Hasan’nın Anısına...
Ölüm yazıları yazmak istemiyorum ama istememekle olmuyor, birileri ölüyor... yakınlar özlemekler ve ben hiç bir şey olmamış gibi yazamıyorum.. Hayatı çok güldürdük ;Ama hayat bizi hiç . Hiç beklemediğiniz bir anda, ölüm sessizce gelipte yanıbaşınızdan birini götürdü mü? Öyle hasta olupta aylarca, yıllarca yatan ve sonrada gidenler değil benim bahsettiğim. Yanınızda sapasağlam dururken, daha birkaç saat önce gülüp sohpet ederken,
Hayatı çok güldürdük ; Ama hayat bizi hiç ...
27 yaşında çok güzel bir gençti o ... Hasan yeğen ,dost,arkadaş hatta hasret... 27 nisan Akşamı gelen bir haber ve yoğun bakıma alınışı... Ardından çok bekletmeden ölüme gidişi ...
Ölüm yazıları yazmak istemiyorum ama istememekle olmuyor, birileri ölüyor... yakınlar özlemekler ve ben hiç bir şey olmamış gibi yazamıyorum.. Hayatı çok güldürdük ;Ama hayat bizi hiç .
Hiç beklemediğiniz bir anda, ölüm sessizce gelipte yanıbaşınızdan birini götürdü mü? Öyle hasta olupta aylarca, yıllarca yatan ve sonrada gidenler değil benim bahsettiğim. Yanınızda sapasağlam dururken, daha birkaç saat önce gülüp sohpet ederken, daha yapacağı bir çok işi, hayattan beklentileri varken birden yanınızdan kaydımı sevdiğiniz bir insan?
Bir kaç gece önce onunla telefonda sohbet etmiştik. Bir kaç gün sonra yapacaklarını anlatıyordu bana. Uzun süredir gitmek istediği bir yer vardı. Oraya gidecekti. Bankadan parasını çekecekti. Ayağına yeni bir ayakkabı alacaktı. Traş olacaktı. Her şeyi düşünmüştü. Bir şey hariç.. Ölüm aklına bile gelmemişti. Hele ki bir otobanda ölmek, akıla gelmek bir yana dursun hangi vicdana sığardı sizce?
Öyle bir akşamdı ki o akşam. Yemek yedim,oturdum, evin içinde dolandım durdum.misafir bekliyordum Şükrü xoca gelecekti yanında Metin,belki Harun’la tanışacaktık , Xocanın genç arkadaşı Robin ve ailesiyle.Olmadı ben Hasan’a gidecek oldum... Kendimi dışarıya atmak istiyordum ama bunun için hiç bir isteğimde yoktu. Öyle anlamsız anlamsız televizyon izledim sadece. Hani insanın içinde bir yer huzursuz olur, sürekli kuş gibi kanatlanıp çıkmak ister dışarıya ama bir anlam veremezsiniz ya, öyleydim bende. Birden tel çaldı. Akşamları belli bir saatten sonra telefon veya kapı çalmışsa "hayır olsun" derdi hemen annem. Anlamsız gelirdi ama artık inanıyorum bende. Bir de sık sık çalan tel, her zaman öten o ses sanki bir farklıydı. O anda telefondaki seste içimdeki seste bana birşeyler anlatıyordu. Hissettim. Ve...
Nasıl olurdu.? Daha dün telde konuştuğum o gençadam, orda nasıl öylece yatıverirdi. İki büklüm olmuş, hiç beklemediği anda yaşamı terketmişti ve hala bunun yediremezliği ile nasıl yatıyordu orda öylesine.
Neydi bu, bir dram filminin kahramanlarımı olmuştuk son 5 dakikada. Ben ölümün arkasından şaşkın, o ölümün içinde.. Neydi bu yaşadıklarım, neden insanlar toplanmışlardı buraya, neden acıyarak bakıyorlardı ki.. Sanki hayatımızın filminde en iyi rolümüzü oynuyorduk ve onlar da bizi alkışlıyorlardı acıyarak..
O anda üzülemiyorsun, şaşıramıyorsun, ağlayamıyorsun. O anda dünya duruyor. Herşey bitti gibi geliyor insana. Ama bu koskoca dünya ne senin için ne benim için durmuyor. Herşey devam ediyor.Zamanla acı içine oturuyor. Hiç bir zaman unutulmuyor yaşanılanlar. Sadece yaşanılanların üstünü kapatıyorsun ya da kapatmaya çalışıyorsun, YAŞAYANLAR İÇİN..
Erken gittin Hasan, hemde çok erken..geride beni bırakarak...
/06/05/2008



Yorumlar (1 gönderildi):
Denizcan
Yorum yaz