'Meclisleri Tıkayan Adam'
Sayın Fikret Başkaya, bir gün eski bir arkadaşına rastlar. Arkadaşı; 'Ya Fikret nerelerdesin? Bende seni ayrıyordum. Bizim falanca tarihte bir etkinliğimiz var. Sana da davetiye ayrırdım. Mutlaka gel haaa... 'der. Hoca, 'Hayır gelmeyeceğim!..' 'Neden?' 'Çünkü o zaman cezaevinde olacağım.' 'Sebep?' 'Sizin yüzünüzden.' 'Allah allah ben ne yaptım ki?' 'Tabi sen, o, diğerleri bir gün konuşmuyorsunuz. Ben yanlız kaldım. Onun içinde hep beni çağırıyorlar. '
Sayın Fikret Başkaya, bir gün eski bir arkadaşına rastlar. Arkadaşı;
-Ya Fikret nerelerdesin? Bende seni ayrıyordum. Bizim falanca tarihte bir etkinliğimiz var. Sana da davetiye ayrırdım. Mutlaka gel haaa... der.
Hoca,
-Hayır gelmeyeceğim!..
-Neden?
-Çünkü o zaman cezaevinde olacağım.
-Sebep?
-Sizin yüzünüzden.
-Allah allah ben ne yaptım ki?
-Tabi sen, o, diğerleri bir gün konuşmuyorsunuz. Ben yanlız kaldım. Onun içinde hep beni çağırıyorlar.
*
Bence haklı ve yerinde bir tepki.
Çünkü dünyanın en saf gerçeğini bile bir tek insan ve küçük bir kesim savunursa; tek başına kalır. Yorulur ve zaman süreci içinde ya heder olurlar ya da kalpleri hep kırık kalır.
Yanlızlık bir ihtilal
Yansızlık bir intihardır
Aslolan, yalnızlığı en büyük tikranın kalbine indirmedir.
*
Bugün Düsseldorf’da ikincisi yapılacak olan; Avrupa Barış Meclisi' ne katıldım. Bu katılma istemimi hangi arakadaşım ve dostuma açtımsa; bana kesinlikle ‘katılma’ dediler. Kimi sevdiğinden, kimi kaygılandığından hep ‘gitme’ dediler. Ben hepsini dinledim. Onları dinledim ama en sonunda kararımı verdim.
Gittim.
Gördüm.
Ve yazmayacağım. Biraz kalsın. Bakalım bana söz verenler ne yapacak? Çünkü bir tek insan dahi olsa, kalbini kırmaktansa, kalbimin kırılmasını, bir insana karşı sözümde durmamaktansa, onun sözünde durmamasını isterim. Ve günün birinde bir söylenecek sözümüz olur, onların gözbebeklerinin içine bakarım. Bakalım onlar mı kafalarını önlerine eğecekler, yoksa ben mi?
Hırçını, serti ve ordubozanlığı yapan ben olmayacağım.
Karşımdakiler mazlum değil, olmadıkları halde ‘mazlumluk’ sahtekarlığını yapıyor. Bu sefer makulu oynayacağım. Söylemlerimi biraz daha tartıya vuracağım.
Bugünkü olay, bana iki olay daha hatırlattı.
Bügünden Düne Meclisleri Tıkayan Adam
Birincisi, Yıl. MS 1983 falan. Yer: Diyarbakır Zindanı/35. Koğuştayız. Esat Oktay; Co köpeği ve Mehmetçikleriyle fırtına gibi koğuşa girdi. Girer girmez bağırıyordu:
-O Şükrü Gülmüş nerde? Bulun bana o...çocuğunu çabuk.
Ben;
Hemen kısa künye yaptım.
-1.Kat 9. Hücre Mehmet Şükrü Gülmüş/Mardin emret komutanım!.. (Tabi tekmil vereceğim. Çünkü hepismiz kurallara uymuşuz. Ama mahkemelerde de savunma yapıyoruz.Yani anlayacağınız Zindanda teslim, mahkemede direniyoruz.)
Bana şöyle aşağıdan yukarıya baktı, baktı. Ve hayret etti.
-Vay vay.. demek sensin haa.. Bu boy ve bu posla bizim koskocaman TBMM’simizi tıkadın ha!..
Ben hala durumu anlamış değilim. Ama birilerinin itiraf yaptığını tahmin ediyorum. Bu da Mardin Grubun’dan Halef Çarpar’dır. Ancak o böyle kuru-sıkı yalanlara atabilir.
Neyse; güya ben Nurettin Yılmaz’ı cumhurbaşkanı adayı göstermişim. O da 100 aşkın oy almış ve ondan dolay Parlemento tıkanmış.
Ben izah ettim.
-Komutanım ne yapmışsam her şeyimi mahkemelerde anlatıyorum. Nurettin Yılmaz’ı şahsen tanırım. Hemşerimdir. ‘77’ seçimlerinde benim köyümde kendisine 111 oy çıktı. Ama bizimle örgütsel ve siyasi bağlantısı yok. Bunu siz kim söylemişse yalan söylüyor. Mahkemede söylesin ben yanıtımı veririm.
Tabi inanmadı. Beni hücreden çıkarıp makamına götürdüler. Sorguladılar. Ama bişey elde edemeyince de ‘götürün ve ipini hazırlayın!.. Asacam!..’
Kambur çavuşla geldik.
-Lan oğlum duydun. Nasıl olsun ipin?
-Fark etmez, dedim.
*
İkinci örneğim Almanya/Köln şehrinden.
Hani bir ara , üniveristeli gençler Kürdçe Ana Dil talebinde bulundular. Bir çoğu dilekçeler imzaladı. Ve bu dalga dalga yayıldı. Bu gelişmeye karşın, Avrupa ve Almanya’da bulunan siyasi hareketlerde kıpırdadı. Onlarda öğrenciler destek vermek istediler. Destekden ziyade harkes kendi siyasal gettosuna yontmaya çalıştı.
Bunun için de tüm siyasi hareketler. Başta PKK (O zamanki adları da neydi unuttum) diğer Kürd Hareketlerini de bu yelpaze içineçekmek istedi. Ama o kadar kurnazca yapıyorlardı ki; amaçları destekden ziyade, kaybolan itibarlarını tekrardan deklere etirmek. Çünkü 1999 İmralı’dan sonra adeta tek başlarına kaldılar.
Bu cepheleşmenin başına da en uysal en kıvrak, en yumuşak adamlar seçildi. Bayram Ayaz, Mehmet Şahin, Recep Maraşlı falan feşmekan.
Bayram’ı 1970’lerde okul yıllarımdan, Receb’i Diyarbakır Zindanı’ından tanırım. Bayram; ne okul yıllarımda ne Avrupa yaşamımda bana bihakken yanaşmadı. Hep kerhen. Ama Recep bu konuda ahde vefalı bir arkadaştır. Beni de böyle bir toplantıya davet etti.
Receb’e önce kaygılarımı söyledim. ‘Beni kaldıramazsın. Sonra sana da yazık olur’ dedim. O ısrar etti. Köln’deki toplantıya gittim. Altefeuerwache’deki cafeteryada toplandık. Çok farklı yelpazeden insan vardı. Bir kısım Abdullahcı beni gördü. Surat eşkitti. Ve tedirgin oldular.
‘Acaba bu da mı davetli? Kim davet etti?’ Sanırım anlamadılar. Kimbilir belki de ‘Ya takılıp gelmiştir birine. Burda cafede oturuyor. Ne edeceğiz adama. Bizim toplantımız başka odada.’ diye düşündüler.
Kalktılar gittiler.
Tabi biz de Receplerle beraber kalktık.
O zaman Abdullahçı kanattan; Mele Nizam (Tuğuç) Ve Cafer Koçgiri( A. Rıza Erdoğan) gelmişlerdi. İçeri girdik. Herkesle olduğu gibi onlarla da tokalaştık. Bir renk atmaları vardı ama normaldi.
Başkan Ayaz oturumu açtı. Uh mıh ediyor ama belli ki bir sıkıntı var. Uyarı var. Ama bunu söyleyemiyor bana. Daha başlamadan , uzatmalara gitti. Yoğun bir kulis.. Fıldır fıldır herkes... Ben yerimden kalmadım. Sona çıkıp bir sigara içtim. Anladım ki; benim bulunmam bazılarının nefesinin daralmasına sebep olmuş. Hele biraz daha dayansınlar, dedim. Baktım ki tam boğulacaklar o zaman ben bir soluk borusu açarım.
Oturum açıldı.
Ayaz, yina hafif hafif patanaj yapıyor. Üstü örtük bana gönderme yapıyor. Ben artık dayanamadım. El kaldırdım.
-Sayın Ayaz, biz birbirimiz 1970’lerden beri tanırız. Ben genellemeyi sevmeyen bir isnanım. Söz konusu benim olduğum açık. Bunu senin söylemeni beklerdim, türünden bir konuşmadan sonra; belli ki benim bulunmam bu atmosferi bozuyor. Ben çok sevdiğim bir arkadaşımın daveti üzerine geldim. Sandım ki Kürd, Kürdistan ve genel olarak Kürd Öğrencilerinin bir talebine destek var. Ama belli ki bu çocuklar siyasi amaçlara alet ediliyor.
Ben desteğimi direk onlara da sunabilirim.
Buyrun siz bensiz bu ‘muhteşem birlik’inizi devem ettirin. Bakalım ve görelim.
Netice ne oldu?
Olan zavallı Kürd öğrencilere oldu. Çoğu okullarından oldu. Sokağa düştüler. Sokaktan da Abdullahçılar onlara el attı. İmkan verdi ve gerilla yaptı(!). İşte başlama ve işte sonuç.
Bugünkü Avrupa Barış Meclisi’ni yazmayacağım.
Ama Murat Çakır ve Hüseyin Avgan’ın sözlerinde durmalarını ve bana bilgi vermeyle beraber; kamuoyuna bir açıklamalarını bekleyeceğim.
Bundan sonra şu ibare olursa ben durumu bilirim.
‘Buraya en azgın Kemalist, MHP’li ve yobaz da katılabilir ama Şükrü Gülmüş ve Nasname ile bağı olanlar giremez!.. ‘ demeniz gerekir.
Bekleyelim ve görelim.
Umarız yanılırız bu sefer.
26 Nisan 08



Yorumlar (1 gönderildi):
demek zorunuza gitti herhangi bir insanin orada bulunmasi ve size Vize gibi bir Yöntem uygulanmasi.
Dogrudur bu calisma ürün verirmi veja vermezmi , bilemem.
Fakat bunu iyi bilin bir sürec Almanyada bir Türk yani sayin Murat Cakir tarafindan hazirlaniyorsa , demek bunun bir sonuc alma ihtimali var, cünkü Türkler hem siyasetti hem cikarini bizden daha iyi düsünen bir Toplumdur.
Ben burada sayin Murat Cakirin belli bir hesaplar pseinden oldugunu tahmin etmiyorur, ama onun siyasi kariyerini zedeleyecek bir gelismeyede el sürmez bu da bilinmeli, cikarsal bile olsa, basari ve diplomatik girisimler gelisirse buda desteklenmeli, cünkü KürtSorunu ne kadar az kayipla cözülürse o kadar karliyiz.
Sizin üzüldügünüzü anliyorum, ve size diyecegim bir tek söz var, bizim Kürtlerin Kurnazligi ancak kendi milletine , bir degisik ulus dan gelen insana her zaman köle mantigiyla yaklasirlar!!!
Fakat sizde iyi bilirsiniz kendi aramizda bir Allahin Gundisi kendini bile Marx ve Lenin sayar, köylü kurnazi ya.Fakat tarafsiz bir ortamda konusma ve ikna etme özelliginden bile Yoksun!!!
Size yinede calismalaranizdan basarilar dilerim!!!
Saygilarimla Scharro
Yorum yaz