işlerinden sorumlu yetkilisiyle iyi ilişkileri bulunduğuna vurgu yaptı.
Sefin Dızeyi, Bağdat görüşmesi sonrası yeni bir toplantı yapılmasına ve Erdoğan’ın Irak ziyaretine ilişkin bir soruya verdiği cevapta, “konuya ilişkin toplantılar devam ediyor. Yeni bir toplantı için tarih ve yer henüz tespit edilmedi. (…) Ama her iki tarafta diyalog ve ilişkilerin gerekliliği konusunda hemfikirler” dedi.
Türk heyetinin, Bağdat görüşmesi sonrasında, görüşmeyi olumlu değerlendiren bir rapor sunduğundan haberdar olduğunu söyleyen Dızeyi, “Türkiye ile ilişkileri geliştirme konusundaki ciddiyetimizi gördüler. Kürtlerin Irak politikasındaki yerinin, bugün daha fazla ve etkin olduğunun, Kürdistan görmezden gelerek Irak ile ilişki kurulamayacağının bilincine vardılar” dedi



Yorumlar (2 gönderildi):
Yorum yaz