Derin Yaralarımız (İç İnfazlar..)
‘Eğer bugün biz; salt PKK ve Öcalan üzerinde duruyor, onu hep işliyorsak, bu PKK’nin yaratmış olduğu geniş ölçekli Kuzey Kürd Mücadelesinin ciddi ve dinamik bir kesmini yanına almış olmasından dolayıdır. Haliyle PKK’nin yarattığı büyük etki alanı, onunla beraber ciddi sorunlarının da kaynağıdır. Ama bu büyüklük diğer Kürd Hareketlerini ele almamızı öteliyor. Yani onları da gündemimize almayı engelliyor. Ancak, biz bunu da zaman zaman yapmalıyız’
‘Bir adam birini öldürse katil olduğu söylenir.
Ancak, Emir (Şef) onu öldürdüğünde Emir’e adil denir.
Adamın biri mansatırı soysa hırsız sayılır.
Öte yandan Emir onun canını alırsa saygın olur.
Bir kadın kocasına ihanet etse, kahpe derler. Ancak kadını sokaklarda çıplak yürütüp taşladığında soylu olur.
Kan dökmek yasaktır.
Peki kan dökmeyi Emir için kim mübah kılmıştır?
Birinin parasını çalmak suçtur.; öte yandan birinin canını almak soylu bir davranış sayılır. Kocaya ihanet çirkin bir hareket iken, insanları diri diri taşlamak muhteşem bir görüntü olmaktadır. Kötülüğü kötülükle yanıtlayıp, Kanun bu mudur diyeceğiz?Yozluklarla mücadele daha büyük zorlukları kullanıp, Kural böyledir mi diyeceğiz? Cinayetleri yeni cinayetlerle bastırıp, bunun Adalet olduğunu mu söyleyeceğiz?
-Halil Cibran Sözler/Sy.11-
Sözlerden bazı sözler aldım. Emir yerine Şef yazdım. Yazım stilinde küçük bazı oynamalar yaptım. Geri kalan her şey Halil Cibran’a aittir.
Cibran beni bağişlasın. Ki bağışlar çünkü onu günümüze taşıyan ardılıyım.
Ve günümüzdeki açılımı. Bazı partilerimiz, hareketlerimiz, örgütlerimizin iç işleyişine uyarlayalım bunu.
Uzun bir zamandan beri Öcalan, onun Ankara PKK’sı üzerinde çalışıyorum. Adeta hallaç pamuğu gibi deşiyorum. Bu nedenle de bana ve başında bulunduğum Nasname’ye ‘PKK karşıtı site’ diyorlar.
Hayır, diyorum!..
Ben yanlız ve yanlız Öcalan/onun Ankara PKK’sının üzerinde durmuyorum. Sevgili arkadaşım, Nasname’mizin değerli kalemi Berzan BOTÎ’nin şöyle bir belirlemesi vardı:
‘Eğer bugün biz; salt PKK ve Öcalan üzerinde duruyor, onu hep işliyorsak, bu PKK’nin yaratmış olduğu geniş ölçekli Kuzey Kürd Mücadelesinin ciddi ve dinamik bir kesmini yanına almış olmasından dolayıdır. Haliyle PKK’nin yarattığı büyük etki alanı, onunla beraber ciddi sorunlarının da kaynağıdır. Ama bu büyüklük diğer Kürd Hareketlerini ele almamızı öteliyor. Yani onları da gündemimize almayı engelliyor. Ancak, biz bunu da zaman zaman yapmalıyız’
Değerli dostum Botî’nin ortalama -enfes belirlemesi- böyleydi.
Bundan da anlaşılamsı gereken şudur. Biz zamanı ve yeri geldikçe, diğer Kürd Örgütleri içindeki iç infazları, anti-demokratik uygulamaları da gündemimize alacağız. Ancak, bu konuda birincil istemimiz; o örgüt, hareket ve partilerin içinden tanık olanlar, bunu yazma cesareti gösterenlere yer vermek isteriz. Birey olmanın ve bunun şartlarını zorlamanın ilk adımı böyle atılır. Yani kişi var olan eski örgütüyle hesaplaşmadan, onunla ciddi anlamda kopuşu yaşamadan, ‘Ben de artık bir özgür bireyim’ diyemez. Bu söylemi havada kalır. Tamam, birey olmak istiyorsun. İyi hoş da neden eski oluşumundan ayrıldın? Orda neler gördün? Neler yaşadın, demek de gerekiyor.
Hani eskiden güzel bir geleneğimiz vardı.
Birisi hareketinden koptuğunda bunu kamuoyuna açıklardı.
Bir başka hareketle tavır aldığı zaman ilan ederdi.
Bu eski ve güzel geleneğimiz yok oldu. Bence bazı eski ve güzel geleneklerimiz yaşatmalı, günümüzüe taşımalıyız. Öcalancı sistem bazı değerli kavramlarımızı da kirleti. Özeleştiri, eleştiri, düşüncesini yazma ve yaygınlaştırma hakkı... Ve özellikle bir –hepimizce kabul gören- Hevalimiz vardı. Ama Heval iğidiş edildi. İçeriği boşaltıldı. Eril ve dişil durumu yok sayıldı. Herkes ve her yaşataki insana bir HEVAL damgası vuruldu.
Heval arkadaş mı?
Yoldaş mı?
Eş mi?
Ana mı?
Baba mı?
Belli değil bu Öcalancı sistemde. Yoldaşsa; yoldaş yoldaşa heval der. Bu çok normal. Ama hangi yoldaş, karısına, kızına, anasına, çocuğuna heval diyebilir ki? O zaman sıradanlaşır. Ayaklara düşer.
Fransız devrimiyle;vatandaş...
Ekim devrimiyle; yoldaş...
Öcalancı sistem ile de havalle tanıştık.
Birincisi burjuva devrimiydi.
İkincisi proleter devrim..
Peki olmayan devrimde kala kala hala bazılarına heval ve hevalcilik kalmadı mı?
Yeni bir söylem, yeni bir dil ve yeni kavramlar bulmak şart. Bakın Dünyada bunun ciddi arayışları var. Komunizm, Sosyalizm vb kavramlar yerine ‘Katılımcı Demokrasi’ ifadesi var. Önemli olan özdür. O öze uygun yeni kavramlar bulunur. Yeterki amacımız yenilenmek olsun.
Bu anlamıyla da Berzan Botî’nin Özgür Bireyden Demokratik Kurumsallaşmaya makalesi bizim için bir çerçeve mahiyetindedir. Gelin o zaman bunu biraz daha açalım ve tartışalım.
Ancak bu şekilde Derin Yaralarımızı sarabiliriz.
Pansuman yerine neşter kullanmak olmaz.
Önce hastalığın teşhisi , ardından yapılacak tedavi yönteminin tesbiti kadar toplumsal doktorların taini de önemli. Hasta liderleri hala doktor görüldüğü bir yerde toplumsal yaralar onarılmaz. Bir sefer bu hasta liderler alaşağı edlimeli. Yüzleri teşer edilmelidir.
Herkes evinin önünden, herkes liderinden ve örgütünden başlamalıdır.
Bu anlamıyla Said Aydığmuş bence iyi bir başlangıç yapmıştır.
Ve ben gerek şahsım adıma ve gerek Nasname’deki yazar arkadaşlarında onu yanlız bırakmayacaklarına inanıyorum.
Selam ve devamla.
28 Eylül 08



Yorumlar (9 gönderildi):
Her kesekî, her jinekê/mêrekî erkek xwe, vatinîyek xwe heye; armancek wan heye.
Hen bi;
-karê çandî va
-vêja va
-ziman,
-folklor va
-helbistî va
-rojnamevani hwd. mujil dibin. Hen ji biVEJÎN va mujil dibin, ango Diriliş. Çima veêjîn ? Gelê KURD bi destên Egenekonîyên PKK hejîyanek pir xirab derbas kirin. Bi vê re dibêjin TRAVMEYEK (tarûmarî û seriûbinî)derbas kir. Ew niha wek ne xweşeki êdî-êdî bi serxwede tere, xweş û geş dibe, qem dibe, hîşyar dibe. Seat bi seat, roj bi roj. Kî, çi dibêje ma bibêje. Erdhêj heye li bin lingên henan. Tirs ketîyê dilê rantçîyê Ergenekonîyên PKK. Serê xwe ne êşîne, lingê xwe dirêj bike, kêfa xwe mezeke, ne cixal lê her roj 3 Lître av vexwe. Jîyanek dirêj û bextiwar ji we û Nasname re. Hûn bê tirs, bê hov karekî pîroz, şewîrmedîyek netewî dimêşînin. Serfirazî !
Piştî kuştina rahmetî tu jî ket nav refen mêran yanî! Ji bo xatirê apê musa gele kurd ne bi xêrbe te jî xistin şûna zilama.Te jî wê firseta baş bikaranî! Ji Pizza çekirine te terfî kir u tu bu PEDOFÎL an na? Ma tu zane gelo pedofîlî nexweşîyeke ruhîye?
ji ranta apo te xwe dîkirin û li gor emre te jî tu bi zarokeke re dimîne. Ev mukafata ku pkk ê peşkêşî te kiriye xwîna bawê te ye u afîyetbe ji bo te(!) Li li ser terîya xwe rune û bela xwe di gunikreşa nede "min son" ok?
Tu jî zani ku Apê Musa KURDUNDA çu veselam!
Okey” min son” tar dig lugnt och lev dit sumutsig liv! Hade så bra(!) Prata inte mer! anars kommer alt din sumutsig liv ut! Lev dit liv “mın son” och var tyst ok!
Xoce'nin,Halil CİBRAN dan etkilenmesi,onun dışında o kendine örnek alması kadar güzel ne olabir ki.
Nasıl bir çıkarı olabilir diye düşündüğümde;hiç bir "şey" bulamıyorum.Yazdıklarıyla halen dünyaca tanınan,yanlış hatırlamıyorsam bir kitabı,Dönemin dünyaca ünlü rock şarkıcıcı Elvis presley in 2 milyon adet basılıp dağıtılan kişi olmayabilir belki ama;Ömrünü son 30 yılını inaçları için tüketmiş birinin bir çöft söz söyleme hakkı neden olmasın.
Ki bu cesaret,herkesin masasını başından kalkmadan,bir tıklamakla ulaşılan biriyse bunun neresinden,nasıl bir kuşkuya yol açar bu.?
Xoxe yi göklere çökarmak gibi bir lüksüm yok inanın.Daha doğrusu bu masallara inancak vaktim de yok.
Ben kendisine yıllarca marksist diyen,leninist diyen,apo cu diyen kikişilerin önce kendi olmadıklarını,kendimden çıkarak anlamaya çalışıyorum.
Sadece kendim olmak için.Deneyimlediklerim benim gerçek anlam da hazinemdir.
Çünkü,beni ben yapan bu ayrıntılardır.
Kendimle barışık olmak için,adı üzerin de tescilli çnce eskinin karmaşısından kurtarıp,yeni bir söz bulmam gerekiyor.
Küflenmiş,üzerine kararmış,olumsuzluk üreten tüm duygu ve düşüncelerden arınmak için geçen her zaman süresi,beni bize yanamcılaştırmaktan başka hiç bir şeye yaramıyor malasef.
İkici ve diğer malasef ki,yüzyıldan koca buz parçaları kopup kayıp giderken,bizim hala kendi eksenimiz etrafın da dönmemiz reva mı bize.?
Demokrasi sırası ne zaman bize gelecek.?
Kek Sukrî`nin kendini Halil Cibran ardili olarak gormesi ve "Cibran beni bağişlasın. Ki bağışlar çünkü onu günümüze taşıyan ardılıyım" demesi Megalomanlik degil Mutevaziliktir.
Halil Cibran`in bir yapitini okudun mu acaba?Ben okumadigini yada okuduysan da hic bir sey anlamadigini dusunuyorum.Cibranîlik bir ruh kimyasi meselesidir.Bir bilgelik,bir ruh yuceligi,kendini asmadir.Elmastan insanlarin isidir.Allah o ruhu herkese nasip etmez.Ve herkese O ruhu kavrayacak meleke de vermez...
selam saygilar
1. Miyonları ilgilendiren davanın adı Kurdistan davasıdır ve ona küfür edenler APO ve müritleridir.
2.Nasıl oluyor da, Gülmüş ve Çavgun'un duruşlarının adı düşkünlük ve siz Apocuların duruşunun adı Özgürlük oluyor? o kısmı yanlış yazdın herhalde!
3.Diğerleri senin(sizin)için hiçbir anlam ifade etmez! Edemez, çünkü senin tarifini yaptığın Evrensel Değerler babında,İNSAN deniyor onlara!
Hiç merak ettin mi sen ve senin gibiler
onlar için ne ifade ediyor?
4. En zor gününüzde yanınızda olması gereken kişiler Ulu önderinizin sevgili dostları olan
- Yalçın Kuçik!
ve
- Doğu Perinçek!
olması lazım!
Şeyhiniz Bekaa'daki yoğunlaşma evlerinde devrin sefasını onlarla birlikte sürerken;
Gülmüş ve Çavgun Diyarbakır zindanından
özürlü bedenleri ile canlarını zar zor kurtarabildiler.
Senin anlayacağın, Gülmüş ve Çavgun'da kurtaramaz sizi!
Tek bir yol var!
Ya, ATATÜRK'ü mezardan çıkarın ve Kürd halkına APO'nuzun anlattığı gibi bir adam olup olmadığını ispatlayın.
Yada, Kurdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesine gölge etmeyiniz!
Bırakalım da Düşkün ile Özgür birey ayrımına tarihin kendisi karar versin!
yukarida "cemil"mahlasiyla yazan kisiyle hicbir alakam yoktur.Adim taklit edildigine göre bundan sonra cemilo koduyla yorum yazacagim.Bilgilerinize sunarim. selamlar ve saygilar
Yorum yaz