Anasayfa | Nasname Edebîyat | Şükrü Gülmüş | Kandil’de bir 12 Eylül İnfazı:Delil Maraş!..

Kandil’de bir 12 Eylül İnfazı:Delil Maraş!..

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Delil: Kandil'de 12 eylül infazı

Hem zalim ve hem de kahpe felek, hışımla çekti okunu, gerdi yayını... Gezden, gözden, arpacıktan denklemini bir anda kurdu. Ve hedefini tam 12’den vurdu.

12’nin soyadı Eylül oldu.
Onikilik destelerden 12 Mart’a bir de 12 Eylül eklendi.
Ve bizim kuşağın payına Darağacında Üç Fidan düştü.
Yüreklerimizin bozkırı tutuştu.
Biz ‘eyvallah’ dedik. Kabullendik.
Üç fidanların ardılı olmayı kendimize and/şart koştuk.
Yakamıza Üç Karanfil taktık.
Sevgilinin mor dudakları yerine, kopkor namlular öptük.

Bilinir bilinir hecanım.
Kavgada, yigitlikte alnımıza leke sürmedik.
Küçük kardeş olarak abilerimizi ve de idollerimizi çoktan aştık.
Ruhları şad olsun.
Onları minnetle anıyor, cesaretlerini baştacı ediyoruz.

*

12 Mart. Yıl 72...
Gidenlerden Üç Can...
12 Eylül.Yıl 80
En ağırıma giden; 17’sindeki Eren Erdal...
Ne çok yandım ona, ne çok.
O daha bir çocuktu... O daha bir tomurcuktu.
Lakin Kara Eylül’ün apoletli generalleri.
‘Çocuksa çocukluğunu bileydi. Böyle işlere girmeyeydi’ dediler. Bir gecede yaşını büyüttüler.
Ve “asılmasında sakınca yoktur” dediler.

*

Buraya kadar her şey biliniyor. Çok yazıldı. Çokça söylendi. Artık, tekrarlar o kadar çoğaldı ki, bu olaylar kanıksandı. Beylik söylemlere dönüştü. Ben burda nokta koyuyorum. Ve Erdal’dan sonra Evdal’ın sayfasını açıyorum.
TC nüfus kâğıdına Abdal geçmişti.
Ama o Kürd adıyla anılmayı seviyordu.

Bizim 12 Eylüllerimiz Kızıl mı?

Gelin biz bir başka cenaha atalım kendimizi. Yani Kuzey Kürdü’nün coğrafyasına uzanalım. Ağrı, Süphan, Cudi...
Ve kangren olmuş Kandil’de duralım.

Kandil’de kandiller nasıl yanar?
Oralarda Eylüller kara mı, kızıl mı ona bakalım?

Evdal’in yüreğine devrimci aşk, 12 Martlarda düşmüştü. Anası babası yoksuldu. Okul okusun adam olsun, büyüsün de onları da kurtarsın diye Ankaralara göndermişti.

Ama Evdal gerisin geri memleketine gelmişti.
“Ben Kürdüm/Devrimciyim ve Üç Fidan’ın yoluna öğrenciyim.” demişti.
Seviyordu hevallerini, partisini, liderini... O bir maşuk, dava savdalısıydı.

İsmi gibi Evdal, temelli “evdal” oldu.
Yüreğine gem vuramadı.
Bıraksaydı fırlayacaktı kafesinden.
Ve bir gün haykırdı.

“Ben böyle öğrenmedim yoldaşlığı,
Ben korkaklığı kitaplarımda okumadım.
İşgalcinin birini cici, birini öcü görmedim.
Böyle yaşayıp ayağını idam sehpasına çalıp düşenleri utandıramam.
Şeyh Saîd’i, Bitlisli Kemal Feyzi’yi, Dersimli Seyit Riza’yı içimden süremem.”


“Delirdi” dediler.
Ama o deli değil, yüreğinin sesini dinliyor; herkesin içinde sakladığını artık dışa vuruyordu. Gelen kararları tartışıyor. Emirleri dinlemiyordu. Artık komutanları da tedirgin olmuştu.

