Nar Geceler, Yangın Düşler...
Sevgilim, ben sana Amed sokaklarının tozunu taşımak istiyordum saçlarımda!. Keçiburcunun dibinde seninle devirmek istiyordum rakı kadehlerini, Hewsel bahçelerine bakarken.. Ve bir dilim karpuzu beraber dişlerken.. On gözlü köprüden seyrederken silüet halinde görünen surları Suze’nin hikayesini dinlemek istiyordum senin sesinden.. Felekten çaldığımız bir gecenin
Sevdiğim, yaralıyım bugün. Kanadı kırılmış kuşlar gibi.. Hüzünlüyüm, kederliyim. Kafamdan sonra düşlerime sıkıldı mermiler.. Yüküm ağır, ülkeme dönme hayallerini akıp giden hayatın hırçın dalgalarına bıraktım bugün.. Olasılıklardan çıkıp imkansızlaşan gerçekliklere karıştı, ülkemin sokaklarında gezme isteğim..
Bugün geldi haber, müebbete hükmedildi yine sevgim.. Ah ülkem, oysa sana veda bile edememiştim ben.. Bir gece vakti ansızın bırakıp seni, insanlığımızın yeniden sınandığı sürgün yollarına düşerken.. Şimdilerde yine kor olup düştü yüreğime özlemin.. Efkar bastı beni. Ben ısıtmak isterken yarınlarımı dağlarından doğan güneşle, gözlerim kamaşamayacak daha her sabah gündoğumlarında.. Kuru topraklarından havaya yayılan toz, yakmayacak genzimi daha.. İçemeyeceğim, insanın dişlerini donduran pınarlarından..
Ülkem, senin içindi acıları bal eylemek on yıllarca beton duvarlar ardında.. Demir parmaklıklar bölüyorken gökyüzümü, biliyordum sana döneceğimi.. Ve sokaklarında yine rüzgarlarla dans edeceğimi.. Dağlarında sonsuzluğun ütopyalarına bıraktıklarımın umutları doğuyordu sabahlarıma.. Güneşin vardı koynumda.. Dağlarından esen yeli soluyordum havalandırmada volta zamanlarında....
Sevgilim, ben sana Amed sokaklarının tozunu taşımak istiyordum saçlarımda!. Keçiburcunun dibinde seninle devirmek istiyordum rakı kadehlerini, Hewsel bahçelerine bakarken.. Ve bir dilim karpuzu beraber dişlerken.. On gözlü köprüden seyrederken silüet halinde görünen surları Suze’nin hikayesini dinlemek istiyordum senin sesinden.. Felekten çaldığımız bir gecenin sabahında serserice yürümek istiyordum, işkembe satan lokantaların önünden.. Ve illede, çarşıda satıcıların susuzluğumuza derman olarak bakır taslarda sundukları “ava suse” içmeyi..
Ah, acının tanımını yap bana sevgili. Acı nedir? Anlat bana!.. Ülkemin özgürlük savaşının gülü sevgilim.. Birtanem!. Acı, istemek değil mi? Sana ait olanları.. Senin yanında olup sana dokunamamak değil mi. Sen gözlerini kaçırırken beklemek değil mi benden sakındıklarını.. Kokunu içime çekme sıkıntısıyla kıvranırken, öpüşlerinin tadından mahrum kalmak değil mi.
Acı, düşlemek değil mi bizden geriye kalanları.. Ülkem diye sarıldıklarımı.. Kırık bir mavzere dahi umudun sürülüp ilerlendiği dağlara yoksun kalmak değil mi.. Bir karış toprağı dahi, bir gün olsun bağımsız görebilme inancıyla her gün yanmak değil mi, Güney’in tepelerine bomba yağdırılırken..
Sevdiğim umutsuzluk rüzgarlarının her kapıyı çalışında, bir bahar dalı gibi hayatıma uzatılmış seni ve ülkeme olan sevgimi daha da çoğaltacağım. Süregiden hayatın içinde bir nehir olarak akıp, yüreğinde iz bırakmaya çalışırken..
19.05.2008



Yorumlar (3 gönderildi):
Selam ve sevgil
Feyzi Acikgöz
Amed sevdan ne zamandan beri "eyonun deliginden" Horsela(hewsel) bahçelerine gitti. Beyaz minare şahittir ki senin "damda" iplere ayagın takılıp yakalandıgında kaç yılı ve kaç yaşında hangi sevdalardaydın? işte şimdi Amed aynı durumda. Artık kabadayıları taklit eden "qırıklar" yerini "geyri abelere" bırakmış. qırıklardan solcu olunuyordu belki ama gayri olanlar sevdanın bahçelerinde "baly" çeken olmuşlar. sahi sen ne zaman "solcu" oldun ve nerede? Ne zaman "gerilla" oldun ve nasıl? En son seni "pkk" kampında sorguda oldugun ve "itiraflar" yaptıgın iddia edilen 1988 yılında hengi dergide adın geçiyor haberin var mı? Yoksa "o" sen degilmisin? Heybet'in abisi?
Dicle Can'da .......... hani.Nerden bilsin zavallım hiç "keçi burcunun" altında şaraptan (bira) başka bir şey içilmediğini ve yıkılan "keleş" in evini. İşkenbeci dükkanlarının peynirci, "Bawe Elo" nun şerbeti artık az kullanılmış cola şişelerinde ve petlerde satıldığını............................................Demek ki, uzaktan sevdalar böyle olur.
Gökyüzümüzde artık "taklacı" güvercinlerimizin yerine, kekme cigeri, taklacı insanlarımız var. Ama merak ediyorsan "deli Yaşo'nun oğlu BERZO hala yaşıyor." Artık "yukarda Allah aşağıda "TELEBE"ler demiyor. Senin tanıklık yaşlarında merak ettiklerin şu anda aklıma gelmiyor.Cevap yazarsan merak ettiklerini email adresine yazabilirim. Eski mehlelin
1978 kisinda Polis catismasinda kacma esnasinda damdan karsi dama atlamaya calisirken damdaki elbise kurutmasi icin asilan ipe takilip bas ustu komsunun havlusuna dusmus ve baygin yakalanisimi bildigine göre beni yakinda taniyorsun. Tesekulrer yaziniz icin.Sizlere mailimi gönderiyorum. e-mailim: pim-kevin@hotmail.com
Selam ve saygilarimla
Feyzi Acikgöz
Yorum yaz