Yaşar Kemal’e Açık Mektup
Gittim. Gördüm ama yazmadım. Şimdi size yazacağım. Abi tam timashi bakışlar arasında kaldım. Tanıdık bir kaç sima yanıma geldi. Selam verip hoşgeldin ettiler. Daha sonra Murat Çakır ve Hüseyin Avgan geldiler. Usulen ve suhulen ‘Şükrü bey biz sizi de karşı ratafı da tanıyoruz. Bu çalışma bizim için önemli. Biz herhangi bir tartışmanın ve nahoş hareketin olamasını istemiyoruz. Sizden rica ediyoruz bu konuda bizi anlayışla karşılayın....’
Değerli Kemal Abi,
Size ‘bey ‘ veya ‘sayın ‘ diye hitap etmek; belki gerekli ama benim hitap tarzıma ters bir anlayış olduğundan ‘Ağabey’ deme yerine abi, demeyi daha uygun buldum.
Madem artık herkes bir yerlere hitap ederek, bir yerlerle tanımışlığını belirterek ifade ediyor; o zaman biz de bu kervana katılıp, hem sizinle sesimizi duyuralım hem de meramımızı size anlatalım.
Ama sizden önce benim okuyucularıma bir iki sözüm var.
Ben, Yaşar Kemal Abi’yi çoktan beri tanırım.
İlk tanımam; onun Cumhuriyet Gazetesi’ndeki Van dolaylarında yapmış olduğu ropörtajlarıyla idi. Sonra hayatını didik didik ettim. Kemal Sadık’lığından, Van’dan Adana’ya göçmesine Kemal Gökçeli oluşu, sonra Yaşar Kemal’e varışı.. Ortaokulda Türkçe hocasından tokat yemesine kadar bilirim.
Hele de İnce Memed’iyle benim içimdeki asıl eşkiyam Koçero’ya gel-gitlerim. Çok istememe rağmen İnce Memed’inin neden ağalarla cebbeleşirirken, asıl ağaları ve onların sitemini teşkil eden TC ve onun askerine yönelmemesini hep merak ettim. Bir ara İnce Memed. Sanırın 5. cildde artık İnce Memed’liğe son verip, Sefil Memed olma istemi, şehre yönelmesinde umutlandım.
Ve ondan sonra umutlarım kırıldı.
Biz artık gerçek İnce Memed olduk.
Olduk ve Yaşar Kemal’in İnce Memed’inin yapamadığını yaptık. Ağasına da devletine de kurşun sıktık. İyi mi yaptık kötü mü yaptık? Bence biz iyi yaptık ama başımızda çok kötü bir –ne idüğü belirsiz- komutan olmasaydı. Çünkü o komutan, daha sonra Yaşar Kemal abi’ye de dil uzattı.
‘Orda durup İnce Memed’i yazacağına, eşeklik yapmasın gelsin de beni yazsın’ demişti bir basın ateşesine. Yaşar abi de ona ‘O bana eşek diyorsa, o da eşekoğlu eşektir’ diyecekti aynı eliçiye. Ben ise Özgür Gündem’de kendisine ‘Mahcup Kürd Yaşar Kemal’ demiştim Mehmet Rûken olarak. Ve bir değerli dostun, önayak olmasıyla, beraber evine gitmiştik.
*
İlkkez Bugün Yaşar Bugece Kürdlüğünü Doya Doya Yaşadı
Bilmem hatırlar mısın Yaşar Abi,
Bir gün , adaşınız Kemal Parlak’la beraber size gelmiştik.Ben o zaman Özgür Gündem’de genel yayın yönetmeniydim. Sizlere Zagros Yayınları’ndan çıkardığımız kitaplardan birer tane getirmiştim.
Hastaydınız.
Evde yatıyordunuz.
Bun rağmen bizi kabul etmiştiniz. Sizinle Kurdanî bir gece geçirmiştik. Ben Mihemedo türküsünü söylerken, siz de duygulanıp Van dolaylarından bir uzun hava ile bize eşlik etmiştiniz. O zaman sizin gerçek bir Kürd olduğunuza inanmıştım. Ve sevgili ve rahmetli Tilda hanım bana; ‘Şükrü Bey, ilkkez Yaşar sizinle böyle bir sohbetle, yıllar sonra Kürdlüğünü doya doya yaşadı’ diyerek İngilizce bir kitabı bana hediye ederken; ‘Al Şükrü bu kitap daha Türkçe’ye çevrilmedi. Bunu halkın için çevir ve tanıt’ demişti.
Ben hastalanmış ve kitabın akibetinin de ne olduğunu bilmiyorum.
Neyse...
Bu kadar tanıtım muhabetti sanırım yeterli gelir.
Belki okursunuz da sizi daha fazla sıkmak istemem. Benim asıl meramım şu:
Geçenlerde ABM (Avrupa Barış Meclisi) toplantısı yapıldı Almanya/Düsseldorf şehrinde. Sizin de geleceğinizi söylemişlerdi. Ben de ‘Madem bu Barış Meclisi Yaşar Abi’nin teminatı altında o zaman ben de gidip izleyeyim’ dedim. Ama son anda rahatsızlığınızdan dolayı katılamayacağınızı duydum. Ben gitmekten caymadım. ‘Olsun. Kendisi yoksa da ben gider izlerim. Savaş konusunda kararı Abdullah Öcalan verir, Barış konusunda da tek konuşması gereken Yaşar Kemal Abi’dir ve ben onun hatırına giderim. İsterse Barış adı altında ordakilerin hepsi bana saldırsın. Saldırsınlar. Vursunlar. Ama ölmesem onları Yaşar Abi’ye şikayet ederim.’
Yaşar Kemal Abi’ye Şikayetim Var
Hatırlatayım o geceden kalma bir konuşmayı.
Sizin neden bizim barış etkinliklerimize katılmadığınızı, bu kirli savaşa karşı neden bir söz etmediğinizi hatırlatmış ve yakınmıştım. Hatta -o zaman- yapılan Şırnak Ziyaretine neden katılmadığınızı da dile getirmiştim. Çünkü TC; gerilla Şıranak’ı bastı derken, Gerilla güçleri de TC bastı diyordu.
Bana;
‘Evladım Şükrü, siz Kürdlerde baht ve söz yok ki.. Yaşar Kaya, bana telefon etti. Gelmemi istedi. Ben ona kimler var, dedim. Bana Sadun Aren de var, dedi. Ben Sadun’a telefon ettim. Sadun da bana; Yaşar Kemal de var, demez mi Yaşar Kaya... Ben işin daha başında bir fitnebazla karşı karşıya kaldım. İlk adımda yalan var. Ben vazgeçtim Şırnak’a gitmeye. Ve siz gittiniz. Ama bundan sonra sen ve senin gibiler varsa, aha Kemal burda.. Her şeye imzamı atın. İsterse bir çocuk düşüp dizini kanatsın. Yaşar Kemal protesto ediyor, deyin’ dediniz.
Ben hayret ettim bu duruma.
Şimdi yine aynı şeyi olmasın.
Sahi bu Barış Meclisi sizin teminatınız altında mı yapılıyor? Yoksa bu eski, zamanlarda yapılan katakullilerdin bir benzeri mi? Gerçi Yaşar Kaya bu sefer yok ama Aslanlar ve Dişi Aslanlar var.
Gittim.
Gördüm ama yazmadım.
Şimdi size yazacağım.
Abi tam timashi bakışlar arasında kaldım. Tanıdık bir kaç sima yanıma geldi. Selam verip hoşgeldin ettiler. Daha sonra Murat Çakır ve Hüseyin Avgan geldiler. Usulen ve suhulen ‘Şükrü bey biz sizi de karşı ratafı da tanıyoruz. Bu çalışma bizim için önemli. Biz herhangi bir tartışmanın ve nahoş hareketin olamasını istemiyoruz. Sizden rica ediyoruz bu konuda bizi anlayışla karşılayın....’ türünden dilek ve temennide bulundular. Ben onları makul karşıladım. Ve
‘Arkadaşlar, ben buraya bir basın mensubu olarak geldim. Nasname olarak her yere girip çıkıyorum. Bu çalışmaya önem verdiğimden dolayı, izleyip, fotolar çekip haber ve yorum yapacağım. Davetli değilim. Konuşma da yapmam böyle bir niyet ve istemim de yok’ dedim.
Çakır ve Avgan rahatladılar. Onlara kartımı verip salona geçtim.
Ama saat 10.30’da başlaması gereken proğram tam 12.30’a kadar devam etti. Bir tuhaflık sezinledim. Dışarı çıkıp bir sigara içtim. Yine Çakır ve Avgan geldi.
-Şükrü bey, Sizden bir ricamız var. Bu toplantıyı terk edin!..
-Neden?
-Karşı taraf bulunmanızı istemiyor.
-Peki ne demek oluyor bu? İzah eder misiniz?
-Sizinle onların sorunları ayrı, bu bizi ilgilendirmez.
-Tamam da beyler, benim ile onların sorunları bu toplantı ve bu salonu ilgilendirmez. Onların lideri ile sorum ve barış meclisinin ne alakası var? O siyasi muhatabım. Ama bu konuda –barış konusunda-muhatabım siz ve Yaşar Kemal’siniz!.. Ben böyle bişey kabul etmem. Ve buraya gelirken her şeyi de göze aldım. Öyle uyduruk gerekçe de kabul etmem. Ya siz bana buraya, Şükrü Gülmüş ve Nasname’den kimse giremez diyeceksiniz ve açıklayacaksınız. O zaman ben çıkarım. Ve ben proğramı izler, istediğim anda da çıkar giderim.
Lütfenli, özrürlü, mözürlü bin bir dil döktüler. En çok da şuna güldüm hırsımdan. Bana
-Bize bir şans, bir fırsat verin. Biz bunları da aşacağız. Size de kamuoyuna da bir tatminkar açıklama yapacağız, dediler.
-Ya ben kim, şans vermek kim? Ben tek bir kişiyim. Tek başıma geldim. Peki buraya barış taraftarı bir MHP’l, gelse ne olur? Yani MHP’li gelir ama ben gelemez mi? O zaman ben böyle bir barışı tanımıyorumn. Eğer o güçlü grubunuzun barış derdi varsa, önce bizimle barışsın. Biz onları bu halleriyle.. (Kemalistlikleriyle) kabul ettik, babında diyerek içeri geçtim.
Arkamdan geldiler.
Yanımda Musa Ataman, eşi ve Said Aymaz ile bir kaç kişi daha vardı. Ben en son şunu söyledim:
‘Sevgili Musa, sen yaşananlara tanıksın. Seni bu işte vekil ve hakem olarak bırakıyorum. Benim matazori yapacak halim yok. Çekip gidiyorum ama bundan sonra sorun sizin ve bu iki kişinin’ dedim. Toplantıyı terk ettim.
Yani Öcalan ve onun adamları bu konuda -her zamanki gibi- üstün geldiler.
Ama dikkat edin, sizi öncelikle bilgilendiriyorum. Bu konuda eğer başarılı olmuşlarsa sizin sayenizdedir başarıları. Eğer bu savai ürünü olan barışa siz önayak olmasanız ne savaş olur ne de böyle gülünç bir barış.
Gittim.
Gördüm ve tesbitim şu:
Bu Barış Meclisi falan değil, düpedüz Abdullah ve Adamlarının Meclisi.. Peki o zaman neden Sürgün Paramentosu var? Neden Türizmi Boykot Komiteleri lavedildi? Neden bunca kom ve birlik varken bir de ABM gerek duyuluyor?
Değerli Yaşar Kemal Abi, böyle oyunlara alet olmayın. Bunların Barışla, Kürdün Türkle barışma dertleri yok. Eğer olmuş olsaydı; Önce Barış Anaları Muhalif ve katledilen yüzlerce, binlerce anadan özür diler, onlarla barışırlardı.
Savaşın başlatanları barışı da getirir.
Bir tarafta Yaşar Büyükanıt, öbür tarafta da Abdullah Öcalan var. Peki sizin yeriniz neresi?
Durumu bilginize sunuyorum.
Gerisi size kalmış bir şey.
Bizmkisi yavuz/hırsız meselesi olmuş. Biz onların, davayı bu kadar aşağı çekmelerine bişey demedik. Ama biz onların seviyesine inmiyoruz diye hergün bize bunu dayatıyorlar. Yani biz Kürdlerin Baas Partisi ve onun bir de Saddam’ı olsun. Ama Saddam’a biaat etmiyoruz, deme hakkımız yok mu?
Saddam öldü ama içimizdeki Saddamlar hala yaşıyor.
Selam ve selametle.
5 Mayıs 08



Yorumlar (4 gönderildi):
min li ser vana di ber wê jî nivîsek xwend. Mîna ku te gotiye navê Aslan'a te de derbas dibû. Ew Aslan ku, merivekî ku ji Evdilla jî xirabtir e. Evdilla ji bo serokatiyê ji bo diktotoriyê ev zilma kir. Ev Aslnan jî ji bo îskanek mey li me van neheqeîyan dikin.
Dilê te rehet be, cîhê Aslana di sûna ku radize re kifs e.
Ewê nêzik dîsa serê xwe dayne ser nasê, u^ê bêje "mi ci kir, bi xwe kir". Da ku ew fêr bûye ku ji ses meha carekê ji Apocîyan lotikan bixwe.
Silav li te
selam hocam yazinizin disinda size bir
sey söylemek istiyorum..haber olarak yayinlarsaniz makbule gecer cünkü muhatab bulamiyoruz
olayi anlatayim
..kölnde gecenlerde bir grub arkadsla dernekte taziye oldugunu duyduk..dedik son catismada sehid düsen kahraman gerillalardir gidelim.#geldik yasli bir adam mumlar etrafinda resmi
kim bu ...
enwer diye birnin nami diger tori..kölnün cetesi
eee ölen kim babasi..da resim neye..niye mumlar
neyse isin özü
adam korucu
yani köy koruculugu yapiyor..
ve ölmüs,
oglu burda dernekte onun taziyesini veriyor
gördünmü hoca
bu harekatin mayasi nasil bozulmus.hic aklina gelirmiydi pkk derneginde bir gün bir köy korucusunun taziyesi olacak..hemde son bir hafta icerisinde 20 gerilla yasamini yitirmisken ..haber olarak verseniz ne iyi olur
düsünsene
basligi
pkk derneginde korucu taziyesi
helal valla kimlerin elindeyiz
selamlar sevgiler hocam
seninle tnaisiyoruz
tel acar olayi dertayiyla anlatirim
sevgiler hocam
APO gibi bir itirafcinin resimlerinin en tepeye kondugu, günde 5 rekat biji apo dememenin günah sayildigi bir kurumda korucu icin taziye neden sizi sasirtiyor ve anladigim kadariyla buna tepki gösteriyorsunuz..yani size göre Kèrd bile olamayan itirafci / Ergenekoncu APO icin o derneklerde yapilan ayinler normal..ama korucuda olsa kürd olan ve korucu olma nedenleri tartisilan birinin taziyesi anormal..
keske bütün kürd dernekleri böyle ulusal bir durus gösterebilse ve kürd e sahip ciksa..korucuda olsa onun taziyesini kurtumunda yapsa..ben eminimki korucu kalmaz..
selamlar...
Yorum yaz