Ali Yaver Kaya anlatıyor... -15- "Çok bedel ödedik, ama..."
Ali Yaver Kaya : Tabi ki, o dönemin koşulları içinde her şey olabilirdi. Ateş çemberinden geçiyorduk. Her taraf ateş içindeydi. Böyle bir ortamda başkası da bizi vurabilirdi. Her şey mümkündü.
Hele otuz yıl sonra bugün düşünüyorum da değil Ferid Uzun, hiç kimseye kurşun sıkamam. Bazı insanlar “Bu her yerde görülüyordu, şu oldu bu oldu, eylem yapıyordu...” Ben yapmadım. Benim hiç bir zaman öldürme aylemim yoktur. Bu konuda sonuna kadar rahatım, vicdanım rahat. Hele Ferid gibi devrimci bir insana silah sıkmak, kurşun sıkmak mümkün değil. Peki bunu söyleyenlere sormak lazım: Bu olayın tanıkları yok mu? Kaç kişi yapmış, nasıl yapmış bilmiyorlar mı? Veya otopsi yok mu? Kaç silahtan kurşun sıkılmış? Getirsinler, baksınlar.
Gülmüş : Tabi, o da önemli.
Ali Yaver Kaya : Eğer iki silahtan sıkılmışsa o zaman “Ben vurdum” derim. Bu olayın otopsi raporları var, kaç silahtan sıkıldığı belli. Eğer iki silahtan sıkılmış diyorlarsa ikincisi benimdir. O kadar basit.
Gülmüş : Bu olayın dava sahipleri var. Her yıl Ferid’in mezarı başında gözyaşı dökeceklerine, senin de az önce söylediğin gibi olayın krokisini, silahtan çıkan kurşunların balistiğini ortaya çıkarsınlar. Ve benim istediğim şudur; adil bir mekanizma kurulsun, biz hepimiz yargılanalım. Bu işin generali Abdullah Öcalan’dan tutun Hayri’ye, Şükrü’ye kadar yargılanalım. Yargılayacak bir merci oluştursunlar bize, bunların hepsini konuşalım. Bir de biz, onları yargılayalım. Hem PKK içinde durup “Apo ajandır, PKK ajandır” diyeceksin, bir de onu durdurmayacaksın. İşin bir de bu tarafı var. Böyle durumlarda olaya afaki bakan insanlar bizim karşımızda konuşamazlar. Biz bu işin mağduryuz, tetik çekenleri ve aynı zamanda davanın da sahipleriyiz. Bugün bizim Abdullah Öcalan’a karşı olduğumuz kadar kimse olamamıştır. Dobra dobra söylüyoruz!.. Hayatımızı ortaya koyduk, on yıldan beri bu sisteme karşı mücadelemizi yapıyoruz. Bu mücadelemizle demokratik bir tarzda karşı koyma gelişti. Eğer Apo’yu eleştirebilme ortamı elde edebildiyseniz yine bizim sayemizde oldu. Biz PKK liler olarak pek çok insanın evini yıktık, ama önce kendi evimizi yıktık. Ali’nin evinde iki şehit var, yıkılan evini anlat. Biraz da Hanım’ı, Fidan’ı anlat!.. Bütün ailesi harap oldu Ali’nin. Kendisi de 21 yıl zindan çekti. Neden gittiler bu insanlar?..
Ali Yaver Kaya : O konuda kimsenin bizden hesap sorma pozisyonu yok. Biz aile olarak otuz yıldır hep fedakârlık yaptık, hep bedel ödedik. Seksen cuntası geldi ben tutuklandım, yirmi yıl sonra çıktım. Annem o yaşında üç yıl yattı, hiç bir suçu yokken. Kız kardeşim 85 te dağa çıktı ve şehit oldu. 92 de diğer kızkardeşim şehit oldu. Seksen darbesinden sonra ben ile annem içerdeyiz. Benden küçük kızkardeşim Filistin sahasına gitmiş. İki kardeşim daha on üç-on dört yaşlarında, çocuk yaşta ve sahipsiz Hilvan’dan kaçıp Türkiye metropollerine gittiler. Babamla en küçük kızkardeşim kaldı. Babamı işten attılar. Ceyhan'a gidip bir sığıntı hayatı yaşadı. Sekiz yıl ailemin geri kalanı bir araya gelemedi. Bu parti hiç bir gün gelip demedi ki; “Ey aile, siz bu kadar rezil oldunuz, bu kadar bedel ödediniz, bu kadar çile çektiniz, bir ihtiyacınız yok mu sizin?..” Babamla küçük kızkardeşim evi terketti, tek parça eşya bile alamadılar yanına. Diğerleri de gelmiş evi yıkmış, talan etmişler. Bizimkiler tarlalarda şurda burda yattılar. Annem üç yıl yattıktan sonra benim için 17 yıl cezaevlerinin kapılarında dolaştı. Bir Allah’ın kulu çıkıp demedi ki “Yahu bu bir lira da senin yol paran olsun”. Hepsi geldi, bizde yedi içti, elbisesini giydi, sonra da çekti gitti. Otuz yıldır ailem dişinden tırnağından fedakârlık yaptı. malını verdi, canını verdi, her türlü bedelini verdi. Bir gün bile bu “parti” bize layık olanı söylemedi. Bir gün bile bu yaptıklarımız söylenmedi. Tek bir gün dahi bizim bedellerimiz hatırlanmadı.
