Parekende Duygular
Bu yazımda bir değil, bir kaç konuya değineceğim.
Birincisi şu bizim yeni versiyon ve Okuyucu Yorumları’dır.
Bugüne kadar Okuyucu Yorumları’na yer vermedik. Çünkü korkunç bir saldırı altındaydım. Tektim. Yanlızdım. Her şeyle baş edemiyordum. Ama artık, aradan on yıl gibi bir zaman geçti. Nasname artık on yaşında bir çocuk. Benim kızmdı o. Gerçekten öz çocuklarımdan da daha büyük emek verdim.
Sağolsun dostlarım ve arkadaşlarım. El attılar. Yardıma koştular. Ve artık bu Nasname hepimizin oldu. Bende içlerindeyim. Ama bir benimle başlayıp, bir benimle bitmiyor. Sevgili Metin Delikan kısa sürede yapacaklarımı yapmayı kavradı. Süleyman Akkoyun dostum yorumları üstlendi.
Bazı arkadaşlar kendi köşelerine yazılarını almaya başladı.
Darısı diğer arkadaşların başına.
Onlar da şifrelerini alıp, kendi köşelerini düzenlese; bana daha çok zaman kalacak. Ben de hedeflediğim Nasname Yayınları projemin peşine düşeceğim.
Bu konuda da hedefim; Frankfurt Kitap Fuarına katılmaktır.
Gelelim Okuyucu Yorumları’na.
Ben sayın Akkoyun’a ‚Sen bu konuda –bana gelecek eleştiriler konusunda- sınırsız sorumlusun. Dilediğini ver. Küfür dahi olsa…
Daha bunlara uzun bir süre yanıt vermeyeceğim. Ama bir tanesi çok ısrarlı ve aceleci.
Onu alayım:
tarafsiz kurd .. 30 Mar, 2008 04:18:21
Sayın Şükrü Gülmüş, ben size cevaplamaniz için bir soru sormuştum. Cevap vermediginiz taktirde hergün tekrardan soracağım. Sorum şu: ÖZÜR DILENILMESI GEREKEN SADECE SAYIN MAHIR KAYNAK MI? Bende şöyle bir izlenim doğuyor ki, işinize gelmeyen yorumlara sansür uyguluyorsunuz. Bir de Nasmame'ye halkın tarafsız platfomu diyorsunuz. Cevap alana kadar hergün yazacağım. Sizin ünlü deyişinizle selamla devamla..
Ben ona küçük bir not düştüm. Notum da şöyle:
Şükrü Gülmüş .. 30 Mar, 2008 09:58:59
Sayın Tarafsız Kürd,
ben zamanında özrümü sundum.Ve en küçük hatamda bile özür dilerim. Hatta senin yaşıyorsa annenden özür dileyip, hürmetle ellerinden öperim. Ama asla ve asla Abdullah Öcalan'dan özür dilemem. Çünkü o hiç bir zaman bunu hak etmemiştir.
Selamlarımla.
*
Hani bir söz var: ‚Delidir, ne dese yeridir’
Yani ben bunu okuyucuya çevirsem; ‚Okuyucudur, ne dese yeridir’ doğru olur mu?
Hayır!.. Yanlış!.
Deli, deliliğini bilmeli. Ben delinin de zeki olmasını beklerim.
Ben bakkal değilim ki; ‚Müşteri velinimetimdir’ diyeyim. Deli ise, tımarhane var. Okuyucuysa adam gibi okuyucu olmalı. Kimsenin ne bana, ne bir başkasına hakeret etmesine izin vermem. Ha.. eleştiri mi yapacak. Olur. Ama okuyucudur, mahlaslıdır. Ona görede efendi olmalı. İşkembe-i kubradan atmamalı.
Yani sayın Kaynak’dan özür diledikse senin en sıradan şeyhine de eyvallah edecek halimiz yok.Sonra, herkes nereye özrünü sunar, onu insanın kendisi tain eder. Öcalan Türk dayılarına, Mahmetçik analarına mı özrünü sundu? Ben Melle Mustafa Barzanî şahsında tüm Kürd Halkından özür diledim. Ve benim özrümün manasını anlayan anladı. Derin bir mevzu, murit ve kuşbeyinliler asla bunu anlamaz.
Geçiyorum bu fasılı.
İlerde toptan bir tam yanıt vereceğim. Hele herkes doyuma uşlaşsın. Böbreğindeki ve peştemalındaki taşlarını bir döksün.
Önce neler yazılıyor; onları görelim. Ama şu unutulmasın. Bana karşı yapılan hakaret, küfür ve saldırıların da nedenini gayet iyi biliyorum. Ben daha once Behlül ARAMİ ve Halil WEZRİN olarak daha sert yazılar yazdım. Kimse tınmadı. Neden? Çünkü onlar mahlastı. Ama Şükrü Gülmüş otuz yıllık tecrübesi ve emeğiyle yazıyor. İçerden ve damerdan veriyorum. Bu çok tehlikeli onlara göre.
*
Nasname Özgür Bireyler espirisine uygun hareket etti ve edecek de. Eleştiriye açığım/açığız. Ama ayakları yere basanlara, bizi geliştirecek olana.
Bakın sayın Rojda Sayan Kürdçe isim olan Nasname’ye neden Kürdçe şiar yok, dedi. Ve arkadaşımız hemen bir Kurdî logo yaptı. Haklı bir eleştiri. Kürdçe yazacak olan olursa, biz daha da akifleştireceğiz bu KURDî bölümü.
Hatta,
Türk Basınında Bize Dair Herşey üstlenecek arkadaş hazırlanıyor.
Bunun yanında İmrocu Basını ele alacak bir arkadaş arıyoruz.
Kürdçe linkleri takip edecek olmalı. Özellikle de Güney’den Sorani Lehçesiyle ve Sami harfleri okuyacak gerekli
Biz bunu tüm ülkelerde en az bir yayın organı tarayacak olursa; Almanca, İngilizce, Fransızca, Hollandaca.. ve Dünyanın her ilkesinden gelecek -özet de olsa- almayı düşünüyoruz.
Yani prensibimiz şu; ne kadar görev alacak arkadaş olursa, o kadar alan açmak gayemiz var.
Bir arkadaşımız Kürdçe Magazin yapacaktı. Son anda vazgeçti. Bize buda gerekli. Hatta spora kadar gideceğiz. Yeter ki bu konuda kendini ifade etmek isteyen arkadaşımız olsun.
Mesela bir ekonomistimiz yok.
Karikatüristimiz yok.
Ve biz çok eksiklik hissediyoruz.
Hele de kadın olarak bir tek sayın Dicle CAN’ın olması bizce çok acı ama bu da kadın arkadaşların sorunu. Onlar bu alana gelmedikçe, BİZ DE VARIZ demedikçe biz pos bıyıklı erkeklerin onları zorla getirtecek hali yok ya…
Eksiklikler çok.
Talep çok ama gelen yok.
Olmayınca da biz de, gücümüz oranında yük alıyoruz. Çünkü Nasname Teknesinin kapasitesi belli. Biz artık bir aileyiz. Sonra sorun yanlız yazmak değil. Kimi bir cent katılımla, kimi bir dua ile.
Yazanı da sırf yazdığı için istemeyiz.
Yazanı bir de tanımak isteriz.
Bizim kimyalarımız ne kadar uyuşuyor ? Ne kadar istek ve taleplerde biriz ? Bunlar yazı ve içerikleri kadar önemli. Ben şahsen yazan tüm arkadaşları tanır, söyleşirim. Hele de hastahaneye yatan ve bir türlü ulaşamadığımız Dünyanın Damındaki Kürd Anarşisti Cesim TAŞ’ı çok merak ediyoruz.
Armut da desme, elma da desem, sağ ve ölüyse de çık Cesim. Sevenlerin seni merak ediyor.
Sağlık ve afiyetler diliyoruz.
Selam ve selametle
31 Mart 08



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz