Şükrü Gülmüş :Baki’den Kalanlar!.
Kemal Pir, çok daha farklı bir konumda. İnsani ve sevecenlik yönü çok fazla. Onun için ‘Sanki şeytan tüyü var’ diyorlarmış. Gerçekten de öyleydi. Onu görüp de sevmemek, ondan etkilenmemek mümkün değildi. Acaip bir insandı Kemal Pir. Nerde hareket orda berket, o nerdeyse dert keder olmazdı. Ruhu şad olsun. Mekanı güllerle dolsun.
Bizde, yani daha Ankara sürecinde; bir çok Türk arkadaş vardı. Bunların en başında; Haki, Baki Karer ve Kemal Pir gelirdi. Haki ve Baki Giresun’luydular. Baki biraz küçük olması ve biraz da politik olarak Haki’den sonra gelmesiyle; Ankara sürecinde ciddi bir izi yok. Haki bilgisi, devrimci ahlakı, pratiği ve özverisiyle saygın bir insanmış.
Öyle dediler.
Öyle anlattılar.
Batman’a kadar gelmesine rağmen onu görme, onu tanıma şansına sahip olamadım. Geldiği arkadaşı ufak bir maniplasyonla onu safdışı etmesini becermiş. ‘Türktür. Ne olduğunu tam olarak bilmiyorum. Mit’çi de olabilir’ demsi, yeterli gelmişti. Çünkü beraber geldiği her ne kadar okuldan arakadşı da olsa; politik olarak fikir ve zikirleri birbirini tutmuyormuş.
Kemal Pir, çok daha farklı bir konumda. İnsani ve sevecenlik yönü çok fazla. Onun için ‘Sanki şeytan tüyü var’ diyorlarmış. Gerçekten de öyleydi. Onu görüp de sevmemek, ondan etkilenmemek mümkün değildi. Acaip bir insandı Kemal Pir. Nerde hareket orda berket, o nerdeyse dert keder olmazdı.
Ruhu şad olsun. Mekanı güllerle dolsun.
Baki ise bir alemdi.
O’nu gördüm. Tanıdım ve beraber epey kaldık.
Hele de Haki’nin vurulmasından sonra . O da ‘vurulacağım’ korkusu yaşıyordu. Bu nedenle de herkesten kuşkulanıyordu. Gittiği yerde, durup dururken ‘ajan’ üretiyordu.
Sert, sekter ve korkaktı.
Lakin zeki biriydi.
Bana yıllar sonraki görüşmemizde;
‘Öcalan bizi kullandı. Oysa biz onunla Ankara’da anlaşmıştık. Türk ve Kürdlerin ortak partisi kuracak, bunun mücadele alanı Kürdistan olacaktı. Karadeniz’den girip, Serhat’a varacak, ordan da Doğu/Güney Doğuyu örgütleyecektik.
Ben Ağrı’da görevliyken; Pilot Necati (Kaya) ile beraber geldi. Bölgede herkes Pilot’u ajan olarak biliyordu. Abdullah’ı sert eleştirdik. ‘Nerden bileyim. Ben de geleyim, dedi. Ve beraber getirdim. Ve geri yollarız olur biter’ dedi. Ama Pilot ta Antep’e kadar –yani abim Haki’nin vurulmasına kadar- bizimle beraberdi.
Haki, taa Ankara’dan beri Abdullah Öcalan’a ‘Abi’ demeyenlerdendir.
Kesire evliliğine karşı çıkar.
Öcalan-Pilot ilişkisini zorlar.
Antep ve Kürdistan’ın çeşitli yerlerinde fedakarca çalışır. Etrafında güçlü bir kadro bulundurur, onları eğitir. Bu nedenlere de olsa Öcalan artık bu şirketin ‘Türk Ayağı’nı tehlike görmeye başlar. Ve götürür. Ama kötü götürür. Hem onu hem de arkasında bulunanları temizler.
Cemil’i teslim alır. Cemil’e ‘Ben olmasaydım bunlar seni de vuracaklardı. Sen yine bana dua et’ der.
Baki’ye de ayağını denk al, der.
Baki bunu anladı.
Baki bir ara durdu, durdu bana baktı.
‘Hoca ne yapmak istiyorsun? Bizleri yine bir araya mı getirmek istiyorsun?’ dediğinde, O’na,
‘Baki birkez bu hatayı işledik. İkincisi olmaz. Siz bize dost olun ve uzak durun. Seninle bir çalışmamız vardı. Bir seferlik de olsa, bunun muhasebesi için burda bulunuyorum. Şimdi bana yanıt vermeni istiyorum:
-Seninle Mazlum Doğan arasında bir sorun var mıydı?
-Hayır. Kesinlikle.
-Peki onun dışarı çıkmasını kim engelledi? Bidon firar eylemini kim yaptırmadı?
-O dönemde bölgede sorumlu Duran’dı.Kararı o veriyordu. Siverek’den eylemciler gelmiş. Onları kendisi ve Hamit Baldemir geri yollamış.
-Yıldırım ve Mazlum’la olan ve yakalanan dökümanları kim onlara verdi?
-Yine Duran. Hatta Suriye’de bulunan ve Öcalan tarafından gönderilen 150 kişilik bir listede o belgeler arsında yakalandı. Bunlar dışarda olup aranan arkadaşlar. Bunun için Duran sorgulandı. Görevi elinden alındı. Ayrıca Mazlum ve Merkit’in araba ile gönderilmesi de suçtu.
-Anladım.
***
Yirmidört saat başbaşa kaldık Baki ile. Yanımızda Sarı Baran vardı. Onların evindeydik üçümüz. Sabaha karşı baktım ki Baki yok. Sonra geldi.
-Nereye gittin, dediğimde. Pis pis güldü.
-Hiii.. dayılar gelmişti. Merak ettiler.
Dayılarıysa Sapo’ydu. Onların denetimibdeydi. Yanında da Cemile Merkit vardı. Yani onunla kalıyordu. Cemile; Yıldırım Merkit’in bacısı, A. Haydar Kaytan’ın eski eşiydi. Ne sordum. Ne konuştuk. Çünkü onu tanımıyordum.
Ogünden sonra Baki’yi görmedim.
Aslında KSP (Kürd Susanlar Partisi)’nin önemli ayaklarından olan bir Türk Baki’dir ve eşi Cemile Merkit de bir sır küpüdür. Tıpkı Kesire gibi, Meral Kıdır ve yüzlerce susanlar gibi.
Ehhh...
Kimilerinin sınırsız konuşma hakkı varsa, kiminin de konuşmama hakkı var. Artık özgürüz ya (!)
Ama bu son olanları gördükçe Baki’yi anıyorum.
‘Çelişkinin olmadığı yere çelişki sok ve çelikiden yararlan!’
Ona kalsaydı Mardin’den beş on Hilvan-Siverek yaratacaktık. Durduk yerde Faşist ve Ajan üretecektik. Onları vurup, devrimci mücadeleyi yükselteceketik.
Tıpkı Bezele (Aktütün) Eylemi gibi.
Tıpkı Diyarbakır Seyrantepe eylemi gibi.
Bakın Teskere anında geçti. OHAL yolda.
Güneye müdahele demokles kılıcı gibi Güneylilerin başında sallanıyor. Bunlar az şey mi?
Gazanız mübarek olan ‘hevaller’
Baki kalın ve Baki’yi de anın.
9 Ekim 08



Yorumlar (2 gönderildi):
Yerel seçimlere 5 ay gibi kısa bir süre kaldı görünen o ki kürdistanda iki parti kıyasıya bir mücadelenin içine gireceklerdir bir yanda idealist felsefenin modern savucusu A.K.P, Diğer yanda "kürd halkının ulusal kurtuluş mücadelesini siyasi anlamda verdiğini idea eden D.T.P si" durum böyle olunca kürd devrimci ve demokratlarını çok zor bir tercih bekliyor anlamı ortaya çıkmaktadır.
Halkın geneli şu vaya bu şekilde oyunu bir partiye vercektir. Ancak duyarlı büyük bir kesimde inandığı ve gövendiği devrimci ve aydınları soru yağmuruna tutarak, oyumuzu kime verelim diyeceklerdir. İşte aydınların cevap veremiyeceği zorlanacağı soru bence bu olcaktır.
AKP nin politikası kürtlerin inkar ve imhasını ön görmektedir. Bu gerçeklik gün gibi ortadayken devrimcilerin buna sıcak bakması zaten mümkün değildir. Diğer yanda DTP sinin icratları ortadadır iki dünemdir kürdistanda yerelde iktidar olmasına rağmen kılasik sitem patilerin belediycilik anlayışında farklı bir çalışma sergilememişlerdir. Hatta onlarda daha çok ranta ve kirliliğe bulaşmışlardır.
Bilindiği gibi sömürge bir ulusun parlamenterleri sömürgeci bir ulusun parlentosunda iktidar olma gibi bir şansları zaten yoktur. Bunların en büyük ve ideal kazanımları yerelde iktidar olmaktır. DTP iki dönemdir bu şansı yakalamış ancak sistem dışı bir altarnatif yapılanmaya gidilmemiş demokratik halkçı bir siyaset izlememiş giderek halkta soyutlanıp sistemin istediği bir konuma gelmişlerdir. Vaziyet böyle olunca aydınların bunu desteklemeleri çok zor görünmektedir. Daha önce bir iki kez yorumlarımda Nasname'nin bu konuda yoğunlaşması geretiğini yazmıştım. En azında yazar kadromuzunda birinin bu konuyu işlemesini öneriyorum.
dostça selamlar
not: konu ile ilgili organik bir bağ olmasa dahi şu an Kürtlerin sıcak gündemidır.
Yorumlar Edi.
Yorum yaz