Gülmüş : Biraz da cezaevlerine gelelim mi? Diyarbakır Cezaevi’ndeki vahşet döneminde sen hep bizimle beraberdin. 83 şubatından 88 Urfa sürgününe kadar. Ondan sonra senin “Eylül Direnişi”nde, Suruç Grubu’nda bir eylem açıklama kararın vardı. O nasıl olmuştu? Şu anda hayal meyal hatırlıyorum.
Ali Yaver Kaya : Yakalandıktan sonra cezaevine geldik. Sonuçta örgüt içerisinde herşey öyle tersine gitti ki!.. Sonuna kadar çözülmüş olanlar geldi direnişçi kesildi başımıza. Ben o dönemin başından sonuna kadar içindeyim. Benden önce bütün kadrolar yakalanmış, bütün detaylar ele verilmiş, herşey ele verilmiş. Benim o dönem polise verdiğim şey eften püften şeyler. “Kiminle devrimcilik yaptın?” “Hüseyin (Soyadı anlaşılmıyor), Cuma Tak’la yaptım, Salih Kandal’la yaptım, şunlarla yaptım, bunlarla yaptım. Kitap okudum, propaganda yaptım.” Hepsi bu kadardı.
Gülmüş : Niye bu kadar yatırdılar seni? Yirmi yıl boyunca hangi davalardan yargılandın?
Ali Yaver Kaya : Demin söylediğim sözünü ettiğim şeyler var ya!..
Gülmüş : her önüne gelen kendini kurtarmak için ifade vermiş üzerine?..
Kamera : İtirafçıların ifadesi?..
Ali Yaver Kaya : Mahkemelere çıktığım zaman, bir yalan, iki yalan... Tam otuz tane dava bana bindirilmiş.
Gülmüş : Otuz tane eylem var?..
Ali Yaver Kaya : Otuz tane eylem var. On beş-yirmi idam isteniyor bana. İddianame sayfalarında bir buçuk sayfa idam isteniyor bana. Ayıkla, ayıkla, ayıkla...
Gülmüş : Bir iki tanesi kalıyor.
Ali Yaver Kaya : Bir iki tanesi kalıyor tabi. O kalanlarda öyle ağır değil, öldürme eylemi falan yok. Bir köye baskın olmuş, propaganda yapmış gelmişiz. Ama sonradan bir adam kaçırılmış ve öldürülmüş. Onu da Emin Dal öldürmüş. Ama bu eylem bir bütün olarak üstümüzde kalıyor.
Gülmüş : Bir de benim hanımın sorduğu bir olay var. Halk mahkemesi diye bir şey kurmuşlardı. 12 eylülden sonra sizi televizyona falan mı çıkarmışlardı, neydi? Sen, Celalettin Delibaş, başka kişiler..
Ali Yaver Kaya : İşte bütün bu bana yüklenenler var ya?
Gülmüş : “Halk Mahkemeleri” nin kurucularından biridir diye...
Kamera : Ha ha ha, on sekiz yaşındayken...
Gülmüş : Kemal Kılıç vardı o zamanlar. Okuma yazması yoktu, ama o zamanlar o da hakimlik yapıyor.
Kamera : Hakim yapılmış? Ha ha ha!...
Gülmüş : Tabi, hakim olmuş.
Ali Yaver Kaya : Bütün bunlar tamamen uydurk şeyler.
Gülmüş : Ama hala buna inanalar var... Benim hanım bir gün dedi ki; “Ben Ali Yaver Kay’yı şeyden biliyorum. Halk Mahkemesi Başkanı olmuştu.” 12 eylülde gösterdiler bunları.
Ali Yaver Kaya : Çok saçma bir şeydi. Bizi halka canavarca göstermek için hepsini uydurmuşlar senaryosunu yapmışlardı tabi daha önceden.
Gülmüş : Var mıydı öyle bir televizyon çekimi?
Ali Yaver Kaya : Var var!.. Yani Celaleddin Delibaş, Kemal Aktaş onlardı... Hamit Kandal onlardı, o tür şeyler söylemişler.
Gülmüş : Hatta Hamit için doğu, güney-doğu canavarı diyorlardı...
Ali Yaver Kaya : He, öyle şeyler söylemişler. Sonra 12 eylül sonrası... Deminki sözümü bitireyim; 12 eylül olunca itirafçılar direnişçi oldu, bize yine tecrit... Örgütte yine yerimiz yok. Tam seksenin sonlarına doğru. O dönem seksenin sonları mıydı, aralık mıydı bilmiyorum. Tabi biz de bilmiyoruz ya neyin nesidir, nedendir? Meğer Kemal Aktaş’ı götürmüşler, Delibaş’ı götürmüşler, bilmem kimi götürmüşler. Bu arada beni de götürdüler. Bir baktım bomboş salon, işik mışıklar, -hani sinemada olur ya, Amerikan sorgulama sahnelerinde-, beni oturttular oraya, iki keskin ışık verdiler. Hiç TV çekimi olduğunu bilmiyorum. Ben yine birsorgulama seansı olduğunu sanıyordum. Etrafta polis molis var, sorgulandığımı düşünüyordum.
(devamı var...)



Yorumlar (1 gönderildi):
Yasasin cesaretle ihanetin herturlusune baskaldiranlara !
Selam ve saygilar
Feyzi Acikgöz
Yorum yaz