Ne kadar da şu eski gerilla komutanın sözüne benizyordu Evdal’ın tavrı.
‘Bir keçinin geçtiği yerden bir gerilla,
Bir gerillanın geçtiği yerden bir ordu geçer’

Bir Kandil sergerdesi bu sözü biliyordu.
Evdal’ın deliliğinin başına işler açacağını tahmin ediyordu.
Komutan uyardı arkadaşlarını:

‘Ne diyorsunuz arkadaşlar?
Bu deli böyle konuşacak mı? Bunu durdurmasak, bu deli tüm gerillayı delirtir. Onun için bunun bir çaresini bulalım. Yoksa halimiz harap...’

Komutanın ‘deliden kastı; uyandırırdı elbette. İşleri bozulacak ve Şam Talimatları işlevsiz kalacaktı. Karar aldılar.

Karar şuydu:
‘Uyduruk bir mahkeme, bir küçük gösteriyle, korkutalım ve İDAM verelim. Bilinen her zamanki Önderlik Hikayelerini uygulayalım. İdam’dan sonra ‘son bir şans’ verelim ve idamı ‘afa uğradın’a çevirelim.

Tamam mı?
Tamam.
Başka da çare yok.
Yani alem-i ibretlik ve biraz da seyirlik bir şey.
Toplandı tüm gerilla tabanı.

Evdal tutuklanır.
İçri atılır.
Sorgucuklar, sean seans girer çıkarlar.

Mizansenik mahkemedeyiz şimdi.
Üç kişilik bir heyet. Kılıç Ali suratlı, gaddar ve öfkeli üç korkuluk oturmuş.
-Sanığı getirin!...
Adı, soyadı, kimlik bildirimi yok bu mahkemede.
Önündeki kağıda bakarak savcı suçları sayar.
Parti Önderliğine dil uzatmak.. Hakaret etmek.. Bilinçli bir tarzda gerilla yapısı içinde moral bozucu faaliyetlerde bulunmak...Falan feşmekan.. Sanık Evdal’ın İDAM’ını talep ediyorum.
Usulen ve suhulen de olsa, sanık Evdal’a söz hakkı verdi.

-Ben söylediklerimin arkasındayım. Ve sözümü kesmezseniz bikez daha bu mahkeme huzurunda dile getireceğim.
-Buyrun konuşun!..
-Ben 1972’de devrimci oldum. Yani Deniz’in, yani Hüseyin’in, yani Yusuf’un mahkemelerdeki kararlı savunması ve ölüme meydan okumalarına hayranlıkla büyüdüm. Ben kendim Erdal Eren olarak görüyorum. Ama ben ben Evdal’ım. Adımı Kürd dengbêj Evdalê Zeynikê’den aldım. Kendi ülkemin topraklarında, kendi gerilla arkadaşlarımın huzurunda yargılanıyorum. Bu yargı bir gerilla mahkemesi için yüz kızartıcı bir durumdur. Bu heyet olarak oturan dümbükler, komuta kademesinin atadıkları kakavanlardır. Yiğitse bu Konsey üyeleri karşıma gelsin. Yani Duran, yani Cuma...
Bilcümle Şam şekeriyle beslenen iblisler.

Bize bugüne kadar anlatılanların yalan olduğunu mu söyleyeceksiniz? Kürd, Kürdistan, Devrim ve bunca savaş boşuna mıydı?

Saçmalık bu.
Ben bu mahkemeyi tanımıyorum.
Beni yargılayacakların kendisi yargılanmalı.
Bu bir kepazeliktir.
Eğer İDAM’la korkutmaksa amacınız? Buyrun yapın. Ben onlarca kez ölümlerden döndüm. Ha bugün ha yarın. Ama ben yaşadıkça bu ihanetiniz kurda, kuşa, börtü böceğe haykıracağım.

Kahrolsın ihanet...

Susturdular.
Yaka paça sürüklediler.
Kandil Konsey sergerdelerine ateş düştü. Gözleri kan çanağına dönüştü.
Ani bir toplantı ve ani karar.
İdam ve İNFAZ’ına!....

O saat, o an...
Hemen orda...
Kaş ile göz arasında, hemde gözlerini bağlamadan Evdal’ı kurşuna dizdiler.

Diller lal. Bakışlar dondu. Herkes şoktan mermer büst kesildi.
Bir tek kişi, yürekli bir gerilla, sesizliği bozdu. Doğruca Konsey binasına girdi.
-Siz birer adi, şerefsiz ve alçaksınız!..
Hani her şey formaliteydi. Hani maksat onu korkutmaktı? Hani bişey olmayacaktı. Oturdu hüngür hüngür ağladı.

Ve tekrar dikildi:
Biliyor musunuz bugün 12 Eylül!...
Kızıl Eylülünüz kutlu olsun!....

Sonra bu yiğit gerillaya onlarcası katıldı. Durumu deşifre edildi. Ama gideni getiremediler. Ona yeniden iddianame hazırladılar. Bu sefer ‘tasdikli’ ajan olduğu kayıtlara geçirildi.

Bunlar bir rivayet, bir hikaye değil. Yaşanmış ve bizzat da tanıkları var. Sonuç ne oldu biliyor musunuz?

Katledilen Evdal’a yeniden iddianame hazırlandı.
Tam tasdikli ajandır denildi ve bu yapıya da kabul ettirildi.
İşte en zor olan da bu ya...

Önce öldür. Sonra gerekçesini hazırla.
Aynı tas aynı hamam. Ha TC ha DC...
Ama olur mu?
Onların Kara Eylül, bizim Kızıl Eylül heval.
Aradaki farka dİkkatiniz çekerim.

İşte ben de bunun için çeker burdan giderim, dedi.
Ve gitti...
Deli bir tay gibi kalleşliğin, kardeş katili bu lanet yeri terketti.
Arakasına hiç mi hiç bakmadı.

12 Eylül 2008

Şükrü Gülmüş

Yorumlar (4 gönderildi):

nesrin kahraman .. 12 Sep, 2008 10:17:29
avatar
Yakin tanigiyim, avrupada bir bayan arkadasa asik olan, bir sempetizani, once toplum onunde rezil ettiler tabi bunlar avdonun taktikleri, insanlari kisisizlestirmek diyordu adina,sonra baska bir sehre surgun ettiler, daha sonra da ajan dir dediler, benim yanimda boyle suçlamalar çikaralim dediler, basta anlamakta zorluk çektim, ajanmiydi, hayir, e niye boyle yaptiniz, sevdalanmasi bile baskasina ajan oldugunu gosterir, ha oylemi, iste pkk anlayisi, ayrilanlarda ajan, islerine gelemeyenlerde, ajan, oysa en buyuk ........avdo ve kardesidir, osman Öcalan Erbil'den tc ile kontak kuruyor, bunu da dunya alame biliyor, bir gazteci arayiciligiyla...artik dusunun kimlerin pesinden gittigimizi..benim onurlu serefli gerillalarim hala uyanmadilarmi:((
Ruken .. 12 Sep, 2008 01:51:52
avatar
Ben şoktayım, artık neye inanacağımı emin olun bilmiyorum. bu çok acı,yıllarca inandığımız yapıya bakarmısın,katillerle dolu. infazlar,idamlar,içeri tıkmalar.Siz nesiniz, kimsiniz,amacınız ne. faşistlerden ne farkınız kaldı.ölüm o kadar kolaymı ha!!!ben anlamıyorum, şuan cümle kuramıyorum.bunlar ortaya atılan iddialar,ve çok önemli iddialar, bunlar araştırılmalı,gerçekliği ortaya çıkmalı.artık neye kime güveneceğimizi bilmez durumdayız.o içerde ki despot, diktatör, kendi allahlaştıran adama sesleniyorum, bunlar kürt halkına ihanettir.Nasıl bir zamanlar kürt miri bedirhan bey ihanet tmişti, bugünde sen. zaten seni nasıl lider olarak kabullendiler hiç bir zaman anlayamadım. çünkü resmini her gördüğümde o kadar itici geldin ki bana,hiç bir zaman önder değildin benim için.halkına ihanet eden bir elektrik alıyordum sana.senin ne farkın vardı t.c. komutanlarından, gerillanın elini sıkarken iterek yrine iten bi adamdan öndermi olur, hemde devrimci.sen popülizmden başka bişey bilmiyorsun, hiçbir zaman kürt halkının önderi olamayacaksın. benim hiç olmadın. ama gerilla uyanır umarım bir gün. ve içim acıdı hep, halada acıyor.lütfen bu iddiaları yazarken ikna edici olmalı, ve belgeli tanıklarıyla, çünkü bunlar inançlı birini ciddi anlamda sarsıyor. ben allak bullağım, farkında değilmiydik evet, ama bu denlisini bilmiyorduk. ve birleşmeliyiz, hesap sormalıyız hainlerden.zor spas
ekrem .. 13 Sep, 2008 03:21:11
avatar
önderlik kişilerde aranmaz.sonra arkasında kitlesi olmayan önder olurmu.ya önder iyi değilse despotsa halkına kötü davranıyorsa bu önderliğin ömrü ne kadar sürer.peki ya kuruluşu sadece bir önderle değerlendirmek,nasıl olur.işe yaramayan önderlerin arkasında kitle olmaz.olsa bile ömrü az olur.öyleyse eleştiri yaparken çok iyi araştırmak lazım.eleştiriyi yapan esas önderliği hedef alıyorsa bu çekememmezliktir.asıl önderin arkasındaki kitleyi ele alman gerekmiyormu.madem önder yanlış yapıyorsa kitleye seslenip arkadaş senin başındaki yanlış yapıyor.dersin ve önderliğin desteği kesilir,desteği olmayan önderliğin ömrü ne kadar olur sizce.konu öcalansa bu kadar süre ve halen gerillası ilk başta bağlılığını gösteriyorsa birkaç münferit olayla önderliği eleştirmek,iğne ile kuyu kazmaktır.dünyanın dördüncü güçlü ve modern ordusu bu zamana kadar,bu örgüt ve liderliği alt edememişse biraz düşünmek lazım.ben bunu müslüman mahallesinde salyangoz satmaya benzetiyorum.sende bende örgütle bir ilgimiz olmayabilir.hiçte önemli bulmuyorum.ancak müslüman mahallesinde mahalle baskısı olmassa dahi salyangoz satamazsın,nedeni müslümanlar salyangoz yemez.çirkin kadın yoktur.sadece insanın gözüne güzel ve çirkin görüneni vardır.hep kendi açımızdan bakmak bizi yanıltır.ya vardır ya yoktur.ancak başkalarına hizmet etmiyor kendi öz düşüncemizle düşünmek gerek.T.C kadar önderlikle uğraşan olmadı,taa yakalanışında narkoz,konuşturma,konuşmaların içinden cımbızla alıntılar,işte önderliğiniz bu bak kemalist pişman uyukluyor kaşınıyor,bitlenmiş kaçacak delik aradı,ininden alındı gibi söylentilerle çok aşağıladığı halde başaramdı.başarmak için çok somut deliller olması gerek.gerisi fasa fisodur.
bawer18 .. 13 Sep, 2008 05:18:46
avatar
ekrem bosuna yorma kendini tarihi oku o kadar fos önderlik gelmis gecmiski tarihten.mesela hitler taa moskovaya dayanmis alman halkini arkasina alarak ama bu gün almanlarin utancidir hitler.musolini hakeza , franco nun akibeti ayni olmus.
uzaga gitmeyelim Saddam aha orada yillarca irak ve ortadiguya hükmetti.Apo gibi ceteyede degil ama sonunda bir cukurda sac sakal birbirine karismis zavalli bir halde bulundu.Saddam Bagdatta sokaga ciktiginda yüzbinleri topluyordu bir isareti ile yüzbinler ona biat ediyordu.KIL davasi güdenler gibide degil.ama sonra o yüpzbinler onun nerde büst ve resimleri varsa müthis bir öfkeyle yikti yakti yerle bir etti.
Apo denen itirafcininda sonu geliyor.
dön biraz geriye bak.on yil önce dortminda yapilan festivale iki yüz bin(200.000) kürd katildi iki hafta önce gelsenkirchende ise sadece 20.000 kisi vardi oda bir cogu zorla gitti.
önderlik kendini halkina feda edendir keke.halkinin hizmetkaridir.sizinkisi ise TC denen azli düsmanin hizmetkaridir bunu bari anlayin artik.
selamlar.

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin