Bırakma Ellerimi
Gitmeden önce düşünmek artık yüktü bir sevgi hamalı için. Sevgiye hasret kalmanın insanı bitiren yorgunluğu.. Ve ben gittim Hadese.. Araladığında kapısını bana, dondurucu bir ayaza kesmiş gecenin kollarında onu bekleyişimi sürdürüyordum. Bahçemdeki çiçeklerin tanıklığında.. Bir onlar şahitti bana, birde ükem gibi yalnızlığım.. Onun yüzünü gördüm. Durdum, bekledim.. Sırayla geldiler, arkamda bıraktıklarım.. Senin gözlerin geldi ilkin karşıma.. Sana baktım bir süre. Sessiz bir isyanı tetiklercesine..
Evrendeki sonsuzluk içinde, ben her adımda duygularıma yenilmenin ağırlığını çekiyorum bu sıralar. Kendimi, yüreğimin gizinin acı veren yanından koparamıyorum.. Sen bir dağ çiçeğinin havasını kokluyorsun hala, ben de seni.. Ama senden uzakta.. Ve ben öyle hissetmek istiyorum ki seni, bazen dağ çiçeğine duyduğun sevgiyi bile “kıskanıyorum”..
Oysaki sana nasıl anlatmak isterdim, yüreğimdeki kahredici yalnızlığın içinde nasıl debelendiğimi.. Nefes aldığım ve büyüdüğüm sokakları betimlemeyi.. Özgürlük ideallerimi seninle örmek istediğimi. Bir duvarcı ustası gibi.. Ama sana ulaşamamanın gerçekliği orta yerde dururken kimi duyguları; yani sevmeyi ve sevinmeyi, üzülmeyi ve yıkımı tek taraflı yaşamanın kabulünden başka ne yapabilirim!.. Ancak, senin yüreğinde bir filiz olarak büyüme olasılığını umut ederek kendi dünyama gömülüp giderim.. Kimselere söylemeden, kimseler duymadan...
Belki, bu yüzdendir Hadesin kapılarını çaldım geçenlerde.. Yaşamdaki geçtiğimiz her badirede hep o gelirdi ilkin kapımıza. Barikatlarda.. Serhıldanlarda.. Kurşun ve bomba yağmuru altında geçen çatışmalarda. Bu sefer, o bana gelmedi. Ben ona gittim..
Yeraltının saraylarında kalmaktı isteğim.. Katlanamamaktı her daim umutsuzluğun pompalanmasına.. Her uzadığında kesilen tırnak misali atılan taraf olmaya isyandı belki de. Ülkeden uzak, ama onun geleneksel değerlerini yaşayarak. Yeryüzündeki umut dalım kırılıyordu inceden inceye içime dolan sızıyla. Zordu herşey.. Ve bazı kareler vardı beynimden silemediğim.
Gitmeden önce düşünmek artık yüktü bir sevgi hamalı için. Sevgiye hasret kalmanın insanı bitiren yorgunluğu.. Ve ben gittim Hadese.. Araladığında kapısını bana, dondurucu bir ayaza kesmiş gecenin kollarında onu bekleyişimi sürdürüyordum. Bahçemdeki çiçeklerin tanıklığında.. Bir onlar şahitti bana, birde ükem gibi yalnızlığım.. Onun yüzünü gördüm. Durdum, bekledim.. Sırayla geldiler, arkamda bıraktıklarım.. Senin gözlerin geldi ilkin karşıma.. Sana baktım bir süre. Sessiz bir isyanı tetiklercesine..
Sonra yeryüzündeki tüm bebeklerin kokuları geldi burnuma.. Bir nefesi derinden çeker gibi soludum vargücümle.. Artık gitme vaktiydi..Geç kalmamalıydım. İşte o an! Bir ağlama sesi geldi derinden.. İrkildim.. Titredim..Yer ile gök birbirine karıştı. Hades, hızla kapattı kapılarını yüzüme.. Sihir bozuldu.. Ve ben bulunduğum yerden hayatın gerçekliğiyle yüz yüze kalmanın şaşkınlığında ayrılıp, seni bulduğum bebeğime hızlı adımlarla koştum. Kucakladım onu. Öptüm sen diye. Ufak dokunuşlarımla özrümü sunarak.
O da, sarıldı bana, hiç bırakmadı saçlarımı..Senin dokunuşların gibiydi, o sevdi okşadı beni. Sen her menzile ulaştığın anda nasıl soluyorduysan kesik kesik, o da ağlamasında öyleydi. Bırakmıyordu beni.. Dokunuşlarıyla teselli ederken sen oydun, o sendi.. Duygularımın gel-gitlerinde.. Avuçlarımın arasında senin başını okşadığım gibi, en yalın sevgimle okşadım onu da.. İkiniz benden bir parçaydınız.. Süregiden hayatın içinde.
Senin için ve senden bir parça bulduğum her şey için yeniden sarılırken hayata, ülkemdin sen benim. Sevgilim.. Umutlarım..
Hayatta unutulmaya yüz tutmuş geçmişten kalan değerlerime senle tutunduysam.. Yeni doğan günün ufkunda senle doğduysam. Ki öyle!. Bırakma ellerimi. Yüreğinin kıpırtıları yoldaş olsun bana. Un ufak etme dağlarımı.. Yıkılırım.. Yıkılırım yoksa!.
14.04.2008



Yorumlar (3 gönderildi):
Min nivîsa we ji tirkî xwand, bi Kurdî li ser fikirîm, di bîramejiyê xwe de min li hev xist û ew rêzenivîsên jorin derketin holê.
Beyinlerinizle cenneti cehenneme cevirdiniz.
Ellerinizle kabızların soğuk demirlerini okşayıp Can alan tetiğin kurbanları oldunuz.
Kınamıyorum,yargılamıyorum,yarvarmıyorum özür dilemiyorum.
Bir özgürlük fırtınasının içinde bir serçeydik,kartal olmak için ön saflarda biz varız imzasını atmak istiyorduk.
Zamanla anladık ki,biz avcı değil! avcının tuzağına düşmüş birer av'ız.
Kurdo ve Kurdistan bırakma ellerimi yıkılırım, tut ellerimden dicle can yoksa! tam yıkılırım..
Yorum yaz