Sevgili Amedim
MÜLTECİ GÜNLÜĞÜ Bu topraklarda yaşadıklarımı, hissettiklerimi, düşündüklerimi anlatmaya çalıştığım mülteci günlüğümün son sayfasına geldim. Çok şey yazdım, çok şey yazmak istedim(bildiğin çok şeyi de yazmak gelmedi içimden) Hep güzel şeyler olsun istedim sana yazdıklarımda.
Ama hayatın içinde her istenen gerçekleşmiyor biliyorsun. Kötüden, acıdan yana yaşadıklarımı kime anlatabilirdim, kim anlayabilir bizi bizden başka. Kim dokunabilir acıyan yüreğime su serper gibi senden başka. Sana anlattım, sana yazdım. Bugün son sayfasındayım mülteci günlüğümün. Anlatmaktan da yoruluyormuş insan derlerdi inanmazdım. Öyle yorgun hissediyorum ki kendimi bir bilsen.
Hastahanedeyim, hani hep tahlillerine koşuşturduğum ameliyatımı yaptı doktorum. Görsen bayılırdın doktoruma. Karizma adam diyorsun ya, tam da benim doktorumu anlatıyor bu söz. Adı ne mi? Dr. Brunner.
Bizim yadigar! mermi çekirdeğini çıkaramamış. Halbuki çok kişi onun için sıraya girmişti. Çıkarılsaydı vücudumdan, kolye yapacaktık ondan.. hatırası var diye. Kısmet! değilmiş diyelim. Hep benle olacak hayatımın geri kalanında tıpkı sen gibi. Kimi zaman yerini belli edecek, kramp gibi hissettirecek kendini. Kimi zaman “bilinçli“ acıtacak canımı ama doktorumun dediğine göre “yeri iyiymiş“. Çıkarılmaya çalışıldığında çok daha kötü sonuçlar doğuracak potansiyele sahipmiş.. Ne demekse artık bu!
Ben de vazgeçtim zaten ondan kolye yapma fikrinden! Bana verdiği zararları onarmışlar. Damarı dahi yenilediler ben şahidim. Sağlam bacağımdan bir parça damar alıp hasarlı bölgeye monte etmişler. Artık kan akışı ve basıncı normale girecekmiş. Hissizleşme, çabuk yorulma ve batma şeklindeki acılar son bulacakmış. Ben kendimi şimdiden iyi hissediyorum, artık gerisine sen karar ver.
Daha iki gün oldu ameliyattan çıkalı, ben yürümeye bile başladım. Dün tek başıma wc’yi kullandım, bugün banyo bile yaptım. Yatağa bağımlılıktan bu kadar çabuk kurtulmak bile ayrı bir zevkti. Herşey yolunda ve iyi gidiyor. Yıllardır yapamadığım tedavilerimi buraya gelir gelmez sıraya koyduk ve ilk etapta en önemli sorunu hallettik. Şimdi sırada daha bir çok sağlık sorunu olsa da, bu başlangıcın devamı da gelecek. Hayatımın geri kalanında en azından “sıradan sağlık sorunları olan“ ortalama bir birey olarak yaşamımı sürdüreceğim.
Sevgili Amedim... Senden yana umudumu giderek azaltan şu son yaşadıklarımıza hiç değinmek bile istemiyorum. Sana dönebilme umudumu, senli bir yaşamı an be an hissederek yaşayabilmenin umudunu korumaktan başka da yapabileceğim bir şeyim yok. Uzun bir zaman dilimi var önümüzde. İçindeki acı, içinde kaybedişlerin, ölümlerin çığlıklarını barındıran bir dönem. Anlamsızlıklar girdabına yeniden savurdular bizleri.
Aklın ve hoşgörünün egemen olacağı zamanlardan giderek daha da uzaklaştırdılar. Elimden senle aynı acıları paylaşmaktan başka da bir şey gelmiyor. Güzel günlerin umudunu canlı tutma çabamı bilemekten başka çıkış bulamıyorum.
Sevgiyi yüreğime kazıyan Amedim. Sevgilerin biçim değiştirebildiğini, eksilebildiğini, dönüşüp değişebildiğini yaşayarak öğrendim. Nice ulaşılmazın ulaşılınca değersizleştiğini, nice ölümsüzün, ölümlüler kervanına katılışını izledim sessizce. Bendeki sevginin de eskimiş, değişmiş, dönüşmüş olma ihtimalini düşündüm dün gün boyu. Seni algılayışımı, aidiyetim deyişlerimi düşündüm. Bendeki sen, ben son nefesimi verene değin benle olmaya devam edecek. Buralardan dönemeyeceğim belki, bana ait yaşamın sonlandığı gün küllerimin dahi olsa sana, Diclemin o serin sularına ulaştırılmasını istedim ve diledim. Hiç değilse böylesi bir sonun “mutluluğunu“ düşünerek yaşamımın geri kalanına devam edeceğim.
Biliyorum bir gün bize ait topraklarda aklın ve vicdanın egemenliği hüküm sürecek. O gün ilk kapını çalan yine ben olacağım. Yüreğime çizilmiş kırgınlıklarımla, yenilmişliğimle, pişmanlıklarımın toplamıyla sana döndüğümde sevgimin değişmiş, dönüşmüş, azalmış kısmıyla da olsa senli zamanların özlemiyle yanan biri olacak karşında. Capcanlı, dokunabileceğim yakınlıkta... “Bu gün gelmene zemin de, gerekte yok“ diyen avukatımın söylemleri umudumu başka baharlara atsa da benden koparıp alacak güçte değil. Dedim ya ben “canlı, kanlı“ dönemesemde, “küllerimle“ döneceğim sana. “Topraktan geldik, toprağa döneceğiz“ söylemi gibi.. Senden geldim sana döneceğim...
Senle bir gün mutlaka Amedim.
14 01 08



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz