Mülteci.... Ve Kürd Erkek Kahvesinde Bir Kadın...
Dün gülüm ile çocuk arasında tercih yapamadım. Gönlüm gülde, ama elim çocuğa gitti. Ve tuttum çocuğu verdim. Ben yine gönlümün de hatırını kırmayayım. Gülümü tüm güllere vereyim. Mülteci İlhan'a da, Kürd Erkek Kahvesiindeki Ayşe Xanım'a da..Mültecinin yüreği hep kanar dedim İlhan'a. Ne çok özledim ne çok. Dünyalar tatlısı 'kedilerimi' İlhan'ı, Ahmed'i Ali'yi ama o mendebur kara kedi Maraşlı Ali'yi özlemedim. O hin ve hınzırca bakıyordu diğer 'kedi' arkadaşlarıma. Ayşe Xanım'ın güven duygusunun gelişmesini bekleyeceğim. Çünkü benim evimin ve yüreğimin kapısı hep açık. Nasname birhan ise, ben hancıyım. Kalıcıyım. Yaşadıkça yaşayacağım ve yaşatacağım...Sevgiyle Mülteci kardeşim, sevgiyle Eyşana Serbixwe.../Nas-Edi
Mülteci’nin Yüreği Hep Kanar
Mülteci Ilhan
Öcalan Türk Askeri Devletine teslim edildiginde ben Sükrü Hoca Mülteci Yurdunda kaliyordum. Savasin direkt yada dolayli kurbanlari olarak Avrupa´ya tasiniyorduk ve geldigimizde eger dayimiz, teyzemiz yoksa Avrupa´da ya tarikatlara, ya partilere siginir, iltica icin yardim edilmesini isterdik.
Ben sansliydim Sükrü Hocanin yurdunda barindim. Yetmedi 3-5 yol arkadasimi da oraya aldirdim. Yedik, ictik, yattik. Iltica icin ne lazimsa yardim edildi. Bir defacik olsun eksiyen bir yüz bile görmedik.
Agir hastaligina ragmen Sükrü Gülmüs, caresiz Kürt genclerini sokaklarda topluyor, evinde barindiriyordu. Hatirliyorum Sirnakli, Marasli, Bingöllü, Cizreli, Dersimli, Muslu, Amedliler vardi. Iclerinde yöredeki PKK derneklerinde etkin olanlar da vardi.
Simdi buraya kadar normal hersey. Iyi niyetli ve idealist bir Kürt var gücüyle insanlarina sahip cikiyor. Simdi normal olmayan yönüne geleyim ki bu yazi vesile oldu yazmama. Aslinda Sükrü Hoca Kürt Mülteci Yurdu diye bir uzun yazi yazmayi düsünüyordum, neyse.
Öcalan Imralida ortaya ciktiginda ben Hocanin evindeydim. Hatta Türk TV lerinden ilk haberi alir almaz Hocayi uykudan uyandirmistim. Keskin Apocular gündüz derneklerde, gece Hocanin evindeydiler. Yani iki tarafi da idare ediyorlardi. Hoca agir tecritteydi. Posta kutusundan tehdit mektuplari cikiyor, onunla konusan hayin olarak görülüyordu. Konuklar derneklerde Hocanin aleyhinde olmadik seyler söyler ama evinde barindiklarini demezlerdi. Eve gelince de Hoca´ya "Biz de herseyi biliyoruz ama sen kendine yazik ediyorsun" diyorlardi. Ben ise dogrusu % 80 Hocadan yana, 20 de PKK belki Öcalan cetesi olmadan dogru yola girer diye korumaci davraniyordum.
Birgün uzun bir tren seyahatinda bir grup Apocunun tartistiklarini gördüm. Sükrü Hoca ve diger tecritte olanlardan bahsediyorlardi: "Bu adamlar ölümü hakkediyorlar. Serok yakalandigi zaman bunlar kutlama yapmislar, icki icmisler. Bu kadar da vicdansizlik olmaz ki". Bir yerde de Öcalan yakalandiginda yazar Necdet Buldan hakkinda muazzam yalanlar okudum. Oysa biz Hocanin evinde kalanlar hepimiz herseye sahit idik.
Demem o ki Kürt atasözü demis "Ga ket kêr pirr dibin - Öküz düstü mü bicaklar cogalir". Sükrü Hoca, Selim Cürükkaya vb lerine karsi Apocu ceteye kanarak cok haksizliklar yaptik. Vicdansizlik yaptik. Elalem deger yargilarina sahip cikar. Gazilerimiz TC´ye teslim olmamak icin aci cekerek Güney´de tarlalarda calisarak karin doyuruyorlarmis.
Mazlumlarin, Hayrilerin arkadaslarina reva gördügümüz bunlar olmamaliydi. Bunun disinda insanlar ve tarihsel süreclerdeki rolleri icin ölcülerimiz bilimsel ve insafli olmali. Dedikodu iyi degil. Insanlari yaptiklariyla, eserleriyle ve asli rolleriyle yargilayalim, o da eger yargilayacak donanima sahip isek. Maalesef PKK resmi ideolojisi öyle yapti ki kurtla kuzu, kahramanla ölü soyucu karisti. Türk basininin birilerini sisirmesi anlasilirdir. O isini yapar. Bizim bütün bu siyasal dedikodulari tartismamiz ise akla alamet degil.
PKK bizim icimizden cikti. Iyisi kötüsüyle bizimdi. Biz cok PKKler yarattik tarihimizde ve yine kendi elimizle astik. Bu defa da öyle olacak ki oluyor da. Ne birileri, ne cok akillilar ne de düsmanlarimiz bosuna ugrasmasinlar. Kürt milleti kirk tane daha PKK cikarip eskitecek kadar zengindir. Apocular sizin olsun. Onlar bagrimizdan cikarabildigimiz en kalitesiz insanlardir. Alin size olsun. Kullanin istediginiz kadar. Apocu-Kemalist ceteye karsi direnen PKK ise bizimdir. Mazlumlar, Egitler, Hayriler bizimdir. O bahsettiginiz zatlari istediginiz kadar dinleyin, sizin olsun. Sükrüler, Selimler bizimdir.
Siz isinize bakin, biz yolumuza. Esenlikle.
--------------------------------------------
Kürd Erkek Kahvesinde Bir Kadın
Ayşe Xanım
sayin timocin yazinizi okuduktan sonra hayretler icerisinde kaldim.
kurdistanda uzun hir tarihten beri var olan sosyal bir yarayi tartismamizin,kahve tartismalari olarak algilamaniz ayri bir hayretlik yaratti.
sizi tanimiyorum,nasname olmasaydi sizi tanimayacaktim,fakat sizin gibi kurdistanin sorunlari ile ilgili yazi yazan insalarin kurdistanda yüz yillari bulan bu sosyal yarayi kahve tartismalari olarak algilamasi abestir.
siz ki kürt halkinin bilinclenmesi,ve kürt halkinin üzerinde oyanan oyunlarin aciga cikarilip,halka ulastirilmasi icin köprü oldugunuz iddiasi ile yola cikmis insanlarsiniz,bizim gibi kiyida kösede kalmis kurdistanda yüzyillardan beri süre gelen sükrü beyin dedigi gibi,
(((Şundan; Dünye kadar Kürd ve Kürdistan'ın davasının temsilcileri feodallar, şeyhler mirler ve Kürdistan’daki nüfuz sahipleriydi. Bunlar milletvekili, bakan, belediye başkanı olur ve devletle de gül gibi geçinirlerdi.Bizim inkarımızda 84 yıllık saltanat kuranlar; her nedense bunları bakan yapmayı uygun gördüler. Onlar da hala bunun rantını yiyorlar. İşte Elli yıllık bir Şerafettin Elçi'si, İşte bir Derwêşê Sado (Derviş Akgün) birer örnektir.
Bu temsilciler el değiştirdi. Bunların yerine Öcalan geçti. Bence asıl kavga bu saha, alan ve temsiliyet üzerinedir. Öcalan da Kürd halkını Kemalizme yamama ve yaranma mantığıyla yapıyor ve yapmaya devam edecek.Kolay kolay da bu sahayı kimseye kaptırmaz. 'Bu ülkeye bir Kemal ve Kemalizm gerekiyorsa ben varım. Ben alasını yaparım' der ve diyor. İnaın dışarı salında üç vuruşta karşında bugünkü 'kanaat' ve 'kıtkanat' liderleri duramaz. Bunu iddia ediyorum. Ve birgün bunu da göreceğiz. Eğer Kürdi ve Kürdistanî damar gelişirse tabi))))
yukardaki satirlarin yazari sükrü beyin dedigi gibi kürt milletinin üstüne kene gibi yapisan,ve iktidar olmak icin devletle her türlü uzlasiya girenlerin maskelerini düsürmek istememizi,kürt milletini bu kenelerden kurtarmak istememizi kahve tartismalari olarak yansitmaniz,sizin özgür birey yaratma idealiyle yola ciktiginizin iddiasi ile ters düser.
bizim gibi kiyida kösede kalmis,eski seyit müritlerinin özgür birey olmak icin verdigimiz mücadleyi kücümsemenizi yadirgadigimi belirtmek isterim.
ama unutmayin ki bu sucladigimiz insanlarin,sizin sucladiginiz insanlardan hic farki yok.
zaten yukariya sükrü beyden alinti yaptigim bir kac cümlelik yazidada her iki güruhun ayni kapiya ciktigini,her iki grupta yani hem sizin sucladiginiz apo ve taifesi,hemde bizim sucladigimiz seyitler ve taifeleri kürt milletinin kani üstünde koltuk kapma yarisindalar.
bunu yparkende kürtlük adina yapiyor ve kürt milletini kandiriyorlar,.
siz kendi capinizda bir seyler ortaya koyup milleti uyandirmak isterken bizde kendi capimizda bu millete gercekleri anlatmakta bir sakinca görmüyoruz.
selametle kalin
Not: İlhan'a bir mektup yazacağım.
Metin'e yanıt verecektim ama Ayşe Xanım yolumu kesti. Onun yanıtı yeter sevgili Meto'ya.
Ben sessiz kalayım. Ve zevkle okuyorum yorumları.
Aslında benim görevime aday olan çıksaydı ben YORUMLARı alacaktım.
Nas-Edi



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz