Anasayfa | Nasname Edebîyat | Şükrü Gülmüş | Fırat (Neden) Marmara’ya Akar?

Fırat (Neden) Marmara’ya Akar?

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image 'Kafa Adam' kim?

Musa Anter’i İstanbul’dan Diyarbakır’a yolayan, ordan çıkaran ‘Kafa Adam’ kim? -Hamit mi? Hogir mı? -Hayır!. -Peki o zaman kim? İşte burda topu değerli arkadaşım Metin Delikan’a atıyorum ve onu dinlemek gerekir, diyorum. O’nun, Mehmet Eymür’ün Atinorg’dan aldığı

 

Ankara bunu kabul etmez.’
‘Pantalonlu bulut’
‘Ülkeler başkentleriyle savaşır!
‘Benim anam da Türk’tür’

Yukarıya yazdığım ve tırnak içinde gösterdiğim cümlelerden ne anlıyorsunuz?
Belki hiç, belki çok şey...
Çünkü bu cümlelere biz, edebiyat ve sanat dilinde eğriltilemeli imge deriz. Bu tür söylemler alegorik imgeler yoluyla birer mesaj vermedir. İlk bakışta bir anlam ifade etmeyebilir ama yazan buna bir anlam yükler. Karşıdaki de bu mesajı alır.

‘Ankara bunu kabul etmez’ in anlamı; TC Devletidir. Bu Ankara
şehrini bir insan gibi konuşturmadır.
Mayakowsky’nin ünlü ‘Pantalonlu bulutu’ da bulutu insanlaştırmadır.
‘’Ülkeler, başkentleriyle savaşır’ hem insanlaştırma, hem de ülkenin başkentle önemini vurgular. Ve başkenti düşen bir ülke bitmiştir, ordu komutanı vurulmuştur. Artık savaş kaybedilmiştir, anlamındadır.

Ve gelelim bizim son şifremize;
Benim anam da Türk’tür.’ Zaten yorum gerektirmeyecek kadar açık. Ardından sıralamış bizim ‘adam’ ‘Bir fırsat verilirse hizmete hazırım!..’
Bunlar anlaşılan şeyler.
Daha doğrusu anlamak isteyen anlıyor. Şifreyi veren de, alanda memnun. Anlamayan ve anlamak istemeyenlerin ise derdi başka. Bunu geçiyoruz.

Şimdi de biz esas meselemize gelelim.
Yani Musa Anter’in ‘Fırat Marmaraya Akar’ a biz bir kelime daha ekledik. ‘NEDEN?’
Daha açıkçası; ‘Neden Fırat, Marmaraya Akar?
Bence asıl anlaşılmayan ve anlaşılması gereken mesaj burda.

Geçen gün yazmış olduğum; ‘Herkes durduğu yerden bakar Musa Anter’e’ makaleme epey –olumlu ve olumsuz tepkiler aldım. Sonra bir kısım okuyucuya da -ayrıca- yanıt verdim. Orda kullanmış olduğum bir Ragıp Duran- Musa Anter ropörtajı vardı. Direkt yazım ve aktarım değildi.
Ben daha sonra, gidip orjinalini buldum. Önce onu aktarayım:

-

Güldü Kalem Güldü Silah’

.........Son olarak Musa Amca’yla yaptığım bir ropörtajın son bölümünü aktarmak isterim burda sizlere. Konu siyasal çözüme, barışa gelmişti. Sordum:
-İki taraf masaya oturduğunda, sizce masanın her iki tarafında kimler olacak? Kimler olabilir? Biraz durdu, düşündü.
-Öteki tarafı bilmem. Kim olursa olsun. Onların yetkilileri, resmi adamları var. Bizim tarafta ise Kürt Silahlı Kuvvetlerinin bir yetkilisinin olması lazım.Yanlış anlamadın değil mi, Kürt Silahlı Kuvvetleri dedim.Çünkü onlar çok emek harcadı bu barış için. Sonra Kürt siyasi temsilcilerinin de masada hazır olması lazım.
-Peki üçüncü kişi olacak diye sorduğumda;
-E bu halk izin verirse, bu yaşlı adam da masanın  bir kenarına oturmak ister tabi..
Masa toplandığında Musa Amca’yı yaşatmış olacağız.
                                                       *
-Fırat Marmaraya Akar /Ülke ve Gündem Yazıları/Musa Anter/Avesta Yayınları tarfından, 1996 yılında basılmış. Buna önsözü Ragıp Duran yazmış. Önsöz’deki giriş yazısında Duran
                    Ragıp Duran/Önsözden/Sayfa. 10
                                                        *
Adı geçen makalede birebir veremediğim Duran/Anter ropörtajının en can alıcı noktası burası. Veremediğim -ortalama- doğru. Ama burda kelimesi kelimesine, noktası ve virgülüne dokunmadım.

Masa ne o zaman, ne şimdi ne de yarın oluşacak.
Masanın onların tarafı her zaman var. Bizim taraf yok. Ve masanın (M)’sinden, Kürd’ün (K)’sinden bile bahsetmek mümkün değil.

Musa Anter; çok saf ve çokda düşsel bir havaya girmiş anlaşılan. Yoksa şunu der mi? ‘-E bu halk izin verirse, bu yaşlı adam da masanın bir kenarın oturmak ister tabi..’

Masanın bir kenarı ha... Masanın kenarını düşleyecek adamın alnına kurşun sıkılır, 101 yaşında da olsa, birseksen yere serilir. Peki kim korkar bu ‘masa’dan? Kim istemez Musa Anter gibi bir yaşlı çınar masada olmasından.

İşte ben bu nedenle diyorum ki; TC Devleti, TSK  ve Genel Kurmayı -eğer bir gün mecbur ve mahkum olsaydı- Musa Anter bu masanın en iyi yerinde oturmayı hak etmişti.
Lakin Musa Anter, Abdullah Öcalan faktörünü ya düşünmedi ya da Mehdi Zana gibi çocuklaşıp, ‘Cebeliyê Mirê Hekariya... Evdille...Şef, patron..’ gibi hafif ifadelerin hayatlarına mal olacağını anlayamadılar.Zaten 0tuz yıllık mücadelein asıl savaş alanı, temsil güçlerinin el değiştirilmesi değil miydi? Düşünün düne kadar Kuzey Kürdünün temsil güçleri kimlerdi. Bunu 1919'dan alın 38'e kadar getirin. Ağa- şeyh, bey, mir, din adamı vs. Daha sonra ne oldu? Yani buna da 1960'lardan sonra diyelim. DDKO, DDKD, KDP, KDP-T.. İleriye fırlayan bir kısım yeni temsilci güçler vardı. Bunlar 1972'lerde bir tırpana uğradı. 1974'lerde ise -Rahşan Affı ile- Kuzey Kürd Mücadelesine kürtaj operasyonu uygulandı.

Peki kala kala meydan kime kaldı?
Abdullah Öcalan ve onun Ankara'dan donanımlı tarikatına kalmadı mı?Kim bu sahayı temizledi? TC Develet, Öcalan ve Teşkilatıyla o kadar ustaca bir giriş yaptı ki, o kadar iyi dizayn edildi ki; bu mesele anlaşıldığında herkes bir kez daha çökecek. İddia ediyorum: Bu hareketin girmediği, bulaşmadığı ve kimyasını bozmadığı tek bir dağdaki çakal ve şehirdeki bakkal bile kalmadı.

-Ki biz bu yazımızda, Türkiye Devrimci Gençlik Hareketi'ni söz konusu etmiyoruz.-

Bu antiparentezden sonra, zavallı musanın iyiniyetli de olsa talebine bakalım.

Ki benim bildiğim ve tanıdığım Abdullah Öcalan bir çocuk bile ondan çok sevilse, o potansiyel bir tehlikedir. ‘Başkasının bahçesine kaçan güvercini ona ihanet etmiştir. Tüylerini diri diri yolmuş, sevgiyi, cinselliği ve aşkı, kendisi dışında herkese yasaklamış bir büyük Sultan Murat’tır.

Ve Ragıp Duran sanki Bekaa’da az mı koltuğuna gres yağı sürdü. Onu ‘Zapatalık’la taltif etti. Burda ise, ‘Masa toplandığında Musa Amca’yı yaşatmış olacağız.’ diyor.
Duran, ‘bizim Duran’a anlatsın bu zamanı geçmiş hikayeleri. Bu gidişle ne masa olacak, ne kimse toplanacak ne de Musa Anter geri gelecek. Bağdatlarımızın hepsi tarumar oldu.

*
Ben burdan bakıyorum Musa Anter’in meselesine!..
Yani yukardan aşağıya.
Ama isterseniz biz en alta da gelelim.
Yani tetik çekenler. Bu işi tezgahlayanlar.
Yukarda, daha yukarılarda yazılan bir saneryo var. Bu yazıldı. Çizildi. Ve hayata geçirilmesi için içerden ve dışardan bulunacak oyuncular derlendi.

Bu filimin iki bölümü var.
Birinci bölümde JİTEM. İkinci bölümünde Ankara PKK’sı.
Birinci bölümün Number Wan yok. Devreli değişim var. İkinci bölümde her zaman Number Wan=Öcalan’dır. Piramit örgütlenmesinde ve denklemin çözümünde her zaman olan number Wan, ama arkasında da EKSİ BİR numaralar çok.

Musa Anter; İstanbul ve Mardin gel-gitlerinin her yerinde götürülebilirdi.
Ama illede ille Diyarbakır olması şarttı.
Neden?
Çünkü; işgal edilecek ülkenin başkentini elegeçirmek gerek. Ve korkunun en şiddetli dozajı en iyi burda yüreklere eklir. Yani ‘Seni, senin en güvendiğin şehrinde,başkentinde, canevinde vururum!...Seni, seninin içinden çıkanla vururum. Kürdü Kürde kırdıtırım. Korucu da yaparım, asker de, bekçi de tetikçi de. Ben, benim. Ben devletim. Ben senin efendinim!..’

Plan devreye sokuldu.
Birinci iddia Abdulkadir Aygan’dan. -Ki en iyi tanıktır.- Olayı içerden veriyor. Bizzat bu JİTEM takımının içindedir.

Hogır’ı Musa Anter olayından çok önceleri,ekebin şefi Cem Ersever, tarafından getirildi.Bunu ona sağlayan da KDP’nin köprü sorumlusudur. Hogır’ın ayrıldığını haber veren bu adam.
Cem Ankara’dan geldi.
Silopi”de karargah kurdu.
Beni, Ali  Ozansoy’u, ve sivil bir başçavuşu yanına aldı. Kendisi Silop’i Timinde bekledi. Bizi Hogır’in bulunduğu yere gönderdi. Hogir ikna edildi. Önceleri çok zorlandı. Ama sonunda gelmeye karar verdi.
Diyarbakır'a getirildi. Grup Komutanlığında kaldı. Bir iki ay kaldı. Gizili tutuluyordu. Jitem’de yatıp kalkıyordu.

Cem Ersever tekrar Ankara’ya gitti.
Hamit ve Hogır birlikte hareket ediyordu.. Hamit, Hogir ve Eşi Jiyan beraber kalıyorlardı.

Musa Anter’in gelme döneminde Yeşil geldi.
JİTEM komutanlarıyla kontağı vardı. Hogır’la bazı yerlere telefon ediyorlardı. Bize de bir yere gityemeyin haberi verildi. Bizim Musa’nın geldiğinden haberimiz yoktu.

Mesai bitti. Diğer görevliler gitti.
Ben, Ozansoy.Hamit, Hogır, Yeşil ve M. Deniz kaldık.
Son anda plan açıklandı. Hamit otele gönderildi.Hamit Musa’yı alıp otleden yanımıza getirecekti.
Mustafa Deniz ve Yeşil Silvan yolunda bekleyeceklerdi.
Seyrantepede ise ben Hogır’la kalacaktım. Hogır'ın yanından  kalmamın tek sebebi onu korumamdı.

Musa Anter vurulduktan sonra.
Hogır daha sonraAlmanya’ya  Yeşil tarafından yollandı.
Aygan ‘Yeşil bana onu, Almanya’ya gönderecem,dediğinde ben, öldürelim anladım. Ama sesimi etmedim. Hogır alındı. Çoluk çocuğu Yeşillere bırakıldı. Görevini bitirince de ortadan kayboldu Hogır. Ve ben Hogır Almanya/Wupertal şehrinde vurulmayana kadar, onun Almanya’ya gönderildiğine inanmıyordum’ diyor.
Biz daha sonra bu Hogır’ın Almanya/Wupertal şehrinden; neden,nasıl, niçin ve kimler tarafından vurulduğunu da ortaya koyacağız.

Bu birinci ve bizce gerçekçi anlatım.
Diğeriyse, Taraf yazarı Orhan Miroğlu’nun anlatımıdır. Suç Duyurusun’da bulunarak, Hamit Yıldırım’ın halen Şırnak/Kumçatı’da Koruculuk yaptığını iddia ediyor.

Eğer Miroğlu doğru söylüyorsa ve TC Devleti denilen bir devlet varsa, savcısı, polisi gider Hamit Yıldırım'ı tutuklar ve yargılar. Bu anlamıyla da tetiği çeken ‘Kafa adam’ bulundu işte.(!)


İşin en ilginç tarafı da, Yeşil -sözünün eri- gibi davranıyor. Hogır’ı Almanya’ya çıkarıyor. Bu  Almanya/Wupertal şehrinde Hogır Ankara PKK’sı mesuplarınca vuruyor.

Peki bu nasıl oluyor?
Hogır ebediyen susturuldu.
Hamit Yıldırım Kumçatı’da korucu.

O zaman işin tetik çeken, ‘kafa adamı’ ve bu yönüyle uğraşanlar düşünsün.
Ben bu konuya pek kafa yormuyorum. Ben kararı alanlar ve ortaya konulan saneryoya bakarım. Kim vurulacak, kim kazanacak, kim kaybedecek?
Benim için asıl mesele bu.
İkinci mesele de şu:

Musa Anter’i İstanbul’dan Diyarbakır’a yolayan, ordan çıkaran ‘Kafa Adam’ kim?
-Hamit mi? Hogir mı?
-Hayır!.
-Peki o zaman kim?

İşte burda topu değerli arkadaşım Metin Delikan’a atıyorum ve onu dinlemek gerekir, diyorum. O’nun, Mehmet Eymür’ün Atinorg’dan aldığı Yeşil’in söylemleri ve bu Ankara PKK’sı içindeki asıl ‘Kafa Adam’ı meselesidir.
Eğer Ankara PKK’sı içindeki ‘Kafa Adam’ bulunursa, bu cinayetin ve bir sürü cinayetin ipi çorap söküğü gibi çözülür.

Bana göre;
-Miroğlu, ya bilmiyor ya da korkudan söylemiyor. Suç Duyurusu’nda bulunuyor ama Suç Duyurusu’nda bulunduğu Hamit Yıldırım ‘Kafa Adam’ değil.
-Hogir hiç değil.
Bildiği iddia edilen Anter Anter’dir. Gerek o gerek tüm Anter Ailesi susma rantının payını alıyor. Susmak burda ikrar değil, susmak yaşamak ve işleri daha öteye götürmemektir.

Geriye kalıyor Musa Anter için timsah gözyaşları dökmek, ölü seviciliği, cellatlarla aynı yatağı paylaşmak ve biraz daha bu rezil yaşamı sürdürmek. Konuşuyor, gerçekleri söylüyor gibi görünüp, gerçeklerle alay etmek.

Hele de bazılarının ‘Musa Amca, Apê Musa, Koca Çınar’ deyip onunla bir kaç gün bulunmuş olmayı bir marifet saymak benim üzerinde duracağım bir konu değil.

Belki bu onları tatmin eder ama beni entrese etmez.

Selamla ve devamla.

26 Eylül 08

Yorumlar (11 gönderildi):

Bir kurd .. 27 Sep, 2008 01:19:35
avatar
Cıddi iddialarda bulunuyor ve Kürd kamuoyunda tanınan insanlara karşı ağır ithamlarda bulunuyorsunuz. ileri sürdüğünüz iddiaların doğru-yanlış olduğu hakkında elbette bizim de bildiklerimiz vardır. Ancak, bu tür ciddi konuların tartışılmasını istiyorsanız, "bir kürd" olarak yetmaz! Açık kimliğiniz ile bunu yapmalısınız. İddialarınız biz de muhafaza edilmektedir.
Yorumlar Edi.
dicle .. 27 Sep, 2008 01:27:54
avatar
Merhaba artık sizlere bir cevap yazma zamanı geldi. Bizler Musa Anter'in çocukları olarak duruşumuz bellidir. Ailemize hakaret ve küfür etmekten vazgeçin. Bizim herşeyimiz açıktır farklı düşüncelerde olabiliriz ama herşeyin de bir seviyesi vardır. Eymür'ün söylediklerini biz 2000 senesinde ben NTV televizyonunda cevapladım. Babam öldürüldüğünde bizler İsveçte yaşıyorduk. Nasıl bilebiliriz ki babamın öldürüleceğini. Hakkımızda yazılanlar gerçek dışıdır ve eğer biraz saygınız varsa yazarken gerçekçi yazın.Biz kimseden korkmuyoruz korkanlarda bellidir. Ağabeyim halen ülkeye giriş yapamamaktadır. Ben 13 senedir ülkeye dönüş yaptım ve burada yaşıyorum. Ama 25 sene Avrupa'da kaldım ve oradakilerinde yaşamını iyi biliyorum. Hepiniz bu parti içindeydiniz ve ayrıldınız. Niye ben eski bir PKK liyim diyemiyorsun. Seni tedavi edenler ve yaşama döndürenler kim. El insaf kimin nasıl ve nereden beslendiği belli. Bundan sonra ki yazılarınızda daha dikkatli olmanızı beklerim.
ekrem .. 27 Sep, 2008 03:48:07
avatar
xoce selam ragıp duran ın yazdıkları doğru ben o konuşmada şans eseri yanlarında idim.zaten gazete de de yayınlandı ve okudum aynı katılıyorum.ancak aradan uzun zaman geçti bunu bugün herkes doğru anlayamayabilir bu normaldir.ancak apê musa yı öyle onun bunun sözü ile hareket eden bir kişilik değildi.bir gün köşe yazısında bitlis milletvekili kamuran inan hakkında bir yazısını okudum.işte ragıp duranla konuştuğu gün ben ona kamuran inan nı çok kötü eleştirmişsin dedim,o da bana ben gerçeği yazdım,beni mahkemeye versin ben şahidiyle açıklarım hakkında yazdıklarımı kanıtlarım.ancak ülkelerde bu tip cinayetleri devlet planlar.apê musa bilgili ve tutarlı bir kişiliği vardı zaten hayatınıda kürt lere ve özgürlüğüne adamıştı.t.c bir halkı yok etmek için önce o halkın bilinçli eğitimli ileri gelen ve zenginlerini yok eder bu devlet politikasıdır. tüm dünyada düzen budur.ayrıca o dönem başbakan olan tansu çiller hakkında yazardı.yani apê korkmadan bile bile kendisini bu hükümet ortadan kaldıracağını bile bile yazan ve konuşan bir kişiydi.korkmadan ölümün üzerine gitti.bize düşen görev bu ülkede bir tek kürt ve türk aydını olduğu sürece onu gelecek nesillere anlatmak ve anmak olmalıdır.xoce ben apê musa nın etkisinde çok kaldım inan bambaşka bir kişilikti.zaten o günkü konuşmasıda yarı şaka ve espiriydi.bana tu çê dêvê korêmin.ben dedim seydamin va pir meseleke zore.osmanlı bükmediği eli öper dedim hocam bu masayı hayal bile edemiyorum.lakin olur da belki biz görmeyiz.işte böyle xoceymin.küçük ken bir film izledim 45 yıl oldu halen bende etkisi var.kanada da bir aile baba ve oğulları.bir oğlu kızılderili arkadaşı ile avcılık eder.diğer oğlu tüccar dır.baba ya bu tüccar oğlu hep yağ çeker ama baba evde olmayınca veya arkasında veriri veriştirir.baba avcı oğluna gider o da çok sert yüzü gülmezin birisi lakin çok dürüst ve ciddi olduğu için baba hep bu oğlunu sever ve çoğu zaman bu oğlunda kalır.bu oğlu bir gün ava gider bir ayı ile karşılaşır ayı bunu alt eder öldürür ve yer.geride elbise ve silahı kalmıştır.baba çok üzülür.kızılderili arkadaşı gelir sorar ona durumu anlatırlar.o da şunu der ne güzel bir ölüm ayı ile saatlerce mücadele ederek ölmüş.işte xoce apê musa da tc ile mücadele ederek güzel bir şekilde öldü.bütün insanlık va insan hakları için mücadele eden lere güzel ölümler.selam
Şükrü Gülmüş .. 28 Sep, 2008 02:40:29
avatar
Tüm Anter Ailesi’ne!..

Son günlere kadar, -yazarlık ve basında çalıştığım tüm zaman dilimlerinde- bir tek yazım vardı Musa Anter üzerine. O da, katlinden sonra kaleme alınmış ve Yayın Yönetmeni olarak bulunduğum Yeni Ülke Haftalık Gazete’de yayınlanmıştı. Yıl 1992 ve başlığı ‚Yüreğiyle Düşünen Bir İnsan Musa Anter’ şeklindeydi, yanılmıyorsam.

Ancak, katlinden uzun bir süre sonra da köşesine son vermedim. Eski ve yayınlanmamış yazılarına yer verdim. Okuyuculardan gelen mektupları verdim. Cenazesi kaldırıldığında Yeni Ülke önünde bir konuşma yaptım.

Diyeceğim oki; ne katlinden önce, ne sonra ne de son zamanlara kadar hiç bir olumsuz beyanda bulunmadım. Ama bu sene, başta Günay Aslan, Musa Anter Gazetecilik Ödülleri töreni, hem öldür hem pazarla mantığı, Yaşar Kaya’nıın KP’sindeki fotosu, Ailesinin tüm fertlerinin timsah gözyaşları dökmeleri ve kendi katilleriyle flört etmeleri, onlara kan vermelerinden dolayı bu kez gerçeğimin tuşlarınza –biraz- vurdum.

Ve son yazımı yazdım.
Bence iyi de oldu.
Çünkü bu oyunun üzerindeki okus-pokus perdesi yırtıldı.
Bazılarının çıkarı zarar gördü.
Yusuf Serhat Bucak bile bay x’i yazdı.

Şimdi de, Dicle Anter bizim Yorumlar bölümüne bir mesaj çekmiş. Gerçi onun olup olmadığına tam emin değilim. Ve Yorumlar Sorumlusu arkadaşın –olabilir- bilgisini temel aldım. Ve bu Dicle’yi Dicle ANTER olarak kabul ediyorum. Yorumlar bölümden buraya alıyorum.

Ne diyor SN. Anter ?


dicle .. 27 Sep, 2008 02:27:54

Merhaba artık sizlere bir cevap yazma zamanı geldi. Bizler Musa Anter'in çocukları olarak duruşumuz bellidir. Ailemize hakaret ve küfür etmekten vazgeçin. Bizim herşeyimiz açıktır farklı düşüncelerde olabiliriz ama herşeyin de bir seviyesi vardır. Eymür'ün söylediklerini biz 2000 senesinde ben NTV televizyonunda cevapladım. Babam öldürüldüğünde bizler İsveçte yaşıyorduk. Nasıl bilebiliriz ki babamın öldürüleceğini. Hakkımızda yazılanlar gerçek dışıdır ve eğer biraz saygınız varsa yazarken gerçekçi yazın.Biz kimseden korkmuyoruz korkanlarda bellidir. Ağabeyim halen ülkeye giriş yapamamaktadır. Ben 13 senedir ülkeye dönüş yaptım ve burada yaşıyorum. Ama 25 sene Avrupa'da kaldım ve oradakilerinde yaşamını iyi biliyorum. Hepiniz bu parti içindeydiniz ve ayrıldınız. Niye ben eski bir PKK liyim diyemiyorsun. Seni tedavi edenler ve yaşama döndürenler kim. El insaf kimin nasıl ve nereden beslendiği belli. Bundan sonra ki yazılarınızda daha dikkatli olmanızı beklerim.

Evet. Bence de öyle. Bize de bir yanıt vermenizin zamanı şimdi ?
Yanıt verdiniz ve ihya ettiniz.
Varlığınız her daim olsun ‘Şahzadem!’

Duruşunuz bana göre çok yamuk.
Bence kendinize biraz çeki-düzen verin.
TC Devletine babanız Musa Anter; ölüm çarmıhlarında; havalarda helikopterle ‚atalım mı atmayalım mı? Tamam mı? Devam mı?’ sözlerini adınızı zikerederek teslim almaya çalışıyorlarmış. Belli ki ‚rahmetli’ sizi çok seviyormuş. Ve heyhat eğer rivayetler doğruysa işte o zaman yelkenleri indirmiş. Doğaldır. İnsanlık halleri. Her insanın bir direnme noktası vardır. Herkes iddalaleri için ölümün mor dudaklarından öpemez. Dava adamlığını bir ömür boyu taşıyamaz.

Yazık öyle bir babanın böyle evlatları olmamalıydı.
Düşmanlarınıyla, cellatlarıyla bir arada olmayı kabullenmemeliydiler.
Bu da bir tercih meselesi, diyelim. Biz kanımızın son damlasına kadar karşı duruşu seçerken, bazıları da ‘Biz sen değiliz’ diyebilir.

‘Ailemize hakeret ve küfür etmekten vazgeçin’ diyorsunuz.
Burda dur küçük efendi!..
Dur!. Çünkü bu iklimini soluklandığın, beslendiğin kaynağın sana söylettikleridir. Bir bütünlüklü yazılarımızda en küçük bir hakaret ev küfür yoktur. Ama babanız da olsa Musa Anter de olsa eleştiri yapmamıza ‘küfür ve hakeret’ diyorsanız bu konuda demekki Öcalancı teşkilatla aynı dili kullanıyorsunuz.
Dilinize dikkat edin.
Varsa bir başka eleştiriniz; buyrun söyleyin. Yazın. Yayınlarız.
Çünkü bu türden hafif ekarte etme ve ayak/oyunlarının ucuz söylemlerini dinliyoruz. Söylenenler solda sıfır. Geçiniz bunları, geçiniz. Ne yazım tarzımız, ne dil ve uslubumuzu ne de seviyemizi sizden öğrenecek değiliz. Lütfen basmağınıza geçin.

Yakında Mehmet Eymür’e de sıra gelecek.
Ona yanıtları da nasıl verdiğinizi biliyoruz.
Bizim NTV’miz yok. Ama bir ara NasnameTV olursa sizi çağırız.
Bize de yanıtı usul ve ekranınca verirsiniz o zaman. Öyle ya; sizin anlayışınız, egemen olana ‘EFENDİM’ kendinizden olana ise, ‘EW KİYE LO’ dersiniz. İşte farkınzı ve işte farkımız!..

Babanızın nasıl ve ne şekilde öldürüleceğini elbette sizler bilemezsiniz.
Ama Hasan Deniz ve Ankara PKK’sının BAŞI, ‘kafa Adamları’ bilir.
Sizin de bildiğiniz bir iddiadır.
İddiaya karşı da savunma yapılır ve geçilir.
‘Kümseden korkmuyor musunuz?
El insaf... Hiç kimseden korkmayanlar aptallar ve hayvanlardır. Siz ne aptal ne de hayvan olmadığınız göre, sizin de bizim de korkularımız vardır. Korku da insani bir durumdur. İnanın ben korkarım. Halkımın vicdanından, çocukların bakışından, ve olup-biten bunca aşşağılık duruma karşı sessiz kalmaktan korkarım. Korktuğum için de, korkumu korkutarak konuşmaya ve yazmaya başaladım. Bak bu gerçekleri o zamanlar bile bilseydim; belki söylemeye cesaretim olamazdı.

Tekrar Halil Cibran ustadımın sözümü –bikez de sizin için- yazayım:

‚Gerçekler bilinmesi, arasıra söylenmesi için vardır’
ve bildiğim gerçeklerin daha sadece bir kısmını söylüyorum.
Çok aceleci bir insanım ama bu konularda sabırlıyım.

Sizin, kardeşlerinizin ve diğerlerinin durumunu, acılarını sıkıntı ve açmazlarını gayet iyi biliyoruz. Ancak bunların hiç biri bu pis ilişkilerin içine girmeyi haklı göstermez. Düşünün ki, siz bazı insanlarımıza göre ‘Lordlar Kamerası’ içinde sayılırsınız.

Benim durumu suyorsunuz.
Evet bu teşkilatın Kürdistan katılımlı kadrolarındanım. Bütünlüklü olarak görev yaptığım her alandan sorumluyum. Mardin, Cezaevleri ve basın buna dahildir.

1999 İmralı Maküs Miladı’nı kendime bir merkezkaç aldım. Ve külliyen ilişkilerimi kopardım. Koparırken de çatışa çatışa bugünlere geldim. Yani susarak ayrılma, anlaşarak ayrılma ve bir de çatışarak ayrılma var. Ben çatışarak ayrılanların içindeyim. Hala da çatışıyorum.

Kim sana bilgi verdiyse yanlış vermiş.
Doğrusu şudur:
‘Ben Diyarbakır Yargılamalrında, PKK’ye üye olmak şereftir’ dedim. Bu Almanya’ya hasta olarak geldim. İltica dairesine ‘PKK’liyim’ dedim. Ve ben Kürdistan/Diyarbakır doğumlu PKK’li olduğumu hala söylüyorum.’

Bak sen nelerde biliyorsun sen neler? Bunları sana Osman mı yoksa Ferda mı söyledi?
‘Evet bana Nesimi Kılıç 150 BİN liralık çek getirdi. Burda –Almanya’da PKK parasıyla tedavi oldum. Onların yüz katı Almanlar masraf yaptı.
Birincisi bu PKK; Öcalan’ın anası Uwyeş’in malı mıdır?
İkincisi; ben yıllrca kime çalıştım? Parti partiyse benimdir, seninindir, onundur, hepimizindir. Kimin başı ağrısa onun yanında olması gerekir. Bunu da ‘Küfür ve hakaret anti propagandası gibi yıllardır dillerine doladılar.

Yani insan değerinin para ile ölçüldüğü tek sistem bu teşkilattır.
Bu teşkilat ve tarikatta her şeyi yapabilirsiniz. Ama üç şey kesinlikle ölüm gerekçesidir.
1- Öcalan’ı eleştirmek, yetki/sorumluluk ve harcamasını sormak..
2- Para almak..
3- Kadınlarla ilişki geliştirmek…
Çünkü bunların üçü sadece ve sadece ŞEF’e aittir.

Öcalan’ın Ankara PKK’sının bana verdikleriyle aldıklarını kıyasladığımda, aldılarının yanında verdikleri denizde fare sidiği, onu da yıllardır senin gibi adamlar bile yüzüme vuruyor. Ama –Allah var- Almanlar bu konuda yüz kat bu sistemden adil. Bir milyon DM masraf ettiler. Yarın bile 20 BİN Euro iğne yapacağım. Hem de iki ayda bir. Hadi söyle o zaman bunu da. Bak benim Alman ajanlığım için korkunç bir malzeme. Hemen Adaya uçur.
İşte ayıp budur!.
Küfür budur!..
Hakaretin alası budur!.
Bir insanın özel yarasıyla onu vurmak. Ne olmuş yani, senin abilerin de bana ‘ciğersiz’ diyor. Oysa sıfır aptallık bu ya. Ben ciğersiz nasıl yaşarım. Ben Fransız ciğerli ve Almanya imkanlıyım. Gerçek olan bu.
Ama yüreğim benimdir.
Ve ben sapına kadar İnsanım, Kürdüm ve böyle küçük tanrıların putlarını yıkıyorum.Yıkmaya devam edeceğim.

Söylediklerini elbette dikkate alacağım.
Ve bundan sonra bulduğum her pisliği kim yaratmışsa onun önüne koyacağım. Sizin de payınıza düşen budur. Vala neyleyim. Sizde ya yiyeceksiniz ya da bulunduğunuz diyarı terk edeceksiniz.

Selam ve selametle SN Dicle.

28 Eylül 08
Selim Honca .. 28 Sep, 2008 03:13:57
avatar
Sayın Dicle
Dikkatimi çeken nokta Şükrü Gülmüş'ün partinin parası ile tedavi gördüğüne vurgu yapmış olmanızdır. Bu ve benzeri ifadeleri Osman'da sarfetmişti. Hatta Osman dahada ileri giderek ''Öcalan ailesinin maddi olanaklarıyla şükrü'nün tedavi gördüğünü söylemişti. Bu ifadeler ne ahlaki nede vicdani olarak kabul edilemez. Aponun ve Pkk nin kasasındaki servetler bizzatihi bu aziz kürd milletinin rızkından keserek verdiği paralardır. Ve bu paralar insanlarımız tedavi görsünler gazilerimiz sokaklarda dilenmesin diye verilmiştir. Yani milli davada heder olmuş insanlarımızın yaraları sarılsın diye verilmiştir. Hiç kimsenin bu paralar partinindir yada aponundur demeye hakkı yoktur. Aksini iddia etmek terbiyesizliğin daniskasıdır. Peki sayın Dicle aynı hassasiyeti bir zamanlar apo'nun reklamı için avrupalı gazetecilere verilen yüzbinlerce dolara neden göstermiyorsunuz? Tekrar ediyorum: Bu paralar aziz kürd milletinin paralarıdır ve bu paralarla tedavi görmüş olan Şükrü Gülmüş ise bu aziz kürd milletinin şerefli ve onurlu evladıdır. Bu böyle bilinmelidir.
Pelda .. 28 Sep, 2008 05:15:45
avatar
Dicle Anter, hele sen Şükrü Gülmüş'ün nasıl tedavi edildiğinden önce Osman Öcalanın fırınları, bakkalları kimin parasıyla açtığını, habire evlendiği kızların boynunantaktığı altınları kimin parasıyla aldığını anlat. Eğer insanda zerre kadar ahlak varsa kalkıp iki de bir insanın tedavisine harcanan parayı minnet etmez. Dicle, sen mi verdin bu parayı? Peki, şimdi Batmanda oturduğun lüks evi kimin parasıyla aldın? Kendinden 45 yaş küçük bir kızla nasıl evlendin? Hele önce bunları anlat bakayım...
Benav .. 28 Sep, 2008 06:40:20
avatar
Selam,

konum olarak gazi olmama ragmen ben kendimden degil de diger gazi yoldaslarimdan konusmak istiyorum.

Avrupa da aldiklari ( alman devletinden -ajan demeyin ha-) sosyal yardimlari partiye vermediler mi, burda dunyalari karartilir. soyle böyle isimler peslerine takilir.

Ama güney de bulunan bir gazi ye de bir protez ( mesela takma bacak )lazim oldumu."" heval paramiz yok ,savasa para lazim """denilir.

bunlarin hic bir yerde yüzleri ak degil, bir de sam da apo zamaninda paralar M. Z isimli suriyeli ajan a verilirdi milyarlarca halk parasi oralarda kayboldu.

Bir de dagda gerilla olarak partiye bize para lazim den dimi !

kendinize bakamiyorsunuz hep benden para istiyorsunuz denirdi büyük önder tarafindan.

yana ana babalarimizdan topladiklari paralari , bize lazim oldugunda hep minnet ederek bizden sakindilar.

Bizden sakindiklari paralari apo nun sözüdür.
En iyi yatirim elmas yakuta yapilir denilerek suriye devletinin ellerine verildi yada tc ordusunu kullanak onlardan bir kismini aldi

hadi hadi ben gazi yoldaslarimin cektikleri acilari cok iyi bilirim ve onlarin gazi ajitelerini de

selamlar
Ali .. 28 Sep, 2008 06:41:01
avatar
Eline saglik Pelda.
Bu tip insanlarin pisliklerini boyle yuzune vurmak gerekir.Numan Ucarin,Jirnoviskinin,Osman ocalanin Dugun harcamalari,Tuncay Ozkanin uzerine oturdugu Heyva Sor'un paralarini ve her hafta Imrali Avukatlarina harcanan paralarin hesabini sorsunlar.Varmi onlarda boyle bir cesaret.
diyap kut .. 28 Sep, 2008 07:11:31
avatar
bersivek ji diclere ez 1989.li nisebine bum u belavokek hat deste mi go musa anter ajane xayine gerek be kustin.bi imza bascawise eyaleta merdine Mehmet emin aslan.ji tinate bu.dicle ew belawok he li cem mi heyeez karim ji tere kopi bisinem ez we deme li ser riya elmanya bum hatim sitembole cum xatir ji bire xwe bi xwazim go bem almanya bawete li cem biremi bu go xortna bigre is mi je pirsi tu caweyi cum deste wi wi jimire got bawe mi mi di xwest ez li sitilile bimrim le nahe lin ma ez cibkim ez hatim almanya pisti 3.meha mi bihist go ape musa wa ye di kezeta apociya de diniwisine ez u pismam ki te pir dostbun me hew dit u me bahsa wi kir ica pismamete got ez li ape xwe geryame mi go apo ew ciye go wi ji minre gotiye bawe mi herkesi ci xwe kirye.....mi ji wilokir ye u tiski ji minre nebijin u hev.ica takdir ateye.le pir aybe gotu bahsa pere go sikri pe tedawi buyi diki.ez diyap kut ji merdine.keza nisebine ji gunde zorawa.biminde xwesye de
Bedran Kürt .. 28 Sep, 2008 07:54:31
avatar
Herkes eleştirilebilir fakat öyle çamur at izi kalsın misali yapılırsa bu seviyesizlik olur. PKK nasıl güç olabildi, Kürtler nasıl mücadeleye çekilebildi, herhalde Apo'nun sihirli değneği falan yoktu. Bir dönem Suriye'nin, şimdi de TC'nin gönüllü hizmetçiliğine soyunmuş düşkün Apo değildi herhalde mücadele alanlarında Kürt halkının özgürlüğü için bedeller ödeyen. PKK gücünü büyük oranda şehitlerin ve şu anda çoğu bilinen nedenlerle ayrılmış insanların ömürlerinin en güzel yıllarını verdikleri amansız mücadelesine borçlu, yoksa öyle Güney Kürdistan'da savaş ağaları gibi yaşayan Duran Kalkan, Ali Haydar Kaytan vb. Kemalizmin sol demagoglarına değil. Hesap kitap yapılacaksa bu gerçekler ışığında yapılmalı. Eski PKK kalmadı. Bu örgüt vurguncuların, rantçıların, kemalizm şakşakçılarının yeri oldu. Neden Osman Öcalan'ın yeri yurdu bilindiği halde örgütün yüzbinlerce dolarını gidip almadı sözde değerlere o kadar bağlı olduğunu iddia eden dejenere olmuş PKK. Almaz tabii, abisi de Şam'da yıllarca ...... gibi yiyip semirdi çünkü. Öcalan sülalesine dokunmaz yalakaları, ancak nerede gerçekten mücadele etmiş, bedel ödemiş insanlar varsa onlara ahlaksızca saldırırlar. Yüzlerce sakat, yaralı gerilla Mahmur Kampı'nda çürüyor, onlara bile doğru dürüst bakmıyorlar, yıllardır kandırıp duruyorlar ve halktan duygu sömürüsü yaparak topladıkları paraların çoğunu iç ediyor devrimci maskeli sömürücü takımı. Tabi ki zamanla tüm gerçekler bir bir açığa çıkacak. Hala Apo ..... ve takımının ne mal olduğunu anlayamamış fukara halkımızın mürit, saf kesimleri de kimlerin canını ve malını çalıp çırptığını bir gün anlayacak.
cemal .. 07 Oct, 2008 11:07:24
avatar
helal size böyle birbirinize çamur atarak rencide ederek hakaret ederek kim nerde şunu bunu yaptı azarlarla kimçok kim yanlış yaptı uğraşlarla bu davaya kürt halkına hiç ama hiç bi fayda getırmez bu kürtleri sevmeyenlerın ekmeyıne yağ sürer ve sevindır lütfen birbirinızle uğraşmaktan vaz geçın vallahi bu tür süçlamalar kürtlerın karşıtlarını sevindırır bu böyle biline ben bi kürt olarak çok özülüyorum eleştırın ama kırmadan incıtmeden birbirinızi selamlar

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin