Şükrü Gülmüş: Muhasara altında gecelerim
Neden gerilla olduk da peşmerge olmadık? İntihar gerilacılığının mucitleri kimlerdi? Şehit ve şehadet, devrimci ve Kürd insanına nerden bulaştı? Kim ve neye göre şehit ve neden hep bu şehid edebiyatı? Kime ve kimler bundan faydalanıyor?
Yeryüzünün bu adaleti,
Ağlatır cinler,
Güldürür topraktakileri;
Hapishane ve de ölüm,
Zavallı kimsesizlerin kaderi;
Suçlu zeniginlerin ödülü.
Çiçek hırsızları kınanır horlanır,
Tarla hırsızı kahramandır her yerde;
Beden katilinin ölümdür cezası,
Ruh katili yakalanmaz hiç bir yerde.
m.nuayme/h.cibran/Gözlerin Fısıltısı
*
Yüreğimin bir kanadı hep,edebiyat ve sanat cephesine vurur. Orda gerçek benliğime kavuşurum. Roman kahramanlarıma ulaşır, onlarla konuşur ve gezmelere çıkarız. En iyi arkadaşlarım ve en iyi dostlarım onlar çünkü. Hatta sevgili kahramanlarımı da kendimce yaratırım. Edebiyat ile düş kurar. Gerçek hayatta yapamadıklarımı orda yaratırım. Zaten bu saha adeta büyücü ‘deliler’ dünyasıdır.
Geçen gün Halil Cibran’dan bir alıntı yapmış ve bir kaç not düşmüştüm diye bir okuyucumuz beni eleştirmişti. Neymiş efendim ben kim Halil Cibran kim? Ne yaratmışım ki? Okuyucudur!..
Bir nevi ‘delidir, ne dese yeridir’ der geçeriz.
Ama ey ahmak okuyucu; ne var bunda. Ben Cibran’ın ardılıyım. Ve senin bur gerzek ‘şeyh’inde olmasaydı ve ben bu ‘çılgın devrim düşü’ peşine düşmeseydim; benim Kürd Halil Cibran olmayacağım ne malumdu? Bir de Cibran’ın Kürdi açılımı olmak o kadar yüksekten atmak mıdır?
Bazen, böyle okuyucuyu tanımak ve gözlerimin içine bakmasını isterdim.
Dağlarda Koçero, şehirde Yılmaz Güney ve edebiyat’ta da Halil Cibran’ı idol görmek fena mı? Peki sen Hayati Hamzaoğlu bile olacak bir maharetin var mı? Behey ‘Erol Taş’ müridi?
Neyse, diyelim ve bu yarasavari okuyucuyu da geçelim.
Halil Cibran kadar bir de Mihail Nuayme var.
Ve işten ondan da bir şiir verdim.
Bir de Nuayme’yi tanı!..
*
Yakın zamanda vefat eden Filistinli -sevdiğim şair- Mahmud Derviş aramızdan gitti. Onun bir şiir imgesi vardı:
‘Benim şehidlerim derimin altında gizlidir’ diyordu.
Derviş, bir Arap –Filistinli- Milliyetçidir.
Biz Milliyetçiliğimizi sır gibi saklar, utanır, sıkılırken, Arabın, Acemin ve Türk’ün Milliyetçiliğini yıllarca kendimize –devrimcilik ve enternesyonalizm adına- bayrak yaptık. Gidip saflarında savaştık. İsrail Devletine savaş açtık. Sionizme karşı savaş ve Fisilstin İlerici Halkıyla dayanışama, dedik.
Ama bu satırların yazarı olarak ben; bunu bir bilmiş, bilince çıkardım artık; o dönemi kör ve cehaliye devri sayıyorum, şimdi. Ve bu düşüncelerimi için kendimi çok ağır suçluyorum. Ne demek Filistin Arap Milliyetçiliğinin ilerciliği.. Ben 1980’lerde –bizzat yaşayarak- Flistinli Milliyetçinin de Komunistinin de aynı noktada buluştuğunu gördüm. ‘İsrail’in ve Yahudilerin tavuğuna, civcivine kadar ölüm’ diyen Filistin gerillası gördüm. Ve onlara lanet okudum. Onlara bakarak kendi Kürd Milliyetçiliğimden bile uzak durdum.
Ve biliyor musunuz, biz ilkkez bu intihar gerillası kavramını onlardan aldık.
O zaman biraz duralım. Duralım ve artık yirmili delikanlılıktan çok ellilik bir dede olarak kepimizi önümüze koyalım.
Neden gerilla olduk da peşmerge olmadık?
İntihar gerilacılığının mucitleri kimlerdi?
Şehit ve şehadet, devrimci ve Kürd insanına nerden bulaştı?
Kim ve neye göre şehit ve neden hep bu şehid edebiyatı?
Kime ve kimler bundan faydalanıyor?
Sorular ve sorunlar.
Biz Kürdler olarak öyle bir halkız ki; önce kavga eder, kıran kırana savaşırız da, çok sonra, harap ve bitap düşünce nedenini düşünürüz. Peki bu nerden kaynaklanıyor?
Hatırlıyorum da, nice kan davasının sebebi ya iki çocuk kavgası, yada bir zarar-ziyan meselesinden çıkmıştır.
Kürd’ün bir yaşam felsefesi olmuş şu sözü yazarak sorunumuza gelelim:
‘Giyayê hevşê tahle.’ (Bahçenin otu acıdır) Türkçesi. Yani tam açılımı; Kürd için, kendisine kendi bahçesindeki otu daima acıdır. Kürd çavderî yani kapısının dışında arar ustasını, doktorunu. Kendi içinden çıkana pek itibar etmez. Uzaklar ve yabancılar ona daima evliya görülür.
Bu nedenle; Apo Barzanî/Melle/Molla ve gericidir. O gericiyse Peşmergesi de öyledir. Bu nedenle biz Melle ve Mollacı değiliz, hele de Peşmerge hiç değil. Biz GE RİL LA YIZ!..
Bu dışardan gelene dört elle sarılma, kendi değerine hoyratça bakmadır.
İntihar gerillacılığın ve şehadetin kökeni; İslam düşüncesinin ürünüdür. En büyük cihad Allah için yapılandır. Küffara ve inkara karşı savaşmaktır. Böyle olunca da vatan ve milleten önce din için, Allah için savaşan kahraman, savaşmayan hain ve munafıktır. Bu düşünce bizi cennetle buluşturur. Ve Hasan Sabbah’ın Haşhaşin Fedaileriyle eşleşiriz. Bunun ayrıdına bile varmayız. Çünkü üstü cilalanmıştır. Cihad ve Şeyh Hasan’a bağlılık, sadakat intihara, intihar da bizi cennete götürecektir. İşte bunun için de Araplarda/Filistinilierde İntihar Gerillası bir kahramandır.
Bu islamik düşünce nasıl da bir devrimci fikir içinde yer alır.
Hani devrimcilerin görevi yaşamak ve yaşatmaktı?
Ben bu konuda, şu sonuca geldim. Ümmet ve feodal düşüncenin hakim olduğu ülkemizde Kulluktan Militanlığa geçiş çok kolay ama Birey olmak bir devrimi gerektirir. Kul’un diğer adı Militandır. Militanın da görevi gözünü kırpmadan, vurmak ve vurulmaktır. Böyle yapıldığı zaman artık herşey aynılaşır.
Militan da, mumin müsülman da, fanatik mürit de;
kahramandır, şehittir ve en yüce değer görülüyor.
Bu kutsandığı ve yüceltildiği için de herkes seve seve bu yolun yolcusu oluyor.
Hatta bizim özgülümüzde, yani Abdullah Teşkilatında, dünyada olmayan bir ilginçlik ortaya çıkıyor. Yazıyorum:
VURANIN DA, VURULANIN DA BIJİ DEDİĞİ BİR HERAKET: PKK!..
Suriye’de iki hakim tarikat var.
Birincisi Murşidiye, ikincisi İbadetul Farç!.
Bu tarikatın birincisinin hala çok seçkin 70 bin müridi var.
Ve bunlar Esad’ların El Muhabarat elemanıdır.
Çok küçük bir azınlık olmalarına rağmen iktidardalar.
Baasçı, kan dökücü ve müthiş baskıcıdırlar.
Diğeri ise bir ayrı felakettir.
Kimine göre bir hayat kaynağı, kimine göre bir inançtır.
Ve kim bana ne derse desin; Öcalan’ın Suriye/Şam ikematgahı döneminde bu iki tarikatın ana felsefesini kendi teşklatına çok iyi yedirmiştir.
Ve Öcalan hiçbir şehid merasiminde bulunmayarak; Tanrı Süleyman’lığın bir kaç adım önüne geçmiştir. Ki Süleyman Murşid, sıradan ve halktan bir çobandı. Aleviydi. Onüç kez evlendi ve asıldığında nedamet geriterek ‘Ben suçsuzum. Beni bu hale çevremdeki adamlarım ve karılarım getirdi’ dedi. Ama Fransızların idam ilmiğinden yine de kurtulamadı.
Acaba Şeyh Süleyman Murşid şehid mi oldu diyeceğiz?
Kime ve neye göre şehid?
Gelelim son Bezele /Aktütün Karakol baskınına.
15 Asker öldürüldü!.. (Öcalancı söylemi)
15 Mehmetçiğimiz kahpece şehit edildi (TC Söylemi)
Peki –vurulduğu iddia edilen gerillalar için- kim ne diyor?
23 Terörist öldürüldü (TC Söylemi)
23 Gerillamız şehid oldu (Öcalancı Söylemi)
İki tarafta kan ve kelle üzerine hesap yapıyor. İki tarfta iğrençce İNSAN’ı ADET derekesinie indirgiyor.
Vitrine oynuyorlar....
Saltanlatlarını düşünüyorlar...
Sistamlerini ve cizdanlarını koruyorlar...
İki tarafta timsah gözyaşları döküyor.
Yalancı ve inkarcıldırlar...
Anaların yüreği yanıyor.
Ne şehit ne gazi, artık tek bir canlı hayatından olmasın!..
Eğer apoletleri sırıtan generallere bunu durdurmak isterlerse bunun adresi belli...
Bu ne Aktütün köy halkı, ne Barzani ve Talabani, ne mahsum gerillalar ne de halkımızdır.
Buyursunlar İmralı’ya Abdullah Öcalan’ı muhatap alsınlar ya da hemen bir darağacı hazırlasınlar.
Ya durdur ya da çık sehpaya!..
Bakın nasıl durur bu kan? Nasıl canlar rahat eder, anaların yüzleri güler, çiçeklenir bahar olur her yer.
Diğer altarnatifler yok mu?
Kürd ve Türk halkının bu duruma müdahale etmesi bir genel isyan mı?
Ya arkadaşlar güldürmeyin beni.
O şeyler artık güzelim romanların konusu?
Olursa öyle bir şey biz de oturur o ŞANLI İSYANI yazarız.
Lakin ben o umudumu da yitirdim.
Bu savaşı bir durduran olsun, ister şeytan ister melek..
Ne fark eder ki?
6 Ekim 08



Yorumlar (8 gönderildi):
Hocam çok ilginç çok enteresan çok ağır çok derin büyük iddalar ortaya atıyorsunuz sizi uzun zamandır takip ediyorum.Sevgili Hocam bu derinlemesine büyük iddialı bilgileri peki siz buna nasıl ulaşıyorsunuz yani bu bir iddiamı bunun gerceklik payı ney öyle ağır öyle okunaklı insanı hayretlere düşürecek bilgileri yayınlıyorsunuz bunun delili bunun ispatı bu yazıların kaynağı ney yoksa hoca sizdemi derinsiniz sizdemi ocalan gibi başımıza bela olmaya niyetlisiniz ya artık kime güveneceğimizi bilemiyoruz.Seni takip ettiğimden beri seni öyle merak ediyorum ki sizin hakkınızda büyük bir araştırma yaptım ta Batman da köyüne memleketini karış karış dolaşıp oranın halkı nasıl diye uzun zaman memleketinde kaldım hocam kısmet olursa seni yakından tanıyan bir arkadaşla ile isvece sizi ziyarete gelecem ama çok şüphelerim var çok kaygılarımla bu halk üzerinde öylesine büyük oyunlar büyük bir siyaset yapılıyor ki artık sizede güvenmememi umarım siz hoş karşılarsınız sizi tanıyayım sizi dinliyeyim sizin samimiyetinize inanayım ki artık senide bir önder senide bir kurtarıcı olarak kabul edecem çünkü hocam ben sizin sayfanızı takip ettiğimden beridir açık konuşayım kafam çok karışık bende umitsizlik bende gelecek endişesi meydana geldi yani önderimiz bu ise başkanlık konseyi böylesi ise dtp anlattığınız gibi ise vay halimize inanın gözlerim doldu hocam bizim gibi düşünen milyon kürd mevcut sizin sayfanızı takip eden milyon kürdün farkındamısınız yasiz doğrusunuz bu halk için herşeyi göz önüne almışsınız yada sizde aponun bir versiyonusunuz ama ben bunu asla propaganda yapmıyorum ancak seni yakından tanısam o zaman size ya hizmet edecem yada olduğum gibi yanlızlığıma çekilecem.Sevgili hocam inanın kürdistanın her şehrinde kürd halkı sizi konuşuyor sayfanızı konuşuyor yayınladığınız yazıları konuşuyor ya ama size güven ancak ve ancak sizi tanımamızla olur öyle şeyler duyduk dinledik artık bende o milyon kürdden biri olarak benim de kafam karışık umarım istediğimiz gibi birisin.İyi çalışmalar.
Yazdıklarımın okunması, başında bulunduğum Nasname'nin takip edilmesi, söylediklerimin tartışılması elbette sevindirici bir durum.
Ben, adeta iğneyle kuyu kazarcasına ve bu kuyu kazarken, başımda sallanan ölüm tehditlerine rağmen yol aldım. Bir çok sevgili dostum, yürekli ve cesur insan da bu Nasname'ye katıldı.
Artık sevincim sonsuz.
Çünkü söyledikerim en sıradan inasanın da sofrasına geldi.
Parmak bastığım konular gündem oluşturdu.
Bir defa şunu hemen belirteyim:
BEN BEKLENEN LİDER FALAN DEĞİLİM.
Beni lider olarak bekleyenler çok bekler. Ben her şeyden önce -Nasıl ki Atatürk'ün Ali Şükrü'sü var idiyse- ben de Abdullah Öcalan denen zatın Mehmet Şükrü'süyüm. Onunla Atatürk arasında ne çok fark varsa, benimle Ali Şükrü arasında da fark var.
Ve temel amacım 30 YILLIK ANKARA ve ÖCALAN PKK'sının içini açmak, bir muhasebeye varmak istiyorum. Tartışmayı ve araştırmayı başlatım.
Başarılı oldu mu?
Evettir yanıtım.
Beni elbette tanıyabilirsin.
Ben Almanya/Essen'de kalıyorum. Yerim, evim adresim ve telefonum belli. Gel üç gün üç gece misafirim ol. Aslan yattığı yerden belli olur. İnsan nasıl yaşıyorsa öyle de düşünür.
Bak. Gör ve karar ver.
Bir tek şey yazmaz kitabımda.
Yalan ve riyam yok. Güveneni rusva etmem.
Bir ayağım bu dünyada, öbürü diğer tarafta.
üryan yaşarım.
Ve azrail bile bir sır alamayacak benden.
Sen alabilirsin ama.
Selam ve dostlukla
Xoce
Çi vextê, hezdikim,
Xwîn hat ji dilê min...
Ben, sevmiyorum.
Ne zaman sevsem,
Kan geldi yüreğimden...
İKİYÜZLÜLERİ SEVER HALE GELDİM.
ÇÜNKÜ
YİRMİ YÜZLÜ İNSANLAR GÖRMEYE BAŞLADIM.
Selamlar efendim...
Yorum yaz