...’Ve Öteki...’ (Tuncay Güney mi?)
İşte şimdi yıl 2008 ve karşımda O!.. Yani Tuncay GÜNEY. Ama ben ona; ‘dur hele dur..Önce şu anlaşılmaz şifreyi çözelim!... Tuncer GÜNEY misin? Tuncay GÜNEY misin? Yoksa Tuncay GÜNEY`misin?’ diyorum. Bana; ‘Ben Tuncay GÜNEY’im. Diğerleriyle hiç bir alakam yok’ diyor. Çünkü ben bunu çözmeden şuradan şuraya gitmem.
Diyarbekir’in kavruk, esmeri yüzü: şairim, Hicri İzgören’in imzalayıp, bana yolladığı Ve öteki –şiir- kitabında; şöyle demişti:
‘Sevgili Dostum, ŞÜKRÜ GÜLMÜŞ’e
‘Ülke yağmuruyla yıkanmış şiirlerle merhaba!..
‘...İşte koynumda fermanımla, yaralarımla
Sana vurgun yemiş bir ten getirdim
Al bir karanfille tutuştur beni...
En içten çığlıklarla ...
Sevgi ve dostlukla
Nisan ‘98
Diyarbekir’
*
Oysa ben en çokta ‘antiparantez’de
(Herkes beni bir dağ sanıyor
Kimseler bilmiyor kanadığımı) dizesini sevmiştim. Çünkü bu dizede kendimi bulmuştum. İşte o zaman sevmenin anlamının nedenini anlmamış, karşımızdakini severken; yine kendimizi seviyoruz gerçeğini görmüştüm.
*
Yıl:1972, tarihin yaprakları karşıma geldiğinde; önce, ‘yıl 1341...Nefsime uydum..Sebep oldu şeytan bir cana kıydım. Katil defterine adımı yazdım. Eşkiya Dünya’ya anam, eşkiya oldum’u anımsarım hep.
Geç, dedim deli gönlüme geç!..
Geç ve bırak şimdi şiiri de, -ilk faili meçhule giden- Sebahattin Ali’yi de geç.
Devran o devran ki; kimse şiire dönüp bakmıyor. Ortalık faili belli cinayetlerden geçilmiyor. ‘ülkem bir cehennem, kıyı köşe mezbeha, gözünü sevdiğim sallahana demokrasisi hükümran!...’
*
Yıl 1972’de ve ilkez şehr-İsatanbul’a geldiğiğini anımsa.
O zaman daha yeni bir can viyaklayarak Dünya’ya merhaba, diyordu. Ve Ötekiler’den –var sayki- adı Tucay GÜNEY’dı.
İşte şimdi yıl 2008 ve karşımda O!..
Yani Tuncay GÜNEY.
Ama ben ona; ‘dur hele dur..Önce şu anlaşılmaz şifreyi çözelim!...
Tuncer GÜNEY misin?
Tuncay GÜNEY misin?
Yoksa Tuncay GÜNEY`misin?’ diyorum.
Bana; ‘Ben Tuncay GÜNEY’im. Diğerleriyle hiç bir alakam yok’ diyor. Çünkü ben bunu çözmeden şurdan şuraya gitmem.
Tuncer Güney; Şemdin Sakık’dan Mektuplar kitabının yazarı. ATO başkanı Sinan Aygün’ün önsözünü yazdığı, gerek kitabın ve gerek Şemdin Sakık’ın hamiliğini yaptığı adamdır. Mardok Yayınlarında kitabı çıktı. Önsözünü Aygün yazmış. Ve bu ÜÇLÜ çok tehlikeli.
GÜNEY/AYGÜN ve SAKIK!..
Eğer sen ‘Güney’sen durum başka, ‘Günay’ isen başka olur..Ve bu sıralar çok tuhaf, hiçde alışık olmadığım bazı insanlar etrafımda dolaşıyor.
*
Habertürk’den Işılay Yükselir hanım; ‘hocam hocam’ diye diye beni perişan ediyor. Hele de Fatih Altay’lıyla olan kadın. Hahoo diyorum. ‘Aman hoca ha aman..Bu kadın sana –yukardaki isimler gibi- Günay yerine GÜNEY derse...Veya –hani olur ya- Hocam yerine kocam, derse ne olur halin?
Korkuyorum.
Oysa herkes beni çok cesur biliyor.
Bilmiyorlar ki ben de korkuyorum.
Şimdi oldu mu Hicri dost.. Sen ne dersin? Kadim Kürdi törede bunun vebali ne olur?
*
Güney’e, hayatımda Yahudi insanla ilkez Ilgaz ZORLU ile tanıştım. O da bir dnem yazıştım. Sen kaç grad Yahudi’sin? Ondan önde veya arkada mısın?
Yahudiler ki, bu coğrafya’nın en az, en renkli ve bir o kadar da kiymetli kadim bir halkıdır.
Ve anlatıyor bana Tuncay GÜNEY...
Ama ne Türkçesi Türkçe, ne de Kürdçe anlıyor ne de ben İbranice’sinden anlıyorum.
Bişeyler anlattı bana ama...Nasıl diyeyim. Dört arkadaşıma gösterdim. Bişey anlamadılar. Acaba diyorum; geldiği bu son durak Nasname’mizde, bizim anlayacağımız dil ve lisanda, şimdiye kadar TR Basınına anlatmadığı, aktarmadığı bişey var mı?
Mesela, eski sabık başkanım Abdullah Öcalan onu Kırıkkale Askeri Silah Fabrikası’na neden kattı?
Şu son paşaların, paşaları ziyeretin anlamı ne?
Veli ve de Küçük paşa neden haşa oldu?
Ne bileyim..
Ben şaştım kaldım.
Bana bir saatte MSN’de aktardıklarını –Şaban Aslan gibi- çözecek yetenekte de değilim. Her ne kadar bana ‘hoca’da deseler. Ya yok ben o bilinen hocalardan değilim. Daha önce yazdım. Ben kendi halinde bir XOCE’yim.
Hasankeyfin dağ köyü REŞİ’den HOCA mı çıkar?
Olsa olsa bir X(oce) olur.
Malklom X gibi bir şey.
‘Benimkisi çok basit bir formül: Karşımdakinin bardağının kirli olduğunu söylemektense, kendi bardağımın çok temiz olduğunu hissettiririm’
İşte benim de o hesap...
Karşımdaki anladı; anladı. Anlamadıysa ne ala..
Neyse..
Ben seferiyim. Yollardayım.
Bu ramazan-ı şerefde ben yolcuyum.
Yolcu yolunda gerek.
Selam ve selametle kalın.
Belki yolculukta; sayın Güney’ın bıraktığı şifreleri çözer, onunla anlaşılır bir sesli, kayıtlı bir söyleşi yaparım. Ama yeni ama kaydadeğer bişeyler varsa...
Sağlıkla.
X(oce)



Yorumlar (3 gönderildi):
Yorum yaz