Edebiyatin Önemi
Edebiyat hayatın en önemli ilişki zincirlerinden biridir. Duygu ve düşüncelerimiz kelimelerle anlatılırken, insan kendisini bu kadar incelikle aktarabilir. Kültür değerlerini insanlaşma öğeleriyle harmanlamak, bir yaşam mücadelesi içersinde belli ilişkiler sürecinde doğal bir hal içinde ve her yerde elimizi taşın altına koyarak başarabiliriz.
İnsanın insanca ve özgürce yaşadığı, sevgi üzerine kurulu bir dünyanın evrensel değerlerini kendi yaşamımızda içselleştirip bir bütün olarak hayata geçirmek çok zor değildir. Yeter ki kendimize güvenelim ve zaman kaybetmeden başlayalım insanlaşma değerlerini bir kültür haline, yaşam tarzı haline getirip bunların hayatın her alanına yerleştirelim.
Edebiyat hayatın en önemli ilişki zincirlerinden biridir. Duygu ve düşüncelerimiz kelimelerle anlatılırken, insan kendisini bu kadar incelikle aktarabilir. Kültür değerlerini insanlaşma öğeleriyle harmanlamak, bir yaşam mücadelesi içersinde belli ilişkiler sürecinde doğal bir hal içinde ve her yerde elimizi taşın altına koyarak başarabiliriz.
Sanat ve edebiyat insanın içindeki güzelliklerin ifadesi, yaşama duyulan isteğin , sömürüsüz ve baskısız kardeşçe bir yaşam istemenin dile getirilmesidir.Bütün sanat dallarının bana göre tek bir amacı vardır ; insanın tüm duygularını insani yapmak , insanı insanlaştırmak ve insanlığı özgürleştirmektir, insanın kaybolan iç güzelliklerini tekrar var etmek ve geliştirmektir. Bu nedenle yarını yaratmada daha güzel bir dünya için her insan bu inceliği kazanmak için bir sanatçı ruha sahip olmalıdır.
Antikçağdan bu yana edebiyat ve sanatla uğraşanlar farklı figürlerle günümüze dek gelebilmiştir. Mimari, resim, edebiyat v.s bunlar toplumun sunmuş olduğu kültür öğeleriyle birlikte Rönesans’tan sonra topyekun bir sanat anlayışı oluşmuştur.
Edebiyatın ve sanatın diğer bir önemli özelliği de eserin uyandırdığı estetik duygularla, okuyucularda hoşluk bırakan ruha ve zekaya seslenen sanat eserleri sunmasıdır.
Toplumlar ancak kendi edebiyatlarını geliştirerek var olabilirler başka türlü var oluş tasarlanamaz. İnsan olmayı sağlayan yetilerini geliştirmeden birbirine saygı duymadan, birlikte hareket etmeden, ortak eylemlere katılmadan, ödev ve sorumluluklarını bilmeden, başkalarıyla anlam kazanmadan, önemli paylaşımları pay etmeden bir toplumdan yada insandan olumlu anlamda bahsedebilir miyiz?
Bu temelde insanlar arasındaki anlaşma ve anlayışı insanlaşmayı doğurup yayan her şey yararlıdır. İnsan için işte bu gerçeklerden ötürü insanı insan yapan her zaman her yerde edebiyat ve sanata büyük görev düşmektedir.
Edebiyatı ve sanatı güçlü olan toplumlar, yeryüzünden düşmanlığın kalkmasına inanan, kalkması için elinden geleni yapan insanlardan oluşur. Edebiyatla birlikte insanlık gelişerek insanlar daha fazla mutluluğa ve huzura kavuşurlar.
Edebiyatın gelişimi, yayılımı engellenmemelidir çünkü edebiyat insan sevgisini sağlayan duru bir ırmak gibidir.
Devletler, edebiyat ve sanattan korkmalıdırlar, belli bir anlayışı , kültürü yaşatıyor yada benimsiyor diye engellenmemeli, yazarı susturulmamalıdır. Yazarsız toplum olmaz.
Dünya edebiyatına baktığımız zaman karşılaştıkları derin sorunlara rağmen varlığını ve önemini giderek arttırmaktadır. Özellikle küreselleşmenin giderek tesirini yadsıyamayız
Bir eserin dünya edebiyatına girebilmesi için bir defa edebi eser olarak okunması ve kendi toplumundan daha geniş bir alana yayılması gerekir yani evrensellik değerini taşıması gerekir.



Yorumlar (1 gönderildi):
Yorum yaz