Bucak'a karşı silahlı eylem konur ama başarısızdır. Eylem hem zamanlama, hem de taktik açıdan ben, [Baki Karer] Cuma, [Cemil Bayık] Davut [Resul Altınok] ve Hayri [Hayri Durmuş] tarafından eleştirilir. Ama iş işten geçmiştir. Bucak tüm gücüyle Hilvan köylerine saldırarak tam bir terör estirir. Kadro ve sempatizanlar zorunlu savunmaya geçer. Fakat birbiri ardına yakalanırlar. Halk panik içindedir ve PKK’ye destek vermez. Sempatizan kitlede bile Hilvan ve Siverek'i terk edişler başlar...
BDP; dayandığı tabanın düşüncelerini, beklentilerini yansıtmış olsaydı ve kendi iradesiyle hareket edebilseydi, kuşkusuz farklı bir tutum benimserdi. BDP içinde bazı insanların (yönlendirilme ve direktif olmasaydı) Anayasa değişikliklerinde ”evet” oyu kullanması kaçınılmazdı. Bu nedenle de oylamalara katılmayarak fire vermenin önüne geçildi. ...
Parti ve UKH’miz üzerinde son yıllarda bir silindir gibi geçirdiği tasfiyeci-hain pratiği ve girişimlerinden sonra, işlerinin çok yolunda gittiğine inandığı bu nedenle de açık işbirlikçiliğe soyunduğu bir sırada, onu suçüstü yakalamıştık. Kendine “Parti Önderliği” sıfatını yakıştıran zat, Haziran ayında Türk Sömürgeci basına verdiği röportajlarda en uyuşmuş beyinleri uyaracak, en kör gözleri bile açacak kadar pervasız bir tasfiyecilik ve ihanet örneği sergiliyordu. ...
Ciddi bir fuhuş olgusu var İran’da. Neredeyse iki evden birinde fuhuş yapılır olmuş. İnsanların ahlaksızlığından değil, ağır yoksulluktan. Bakın, Şah zamanında fuhuş evleri belliydi ve herkes bilirdi.
Ama şimdi girdiğin bir evde ne ile karşılaşacağını bilemiyorsun. Kadınlar çocuklarına günlük yiyecek yedirmek için fuhuş yapmak zorunda kalıyorlar. Fuhuş İran’ın ciddi bir realitesidir.
...
Apocuların sizden çok sizleri sömüren, ezen ve katleden devletlerin istihbarat örgütleriyle ilişkileri vardır. (devrimciler kapitalist ülkelerle ilişki kurabilir ama istihbaratlarıyla değil) “Halk Savaşı” adına halka karşı bir savaş veriyorlar. Bilinen nedenlerden dolayı örgüt dağılıyor. Ayrılan arkadaşlarını “ajan” ilan edip öldürüyorlar. Apocu şeflerin “ajan” ilan etmedikleri herhangi bir parti veya örgüt kalmamıştır. Sosyalist ülke komünist partileri dâhil “emperyalizmin uşakları” ilan edilmişlerdir. Cigerxwîn gibi bir şair, Şıvan gibi bir ozan dahi “hain” ilan edilmişlerdir...
1978-79 yılları arasında Nizip`te bir tane dahi faşist militan bırakmadık. Peş peşe silahlı suikastlarla onları saf dışı bıraktık veya oradan kaçırttık. Eylemleri gündüz ve şehir ortasında gerçekleştiriyorduk. Hiç kimse aleyhimize şahitlik yapmaya veya ihbar etmeye cesaret edemiyordu. Polisler şehir içi devriye görevi esnasında bizi görseler bile görmemezlikten geliyorlardı. Apoculuk korkusu onları da sindirmişti....
18-Celal: (Vartolu) Lolan’da tutuklandı. Kaçan Süleyman’ın (Baki Karer) gardiyanı olduğundan işkenceye yatırıldı. Diyarbakır Zindanlarında uygulanan işkence yöntemlerinin tümü bu arkadaşa uygulandı. Tırnakları kesildi, iğne batırıldı, ayakları patlatıldı...İdam kararını infaz etmek için Davut’un bulunduğu cezaevine götürülerek yolda kayıp oldu. İşkenceyi yapan Fuat’tı:[Ali Haydar Kaytan]....
Cuma kendisine verilen yetkiyi kullanarak Kesire'yi Mazlum'un yanından ayırarak başka bir yere yerleşmesini sağlar. Ve hemen arkasından da soruşturma açar. Bölgede ve yazı kurulunda sorumlu kadrolar Kesire'nin şaibeli biri olduğunu söyleyince Cuma[Cemil Bayık] soruşturmayı daha da derinleştirir. Kesire’nin yazı kurulundan habersiz Antep milyonerlerinden birinin (H.Neyir'in)) kendisine kiraladığı bir apartman dairesinde zaman zaman yattığını, Antep Tümen komutanıyla metres hayatı ......
O zamanlar Siirt öğrenci Yurdunda Apocu arkadaşlarımız kalıyorlardı. Tüm öğrenci yurtları sağ ve sol görüşlü öğrenciler arasında bölüşülmüştü.
Siirt öğrenci yurdundaki arkadaşlar bizi misafir ettiler. Sonra, ikimizi ODTÜ’de okuyan Abdullah Öcalan’ın yanına götürdüler......
ÖLDÜRÜLENLER:
Davut [Resul Altınok] bunları haykırdıkça Onlar işkencenin dozunu artırıyorlardı. itiraf etmeliyim ki; Ben, yaklaşık üç yıl sömürgeci Türk Devletinin Zindanlarında kaldım, ama böylesi işkence ve metotlara tanık olmadım. (Tabi ki böyle direneni de) Davut, daha önce yaklaşık olarak doksan kilo idi. Ama Onu gördüğümde tanıyamadım, bir deri-kemik kalmış kırk zor gelirdi. Zübükzade Fuat [Ali Haydar Kaytan], tüm istikrarsızlığını, ağır bunalımını ve vaftiz olması için tüm iğrençliği ile bu işkencelerin başgardiyanlığını yapıyordu.
...
Öldürülmesi şaibeli olan ve PKK tarafından sembolleştirilen Haki Karer'in kardeşi ve PKK kurucu kadrolarından Baki Karer'in 01 Aralık 1985 tarihinde Kamuoyu ile paylaştığı PKK'nin kuruluş dönemi ve sonrasını anlatmakla beraber tarihe tanıklık eden bu belgeyi bilgi ve takdirlerinize sunuyoruz. ...
Adam kazanma metodu şudur: Kişinin toprakla aile ile toplum ve Devlet ile tüm ilişkilerinin kökten koparılması bunun için tüm yolların, yöntemlerin mubah sayılması. Bu metot Apocu’lara yüz kişi “kazandırmışsa” düşmana da binlercesini yakalatma yolunu açmıştır. Yüzlercesinin işkenceden geçmesine, elinin üzerin de kişinin idam yemesine ve binlercesinin teslim olup, çete olmayı kabul etmek zorunda kalmasına yol açmıştır. Bölgede inanarak, gönüllü olarak katılmış veya Apocu’larca kazanılmış tek bir insan yoktur. ...
Haki Karer arkadaşın vurulduğunu orada Kurtuluş örgütünün liderlerinden olan Ali Demir’den duymuştuk. Bu habere çok üzülmüştüm. Bir-iki hafta sonra yanımıza Antep'ten, Numan Uçar ve Rıza Altun (Şirket) geldiler. Haki’yi katlettiğini iddia ettikleri Alaattin’i arıyorlardı. Bir baklava kutusu içerisinde 14’lü bir tabanca da getirmişlerdi. Alaattin`i vuracaklardı. Tüm araştırmalarımıza rağmen, şahsı bulamayınca tekrar Antep’e döndüler....
Musa Anter`in kızı Rahşan Yorozlu’da, Hürriyet gazetesinden "tetikçi gazeteci" Ersin Kalkan`la birlik olup, benim iyi niyetimi suiistimal edenlerdendir. Karşılaşmamız esnasında saygıda kusur işlemediğim halde, babasını öldürdüğüme dair bir kelime dahi söylememe rağmen beni Musa Anter`in katili ilan ettiler. Olayın planlayıcıları belli, olayda kimin ne rol aldığını en ince ayrıntısına kadar açıklamış, tetikçinin halen nerede ve ne yaptığını deşifre etmiş olmama rağmen, birileri ısrarla hâlâ beni "Musa Anter`in katili" olarak göstermek için özel bir çaba gösteriyorlar......
Hâlbuki 1993’lerden sonra daha işin başında iken JİTEM’den ayrılmak istediğimi Abdullah Öcalan’ın ailesinden insanların aracılığıyla kendisine iletmiştim. Ancak “Serok”tan aldığım “emir” “olduğu yerde kalsın ve işine devam etsin daha sonra düşünürüz” oldu! JİTEM’de kalmamı isteyen Öcalan’ın bunda bir günahı yok mu? Neden kimse bu durumu sorgulamayı akıl etmedi? Abdullah Öcalan neden o kadar çok seçenek varken, sadece orada kalsın dedi?...
Kayıp Yakınlarının umudu Aygan ve Nasname oldu ve olmaya devam ediyor.
Yakın bir zamanda bizleri arayan ve bizzat konuştuğumuz Mehmet Özdemir'in kardeşi Ali Mert, her türden umudun kestikten sonra bize (Nasname Kayıplar Bölümü)'ne ve Aygan'a umut bağladı.
...
Kayıplar Dosya'mıza Kalender Şahin de kardeşi Aydın Şahin'le ilgili bilgi yolladı. Biz Aydın'ı da, Kalender'i de iyi tanırız. Kalender; kardeşi ve onunla beraber Kayıp ettirilen arkadaşlarını yıllardır arıyor. İlk gün bize geldi. Biz Kayıp edenlerin adresini verdik. Ve ona dosdoğru söyledik. Artık Kalender'i de Aydın'ı da tanımayan yok. Ama Kaybedenler 'Sağır Sultan'ı oynamaya devam ediyor. Biz usul gereği sayın Kalender'e de yer vereceğiz. Ve sayfasını da Nasname'mize alacağız. Selam ve başarı dileklerimizle /Nasnamenews/Kayıplar Bölümü...
Kayıplar Dosyası çalışmamız başladı. Mahsum (M. Emin UNAY)'la başladık. Özdemir kardeşlerle 2 ve 3 diye devam edeceğiz. Kayıplarınıza sahip çıkın. Kayıbımız Ayıbımızdır. Onlara bari bu kadarcık iyiliğimiz olsun. Selam ve saygıyla. Nasnamenews/Kayıplar Bölümü...
Kod Adı : Küçük Serhat veya Ferhat Dersim
Doğum Yeri / Tarihi : Pertek - Tozkoparan (eski adı Tanz) - 1972
Kayıbını Arayan : Zeycan Özdemir (Annesi)
1996 yılında Avrupa üzerinden katıldı. 1998 Mayıs'ında Pervari'de şehit olduğu söyleniyor. Yine aileye verilen bilgiler doğrultusunda gidildiğinde, orda olmadığı söyleniyor. 2001 tarihinde alınan başka bir bilgiye göre sağ olduğu söylendi. Halen akibeti bilinmiyor.
...
Biz, ülkemizde isimleri Türkçeleştirilen yerlerin yeniden gerçek adlarına kavuşmasını istiyoruz. Bu konuda çalışması veya projeleri olan her kurumla da dayanışma içinde olacağımızı bildiriyoruz. Bu konuda bilgi ve önerileri olan herkesin bizimle ilişkiye geçmesini ve bilgilerini bu dosyamıza aktarmasını temenni ediyoruz. ...
Bu KAYIPLAR DOSYASI'nı açacağımız zaman bir çok kesimin uykularının kaçacağını tahmin ediyorduk. Ancak 'Biz nereye vuruyoruz, nerden ses geliyor?' bunu anlamıyoruz. Nihayetinde biz de etten/kemikten ve sinirden mütteşekil insanlarız. Bazı kel alaka okuyucuya da cevap verdik. Bir defa; Ferhat TEPE yazacağımız yerde Metin yazmıştık. Bu birinci özrümüz. İkincisi de -hemen sinir atına binip- bazı gereksiz okuyucu ve gereksiz konular yanıt verdik. Bu da ikinci özrümüz. Ve bu konuda daha dikkatli olacağız. Evet, Mahsum (Mehmet Emin UNAY) Mahsum Kızıltepe ile devam edeceğiz. Ve özel bölüm açılınca hepsini bir arada da vereceğiz. Selam ve saygı ile /Nasnamenews/Kayıplar Bölümü...
Taraf Gazetesinin "Dolar Milyoneri İki General" haberi üzerine; hafızaları tazelemek adına biz de Nasname arşivinden bir "HOLDİNG" haberini güncelleştirmede yarar gördük. Taraf'ın "Dolar Milyoneri İki General" haberi, aynı zamanda bize12 Eylül Darbecilerinden TAHSİN ŞAHİNKAYA'yı anımsattı! Manisalı bir Berberin oğlu olan Tahsin Şahinkaya, dünyanın en zengin ondört Generali arasındadır. Bunu bilen veya bu zatın nice olduğu, ne yaptığını bilen var mı sahi?...
Hâlbuki ben daha JİTEM'de çalışırken bile Abdullah Öcalan’a haber yollayıp, bu buradan ayrılmak istediğini iletmiştim. Fakat Öcalan; "şimdilik ayrılmasın, işine devam etsin" diye cevap yollamıştı.
Gerçek savaş suçluları Kürdistan'da cirit atarken, bazılarının; "savaş suçlusudur, yargılanması gerekir" diye çığırtkanlık yapması beni çileden çıkarıyordu. Ancak bir yıldan sonra kendimi savunma imkânı buldum. ...