Anasayfa | Türkçe | Ortadoğu'nun Geleceği

Ortadoğu'nun Geleceği

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Kürdistan'a Özgürlük, Ortadoğu'ya demokrasi

Bu aynı zamanda bizim de geleceğimiz demektir. Biz Kürdlerin, Türklerin, Arapların, Farsların ve diğer kardeş halkların geleceği. Ekseriyet itibariyle Müslümanların geleceğinden bahsediyoruz.

ORTADOĞU’NUN GELECEĞİ
Bu aynı zamanda bizim de geleceğimiz demektir. Biz Kürdlerin, Türklerin, Arapların, Farsların ve diğer kardeş halkların geleceği. Ekseriyet itibariyle Müslümanların geleceğinden bahsediyoruz.

Medeniyet yarışında, dünyayı birkaç adım geriden takip etmenin bedeli olarak; sömürü, işgal, dağınıklık, didişme ve savaş durumundan dolayı harap olan, halklar hapishanesine dönüşen bir coğrafya, burası.

Çin’e, Hind’e, Rus’a, AB’ye, Japon’a kimse bu parya muamelesini yapamıyor. Düne kadar ABD’nin arka bahçesi olan Güney Amerika bile istiklalini ilan etmek üzere.

Bağımlı, şahsiyetsiz, halk ve adalet düşmanı, özgürlük ve demokrasi düşmanı rejimlerin hüküm sürdüğü yer Ortadoğu, Orta Asya ve Afrika’dır. Üçü de İslam coğrafyasıdır, bizim coğrafya.

Sünni hilali, Şii hilali, Arap – Acem çekişmesi, savaşı, Türk-Kürd savaşı, Arap-İsrail anlaşmazlığının cereyan ettiği, diyalogun, empatinin bilinmediği bir mekân burası.

Din, tarih, zaman, gelişim, özgürlük talepleri, tekâmül dondurulmuş ve mevcudu muhafaza velev ki halkın zararına da olsa rağbet edilen metadır.

Türkiye’nin geleceği var ama Kemalizm ile asla. Arapların geleceği var ama halk düşmanı, özgürlük düşmanı, işbirlikçi düzenlerle, yönetimlerle, şahsiyetlerle asla. İran’ın geleceği var ama iç ve dış dengelerin gözetilmesi, bazı badireleri atlaması şartı ve kaydıyla.

Kürdlerin geleceği var ama milli birlik ve beraberliklerini muhafaza diyemeyeceğim, çünkü birlik durumları şimdilik mevcut değildir. Birlik olmaları, hak üzere, adalet üzere yardımlaşmaları ve esaret zincirini kırmaları ve şanslarının da yaver gitmesi şartıyla.

Bölgedeki tüm unsurların hak ve adalet çizgisi üzerinde, güven ortamında bir araya geldiğini, işbirliği yaptığını, bir birlerinin hakkına ve hukukuna riayet ettiğini düşünün. Ama başkaları da bunun olmamamsı için düşünüyor, çalışıyor ve çabalıyor.

Bu başkaları içerden ve dışarıdan tazyikle, halkların yakınlaşmaması, savaşların devam etmesi, zalim düzenlerin ayakla kalması için canla başla çalışıyor. Seçime, demokrasiye saygıları ancak onların bendesi olanlar kazandığında, iktidar olduğunda geçerlidir. Aksi halde Cezayir’de, Gazze’de, Türkiye’de seçimleri askıya alırlar, partileri kapatırlar.

Ortadoğu’daki rejimler halka kapalıdır, ilerlemeye kapalıdır, bilime kapalıdır. Zenginlikler huzur getirmiyor. Gazze’de, Kürdistan’da, Bağdat’ta utanç manzaraları devam ederken; birileri sanki mars gezegeninde yaşıyor. Hem dert olma, hem hal olma yoktur.

Müslümanlık, Araplık, Türklük utanılacak duruma düşürülmüştür. Filistin’de milyonlar açık hapishane şartlarında yaşarken, Dubai, Riyad ve diğer yerlerde envai çeşit rezalet devam etmektedir.

Bağdat’ın içler acısı hali ortada iken, Siyonist İsrail, işgalci ABD ve İngiltere ile dostluk devam ededursun; Arapların düşmanı olarak İran ve Lübnan Hizbullah’ı olarak gösterilmektedir. Arap yöneticilerin konumu, sıradan bir uşağın durumundan da daha vahimdir.

Türkiye’nin Müslümanları, Türkleri ve diğerleri ve de Kürdleri; Kürd meselesine, Kürdlerin kültürel, siyasi, insani, hukuki meselesine sağır davranmaktadır.

Milyonlarca çocuk ana dilde eğitimden yoksun, dini eğitimden yoksun, ilmi gelişmelerden uzak, dünya gerçekliğinden kopuk olarak yetişmektedir. Gençlerin yüzü ya dağa ya da cezaevine dönük olarak yetiştikleri nadir ülkelerden biri de Kürdistan’dır.

Çok mu zordur; ana dilde eğitim hakkını vermek, herkesin kendi aidiyetiyle siyaset yapmasının önünü açmak, tabii olanı tanımak.

Bu yapıyla, bu çarpık zihniyetle Ortadoğu’nun geleceği inşa edilemez. Petrol, su kaynakları, insan unsurunun zenginliğine rağmen mahrumiyet, ayrılık ve esaretin nihayet bulacağına dair bir emare gözükmüyor.

Çünkü Osmanlı’nın kulu olanlar şimdilerde Cumhuriyetin kulu, Kemalizm’in kuludur da ondan. Efendiler değişti veya sadece isimleri değişti. Kölelerin konumu ve durumu ise hiç değişmedi.

Kürdler kendi ülkelerinde serbestçe gezemiyor, kendi kardeşleriyle özgürce bir araya gelemiyorlar. Çünkü ülkeleri, kardeş bildikleri halklara adına yönetimde olduklarını iddia edenler tarafından bölünmüştür veya bölünmüş hali muhafaza ediliyor.

Araplar da; coğrafya olarak, siyasi olarak bölünmüştür. Onur kırıcı bir şekilde de bölünmüş olarak muhafaza edilmektedirler. İran ve Türkiye ise adalet üzere değil, Kürdlerin özgürlüğüne engel olmak için, kazanımlarını sekteye uğratmak için bir araya gelmektedirler.

Kürdlerin komşuları ( mahsus buna Irak’ın komşuları derler ) Araplar, Türkler ve Farslar zaman zaman bir araya gelirler ama asıl çağrılması gereken muhatapları Kürdleri çağırmazlar. Taraf teşkili eksik olunca da netice, olumlu bir netice çıkmıyor.

Araplar petrol zengini ama Gazze’de insanlar karanlıkta ve aç. Kürdistan su ve baraj zengini ama Kuraklık ekinleri vuruyor. Çünkü Kürdistan’ın suyu topraklar sulansın diye değil, su kontrol edilsin ve Suriye ile Irak’a karşı siyasi koz olarak kullanılsın diye barajlar yapılmıştır. Bir de elektrik üretilsin diye.

Yeni projesi olan, adaleti esas alan öne çıksın, tüm halklara ve milletlere özgürlük öngören beri gelsin. Taraf teşkili tam olsun ki olumlu neticeler çıksın. Aksi halde kimsenin geleceği yoktur.  Sidki_zilan@mynet.com

Yorumlar (1 gönderildi):

Ali Gun .. 12 Jun, 2008 07:11:27
avatar
Sayin Zilan,
Saglikli dusunuyorsunuz. Ama lutfen artik tespitler yapmayi birakip Kurt'lerin mevcut sosyolojik,ekonomik,kulturel,vb. yapisini ,somurgeci ic dinamik yapiyi,diş dinamikleri goz onune alarak somut cozumlere baslayalim. Siz hemen simdi baslanacaklar sonra kisa,orta,uzun vadeli yapilacaklar la ilgili bir atilima baslayin. Besikci'ye diger namuslu aydinlara cagri yapin.Uluslararasi Mahkemelere basvurudan tutun,Ulusal kurumlarin olusturulmasina kadar artik eylem zamanidir. Kurt dusmanlari cozumun en iyisinin ''sorunu zamana yaymak'' oldugunu iyi biliyor. Bu duzenler devam ettigi surece bilin ki Kurt'lerin erimesi buzullarinkinin en az bin mislidir. Artik cozume yonelik eylem zamanidir. Herkes kendisinden baslasin. Basarilar. Selamlar.

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin