Anasayfa | Nasname Edebîyat | Şükrü Gülmüş | Mayıs Ayı Yitik Canlarına İthafım : Parmaklık ve Çiçek

Mayıs Ayı Yitik Canlarına İthafım : Parmaklık ve Çiçek

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Kitap Kapağı

Bu çalışmayı, bundan 19 yıl önce Ceyhan Cezaevinde yazdım. Fotolarını çektim ve bir iki kez elden geçirdim. Yakında basıp, foto sergisini de vereceğim. Ama bundan önce; siz Nasname Severler için tefrikasını vereceğim. Bu çalışmamı Dünya Zindan Tutasaklarına adamıştım daha önce. Mayıs Ayı bizim kan gülleri ayımızdır. En önde gidenler en cesur ve en güzel olanlarımızdır. ONLARA....Şükrü Gülmüş

 Parmaklık ve Çiçek
 

 

Yitip Gidenlere....

Dünyanın tüm tutsakları
Aynı batının ikizidir
Ve zindan şehitleri
Çağımızın son azizidir

Bizden önce yitip giden
Zulmete karşı bir mızrak gibi dikilen
Tüm özgecanlara
Nadide bir gül sunduğunuz
Bir ömür saygı duyduğumuz

Tüm özgecanlara....


---------------------------------  ***------------------------------------

Parmaklık: Zor kırbacını anımsatır bana. Özün savunmasından kaynaklanan; ‚zora,       şiddete’  zor, demekte değildir kanımca veya buna daha bir başka izah bulmak, izah getirmek gerekiyor.

Çiçek : Baharı muştular bana. Baharsa doğanın müthiş atılımıdır. Yenilenme hareketidir. İyinin kötüye, güzelin çirkine, yeninin eskiye karşı yengisidir.

Parmaklık: Sahiplenmedir. Zamanın sonsuzluğunda, insanın eveliyatında; İsa’nın sıfır noktasından çok öncelerinde de…Yani, özel mülkiyetin toplumun rahmine düşüp, sınıf denilen evlatla beraber köle,  kölelik ve kölecilik  temellerinin atıldığı anla beraber varoldu.
Eskilerde çok eskilerde; sebildi hava, güneş, su va toprak. Daha özgürlük sözcüğü va kavramı bile dillendirilmemişti. Gökyüzü masmavi denizlerle flörtteydi. ;
İnsan ulaşabildiğince yaşıyor ve gücü oranında doğayla mücadele içindeydi. Sınıf doğdu. Özel mülkiyet dürtüsü peydahlandı. Kölecilik ve esaret aldı başını gitti.

Çiçek: Ağacın meyveye durmasının nişanıdır. Doğa ki en hamarat anadır. Hem insana ve tüm canlı cinsine hazırlar meyvelerini. En güzelini de İNSAN’a  sunar.

Parmaklık : Korkunun bastonudur. Güçsüz ve haksız olanlar ; ona dayanarak ve yaslanarak ‘ haklılık’larını kabul ettirirler büyük mazlum çoğunluğa. Mazlumların, ezilen ve sömrülenlerin önüne ; bir dalgakıran, bir Çin Seddi dikerler. Biraz daha o köhnemiş ömürlerini ve karlarına kâr katma güdülerini tatmin etmek için.

Çiçek : Güzelliğin damıtılmış binbir  rengi ve çeşididir. Kimileyin bir sevgiliye uzatılan, tarifsiz bir gülüş gibidir. Damakta bir ömür tad bırakan tarifsiz bir öpüş gibidir.

Parmaklık : Esareti çağrıştırır. Özgürlüğe takılan kelepçe, ayaklara takılan bir prangadır. Yoksulun, mazlumun, ezilen ve sömrülenin evi ; yüreği gibidir. Kapısız, penceresiz ve parmaklıksızdır. Elde yok. Avuçta yok. Neyine gerek kapı, kasa ve parmaklık.

Çiçek: Sevdadır, özlemdir. Diriliş ve bir gezegen boyu sürecek çağlayanlar gibi, özgürlük türküsüdür. Nefes nefese bir direniş heyecanıdır. Kırmızılığını kanlarımızdan, maviliğini  alnımıza dökülen boncuk boncuk terlerden almıştır. Her rengi bizden bir parçadır. Sevgiliye imgesel bir ad, çocuğumuza bir sıfattır.

*

Bu gezegenlerin en güzeli olan Dünya’da, her nesneye bir ad takılmış, bir sıfat bulunmuştur. Bu küçücük çalışmama ben de  PARMAKLIK VE ÇİÇEK,   dedim. Ben sadece bir kaç şıkkını saydım.Varın siz  gerisini getirin!..

Ama,
PARMAKLIK ; tutsaklıksa eğer,  ÇİÇEK’de özgürlük olacaktır kuşkusuz.
Bir zaman;
‘Dünyada korku var oldukça, özgürlük de var olacaktır’  demiştim. Ancak, düşlediğim gerçeklikte; özgürlük o kadar somut bir gerçeklik olacak ki, özgürlük sözcüğüne bile gerek kalmayacaktır.

*


Dışarda fotoğraf makinam hiç olmadı. Ne birilerinde ödünç  aldım, ne de gönlümce denklaşöre basabildim. Ancak, içerde bir arkadaşımdan geçici olarak alıp, filim taktırdım. Yıllardı mahsur  kalan, bastırılan her türden duygumu dolu dolu yaşayamamıştım. Bunlardan biri de doyasıya fotoğraf çekmemekti. ‘Örgütsellik presi  sıkıldıkça sıkılıyordu.Yaşamın her alanına kollektiflik adına müdahele ediliyordu.’ Bunlardan bir tanesi de ‘sayılı ‘fotograf çektirmekti Özgür olmasam da bu kadar özgürlük elde etmiştim.
.
Bolca filim aldım. Makinaya pil taktım. Dilidiğimce bastım denklaşöre. Tutsakhanelerde haklar, imkanlar direnişlerle alınır. Direnmiş ve haklarımızı söke söke almıştık. Dışarı çıkıp gezmek hariç bir çok özgürlüğümüz vardı. TV, radyo, daktilo, kitap, gazete ve daha neler neler. En küçük hakkımızın kısılmasına nasıl ölümüne yatacağımızı iyi biliyordu cezaevi iderecileri.

Dışarda şöyle veya böyle fotoğraf makinasını  görmüş ve bir kaç kare fotoğraf çekmiştim.
Tutsakhanelerde ikinci  kez elime alıyordum.Tam otomatik ve küçük bir fotoğraf makinasıydı. Silahın tetiği ve denklaşör arasındaki benzerliği hemen kavradım. Yavaş yavaş basacak, havasını alacak ve tam çekeceğin zaman nefesini tutacaksım. Heyecan ve el titremesi ne kadar az olursa, o kadar iyi çıkar fotoğraf.
Zindanda; ne kadar ilginç bulduğum şey varsa; çerçeve içine alıp, basıyordum denklaşöre ve bir kareye hapsediyordum. O anı ve o ilginçliği donduruyordum. Bu bir başka tetik çekmekti. Gözbebeklerin en berrak şekliyle, iyilik ve güzellikle tutsaklık anlarımızı donduruyordum.

Bir kaç filimimi tutsakların yetiştirdiği çiçeklere yönelttim. Onlar yetiştiriyor, ben kalıcılaştırıyordum. İnsan olmayacaktı bu karelerde. Yalnızca PARMAKLIK ve ÇİÇEK..Benim dokunduğum ne silahın tetiği ne fotoğraf makinasınının denklaşörüydü bu kez. Bir  Asurî hattatın keskisi ve göz, gez heykelin yontusuydu bu hadef.

Bu tutsakhaneler, zindanlar, ceza ve ezaevlerinin binbir yüzü vardır. Bu çiçekli pencereden bakıp, içerisi ne de güzel demeyin! Ve hepte böyle kalacak, böyle sürecek diye yanılmayın! Bu bir görüntünün her an değişebilirlik yanılsamasına benzer. İçerdeki tutsağın güzellik anları; bir Nisan yağmuru kadar kısadır. Hepsini toplasanız bile ancak bir onurlu gün kadar  olur. Elbette o günde  esaret altında geçen bir ömre bedeldir.

‘ÇOCUKLAR ÇİÇEKTİR!’

demiş benden önce biri. Doğru da söylemiş. Gerçekten de öyledir. O zaman bir çocuk saflığıyla bakın bu çiçeklere ve içerdeki duruma. Onlar sizindir de..



7. Ağustos.1990
Ceyhan Cezaevi

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin