Bin İmza Meselesi
Binlerin birlikteliği, yetmişlerin birlikteliği, üçyüzlerin birlikteliği sahici değildir. Birbirimizi tanımıyor, tanışmıyor ve işbirliği yapmıyoruz. Ama sanal olarak bin kişi bir arada imzacı olarak gözüküyoruz. Benim teklifim; gerçekten bir araya gelelim ve taleplerimizi zenginleştirelim, geliştirelim ve de taleplerimizle münasip çabalar, gayretler içerisinde olalım.
BİN İMZA MESELESİ
Bir süredir bin imza ile başlayıp, başka sayılarla devam eden değişik imza kampanyalarına şahit oluyoruz. Bu meseleye vakıf olan bir kardeşiniz olarak hem izahat vermek hem de biz Kürdlerin aslında ağlanacak haline değinmek istiyorum.
AB kurumları zaman zaman Türkiye ile ilgili raporları gündemlerine alır ve bu vesile ile Kürdleri ilgilendiren kültürel haklar ile ilgili açılımları Türkiye’den talep ederler. Yıllardır AB ülkelerini mesken tutmuş ve Kürdler lehine lobi faaliyeti yürüten kişi ve kurumlar da bu vesile ile AB ‘nin elini güçlendirmek için girişimde bulunurlar.
Bu bin imza da o çerçevede ortaya çıkmış ve benzerleri daha önce gerekleştirilmiş faaliyetlerdir. Taleplerin ferdi özgürlükler, Türkiye için özgürlükçü bir anayasa, Kürdler için kültürel haklar içermesine dikkat edilir.
Bunu yaparken de realiteyi-vakıayı nazara alan büyüklerimiz taleplerini sınırlı tutmaya, tedrici hareket etmeyi ve hükümetlerin kapasitelerini de nazara alırlar. Buna rağmen bildirinin dili, fikri çerçevesi bence de zayıf kaldı. Kimin yazdığını doğrusu merak etmedim. Bizimkilerin zihniyetini, bu arada kendi zihniyetimi de bildiğimden onu gelmez tartışmalara girmek istemedim.
Bu mesele TEVKURD ’ün de gündemine geldi ve itiraz şerhi ile beraber imzalanması uygun görüldü. Bildiri yayınlandı. İtirazlar, suçlamalar, karşı bildiriler hala devam etmektedir. Oysa bizim sorunumuz ne bildirin varlığı veya yokluğu, ne de başka bildirilerle zaman öldürmektir.
Bence bu bildiri sıradan bir lobi faaliyetinden öte bir anlama sahip değildir. Onun için enerjimiz malayani işlerle harcamak yerine, işbirliğine muhtacız. Ne binlerin, ne de yetmişlerin birlikteliği sahici değildir. Eğer gerçekten birlikte olsaydık Kürdistan’ın durumu farklı olurdu.
Farklı düşünceler, değişik görüşler tabiidir. Ancak kişi ve kurumların her işini de eleştiri konusu yapmak, birlik ruhuna zarar veren sözler sarf etmek uygun değildir. Anlamadığım konu şu; itiraz eden arkadaşlar, taleplerin sınırlı tutulmasından, siyasi sınırlara hürmeti eleştirmektedirler. Oysa bu konuda da haksızlık söz konusudur.
Bildiride; dile getirilen taleplerin; siyasi sınırlarda değişiklik öngörmediğini, bununla ilgili olmadığını, haliyle Türkiye’nin uluslar arası arenada Kürdlere yönelik olarak başvurduğu bölücülük suçlamasının geçersiz olduğunu, insani, tabii, vicdani, hukuki taleplerin talep edildiğini vurgulamak içindir.
Madem Kürdçenin seçmeli ders olmasını talep ettiniz, o zaman Kürdçenin eğitim dili olmasına karşısınız veya şimdilik kaydıyla siyasi sınırları tartışmamak ilelebet federal ve bağımsız Kürdistan fikrinden vazgeçmek anlamına geleceğini ileri sürmek haksızlıktır.
Siyasi mücadelede tedricilik vardır. Kürdçenin seçmeli ders olması talebi, ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan zorunlu ders talebinden daha gerçekçidir. Yerel yönetimlere özerklik istemek, ileri bir tarihte gerçekleşmesi olası özerklik talebinden daha gerçekçidir. Bu talepler ayrıca diğer taleplerimizi de bloke etmiyor. Biraz imkân ve güç meselesidir.
Onun için imza atanlar ve atmayanlar, savunanlar ve karşı çıkanlar, başka taleplerle imza toplayanlar ve yayınlayanların durumu aynıdır. Hepimiz Urfalı ve ayni haldeyiz. Kürdlerin ev Kürdistan’ın kaderi ne AB kurumlarında, ne bin veya yetmişli imzacıların ellerinde şekillenmeyecektir.
Kürdistan ve Kürdlerin geleceği canla başla çalışan, donanımlı, fedakâr insanların ve kurumların ellerinde şekillenecektir. Sadece bir mesel için, mesela; Kürdçenin, Kürd illerinde seçmeli ders olması için bile bin imza toplanabilir ve bu eylem anlamlıdır. Buna benzer çok anlamlı eylemler de vardır. Bu haklar verilirse bizi ileriki aşamalara götürür. Ama tartışma ve didişme bizi ancak yanlış bir noktaya götürür.
Kardeşlik hukukuna riayet etmeyen, bir birini satılmışlıkla, hainlikle suçlayan bir kavim ileri gidebilir mi? Onun için bazen ileri giderek biz Kürdlerin Özgürlüğü hak etmediğini söyleme gafletinde bulunuyoruz. Evet, özgürlüğü isteyeceksek, birbirimizi anlamalıyız, destek olmalıyız.
İmza, mimza işin bahanesi. İşte ülke, işte insanımız, işte hizmet imkânı. Buyurun çalışın. Çalışmak, zengin olmak, tahsilli olmak, ittifak içerisinde bulunmak, kurumlaşmak, etkin olmak bizim elimizdedir. Ama bunu yapmıyor, iddialarımızın içini, dışını doldurmuyor, bıkmadan, usanmadan tartışıyoruz.
Binlerin birlikteliği, yetmişlerin birlikteliği, üçyüzlerin birlikteliği sahici değildir. Birbirimizi tanımıyor, tanışmıyor ve işbirliği yapmıyoruz. Ama sanal olarak bin kişi bir arada imzacı olarak gözüküyoruz. Benim teklifim; gerçekten bir araya gelelim ve taleplerimizi zenginleştirelim, geliştirelim ve de taleplerimizle münasip çabalar, gayretler içerisinde olalım.
sidki_zilanqmynet.com



Yorumlar (3 gönderildi):
Yazinizla ilgili yorumdan once teori ve pratiginizin Kurdî realitemizle ne denli uygunluk tasidigini, ayaklarinin yerde oldugunu belirtmek isterim.Bu tavrinizin daha da derinlesmesini ve Kurd insanlarinin gercek sozculerine kavusmasini Allahtan temenni ederim.
1000 imza girisimi tarz olarak Kurdî gundemde yeni degil.Eskiden de buna benzer girisimler oldu ve deyim yerindeyse "Dag fare dogurdu".
Sizler Kurdistan`da yasayan soydaslarimiz olarak olaya madalyonun bir yuzunden Kurdistan`dan bakmakla verilisiniz.Oteki yuzunden yani uluslararasi sartlarda bakisin ise sanilanin aksine K.Kurdleri acisindan fazla bir getirisi yok.Tam tersine sorunu basitlestiriyor.Sanki Kurdistan eski unutulmus ve Ortadogu sartlarinda kaale alinmayan bir faktor derekesine konulmus.Durumun artik oyle olmadigi malum:70`li 80`li onyillarda degiliz:"Ayni nehre iki kere girilmez".
Girisimi organize edenler hala demode mantalite ve eskimis verili kosullardan hareket ediyorlar.Bu tavir Kurd meselesini basitlestiriyor.Kurd meselesi "Alî Avaz" duzeyini asmistir.
Soruyorum:Neden G.Kurdistan`daki kardeslerimiz,Filistinliler,Irlandalilar,Basklilar,Katalanlar,Tamiller,Bosnaklar,Kosovalilar,Hirvatlar,Slovaklar,Afrikalilar bu tur yollar izlemediler.Onlar 1000 imza girisimcilerinden daha mi az akilli?Daha mi az diplomatik?
Suphesiz degil.1000 Imza girisimcileri isin kolayina kaciyor.Kuyruklu yildiz gibi bir gorunup bir kayboluyorlar.Oysa bu islerde gercek diplomasi,sizin deyiminizle "surekli sahici ic isbirligi ve sahici ic ve dis calisma" sonuc verir.Tipki yukarda sayilan halklarin yaptigi gibi.
Dolayisiyla bu islerde saf olmamak lazim.Girisim baslari rovi degil fakat eski kurtlardir.Imzalari kendi sahsi amaclari icin kullanirlar.Vizyonlari AB`den esas olarak kredi talebiyle sinirlidir;diger seyler isin baharatidir.
Bu meselelerin halli bir iki deklarasyonla olmaz.Bu turden girisimler yukarida Kek Mem`in belirttigi gibi "Projesizlik" ,"Abdo kurtariciligi" ve"Ipotekciliktir".Diplomasiyle alakasi yoktur.
Kuzey Kurdleri tipki diger halklar gibi kendi gercek iradelerini tesis ederek kendi kaderlerini tayin edebilirler.
Tedrici kazanimlar suphesiz onemli bir seydir.K.Kurdlerinin Don Kisot olma luksu yoktur;Sanco Panzo`yu ve sartlari dikkate almalidir.Ancak kendi iradesinin ve kaderinin sahibi olabilmeli ve hayali dostlar pesinde de kosmamalidir.
Bi slav u rez
(Ben genel değerlendirmeyi yaparken Kurdlerin tarihindeki mucadeleden yola cıkarak bir anlatım ele aldım ama daha cok yakın tarihimizi kast ederek özet yaptım. Gerek duyulursa Tarıhten gunumuze Kürt Ulusal Mucadelesını de özetlemek mumkun hata yazı dizisine de dönöşturmek mumkundur.)
Fraksiyonlaşarak örgut ve parti sayımızı coğaltırken toplamında gucumuzu küçülttuğumuzun farkında olamadık.Bu bölunmelerde yoldaşlarımızı da öldurduk öldürdüklerimizi düşmanın üstüne attıklarımızda oldu.böylesi bir kör duğuşte enerjimizi duşmana karşı değil dostumuza karşı kulandık.İşte böylesi bir dönemde Faşist Devlet te boş durmadı. Biz birbirimizle uğraşırken O'da içimizden APOCU hareketi oluşturdu. ve öldurmek neymiş nasıl yapılırmiş bize gösterdi.Biz ne oliyor diyenekadar 12 eylul le bizi yerlebir etti.Bizler böylesi bir darbe karşısında veya böylesi bir hareket karşısında ne yapacağımızın hesabını yapmamiştık.Çünku Sovyetlerin sosyalist mı yoksa sosyal emperyalist mı? biz bununla ilgiliydik. Bir anlamda halka gitmek yerine birbirimize giderek ideolojimizi kabul ettirmeye çalıstık birbirimizi ikna edemediğimiz gibi halkımızdan da koptuk.12 Eylul ile birlikte kadroların bir çoğu zindanlara gönderdik bir kısmınıda yurtdışına çıkarttık ama bu seferde hem örgutlerin dağılmişliği hemde halktan kopulmuşluğumuzu Devlet kulanmayı hesapladı. Devlete göre kürt ulusal hareketi bitirilmişti.Ama bu halk yine dirilir hesabıyla halkı göç ettirmesi gerekiyordu. Kürtleri asimile etmesi gerekiyordu. Köyünu mezrasını başına yıkması gerekiyordu. Taş taş üstune bırakmaması gerekiyordu.Yanı Kürde ulkesini ve dunyayı dar etmesi gerekiyordu. Bunun içinde alt yapı oluşması gerekiyordu. Bu ışı daha öncede layıkı ıle yapan biri vardı. Oda ABDULLAH ÖCALANDI. Gerci bu zatı çok eleştıremiyorum bu zat bizim yanlışlarimizdan doğan ve büyüyen bir gunah çoçuğudır. Bunun anası devlettır ama babası da bizleriz.Bu zat bu görevi yeniden ustlenerek 25 yılda yukarıda da saydığım butun kötülukleri kürtlerin başına getirmeyi başarır.Devlet te artık bu kadar yeter demeye başladı daha doğrusu Türkiye'nın avrupabirliğine girmesi için çatışmalı ortama son vermesi gerekiyor.Yoksa ortadoğuda yanlızlaşmaya başlayacagını ve tek kutuplu dunyada bukadar iç çelişkisi olan bir ulkenin ayakta kalma şansının olmadığını döşüniyor.Ayakta kalabilmenin yolu avrupa birliğinden gececeğini döşuniyor. yoksa Avrupa birliğine girmese NATO da çok misyonu da kalmadığı için ve İran ile diğer islam ulkelerinde gelişen islami hareketin Türkiye'de de kendi ağırlığını hisettirmesi ve Türkiye'nin adım adım şeriata kayması Türkiye Devletini korkutmaktadır. Böylesi bir dürümda A.B.D ilede karşı karşıya geleceğini biliyor.Ve sonu Irak'tan farklı olmıyacağınıda iyi biliyor. Bu tehlikeyi görduğu içinde APO ya verilen görevin şeklini değiştırmiştır.Apo artık kurtleri Kemalizme entegre ederek işi bitirmek istiyor.Ben özetce süreci böyle değerlendırıyorum.
Bu değerlendirmeyi yaparken amacım ukalalık yapmak değildi elbete ve 1000 imzacılara dönuk yapılan eleştırılerı değerlendirebilmek için böyle bir açılıma ihtihaç düymamdan kaynaklandı. Şimdi 1000 imzacılar için döşuncemi daha rahat ifade edebileceğime inaniyorum.
1000 imza Kürt hak ve özgürlüklerinin elde edilmesi için farklı döşuncelerdeki kişilerin ortak paydası anlamında önemsiyorum.ve kutliyorum.Farklı düşuncelerin bir araya gelip askari taleplerde buluşması çok önemlidir.Ben de dahil bir çoğumuzu tatmin eden bir açılım olmadığını söyleyebilirim. Zaten benim veya ZİLAN arkadaşın birebir istediği olması demek bizim gibi döşunenlerin talebi anlamına gelir. Bunun adı ortak imza da olmaz.Eğer biz farklılıklarımızı içimize sindiremesek eğer biz demokrat olmayı beceremeyip hala ideolojik davranırsak birlikte iş yapma şansımız olmaz.Bundan dolayıda diyorumki ortak paydalarda buluşmamız lazım farklılıklarımızı değil ortak paydalarımızı öne çıkaralım.İdeolojılerımızı değil ulkemizin çıkarları one çıkaralım.Ego larımızı değil hoşgörümuzu öne çıkaralım.Eğer bunları yapamasak bu halka layık olamayız. Bu halkla buluşamasak bu halkı seroklardan kurtaramayız yada ortak cıkarlardan yola çıkamasak başka serokları bu seferde biz çıkarmiş oluruz.Artık yanlışlarımzı görup başkaların bize seroklık yapmasının önune ceçelim diyorum. BİRLİKTE ULUSAL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİMİZE ORTAK PAYDADA BULUŞALIM YOKSA BU HALKIN ÖNCULERİ OLAMİYACAĞIMIZ GİBİ BU HALKIN GERİSİNDE BİRBİRİMİZLE KAVGA EDECEĞİZ.YANI FİLİMİ BAŞA ALACAĞIZ. HERŞEY ELİMİZDE EGOLARIMIZDAN ARINMA ZAMANIDIR. Butun Nasname ailesine ve okurlarına selamlar saygılar.
Yorum yaz