Okuyucu Yorumları Bölümü İçin Önerim
Ben yayın editörü olduğum sürece; Yorumlar Bölümü’ndeki polemik ve tartışmalar Nasname’nin yayın politikasını ve hedeflerini saptıramayacak. Kuyruk gövdeyi sallayamayacak. Nasname, her zaman tesbit ettiği ana ilkeleri, gündemini ve proğramını kararlı ve istikrarlı takip edecektir.
Okuyucu Yorumları bölümüz’ün kalite çıtası her geçen gün biraz daha yükselmektedir. Bunun için Süleyman Hocama ve bu konuda kaydadeğer görüş belirten tüm yorumculara selam, sevgi ve saygı ile beraber teşekkürlerimi sunuyorum.
Hani eskiden bir söylem vardı:
‘Ben/Biz edebiyattan geldik’ diye. Ben hem edebiyattan, hem Kürdi ve Kurdistani cenahtan hemde -Öcalan PKK’sı ile kopuştan sonra) sokaklardan geldim. Buna Sanal Sokakları da katıyorum.
Bu Kürd internet siteciliğinin ilki Baran Fundermann ise, ikincisi benim. Bizden önce de Özcan Soysal’ın çıkardığı Tarih ve Demokrası Formu vardı. Ama onları ne site ne de Kürd Siteciliği içinde sayıyorum.
Baran’la yollarımız; Serbest Kürüsü’yü açmakla başladı. Ona; Baran biz Kürdlere böyle sanal Haydy Park fazla. Sen bize her sokaktaki adamın küfür etme özgürlüğünü veriyorsun. Ben, bana küfür etme özgürlüğünü anlayışla karşılamam. Eğer adı ve sanı ile küfür ederse bilakis karşılığın bulur. Cezasını vermezlerse ben veririm’ dedim. Bundan muzdarip olan çok oldu. Bunlardan bazıları da; Rızgaricilerdi. Bana geldiler. Baran’ı uyarmamı ve aracı olmamı istediler. Onlara ‘Baran ne beni ne sizi dinler. Buyurun siz gidin söyleyin’ dedim. Gitttiler veya gitemediler. Onların sorunu.
Ama onlar ne yaptı?
Site açtılar. Tartışma Formu koydular ve Baran’ın yolundan gittiler. Bana orda yapılan hakaret ve küfürler için onları uyardım. (Mustafa Sarıca) ile telefonla konuştum. Bana ‘Ya hocam okuyucu özgürlüğü var. Sen de yanıt ver. Sen de yaz’ demez mi? Yazdım. Sanal sokaklara indim. Önüme gelene bindirdim. Ve Rızgari ile o gün bu gün kanlı bıçaklıyım. Çünkü Site gitti. Tartışma Formu kaldı. Kimse Rızgari Sitesini ve üstündeki ambelmi, şiarı tiklediği yoktu.
Neyse ki artık kaldırdılar.
Ama hala devam ettirenler var.
Ben bundan dolayı kesinlikle okuyucu yorumu da açmadım.
Çünkü seviye kelimenin gerçek anlamıyla bataktı. Adımı görseler kırmızı boğa görmüş gibi fanatik müritler saldırıyordu. Ve aşağılığın aşağılığ küfürler gırla.
Bu yeni versiyonla sayın ve sevgili Süleyman Akkoyun arkadaşım sorumluluk aldı. Yorumları açtık. Çok da iyi gidiyor. Kalite yükseliyor. Hatta ordan ‘yazarlık’a tarnsfer olacak arkadaşlar da var. Demek hayırlı ve üretken bir alan haline geldi.
Gelelim önerime:
Önerim şöyle:
‘Yorumcu arkadaşlar, her yazının altına yorumlarını düşsünler. O yazar arkadaş da ister gün be gün, ister gün aşırı ister haftada bir yanıt versin. Buna diğer yazar arkadaşlar, editör ve adminatörler karışmasın. Okuyucuların soruları varsa, yanıt verilecek yer varsa yanıt verebilirler. Daha çok okuyucular birbirine yanıt versin. Biz direk müdahil olmayalım.’
Ben şahsım adıma, beni direk ilgilendiren konulara yanıt vereceğim.
Onun dışında hiç bir müdahelem olmadı ve olmayacak da.Süleyman Hocamdan da bir rica daha; bazen bir yorum iki kez giriyor ve bazılarında düşüncenin zerresi yok. Bunlar verilmesin. Yani Yorumlar Bölümü okuyucunun kendini tatmin yeri olmasın. Özellikle müritçe ve sapıknca yazıların bize zerre kadar yararı yok.
Ben yayın editörü olduğum sürece; Yorumlar Bölümü’ndeki polemik ve tartışmalar Nasname’nin yayın politikasını ve hedeflerini saptıramayacak. Kuyruk gövdeyi sallayamayacak. Nasname, her zaman tesbit ettiği ana ilkeleri, gündemini ve proğramını kararlı ve istikrarlı takip edecektir.
Selam ve sevgiyle.
6 Haziran 08



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz