Anasayfa | Nasname Edebîyat | Dicle Can | Çoğalarak Geleceğim

Çoğalarak Geleceğim

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Gülerle Gelmek

Söyle bana! Bu düşlerle gitmedi mi, güneşe gidenlerimiz? Mezartaşları bile olmayan binleri sınırsız göğsünde kucaklayan kürdi topraklar için.. Bu topraklardan taşınan bir kırıntı ve mezartaşsızlarımızın ruhunun gizemi değil mi? Yüreğimin yangınını körükleyen..

 

Hüzün, sokaklar boyu!.. Ruhumuzu kemiren bir yara gibi çoğalıyor... Her yeni gün, dünün “hafifliğini” ararken, ben yüreğimde verdiğim savaşın galibi olma hevesiyle ilerliyorum; düşen sonbahar yapraklarının, adımlarımda ezgiye dönüşen hışırtısıyla.. Bazen yorgun, bazen koşarcasına!

Seni düşlüyorum.. Çocukluğumun sokaklarını ve ülkemi özlediğim kadar özlediğim ve beklediğim sevgili! Avuçlarında taşıdığın bir parça toprak ışıtıyor yarınımı.. Umut ellerimizde yeşeriyor.

Gözlerim, gözlerine kilitli.. Ve orada, yeşilin elaya çaldığı benim tutku denizimde, bir tablo beliriyor... Umuda küçük bir gülücük konduran! Üç yaşındaki bir cevahirin yaptığı renk cümbüşüyle dalıyorum. Sanki yüzyılların içinden gelen talihsizliğimizi tersine çevirmek isteyen bir duygu silsilesi. Hüzün dolu kalbimizde, gonca gülü büyüten renkli bir kaç fırça darbesi halbuki...

Ak bir kağıt... Üzerine, kalbi andıran yeşille çizilmiş bir figür. Yan çizgileri kırmızı ile pekiştirilmiş. Orta boşluklar ise, sarı ve yuvarlak fırça darbeleri ile doldurulmuş. Bir küçük mavi fırça darbesi de bu resmin kenarında yerini almış. Mezopotamya’nın topraklarında doğan ve bir gün kuşkusuz tümüyle bizim olacak olan ülkemizin ulusal renkleri.. Maviyse sınırsız özgürlüğün kıvılcımı niyetine içlerine düşmüş..

Evet, renklerimizi düşlüyorum.. Gözyaşlarımızın dahi mermiye dönüştüğü, hüznün ve sevincin, umudun ve umutsuzluğun kol kola fırtınalar yarattığı karmaşık duygular ikliminde; ille de bize, cesaret ve ısrarcılığımızı bileten ufkumuz!... Kızılı değil midir, bin yıllardan bu yana gelen direncimizin yapıtaşı. Yeşili, her daim bahar yanımızı taşıyandır. Sarı güneşimizken, beyaz arılığımızı ve barışçıllığımızı simgeler kendi dinginliğinde.. Bu tutkunun zenginliğinde buldum seni sevgili!.

Söyle bana! Bu düşlerle gitmedi mi, güneşe gidenlerimiz? Mezartaşları bile olmayan binleri sınırsız göğsünde kucaklayan kürdi topraklar için.. Bu topraklardan taşınan bir kırıntı ve mezartaşsızlarımızın ruhunun gizemi değil mi? Yüreğimin yangınını körükleyen..

Hayatın tezatlığına bak sevgili!.. Bugün, Hiroşima’ya atom bombasını atan pilotun öldüğünü yazıyor gazeteler. Ölüme giderken bile cesedinin korkusunu yaşıyan bu “zavallı”nın.. “Mezartaşsız” olmak istemiş. Susturduğu yüzbinlerin çığlıklarından, ruhunun dinginliğini koruyabileceği sanısıyla... Öldükten sonra bile protesto gösterilerinin korkusunda..

İnanıyorum!.. Ki bir gün, benim ülkemde –değil sadece insanlarıyla- dağları ve nehirleriyle bile tanıklık edecek.. Tarihten beri Mezopotamya’nın çocuklarına çektirilen açıların ağırlığından ürküp, “mezarsızlaşmak” isteyenlere!..

İşte o zaman sevgili! Ben, herkesin “kendi” olabilmeyi kayıtsızca soluduğu ülkemizin baharında, seni ve özgürlüğümüzü daha çok isteyeceğim.. Geleceğim. Eteklerimde çocuklarım!.. Dicle, Şilan, Rengin, Berçem, Robin, Kendal ve henüz adını koyamadıklarımla...

02.11.2007

Yorumlar (3 gönderildi):

a.a. .. 09 Apr, 2008 12:21:28
avatar
''Bu düşlerle gitmedi mi,güneşe gidenlerimiz''Sen ! Dicle CAN;bana halkımın yüreğindeki alyuvarlar ile ak yuvarların hayata bakış açısını kendi dilin'le,kaleminle ve o yüce yüreğinle anlatmak istiyorsun.
Benim dağlarımdan çıkan,ovalarıma hayat veren ve doz'umun timsalı olan SEN DİCLE ve benzerin olan FIRAT ! halkımın CAN damarı,hayalimdeki ÖLÜMSÜZLÜK..
Topraklarımda DİCLE ile FIRAT ve eklenince yanlarına bir CAN ! halkım adına minnettarım ben...
a.a. .. 10 Apr, 2008 08:00:37
avatar
Dicle CAN'nın kösesini okurken,metin Aktaş'ın yazmış olduğu DİCLE kitabına bir göz geçirdim.Nasname'nin DİCLESİ ve M.Aktaş DİCLESİ arasında o kadar ortak vurgular ve benzer gerçekler var ki,DİCLE kitabını tekrar okumaya ve anlamaya çalışıyorum.Doz yayınları tarafından çıkarılan bu eser bence okumaya değer.Nasname Dicle Can'ı kürdistan ve Kürdleri şiirsel bir yazı sitiliyleta anlatımı,duygularımızın hoplanmasına,beynimizin yeniden düşünmesine,benliğimizdeki hataların yargılanmasına bir uyarı ve özdenbir haykırıştır diyebilirim.Metin Aktaş'ın DİCLE eserinden bir alıntıyı yazmadan kendimi rahat hissedemem ''Kıyımların,sürgünlerin felç ettiği bir geçmişin karasabanları ile kirli savaş sarmalındaki dramlar yumağının romanı ve gelecek zamanlarda asılı duran bir aşkın hikayesi;bir insanlık tragedyası''sözleri ve Dicle Can'a benzerliği,tarihsel olayları, içten gelen bir duygunun ! kendi halkına dalga dalga yayıldığını hayal etmek ! bir yazarın en büyük düş'ü ve sermayesi......
xort ciwanbû .. 13 Apr, 2008 04:58:43
avatar
Zimanê xelkê Mesopotamia de sê bêjeyên balkêsh henin; "xweda","xweza","xwedî".Her sê bêje serdest û hêzdarin. Bi xezeb û kêm rehmin, kêm baxshandivanin. Dilên wan hishk û kevirin, evîndarên xwînê û kujtinênin.
Mirin dayika hestên wê erdê ye,ku dihêle konê jiyanê li ser hîmên lawaz avabibin.Rê û xacherêkên wî welatî wek labîrenta cinanin, ku car caran em pêrgî periyan jî dibin li wir.
Chi bêjim , we xwastiye dîmenekî ji rastiyê li ser wê xakê ji me re biresmînin. Bila pênûsa we her chalak be!

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin