Zîlan'ın Bir Özür ve Bir Kısa Bir Açıklama
Hata karşısında, yerinde ve asli merciye özür sunmak bir erdemdir. İki değerli yazarımız sayın Aydın Tamer ve Sıdkı Zilan arasında geçen bir polemikten dolayı, alenen ve medeni ölçüler içinde bir hatayı giderme özrü sunulmuştur. Bence de Nasname Yazarlarına da yakışan budur. Çünkü biz farklılıklarımızla, birbirimizle olmayı hedefledik. Gerek Zilan ve gerek Aydın'a biz de teşekkür ederiz. Selamlarımızla /Nas-Edi
ON DEFA ÖZÜR
Değerli kardeşim, o yazı daha önce başka vesileyle yayınlanmış bir yazı olup, faydalı ve aydınlatıcı olur diye eklenmiş ve tarafımdan da bir kaç cümle daha eklenmiştir.
Tekrardan okumadım ve o ifadeyi haliyle görmedim. Haliyle o ifadeden kasıt ne siz ne de başkası değildir. Daha önceki konu ile ilgili kimseyi de hedef almayan, yani musahhas biri kastedilemden yazılmıştır.
Arkadaşlar o beyanları ayıklamalıydı. Bu ve benzeri beyanları ayıklamak bence bu işi yapan arkadaşların da görevidir. Feraza biri küfür de edebilir. Sırf bizden geldiği için ayıklamadıklarını biliyorum ama gene de yanlış yapılmıştır. Biz de zaman yokluğundan belki katkı sunarız diye düşündük. Selamlar, hürmetler.
Hatalı ve günahkar kardeşiniz.
sıdkı zilan .. 04 Jun, 2008 10:55:13
Sıdkı Zilan-Diyarbekir
TÜM DEĞERLİ YORUMCULARA CEVAPTIR
TAMER AYDIN
Yazılarımızda milli bir duruş sergilemeye çalışıyoruz. Bizi eleştirenlerin de aynı tutumu göstermelerini bekliyoruz. Oysa eleştirilerin bir kısmı yakından tanıdığımız mürit-şeyh ilişkisindeki gözü kapalı saldırılardır. Bazıları sanki Nasname’de sadece Apocuların eleştirisi yapılır gibi yanlış bir kanaate kapılmışlar. Kendi eksiğini görme! sadece Apocuların eleştirilmesinden hoşnut ol. Bundan nemalanma yolunu ara. Kaldı ki yazımız alimimizi eleştirme amacıyla hiç yazılmamıştır. Buradan yazının yeterince okunmadığını gösteriyor.Yoksa, ufak bir reel tesbitte dahi bu kadar hoplamanın sebebi ne olabilir. Meseleleri tartışmazsak nasıl doğruyu bulacağız. ‘’Barika-i hakikat müsademe-i efkardan doğar’’sözü üstadın sözü değil mi ?
Eleştiriye karşı büyük bir hazımsızlık var. Yazıda herhangi bir hakaret veya hakaret kastı yok. Alimlerimize karşı onların şahıslarına veya dini bilgilerine, hakaret yok. Yazımızda örnek verdiğimiz bize göre kürdi olmayan tavırların sergilenmesidir. Said-i Nursi Sevr’de mücadele eden entelektüel Kürt aydınlar aleyhine ortak yazı yayınladı mı yayınlamadı mı? Bu yazıda Kürtler adına hak arayanların karşısında olduğunu belirtti mi belirtmedi mi ?
Sayın Cevap verenlerin yaptığı alıntılar, alimimizin Kürt meselesine ümmetçi bakışını yansıtıyor. O dönemde milletimizi yönlendiren aydınlar ve önderler sayesinde değil mi bütün Müslüman milletler -Arabı, Arnavutu-yolunu çizerken sadece Kürtler Türklere yamandı. Sonuç ortada: Gasbedilmiş bir yurt, dili, varlığı inkar edilmiş millet, onun bunun tarafından Çocuklarının kullanıldığı gözü yaşlı halk.
Yazıda açıklanan düşünceler o dönemde etkin olan Osmanlıcı-İslamcı düşüncenin ortaya konulmasıdır. Osmanlıyı, halifeyi kurtarmak için çare arayan o dönemdeki bir kısım aydınların buldukları yoldur.
Şeyh Sait’in Kürdi yönün olmadığını söyleyen kardeşlerimizde büyük bir bilgi boşluğunun olduğunu görüyoruz. Tavsiyemiz değerli kardeşlerimizin, Şeyh Sait’in Azadi örgütüyle, Kürt Teali Cemiyetiyle, Ciwata Azadi Kurd örgütleriyle ilişkisini iyi incelemeleri. Belki de İslami cenahta milli duyguların zayıf olmasının sebebi de bu bilgi boşluğudur. Burada da görev tüm yazarlarımıza düşüyor.
Ayrıca Zilan arkadaşımızın başka bir yazıya cevap niteliğinde yazılmış cevabında kullandığı ‘’ it ürür kervan yürür’’ tarzındaki yazıyı bizim yazımıza yorumda kullanması da saygı sınırlarını çok aşmaktadır. Zilan’ın yazımızı genel olarak incelediğinde bize bir özür borcunun olduğunu düşünüyorum.
4 Haziran 08



Yorumlar (1 gönderildi):
öyle ise o beyanname nedir. O beyanname Şerif Paşanın kişisel girişimiyle ve Avrupalı Emperyalist İngiliz devleti girişimi ile Kürtlerin Van Gölü küzeyi topraklarını Ermenilere verip Kürdistanı dört parça yerine Ermenistan ve Gürcistana da pay ederek beş altı parçaya yapma girişimi idi. Bu beyannameyi Said Nursi Hazretleri yazmamış. Bir kaç entellektüel Kürt aydını yazmış Nursi de imzalamıştır.(İkdam Gazetesi. 7 mart 1920) Daha sonra Üstad Nursi Sebilürreşad Dergisinde "kürtler ve islamiyet" isimli bir makale yazarak bu olayın nedenini şöyle açıklıyor:" ..Ermeniler vilayat-ı Şarkıye’de ekall-i kalil derecesinde bulundukları için, asla bir ekseriyet teminine —ve ne kemmiyeten, ne de keyfiyeten Şarkî Anadolu’da iddia-yı temellüke— muvaffak olamayacaklarını son zamanlarda anladılar. Maksadlarına, Kürdler namına hareket ettiğini iddia eden Şerif Paşa’yı âlet etmeği müsaid ve muvafık buldular. Bu suretle, Kürd ve Ermeni davası ortada kalmayacak ve Şarkî Anadolu’daki iftirak âmali mevki-i fiile çıkmış olacaktı. İşte bu gaye ile o mahut beyanname müştereken .imzalandı ve konferansa takdim olundu. Ermenilerin maksadı, Kürdleri aldatmaktan başka bir şey olamaz. Çünkü, ileride, Kürdlerin kemmiyeten hal-i ekseriyette bulunduklarını inkar edemeseler bile, keyfiyeten, yani ilmen, irfanen kendilerinden dûn oldukları bahanesiyle, Kürdleri bir millet-i tâbia haline getirecekleri muhakkaktır. Buna ise, aklı başında olan hiçbir Kürd taraftar değildir..."(İçtimai Dersler.S578.Zehra Yayıncılık)
Gelgelelim Nursi Kürdi'liği hak ediyormu etmiyormu meselesine. Öncelikle tarihi büyük şahsiyetleri geniş bir perspektifle değerlendirmek gerek. yoksa dar düşünceler ve dar gürüşlerimizin körlüğüne kurban oluruz. Yazık ederiz kendimize. Mevlana da bir hikaye var derki " bir gün sine k ormanlar kıralının başına konmuş. kendi kendine Hey Nerde ormanlar kıralı çıksın karşıma der. Mevlana da derki " bıre sinek! Aslanı görmek için ceylan olmak gerek. " Bazı yeni yetme, yeni uyanmış insanlarımız. buyük değerli şahsiyetlerimizi okumadan incelemeden yargılıyorlar. Bunu Sayın Aydın için demiyorum. Syın aydın saygı sınırları içinde eleştiri hakkını kullanmış. Bir ara Selahaddin-i Eyyubi hakkında bir kürtçe kitap gördüm sevindim. Kürtler artık tarihi şahsiyetlerine sahip çıkıyor diye. baktım "kitabın ismi Selahaddini Yargilama" dır. güya o büyük zattan hesap soruyor. ipe sapa gelmez gülünç iddialarla. Onu araştırıp anlamaya çalışması gerekirken kendince yargıılıyordu. derler ya: çingeneyi paşa yapmışlar. Önce babasını asmış, misali...Halbuki Nursi ve Selahaddin gibi Dünya çapında değerlerimiz biz Kürtlerin dünyaya açılan kapı ve pencereleridir. Dünyada bizi tanıtan hem de insanlık ve ilimle tanıtan gururlarımızdır. Her ne ise..
Sayın aydın Nursi'nin daha 1908 de "Ey Gelê Kurdan" isimli Kürtlerin dert ve dermanlarını veciz bir şekilde ifade ettiği hitabeyi görse idi kavrasa idi Kürdiliği hak etmiyor demezdi. Eğer bu son günlerde Osmanlı arşivlerinde gün yüzüne çıkan Nursi'nin sahibi olduğu ve çıkarma teşebbüsünde bulunduğu " Marifet ve İttihad i Ekrad yani Eğitim ve Kürt Birliği."gazetesi projesini bilseydi yine böyle demezi.
Nursi'nin Şeyh Said ayaklanmasına katılmadığı ile ilgili eleştiriye de Kendimin daha önce yazdığım bir makalenin küçük bir pasajı ve Değerli yazar Metin Aktaş'ın "Kürtlerin Gandi'si: Said-i Kürdi isimli makalesinden bir pasajı cevap olarak buraya alıyorum: " Said’i Kurdi’nin 87 yıllık yaşamı incelendiğinde onun gerektiğinde canı pahasına iktidarla mücadele ettiği ve bir insanın katlanamayacağı ağır bedeller ödediği görülür. Tabi bir çok insan Said’i Kurdi’nin mücadele yöntemini mücadele değil teslimiyet olarak gördüğü için doğal olarak bu yanlış sonuca varıyor. Said’i Kürdi’nin 1925 Kürt Hareketine karşı çıktığı doğru değil. Evet Said’i Kurdi bu harekete açık destek vermemiştir ama karşı da çıkmamıştır. Benim araştırmalarıma göre Saidi’ Kurdi bu isyana iki sebepten dolayı açık destek vermemiştir. Birinci sebep olarak bu isyanın yeterince örgütlenmeden başladığını ve dolaysıyla yenilgiye mahkum olduğun görerek Kürt halkının daha fazla zayiat vermemesi için sessiz kalmıştır. İkinci en önemli sebep ise, Said’i Kurdi sorunların şiddetle, kan dökmekle çözümünden yana olmadığı için bu harekete açık destek vermemiştir.Said’i Kurdi’nin 1925 Kürt isyanına destek vermesinin nedeni onun iktidar yanlısı olmasından değildir.
Said’i Kurdi’nin yaşamı incelendiğinde bu davranışın onun yaşam tarzı ve felsefi görüşleriyle uyum içerisinde olduğu görülür. Ben bu makalede Said’i Kurdi’nin düşüncelerini yermek veya övmek amacında değilim. Ben Said’i Kurdi’nin düşüncelerini yaşam tarzını aktarıyorum size. Burada anlattıklarım şunu gösteriyor ki Sadi’i Kurdi söyledikleriyle, yaşam tarzı biri birini tamamlayan az sayıdaki insanlardan biridir. O hiçbir zaman çıkarları için hiçbir şey yapmamış,durup dinlenmek bilmeksizin hep inandığı ütopya için uğraşıp durmuştur." www.beroj.com)
"Bediüzzaman’ın ilmi, siyasi, diplomatik, kültürel faaliyetlerini yakından incelendiğinde görünür ki kendisinin üzerinde durduğu konular, birlik, eğitim, dil, fen, sanat ve medeniyet…v.s. hepsi Kürtlerin bu medeni dünyanın onurlu bir ferdi olarak kendini ifade ederek kaderini tayin etmesini sağlayan temel milli dinamiklerdir. Çünkü bir millet ancak bunlarla varlığını koruyabilir.
O bu rehberlik ve çalışmaları da iki şekilde gerçekleştirmiştir:
Biri: Milli kurum ve kuruluşların oluşmasında önayak olup kurucu misyon üstlenmesi ile ve ya bu oluşumlara üye olarak fiili rolünü yerine getirmiştir. Örneğin; “Kürdistan Teali Cemiyeti’nin dört kurucusundan birisi Bediüzzaman Said Nursi’dir.. Diğerleri de Seyid Abdulkadir, Emin Ali Bedirhan Bey, Babanzade Hikmet Bey.”10 Aynı zamanda on dört Kürt âlim ve aydını ile “Kürt Neşri Maarif Cemiyeti” kurucusudur da.11
İkincisi: O 1900’ ların başında dünya milletlerinin ve İslam âleminin ve tüm toplum ve ulusların fen, felsefe ve medeniyet sayesinde değişim ve ilerleme içinde olduklarını görüyordu. Fakat Kürtlerin hâlâ uykuda ve bu uyanıştan nasipsiz, sahipsiz ve ittifaksız olduğunu gözlemliyordu. . Hatta Münazarat adlı kitabında Kürtleri “değerli ve sahipsiz bir kavim”[9] olarak adlandırıyordu. O, Kürt dahi ve edibi Ehmedê Xanî’nin uyarısı olan “bu zamanda her kişi kendi duvarının mimarıdır.” ışık veren tespiti doğrultusunda, Kürtlerin kendine sahip çıkmaları için; durmaksızın, dağlarda, ova ve vadilerde Kürt el ve aşiretleri arasında geziyordu. Özgürlük dersini, fen ve medeniyetin gerekliliğini ve ulusal kurumların ve birliğin önemini haykırıyordu..."Nevzat Eminoğlu "Bediüzzaman Said Nursi Ve Kürtler" makalesi.(beroj)
Yorum yaz