Ferit Uzun ve Ali Yaver Kaya
Ali burda. Emin Dal mezarda. Belki mezarsızlar mezarlığında. Bu olay bir nevi Saidler Olayı’na dönüşmesin. Kimin torbasında ne varsa döksün. Kime değerse değsin. Bu olayın ucu nereye varırsa varsın, diyebilecek herkesedir çağrımız.
İki insan ve iki farklı yaşam.
Uzun’u hiç görmedim. Tanımadım. Konuşmadım. Sadece giyaben çok duydum.
Kaya’yı yakalandığı andan itibaren tanırım.
O zamanlar –taş patlasa- 18 yaşlarında, daha gepgenç bir delikanlıydı. Ve onun gibi binlerce insan vardı saflarımızda. Biz onların abileri sayılırdık. Benim ise yaşım; -o zamanlar- 26,27 filandır. Hadi diyelim ki bu resmi söylem. Artı 2 yıl daha kartalım 28 olsun.
Lakin, bilinç ve algılama düzeyimiz aynı seviyede.
Bir çok benzerlik yanında bir o kadar da farklılıklar var.
Ali ile 1.Nolu, 2. Nolu ve Ceyhan Cezaevlerinde, uzun süre beraber kaldım. Bir gerçeği itiraf etmek gerekir ki; içerde hiç bir zaman bir muhasebe yapma durumumuz olmadı. Örgütlüydük.
Ya herkes kendi iç dünyasıyla ya da örgütün sorumlularıyla bazı olguları tartışırdı. Ya da eğer bir güven varsa, bir geçmiş birliktenlik olmuşsa. Belki bazı şeyler konuşulur.
Diyeceğim o ki, biz Ali ile bu Ferit Uzun olay'ını hiç bir zaman konuşmadık.
Bu ta Almanya’da karşılamamıza kadar devam etti.
Ali benden sonra Almanya’ya geldi. Bulunduğum bölgede karşılaştık. Benden yardım istedi. Ama ben ona yardıma hazır değildim. Hastaydım. Ev-bark, çoluk çocukla meşguldüm. Bir daha geldi. Yanında bulunduğu akrabalarıyla anlaşamıyor ve bizim tarafta daha Daha çok rahat edeceğini söyledi. Ona bu sefer; ‘Dün imkanım ve mecalim yoktu. Ama bugün var. Müstakil evim, ilişkilerim ve bir sosyal maaşım var. Gel ne bulduksa, yer içeriz.’
Geldi.
Bir aç ay bende kaldı.
Onu Almanya’dan bir bölgeden yanıma almak için bile çok zorlandım.
Daha da sorunları bitmiş değil. Ne kalma güvencesi var, ne bir işi. Sadece kafasını sokacak kadar bir evi ve ölmeyecek kadar bir geçim parası var.
Bir gün ona;
‘Ali ben esi Rûken değilim. Çok değiştim. Bazı temel ilkelerim var. Ben eli kanlılarla arkadaş olmam. Onlara gücüm yetse hesap soruyorum. Yetmezse, uzak duruyorum. Nedir şu Ferit Uzun olayı? Bu olayda senin rolün ve pozisyonun nedir? Bana her şeyi anlat. Yüreğimden beraat edersen, bir kardeş gibi seni bağrıma basarım. Affetmesem de benden uzak dur ve bana ileşme’ dedim.
Ali durdu. Bana baktı.Baktı ve tane tane anlatmaya başladı.
Baştan sona kadar. Ben düşündüm. Taşındım. ‘Yürü gidelim’ dedim.
Yüreğim ‘Beraat!..’ dedi. Gerisi artık benim için teferuattı.
Ben öyleyim.
Yüreğimin esiriyim.
Özgürlüğüme korkunç derecede bağlıyım.
Yüreksiz ve özgürlüksüz asla yaşayamam.
Gün geldi ve Ali’yi yine karşıma aldım.
‘Kabul edersen, gel artık bu yıllardır seni de, beni de ve bir çok insanı da derin derin düşündüren şu Ferit Uzun olayını açalım. Çünkü, buna neşter atmasak, ne sen, ne ben, nede bizi sevenler rahat etmez.’
‘Sen bilirsin’ dedi. Ali beni sever ve sayar. İçerden buraya kadar, bu surenginde dostluk ve arkadaşlığımıza ciddi bir engel girmedi. Ve karşılıklı -hem de çekimli- bir söyleşi yaptık. Arkadaşım harıl harıl çalışarak bunu çözüp yazıya geçiriyor. Üçüncüsünü verdik. Dördüncüsü geliyor. Ama en önemlisi Ferit Uzun Olayı’dır.
Bu yakında onu da vereceğiz.
Hatta bu bölümün görüntülerini de yayınlayacağız
Ondan sonra da, bu olayın tüm taraflarına çağrıda bulunacağız.
Ki mi bunlar?
Bence onlar kendilerini biliyor. Ama sıralayacak olursam;
Bu olaydan en çok etkilenlerin başından Paşa Uzun bir.
Olayın ikincil mağduru Osman Aydın iki.. Kawa’nin ileri gelenleri.. Yani Ferit Uzun’un ardılları. Her sene onun mezarını gidip ziyaret edip timsah gözyaşlarını dökenler... Hala ‘Faili meçhul veya karanlık güçlerce katledilen...’ söylem sahiplerinin hepsi...
Ali burda. Emin Dal mezarda. Belki mezarsızlar mezarlığında.
Bu olay bir nevi Saidler Olayı’na dönüşmesin. Kimin torbasında ne varsa döksün. Kime değerse değsin. Bu olayın ucu nereye varırsa varsın, diyebilecek herkesedir çağrımız.
Biz yaraya neşteri attık.
‘Lakin yiğit yaralı olur
Yarası kan olur, kurşun olur
Kanayan yarayı sarmamalı
Kan ve irin akmalı, yürekler artık huzra ermeli’
22 Mayıs 08



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz