Harun TAK : Avuçlarımda Gelecek Düşlerim
Maviye olan ihtiyaç benimkisi; gözlerinin mavisinde ilk kez tattığım dinginlik ve huzurun bileşkesi işte. Ateşin ateş olmadığı! Yanmanın acıtmadığı! Eriyip birbirine karışmanın, aynı bedene dökülmenin koşulsuz olduğu, zaman ve mekânın gelecek diye bağrına alıp çoğalttığı bir şey bu. Bir yıldız kümesinin içinde çırılçıplak sen, çırılçıplak ben ten dokunuşlarında yanmalarla filizlenen, seni de beni de zerreler halinde bütünleyen bir düş bu. Bu dünyaya ait değil deyişlerimle çoğalttığım, kendim den bile sakındıklarımın dehlizinde sakladığım şey bu. Bu gün sislerin ardında beliren soluk bir ışık mı bana görünen! Yaşama ve gerçeğe başkaldırının ayak seslerimi?…
Bıraktığın yerde bıraktığın kadar sensizim. Yaşlandım; birçok şeyi daha makul karşılar oldum. Daha yavaş, daha sıradan yaşanıyor sanki yaşam. Sevgilere daha uzak, aşka imkânsızlardayım şimdilerde. Yinede bir birinin gözlerinin için de eriyen iki Sevgili görsem dayanamayıp seni, senin gözlerini anımsıyorum. Beni yutup hapseden o gözleri hala unutamamışım demek. Unutmakta istemiyorum aslında. Yaşamımın karşılığıydılar; Beni ben yapandı o bir çift göz.
Gittin ve yittim demiştim ilk gün. Evet, yitmek bu olsa gerek; her şey ama her şey basitten karmaşığa karşılığını yitiriyor hayatımda. Sıradan olanı istemekten öte bir beklentim yokken; Dışımdaki her kes beni kendisine benzetme uğraşısı içinde. Onlar gibi! yaşamın içinde eriyip gitmemi istiyorlar. Onlardan ayrıksı durmam korkutuyor onları! Benim ve onların sıradanlık anlayışlarımız bile farklılaşmış sanki. Evlenmek, çoluk çocuğa karışmakla özdeşleştirdikleri yaşam anlayışlarını bana dayatmaktan başka bir şey yapmıyor sevdiklerim. Bense kendimle mutluyum. İnanmak bile istemiyorlar.
Dedim ya bir kez koca koca hayaller kurmuş, peşi sıra koşma cesaretini bulmuştum. Yenildim… Yenilmekle kalmadım acıları yüreğime hapsettim. Hayat denen karmaşayı hep pamuk ipliğiyle koynumda taşıdım. Şimdi birde yorgunluğu ekledim yürek yüküme. Kayıtsız koşulsuz teslimiyet bu olsa gerek. Ne yana baksam yenilgimin izleri dikiliveriyor karşıma. Olmayan cesaretimi! hepten yitiriveriyorum o anlarda. Yeni bir başlangıç diyor her yandan üşüşen sesler; yeniye olan inancımı yitirmişken nasıl o sesleri dinliye bilirim ki?
Gidenler gittikleri yerden dönmez biliyorum! Dönense zaten giden değildir; Yırtılan, yıpranan, eskiyen her şeyin toplamında gelen olmanın ne demek olduğunu da biliyorum.
Sana dair bir düşüm var avuçlarımda. Kendimden bile sakındığım. Bu dünyaya ait olmadığını bildiğimden midir bilmem! Avuçlarımı kavrayan çelik parmaklarımın ardına gizlediğim, kırgınlıklarımı ona nöbetçi kıldığım ve güneş yüzü görseler tüm benliğimi kaplayıp beni esir düşüreceklerini sandığım bir düş bu. Açıklaması yok, anlamaya çalışmaksa beyhude bir çaba aslında. Bende kalanın, beni sürüklediği kör sokaklardan biri sanırım!
Maviye olan ihtiyaç benimkisi; gözlerinin mavisinde ilk kez tattığım dinginlik ve huzurun bileşkesi işte. Ateşin ateş olmadığı! Yanmanın acıtmadığı! Eriyip birbirine karışmanın, aynı bedene dökülmenin koşulsuz olduğu, zaman ve mekânın gelecek diye bağrına alıp çoğalttığı bir şey bu. Bir yıldız kümesinin içinde çırılçıplak sen, çırılçıplak ben ten dokunuşlarında yanmalarla filizlenen, seni de beni de zerreler halinde bütünleyen bir düş bu. Bu dünyaya ait değil deyişlerimle çoğalttığım, kendim den bile sakındıklarımın dehlizinde sakladığım şey bu.
Bu gün sislerin ardında beliren soluk bir ışık mı bana görünen! Yaşama ve gerçeğe başkaldırının ayak seslerimi?…
Ne yana baksam avuçlarımda olanın yansımasıyla dolup taşıyor. Ne yana baksam sen oluyor yaşamım. Bir büyük yolculuğa apansız başlamanın yürek çarpıntısı içinde buluveriyorum kendimi. Yeniden kaybetme korkusunu çoğaltan her sözcükte, eriyip giden kar tanesi sanki yüreğim. Bir kez olsun yenilmemeyi becer diyor beynim. Solgun renkleri renksizliğe hapsetmekten bıkmadın mı diyor. Gel ey sevgili; Renkler solukta olsa bana ait ve ben bıraktığın yerdeyim…
Avuçlarımda gelecek düşlerim.
14.09.2008
-------------------------------***---------------------------------
Harun TAK
Not: Hocam asıl ben bir kusur işledimse affola. Her şey gönlünüzce olsun. Yeniden ve yürek zenginliği içinde buluşuncaya dek hoşçakalın.



Yorumlar (6 gönderildi):
Yazilarinin bana verdigi zevkden mahrum kalmadigima seviniyorum..
Giderken gösterdigin durusu öpmüstüm yüregimin en kirmizi yerinden, sevinmistim birazcikda...
Yüregim burkuluyor simdilerde, yazarken yasadiklerinin ruhsal durumun üzerinde actigi deliklede hortum olup seni yutacaginin endiselerini tasiyorum.
Daha iyi olmazmiydi; zamanin tedevi edici esintilerine beyninin hücrelerinde yer verip biraz nefes alacagin ortama kavustukdan sonra bize „Merhaba“ demen.
Yasadiklarimizdaki kirilmalar, yasamin her kesitinde önümüze cikar ve tekrar basa dönülmeside mümkün olmaz birdaha, ancak onlarin tümü bizimdir, bizimde rengimiz katilmistir O renkler icerisine.
Katilan rengimiz ne kadar günesin renkleriyle elele verip vucut ritimlerinde geriye dönmüstür; geride biraktiktigimiz yoldaslarimiz icin Onlarin tasiyamiyacagi agirliklar yok edilsin diye sorgulanacaksa renkler, iste bu nokta da sorgulanmali diyenlerden birisiyim.
Gecmiste yasananlarin bize aci verdigi noktasinda yillarca tedavide görseniz onlari yok edemiyorsunuz yasaminizda ancak Onlarla birlikde, barisik yasamayi ögreniyorsunuz.
Okurlarinizla bulusmaniz da, giderken gösterdiginiz durusunuz kadar tad verdi bana. Sagligin bizler icin cok önemli ve sagligini olumsuz etkiliyecek esintilerden kacinmani rica ediyorum senden..
Su gibi kal. .
Doga kurali geregi insanlar doganin sertligine karsi mucadelede bazen bitkin duser ve kabuslu anlardan gecmeden yeni gunesli havalarla bulusmasi mumkun degil.Karanliklarin ertesi gunes dogarken canlanir beyin hucrelerimiz hele sizler gibi yasamaya sevdali olanlar bahar guleri gibi acilir goncalari bir cocugun dunyaya gelisi gibi.Umut ve kabuslarin bir arada dusler icinde yenilenir yurek tekrar insana ve inatla yasamaya sevdalanma direnisine.
Selam ve saygilar sevgili Harun kardesime.
IHANET
Gözyaslari hep ayni renktedir.
Iyiki yüregimizi oksamaya devam edeceksiniz.
dostca
Bir feyk attin ugrastin yok olmadi Yaprak daldan düsmedi sonbahara inat,Sen bu dalin en diri en yürekli en güzel yapragisin ez kurban
Nereye?
Senin yüregindeki o cocuksu ve sevda yüklü asalet var oldukca sen yazmaksizin durmaz bizde seni okumadan duramayiz
e bir daha hosgeldin keke heja
Hocanin "Harun hep bizimle" sozu dogrudur ben hep nasnameyleyim. Nasnamede yazmaya kendim icin bir ara istedim tum nasname ailesinden. Sevgili sukru hocada bana suresiz izin verdi.
Benim icin yazdigi "affola" yazisini okuyunca; hocaya mahcubiyetimi anlatmak icin kaleme sarildigimda bu yukarida okudugunuz deneme yazisi dokuldu. Bir kusurum olduysa affola dedim."Yeniden yurek zenginligi icinde bulusuncaya dek hoscakalin" dedim.
Yazilarima ara vermis durumdayim. Bu benim icin bir zorunluluk, bir nefes alabilme, kendimle kalabilme firati olacak.Szlerden "yazma anlamiyla" ayrildigim icin beni bagislayin.
Buarada yazmaya calistigim kitabimla ilgilenme firsatimda olacak.
En icten selamlarimla
Harun TAK
Yorum yaz