Aziz Gülmüş
Kûrmê Darê, Pisikê Malê -Evin Kedisi, Ağacın Kurdu
Ama Hoca’nın öfkesi bitse de ortada işlenmiş bir suç vardı ki buna kamu davası açılmak zorundaydı. Eve henüz gelmişlerdi ki kapı çaldı. Gelen Nasname’nin ağır abisi Berzan’dı. Bu da nereden çıktı demeyin, hikâyelerde böyle tesadüfler çoook olur. Ortamda Bağdat kadar gergin ve Diyarbakır kadar sinirli bir hava görünce olayın aile içi bir sorun olmaktan çok toplumsal bir boyut kazandığını anlamıştı.
İNeGe Bak (!)
Bir de biz babaların çocuklarımızı yüceltirken kendimizi aşağıladığımız anlar da olur. Mesela; oğlumuz için “Çok akıllıdır eşek oğlu eşek” (Ne eşeğin ve ne de dehşık’ın akıllı olduğu görülmemiştir ama evrimleşip iki ayaklı olunca değişiyor demek) Tam tersi durumlar da olmuyor değil. Yine başarısız bir işten dolayı hep “Ya bu adam olmaz ! vallahi tam eşek !” dediğimizde bazen eşeğe hakaret ettiğimiz de olur. ...Tajdincan: Nasnamede Darbe (!)
Alfabetik sıraya göre önce Mizah yazarı ve Şükrü'nün akrabası olan Aziz GÜLMÜŞ aranır. Gecenin saat 03,30'u. Xoce elleri arkadan bağlı ve telefon ahizesi ağzına doğru götürülür :"Elooo !!! Eziz bax benım babam görev değişikliği yaptıx bundan sonra Süleyman Başvekil tamam mı? artık onun talimatlarını yerine getireceksiniz." Aziz uyku sersemi bir halde olduğundan söylenenleri anlamakta güçlük çeker : "Yahu abe sen ne diyisen ?" der. Daha sonra Sülo telefonu alarak :"Söylenenleri duydun ! bundan sonra bize çalışacaksın, kriz nedeniyle de maaş ödeyemeyeceğiz ona göre" Aziz itiraz eder ama çete oldukça kararlıdır. Telefonu Berzan alır gür bir o kadar hırçın bir sesle adeta ültimaton verir: "Bak Eziz Xoce elimizde, eğer söylenenleri yapmazsan onu öldürürüz, sonra da gelip senin diğer tekerini de patlatırız o zaman göt üstü oturursun ona göre !" Aziz mecburen söylenenleri kabul edip: "Tamam Xoce'ye karışmayın ne yapmam gerekiyorsa yaparım" der. ...Saat Kaç ?
Hepimizin bildiği kol saati… şimdiki nesilin neredeyse unutacağı, hatta sadece müzelerde görebileceğimiz “vakit ...Aziz Gülmüş : Kırığın Duası
Walla Xoceyê delal sıkı dur ben de geliyorum ! ilk işim oradan bir kaç bilet alıp, kazanacağımız ikramiye ile Avrupa kazan biz kepçe içinde dolanıp duracağız, yılların kahrını, jehr-u zıqqumunu üzerimizden atacağız. Yaşayamadığımız baharımızı, koklayamadığımız gülleri, yiyemediğimiz yemekleri yiyeceğiz ve hatta söz veriyorum "Kuru Fasulye ve Pilav ayrıca yanında kurusoğan bile ısmarlayacağım sana" Saçlarını bir güzel boyatacağım, en kral elbiseleri giydireceğim, İtalya marka ayakkabılar da benden, seni bu fakirlikten kurtaracağım söz ! Seni öyle bir yakışıklı yapacağım ki, Halis AÇAR bile seni kıskanacak (Zaten iki de bir bana: "Ben Xoce'den daha yakışıklıyım, Xoce moruklaşmış, pili bitmiş, beni de kıskanıyor" diyor, bakalım kim kimi kıskanacak göreceğiz. ...Allah Wekil Diyarbekir (4) Bênamus Hemo
--Evdo’nun çaylari akşamdan kalmadıııııır! Bardaxlari eyi yıxami zehirlenırsıııııızzz ! Evdo yıxanmiiiii !! cünübet dolaşiii ! çayıni içmeyiiiiin! heramdıııııırrr ! diyerek kaçardı. Abdulkadir de peşinden onu kovalardı. Fırsat buldukça bu hareketlerini günde 3-4 kez tekrarlar ve “Patron” Abdulkadir’i canından bezdirirdi. Sonunda Abdulkadir dayanamaz ve Hemo’yu tekrar işe alırdı. ...Allah Vekil Diyarbekir (3) Tavuk Kaz'a Bakmış
Sonra “Kim daha fazla içer” muhabbeti başlıyor. Karga Şêğo : “Bi otırışta on şişe içebılırem” dediğinde, Kıloç hemen atılıyor “Oğlım iki şişe biraya Leyla olisan, sen kim, içmax kim ?” bu söz üzerine iddiaya giriyorlar, ben “yapmayın, etmeyin” diyorum ama dinleyen kim ? ve bir bir açılıyor bira kapakları… tabi onların umurunda değil çünkü ısmarlayan benim. Kıloç üçüncü birada mevta olduğunda kankası Karga Şêxo : “Oğlım Kıloç sen bu alemde benle baş edemezsen ! sen hevuz olmişsan ! “Tavux Kaz’a baxmiş göti yırtılmış” dediğinde kahkaha tufanı kopuyor. ...Qereçi Hikayeleri
Binlerce yıllık Kürd tarihinde kültürel taşıyıcılık özellikleri bakımından önemli bir yer tutmaktadır qereçiler… Çoğunlukla göçebe bir hayat sürdürdüklerinden her yörenin müziğine, folklörüne, yaşam biçimine aşinadırlar bu esmer tenli insanlar… Tıpkı bir bal arısı kıvamında çiçekten çiçeğe konup her yörenin sosyal yapısını alıp bunları başka toplumsal yaşamlara taşımaktadırlar. Kimi yörelerde bunlara“Aşık, Cingene, Mıtrıp, qereçi” isimleri ile anılmakla beraber; hazır cevap, ısrarcı, çalışkan, iyi müzik yapan, elinizdekini sizden zorla alabilen, aynı zamanda evlerinde de çok misafirperver olan yüreği kocaman insanlardır. ...Halis Açar, Her Kapıyı Açar
Oldum olası yeğenlerimden ablamın veya kız kardeşimin çocuklarını, ağabeymin çocuklarından daha çok sevmişimdir. Yani Xwarzê’ler bana daha yakın ve sıcak olmuşlardır. Hele o “Dayı” ve kürdçe “Xalo” demeleri her zaman yüreğimin derinliklerine işlemiştir. ...Allah vekil Diyarbekir (2) Paramızi çöpe atmişix..
İşte yabancıydım şimdi kendi şehrime… Yol boyu lüks alış veriş merkezleri, haram para ile yapıldığı her halinden belli lüks villalar, siteler, cıncıklı bıncıklı apartmanlar, bahçeli, şelali lokantalar, İstanbul’u bile kıskandıracak park ve bahçeler… yüreğim daralıyor, kendimi yabancı bir şehirde sanıyorum, kısa mini şortlu genç kızlar, küpeli lawuklar, tenis kortları, yüzme havuzları … aaxxx Diyarbekirim ax ! sana da zehirli hançerini sallamışlar bu haramzedeler… ...Azizim Aziz Geldi. Hoş Geldi Sefa Geldi...(Allah Vekil.. Diyarbekir..)
İçimiz dışımız Ergenekon oldu Eziz.. Kurban nerdesin, dedim. Benim Aziz'im İstanbulistandaydı. Gündüz orda, gece Diyarbekir'deydi. Yıllar sonra gitti. Way mala min.. İnsan vatan içinde vatansız mı olur? Oluyor işte.. Azizim Diyarbekir'e gitti. Geldi. Tekerden sonra, farlarından da oldu. Way ez heyran Eziz... Hoş geldin. Sefalar getirdin. Bakın bu kasvetli havalarımıza ne de hoş şeyler getirdi. Erxanili Xalo ile başladı. 'Gelo ewder ne Erxanî ye?..'...Mars'da Hayat İzleri / Kars'da Havar Sesleri
Müttfikleri İsrail de krizi girdiğinde “Ulaannnn çabuk bana Abdulkerim’i, Abdulcabbar’ı, Seyyid Bin Rıza’yı getiriiiinnnnn!” diyecek. Eeeee Türk ağabeylerimiz de onlardan geri kalır yanları mı var? “Ooooofffff başım çok ağrıyor...Ki Kır Kiiii?!...
Artık memleket hasretini daha az duyar oluyorum. Ahhh bir de eşek olsaydı ne güzel olurdu… Sabahları o müthiş ötüşü ile yataktan çocuklar gibi neşe ile fırlıyorum ve balkondan aşağı bahçeye bakıp dakikalarca horozumu seyrediyorum. Hele o “Ki kır kiiiii !!!!” diye ötmesi beni acayip mutlu ediyor. ...Xırsız Vaaaaaar!!!!!....
Hafif atlatmıştık ama sigarasızlığı nasıl bertaraf edeceğimizi de bilmiyorduk. O sabah herkese istihkakı olan sigara dağıtıldı. Ben pas geçildim. Sami istihkakını aldıktan sonra gözlerime gülümseyen bir ifade ile bakıp “Sen merak etme kendi istihkakımdan gizli gizli veririm” der gibi başını salladı. ...Salih Ve Nesalih
Şimdi sizlere önce bir hikaye anlatıp, ondan sonra da esas konuya geçeceğim. Bizim köyde Mehmet Salih adında yaramaz mı, yaramaz bir çocuk vardı. Köylüler bu Mehmet Salih'ten illallah etmişlerdi. Köylülerin tavuğunu, hindisini çalıp kuytu ve ıssız yerlerde pişirip yerdi. Yani anlayacağınız her türlü pisliğin içinde muhakkak bu Mehmet Salih'in parmağı olurdu. Köylüler de :"Köpeğin değil de sahibinin hatırı vardır" diyerek bütün bunlara göz yumardı. Arada bir şikayetler geldiğinde de babası bunu sopayla öldüresiye döverdi. Ancak bizim Mehmet Salih yediği bütün dayaklara rağmen bu huyundan asla vazgeçmezdi. Daha sonra işi ilerleterek köydeki kadınlara ve hatta küçük kız çocuklarına tacizde bile bulunmaya başlamıştı......Çin Depremi ve Nasname Yazarlar Şura'sı
Mesela dedi Aziz Gülmüş ve Mizahi sanatını göstererek tüm Nasname Yazarlarını yuvarlak bir masa etrafında topladı. Çok önemli bir konuyu gündemimize soktu. Aslında önce her şey düşle başlar. Benim yakın dönem düşlerimden biri, tüm Nasname Yazarlarını Avrupa'nın bir şehrinde, üç gün, üç gece bir araya getirmekti. Sanki Azizim içimi okumuş da bu düşü kurgulamış. Biz bunun ilk üçlüsünü Berzan Boti ve Süleyman Akkoyun arkadaşımızla yaptık. Bir çok ilki beraber yaşadık. İşte nişanı, ilkkez beraber feriibota bindik. Mercedes ile.. Oturup barında içtik. Tabi onlar bira, ben coca cola. Susuz hemde haaa.. Vala onlar leyla oldu. Ben eski toprağım. Hala ayaktaydım. Sağol, varol Azizim!../Nas-Edi...gûr ê manco haaat!..
Tek göz odada sekiz çocuk iki ana-baba tam on kişi kalıyoruz. Oda biraz büyükçe ama yine de yatarken sıkıntılar çekmiyor değiliz. “Ser û quno” dediğimiz yöntemi uygulayarak sığmaya çalışıyoruz. Biliyorum soracaksınız “Ser û quno” yöntemi nedir? diye. siz sormadan ben yanıtlayayım . İki kişiye bir yatak serilir, birinin ayağı diğerinin başına gelecek şekilde ters istikametlerde yatılmasıdır “Ser û quno”. ...Goşist Elo
Yaşlı hacı karakola alınır, sorgu ve ifadelerden sonra serbest bırakılır. Eve geldiğinde komşular, dost ve tanıdıklar geçmiş olsun ziyaretleri için evine doluşmaya başlamış. Hacı, gelenlere hem olayı anlatır ve hem de oğullarından dert yanar : ...Wêêê Abê Yanlış Oldi?
Başlığı görüp de “bu da nereden çıktı ?” dediğinizi duyar gibi oluyorum. “Wêêê !!! abê yanlış oldi !” Diyarbekir’linin yaptığı yanlışlık karşısında “özür” dilemesi gibi kabul edilir.Ama daha “Sosyete” çevrelerde “kusura bakmayın yanlış gördüm” veya “sizi bir arkadaşa benzettim” şeklinde nazik bir dil kullanılır. ...Ya Şêx !..
Çocukluğumda rahmetli babamın başından geçen hikayeleri dinlerken bir film izliyormuş izlenimine kapılırdım. Hikayede geçen mekânları ve insanları çok yakından tanıyormuş gibi olurdum. O kadar güzel bir dil ve üslup kullanırdı ki, hikaye bittiğinde büyük bir hüzün kaplardı içimi. Keşke hiç bitmeseydi dediğimi anımsıyorum. ...Hakkında
Aziz Gülmüş
Diyarbekir’in Mardinkapısında sekiz çocuklu ailesinin altıncı çocuğu olarak doğdu.İlki orta ve Ticeret Lisesi Eğitiminden sonra Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü, ardından Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesini okudu.
1980 Askeri darbesinde 27 ay cezaevinde yattı. Çeşitli kamu,kurum ve kurluşlarında eğitimci olarak görev yaptı.
Öyküleri çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlandı.Yazmaya uzun yıllar önce başlamasına rağmen ekonomik imkansızlıklar nedeniyle yazdıklarını kitaplaştıramadı.
Evli ve altı çocuk babası olan Aziz GÜLMÜŞ, bu kitapta ağırşıklı olarak kendi yaşamından kesitler sunmakta ve tanık olduğu olaylara kendi bakış açısıyla yorum getirmektedir.
Gülmüş, halen www.nasname.com sitesinde mizah makale yazarı olarak yazılarına devam etmektedir.
Küçedeki Sesler kitabı Nasname Yayınları arasında çıkan ilk kitabıdır.
