Anasayfa | Nasname Edebîyat | Şükrü Gülmüş | Öcalan’ın Karakutuları ve Yeminli Murakıpları

Öcalan’ın Karakutuları ve Yeminli Murakıpları

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Uçak orda ama karakutular kayıp(!)

Ergenekon masalı ne kadar uydurma ise; Ergenekon denilen çete de o kadar gerçektir. Bundan yıllar önce, yani 1992’lerde Yeni Ülke gazetesinde ‘Yavuz’un Küpesi’ diye bir makale yazmıştım. Bu Ergenekon ‘hikayesi’ gündeme gelince, arşivimden onu bulup, çıkardım. Okudum.


Yavuz’un kulağındaki küpede İGİ yazıyormuş. Bunun açılımı: İ=İstihbarat, G=Gizlilik, İ=İlişki demekmiş.

Bana göre devletleri oluşturan, onların istihbarat teşkilatlarıdır.
Bugünkü 84 yıllık TC denilen devletin de mimarı MİT’tir.
MİT’in ana orjini, Osmanlıdan alınan miras, hile ve entirika ile beraber; Karakol örgütüyle başlar. Bugünkü MİT; onun sivil şubesidir. Asli ve askeri olan; asıl gücü elinde bulunduran ORDU’dur.

Açık ve net bir söylemle: ERGENEKON=ORDUDUR!..
Bu ordunun içinde; -ta kurulduğu andan itibaren- bir gizli çekirdek var. Bu çekirdeğin ana hamuru Kemalizm denen betondur. Üniformalı genaraller onun kurucu ve koruyucu Bekçi Mürtazalarıdır. Ama bunlar; ağır, hantal ve bir o kadar da kurnazdırlar. Elbislerini çıkardıkları an; yeni korunaklar bulmadan yaşayamazlar. Çünkü hayatları tamamıyla askercilik oyunuyla şekillenmiştir. Ya banka yönetim kurullarında, ya fabrikalarda ya da cumhurbaşkanlarına danışman olurlar. En ilginç tipleri Evren (Piccaso’yu özenerek) resim yapar, Kemal Yamak gibileri de Turgut Özal’a danışmanlık yaparak, bir sessiz infazlara imza atar. Çok ileri giden olursa  Eşref Bitlis gibi havada tuz-buz olur.

Bunlar kurt kanunu oyununun yeminli katılımcılarıdır.
Yaralı kurt, asla kurtulamaz.
Bu nedenle de Ergenekon Hikayesi’ni uydurdular.

Şimdiki oyun bana göre; bunlara suyun başını tutan ve kısmen kesen Kasımpaşalı Recep ile Askeri Devlet arasında bir savaş var. Biri "Kemalizm elden gididiyor" derken, diğeri "biz Kemalizme türban giydirecez" söylem dalaşıdır. Özünde ise iş parasaldır, menfaatsaldır.

Anlaştılar.
İbaraleri Şemdinli de görüldü. Askeri zevatın bazı kirli işleri ortaya çıktı. Ferhat Sarıkaya, hükümet onayıyla kolları sıvadı. Lakin Yaşar Paşa devreye girdi. ‘Ali iyi çocuktur’ dedi. Bu ‘Çocuklarıma dokunmayın haaa!..’ demekti. Rest çekti. Resti yerini buldu. Olan Ferhat Sarıkaya’ya oldu. Yani Kasımpaşalı Recep, namına da şanına da leke düşürdü. Çünkü Yaşar Paşaya karşı Sarıkaya’yı koruyamadı. Onu harcadı. Suskunluğa mahkum etti. Va hala da öyle.

Ama inatlaşma sürdü.
Çıkar davası, kan davasından da beterdir.
‘Partini kapatırım. Dünyayı başına zindan ederim’ söylemine bir ses yükseldi: İkinci Sarıkaya devreye sokuldu. Ki -bence- Amerika’dan destek alındı. Bu sefer Savcı Öz devreye girdi. Ve bazı üniformasız paşalar, ve sivil haşalar sorgulandı. Küçükler, büyükler toplatıldı. Ellerine kelepçe vuruldu.


AKP ve Tayip beyin -ABD-destekli didişmesinde asker ve sivil anlaştı.
Dolmabahçe’de Büyükanıt’la ve ardından Başbuğ paşalarla bu mühürlendi. Anlaşma söyle:
1-AKP kapatılmayacak. Usul ve suhulen dava devam edecek. (Bu madde uygulamaya girdi)
2- Askeri erkan, yani asli Ergenekon korunacak, TSK kuvvetleri bu işe bulaştırılmayacak. Yani savcı ÖZ’ün insiyatifi genel kurmayın kapısına kadar.
3- Kürd, mürt, hırt zırt işleri bu iddianamade olmayacak. Ha bazıları kerhen veya göstermelik olabilir. Ama esgeçilecek.. Esgeçildi bile.
4- Ve bana göre en önemli konu. İmralı hakimiyeti ile Öcalan Sorunu ne olacak? Görünen o ki; Öcalan’ı asli ve askeri Ergenekon gözden çıkardı. Onu sivil takıma yani Kasımpaşalıya devrettiler. Saç tıraşı aslında ‘Sen artık sivil ve emin ellerdesin Abdullah’ demektir. Bunu yarın öbürgün başka takviyelerle de devam ettirecekler. ‘Seni kurtarmak istedik. Ama velakin o da çok zor. O zaman seni satacağız Abdullah.. Miadın doldu, ‘diyecekler. Ve bence dediler de. Çünkü bu yüzden Abdullah bey can telaşına düştü. Sağa-sola saldırıyor.

Savcı Öz’e yalvarıyor:
‘“Ergenekon karşıtlığını, bana ve PKK karşıtlığına çevirmek istiyorlar. Ben bu konuda savunma yapıyorum. Bu benim savunma hakkım. Daha önce Doğan Güreş’in zehirlenmesiyle ilgili olarak askeri savcı gelip benimle görüşmüştü, Ergenekon savcısı isterse gelip benimle görüşebilir. Ben bu konudaki bilgilerimi ve görüşlerimi savcıya söyleyebilirim. PKK’ye mal edilmiş dünya kadar şey var. Benim bu konuda görüşlerim alınmalı. Daha baştan beri ta 1978, daha doğrusu 1976’dan beri PKK’ ye müthiş sızmalar var. Benim üzerime müthiş geldiler; Şahin Baliç, Şahin Dönmez gibiler var. Bu süreç onlar gibilerle başladı. Haki Karer’i katleden örgüt, Antep’teki beş parçacılar vardı, Kawacılar vardı, Kukçular vardı. Beni imha etmek için onlarca girişimde bulundular ama başaramadılar. Bugün de radyodan dinledim, Mehmet Eymürler beni imha edebilmek için tünel bile kazmaya çalışmışlar”

İnsanın he canım, nerdeyse; Suriye’ye atom bombası atacaklarıdı senin yüzünden, diyesi geliyor.
El insaf!..
El insaf...
Peki savcıya öyle yalvaran birisi hala ‘ser-OK, Rêber, halk önderi’ iken; bir Hamza Bindal’ın gizli tanıklık yapması çok mu tuhaf!.. Bu sorunun üzerinde duracağız.

HB yani (Hamza Bindal) olayını en kısa zamanda aydınlatacağız.
1- Gerçekten Hamza Bindal , Almanya’dan gönüllü mü gitti?
2- Burdan gidince hangi cezaevlerinde kaldı? Diyarbakır, Kandıra ve şimdi de Antep’de durumu ne?
3- Ergenekon savcısı Öz’e ne gibi bir ifade verdi?
4- Öcalan neden durup dururken (15 yıl önce) öldürülen Hasan Bindal’ın ölümünü gündeme getirdi?

Son bir noktayı vurgulayarak, bu kısa yazımı tamamlamak istiyorum.
Ergenekon İddianamesi ne kapital, ne Kur’an ne İncildir. Bunu hazırlayan da nihayetinde yazan Hükümetin atadığı bir memurdur. Her şey ne tam olarak doğru,  nede yanlış görülmeli. Yani ‘PKK Fis toplantısına Doğu Perinçek de katıldı’ diyenler var. Biz bunu da mı doğru göreceğiz? İyi de benim tanıdığım ve hala yaşayan iki canlı (Fis Toplantısı) tanığı var.
Bir hemşerim ve eski arkadaşım Ferzende Tağaç.. Halen Batman’da ve yaşıyor.
İki; Hüseyin Topgüder. Hamburg’da. Ve onunla daha önce Fis’de Üç Gün Üç Gece diye bir söyleşi yapmıştım. Onlara sorulabilir. Ve bu külliyen yalan...

Yanlız biz bazılarının yalanını gerçek, bazıların gerçeğini hala yalan görüyoruz.
Bir sefer bu şaşı gösteren gözlüğü çıkaralım.
Çıkaralım ki, hainle kahraman, yalan ve gereçeği görelim.

Bakmak için bazen göz de yeterli gelmez.
Bazılarımızın hala gözleri şeşi, beş görüyor.
7 Ağostos 08

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin