Bir Onlardan Bir Bizlerden (Bişarê Mêrdînî)
Yani bir Öcalan Krüt’ü, Bir Kürdistan Kürd’ü verelim. Dosya halinde. Halis Açar onların Krüt’ü için Hasan Bildirici’ye dokundu. Ben de Selim Çürükkaya’nın ele aldığı Bişar Akbaş’ı ileri süreyim.
Selim’e Ekleyeceklerim Var
Bışar Akbaş olarak bilinen insanı; bölgede herkes Bavê Ziwer olarak bilir. Aslen Mardin/Ömreli’nin bir köyündendir. Öğretmen Okulunu bitirip meseleğe başlayınca; Ceylanpınar’da görev yapar.
Çok kısa sürede KD ile ilişki kurar. Aynı dönemde Faysal Dunlayıcı, Mahmut Güvenç de vardır. Ve bunlar adeta birer üçlüdür. Ama üçlünün en sağlam ası -dışarda bile- Bışar’dır.
-Yakalanırlar.
Sorgulama ve işkence ifadeleri gözününe alındığında; Dunlayıcı, bir Şahin Dönmez tavırı sergiler. Mahmut; namus dairesinde dört/buçuktan beş alır. Ama Bışar; Yıldızlı PEKİYİ ile sınıfını geçer. Ondan dolayı; 1 noluda yürüdüğünde, sorgulamadaki tavrın onurunu ve rahatlığını görmek mümkündü. Bıyıklarını burar, her gün traş olur, en güzel elbiselerini giyer, bir o yana bir bu yana salına salına yürüyüşü vardı ki; dillere destandı.
Hele de gülüşü bir katre karanfildi.
Gözleri yıldız yıldız parlardı.
Bana göre Bışar erkek güzeli ve insanı kendine hayran bırakan bir gerçek Kürd tipiydi.
Ben bu rahatlığı çok az işkence ve sorulamadan çıkmış insanda gördüm.
Bunu şunun için söylüyorum: Ceyalanpınar grubu ne zaman 1 noluya geldi bilmiyorum. Ama Bışar’ın geldiğini çok iyi hatırlıyorum. Ve ifadelerini alan bendim. Belki Selim unutmuş olabilir. Onların Diyarbakır Grubu geldiğinde de ordaydım.
-Bizim 2. nolu ve bazılarının dediği 5. noluya gittiğimizde; Bışar bizimle beraber değildi. Yani aynı koğuşta değildik. Ama direnişler başlar başlamaz hücrelere gelenlerin içindeydi.
Selim’in anlattığı Mevlüt Çavuş’la söz düellolarını ve Mevlüt’ün işkenceleri harfiyen doğrudur. Aynı şekilde ben de bir yazımda yazmıştım. Hatta Bışar 35. Koğuş, 4. Katta bana ‘Rûken, ya gel Kürdlüğün şerefi için beş gün daha direnelim. Vallah en sonda kalmak da benim zoruma gidiyor. Ben herkese değil de bu namusuz çavuşa karşı nasıl Türk’üm diyeceğim’ diyordu. Ama o’na hiç bir şey de söylemedim. Direnmek o’nun en doğal hakkıydı.
Ama ben ‘Hayri Durmuş’a rağmen direnmenin anlamsız olduğuna inanıyordum. Benim için Hayri ne korktu ne yıldı. O sorumlu davrandı. Bu ‘teslim’ olma kararını aldı. Ben onu yanlız bırakamazdım. Sonra Bışar da bize katıldı.
-Biz 2. Nolu’dan gidence; birbirimizden koptuk. Bışar içerde kalanlarla uyum sağlayamadı. Antep’de sanırım Rıza Altun’la çatışmış. Ve Rıza onun ajan ilan etmiş. Bunu kitleye zorla veya güzellikle kabul ettirmiş. Buna karşı Bışar çok ama çok içerlenmiş. Çıkar çıkmaz da bunu yalanlama babında, bir intihar eylemi koyuyor. Bu bir ispat ona göre. Çünkü o bir Kürd şovalye ruhu taşıyordu. Bizim gibi duygusaldı.
Rıza Altun ve Muazaffer Ayata vb. Ankara PKK tedrisatından çıkanlar; Öcalan’dan iyi ders almışlardı.
Buna örnek olarak;
-Ali Yaver Kaya ropörtajında Halil Öcüt’ü kışkırtması.. Öcüt’e benim kardeşim Allaattin Gülmüş’ün ajandı deyip yaygınlaştırması... Benim Mehmet Şener hakkında Cezaevi İç Örgütüne gönderdiğim pusuları açıp okuması... Musaffer Ayata’nın Şener hakkında yazdığım olumsuz görüşlerimi Şener’e okutması... Ve buna benzer binlerce yakın örnek var. Yani Bışar’a ajandır, denilerek moral değerlerini çökertmek ve onu yavaş yavaş da olsa ölüme yollamak bu işte.
Bu nedenle gökten yıldız, kaya falan düşmedi.
Aslında Bışar Akbaş intiharvari eyleme zorlandı.
Ve başarılı da oldular.
Şimdi Bışar Kahraman olsa ne yazar olmasa ne?
Kahramanlar hep ölür, gerçek hain ve ajanlar yaşar.
Bence burda ciddi bir yanlışlığımız var.
Kahraman en çok yaşayan ve yaşatandır, demeliyiz.
-Aliyê ÛNİS mahlası, onun içerde almış, olduğu isimdi. Ve Şerê Mala Aliye ÛNİS destanı enfes söylerdi. Sesi davudi ve güzeldi. O kahramana öykündü ve onun gibi gitti.
Ben Bışar’ı, Aliyê ÛNIS’i bir Kürd insanı olarak hep sevdim ve onun o güzel anısını hep yaşatacağım.
Ve bundan sonra şunu yapmaya çalışacağım Nasname’mizde.
BİR ONLARDAN, BİR BİZDEN
Yani bir Öcalan Krüt’ü, Bir Kürdistan Kürd’ü verelim.
Dosya halinde.
Halis Açar onların Krüt’ü için Hasan Bildirici’ye dokundu. Ben de Selim Çürükkaya’nın ele aldığı Bişar Akbaş’ı ileri süreyim.
Selam ve saygıyla
http://www.madiya.net/index.php?option=com_content&task=view&id=334&Itemid=1



Yorumlar (5 gönderildi):
Amu bu yazınla sen aynen M.Salih Erol' un davranışına girdin. Bu kez sen benim kaleme aldığım Bışar Akbaş yazısıyla veya Bişar ile Hasan bildirici' yi vurmaya çalışıyorsun.
Bu tavrını da ahlaki bulmuyorum. varsa Kavgalarınız, lütfen yumruklarınız bize değmeden dövüşün.
Çünkü kavgalarınız, kavgamız değildir
Size zarar veriyor.
Ne sevincinize ortak olabiliyoruz
Nede sizinle birlikte üzülebiliyoruz
Nede bize bir şeyler öğretiyor kavganız
Selmalar
Eğer bir fark aranacaksa sizinle benim aramada; o'da şudur :'Siz son zamanlarda çok makulü oynuyor ve sağa sola abilik satıyorsunuz'
Ben artık yanlız ve yanlız kendimi oynuyorum bu Dünya denilen gezegende.
Ne ülke kurtarma, ne halkı özgürleştirme, nede bazılarına yeni lider tipi gösteriyorum.
Hele de benim liderlikde asla işim yok.
Bışar Akbaş, Diyarbakır Zindan Direnişinin en güzel Kürd'üydü. Yazdınız ve tamamladım. Bu neden Salih ve Hasan'ı vurmak ve gayri ahlaki bulmak da ne oluyor?
Yoksa ahlak hocalığına da mı adaysınız?
Yakında Hasan Bildirici dosyamızla da Onlar'dan, yani Krüt Tipleri okuyacaksınız. Kimbilir bir gün de sizi yazarım.
Veya şimdiden siz de beni yazın.
Selam ve muhabetle.
Eski bir arkadaşın.
Şükrü Xoca
İkinizinde,Bışar Akbaş[Aliyé Yunus] hakkındaki makelelerini okudum ve şu andaki tavırlarınızdan dolayı eminim ki,Bışar Akbaş mezarında rahat uyumuyor.
İkinizin de [Şükrü ile Selim]Sizlerin bizlere sunduğu o kahramandan bir ders almanız lazım,her türlü işkenceye karşı direnmiş,kişiliğinden taviz vermemiş,egemen güçlerin işkencecisiyle ölümüne alay etmiş ve onurlu bir kürd olarak,ondan sonra gelecek nesillere anlamlı bir mesaj bırakmış olan İkinizin de ortak değeri ALİyé UNİS'den galiba bir ders almadığınızı görüyorum.Hikayeyi yazan sizler,bizler okuyucu olarak o kadar etkilendik ki,sizlere tarifini yapamam ama ne kadar gurur duyduğumuzu anlatmama imkan yok.Biz kürd halkı olarak hem acıyı,hemde gururu yazılarınızda yaşarken,bakıyorum eften,püften sözlerle birbirinizi kırıyorsunuz.
Bir ata sözünden yola çıkarak ''bir deli bir kuyuya bir taş atmış!kırk akıllı bu taşı çıkaramamış''ben ikinizin yorumunu okuyunca,kendi kendime bunlar mı?Düşüncelerine,makalelerine inandığımız,bizlere akıl ve doğruları gösteren Kürd aydın ve yazarlarının düştükleri konuma.
İkinize de bu tarz yazı yazma yakışmaz.
Benim gibi bir cahil,bunu yapar da,allah aşkına size ne oluyor.
İkinizin de ayrı hesap ve sorunları varsa!bu alanda değil,başka bir alanda hesaplaşın.Ben yıllardır çevreme şunu derdim''Kürdlerin kendilerini sansürsuz ifade edebilecek ne!radyoları nede! Televizyonları hiç olmamıştır.Ancak radyo ve televizyonlardan daha etkili ve kürdlerin kendilerini azıcık bile olsa ifade edebilecek,Web-Siteleri kurulmuştur.Bu siteler kürd halkı için birer nefes ve ışık kadar önemli ve etkileyicidir.
Selim ile Şükrünün Web-Sitelerini örnek gösteriyordum.Belki sizler için önemli olmayabilir ama sizlerin anlattıkları kürd halkı için çok önemlidir.
Bir çekirdek kabuğunu dolduramayacak bir şeyden,ikinizinde kılıçlarınızı bileyerek,sanki üçüncü dünya şavasına hazırlanıyorsunuz gibi görünmeniz,biz kürdleri çok rahatsız ediyor ve daha da rahatsız edecektir.
Çok şey yazmak isterdim ama yazmıyacağım,ikinizin de,Aliyé Yunis[Bışar Akbaş'tan] bir ders çıkarmanızı öğütlüyorum.Biz sizin yazılarınızdaki kahramandan büyük bir ders aldık.saygı ve sevgilerimle.
Yorum yaz