Anasayfa | Dosya Haber | A.Aygan: JİTEM; MHP'yi Kürdistan'a Taşıdı!

A.Aygan: JİTEM; MHP'yi Kürdistan'a Taşıdı!

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image

Nasname Röportaj/Aygan: Bir söz vardır; ''Şeytan ayrıntıda gizlidir'' diye. Atilla Kıyat ne söylüyor? ''Faili meçhul cinayetler Devlet politikasıydı, üsteğmen veya yüzbaşı kendi kafasından bu icraatları gerçekleştirmemiş'' diyor. Bunu doğru söylüyor. Benim yıllardır söylediklerimi tekrarlıyor. Fakat işin içinde başka bir ''Çapanoğlu'' yatıyor...









Tarih bilinci, geçmiş, gelecek ve bugün arasındaki etkileşimin bilincinde olmakla oluşur…

Bu günü anlamak için, geçmişte olup-bitenler ve bu olup-bitenlerin bu güne yansıttıkları/aktardıkları bilinmek zorundadır.

Bu gün sahip olduğumuz yeni bilgilerin ışığında geçmişe yolculuk yapma ve bize dayatılan/benimsetilen “yanlış tarihi” yeniden ve doğru bir şekilde kurma olanağına sahibiz.

Geçmişten günümüze nasıl ve neden gelindiği bilgisine sahip olduğumuzda, geleceğin nasıl olacağını öngörme olanağına da sahip oluruz. Çünkü toplumsal/tarihsel olaylar belli yasalara göre işler.

Bu yasaların bilincinde olmakla sadece geçmiş ve bu günü değil, geleceği de öngörme olanaklı olur. Geleceği öngörme olanaklı olduğunda ise, olmasını istemediğimiz olaylara müdahale etme, yani tarihsel gelişime uygun olmayan yanlışları ayıklayarak tarihe/geleceğimize etki etme şansına sahip oluruz…

A.Kadir Aygan’ın, zamanında gerekli etkiyi göstermeyen açıklamaları, bugün başka birileri tarafından dillendirilirken insanları şaşırtıyor(!) ve olağanüstü bir ilgi görüyor.

Ortaya çıkan ve kimi çevreleri şaşırtan olayların daha sağlıklı anlaşılması ve aynı zamanda tarih bilincinin oluşması için, sık sık Aygan ile röportajlar yapıyoruz.

Özgür Bireyler Topluluğu olarak amacımız, hafızaların silinmesine izin vermemek, egemenler istediği zaman değil, ezilenler fark eder etmez doğruları dillendirmek ve bugüne gelinceye kadar nelerin yaşanmış olduğu hakkında bilgileri tekrarlayarak hafızaları canlı tutmaktır.
 
Egemenlerin geçmişi unutturma kararlılığına karşı biz de geçmişi unutturmama noktasında kararlıyız. Geçmiş ve bugün arasındaki ilişkiyi sağlıklı kavradığımızda, gelecekte bu tür çirkin ilişkilerin yaşanmaması için katkı sunabiliriz ancak. Bu sorumluluğumuz gereği son olayları Aygan ile konuştuk ve bu röportajı okuyucularımızla paylaşmak istedik…

NASNAME
……………………………………………………………………………………………………………………………...................

Nasname: Abdulkadir, senin de bir elemanı olduğun JİTEM Terör Örgütü’ne ilişkin açıklamaların, mahkeme tutanaklarına geçmiş olmasına rağmen, Türk Aydın’ları tarafından genellikle görmezlikten gelindi. Ancak, Emekli Koramiral Attilla Kıyat’ın “Faili Meçhuller bir devlet politikasıydı” açıklaması, birçok gazeteci, yazar ve aydının ilgi odağı oldu. Sanki Attilla Kıyat yeni bir şey söylemiş gibi sarıldılar... Neden?

Aygan: Özel Harp Dairesi’nin bir projesi olarak kurulmuş olan JİTEM teşkilatının yapısını, somut delilleriyle gözler önüne sergilemeğe çalışıp, hakkında, sayısını benim de unuttuğum, bir sürü açıklamalar yaptım. Resmi Maaş Bordrosu’nu deşifre ettim. JİTEM tarafından infaz edilen ve toprakaltı edilen insanlarımızın kemiklerine ulaşılmasını sağladım. Fakat bazı sözüm ona Aydın ve Sivil Toplum Kuruluşları, devlet yetkilileri ve Yargı, hep “Üç Maymun”u oynadılar.

Nasname: JİTEM/PKK’ye ilişkin açıklamalarını neden görmezlikten gelindi?

Aygan: Benim açıklamalarımı görmezlikten gelip, Emekli bir Koramiral’in açıklamalarına sarılanlar korkaktırlar. Bunlar hem devletten, hem de PKK’den korkuyorlar. Çünkü Aygan'ın açıklamalarını ciddiye alıp harekete geçselerdi, belki de başlarına bela almış olurlardı. Çünkü egemen güçlere göre Aygan ''eski bir terörist'' ve ''hain'' idi. Fakat Atilla Kıyat -emekli de olsa- bir ''Türk subayıdır''. Bu durumda; tabii ki bir TSK subayının sözleriyle harekete geçmek onların açısından daha avantajlıydı, risksizdi. Bu Türk Aydın(!) tipinin genel karakteridir.

Nasname: Fakat ordunun en üst kademelerinin de karıştığı gizli darbe planlarının açığa çıkarılması sürecinde, bu eleştirdiğiniz gazeteci/yazarlardan bazıları, Genelkurmayla, şimdiye kadar hiç yaşanılmamış bir restleşmeye girdiler...

Aygan: Evet haklısınız. Fakat sözünü ettiğiniz planların deşifre edildiği ortamla, Sıkıyönetim’lerin, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin, Olağanüstü Hal Bölge Valileri’nin ve meçhul tetikçilerin dehşet saldığı ortamı birbirine karıştırmamak gerekir. O dehşet yıllarında, yani, devletin, “Kürd diye bir halk ve Kürdçe diye bir dilin olmadığı”nı topluma zorla kabul ettirmeye çalıştığı dönemlerde, bu sapık zorbalığa karşı, Sosyolog İsmail Beşikçi dışında ses çıkaran bir aydın ismini verebilir misiniz?

Nasname: Maalesef bu sorunuza cevabımız hayır olacak… Ama Türk Aydını/Türk Solu’nun Kürd Sorunu konusundaki sessizliği, sizce sadece korkudan mı kaynaklanıyordu?

Aygan: Hayır. Sadece bu değil. Kemalist sistem, Özgür Birey’in, özgür düşüncenin ve dolayısıyla da gerçek manada aydın kişilerin ortaya çıkmasını mümkün kılacak zemini harap etmiş, düşünmeyi ipoteği altına almıştır. Türkiye’de gerçek manada bir solun yaratılamamış olması, adına sol denilen muammanın, özünde Kemalist Sol olduğu, statükocu olduğu şimdi daha iyi anlaşılmadı mı?

Nasname: Öyle…

Aygan: Türkiye tarihinde statükoya baş kaldıran İsmail Beşikçi Hoca gibi tek tük aydınlar da, ya cezaevlerinde çürütüldüler, ya da sessiz sedasız yok edildiler.

Nasname: Beşikçi Hoca dışında buna birkaç örnek gösterebilir misiniz?

Aygan: Maalesef fazla somut örnek gösteremem. Belki benim bilemediğim, adını duymadığım bu tür aydın olmuştur. Ancak ben şu an hatırlayamıyorum. Ayrıca, Dr. Hikmet Kıvılcımlı olayı/muamması buna bir örnek olabilir diye düşünüyorum... Kıvılcımlı’nın Kürd Sorunu’na ilişkin raporu yıllarca TKP (Türkiye Komünist Partisi) tarafından hasıraltı edildiğini ve bu raporun O’nun partiden atılmasına neden olduğu şimdi biliniyor.

Nasname: Konuyu biraz dağıttık herhalde. JİTEM, Faili Meçhul ve Attilla Kıyat’a dönelim. Kıyat’ın şimdi bunu gündeme getirmesini nasıl değerlendiriyorsun?

Aygan: Bir söz vardır; ''Şeytan ayrıntıda gizlidir'' diye. Atilla Kıyat ne söylüyor? ''Faili meçhul cinayetler Devlet politikasıydı, üsteğmen veya yüzbaşı kendi kafasından bu icraatları gerçekleştirmemiş'' diyor. Bunu doğru söylüyor. Benim yıllardır söylediklerimi tekrarlıyor. Fakat işin içinde başka bir ''Çapanoğlu'' yatıyor. Kıyat bunları söylerken acaba aynı zamanda JİTEM ve Ergenekon Davaları’ndan sanık olan rütbelileri masum, suçsuz gibi göstermeye çalışmıyor mu? Bu konuda dikkatli olmak zorundayız. Kıyat Ergenekon sanıklarını/tutuklularını aklamak için bu açıklamayı yaptı demiyorum, ama açıklamalarının birilerini koruyup kollamak amacını taşıyıp taşımadığı ciddi bir sorudur! Ancak şu kesindir; ister ''Güneydoğu'' diyelim, isterse ''Kuzey Kürdistan'' diyelim; buraya gönderilen rütbeli askerler ve mülki-idari amirler özeldirler, seçkindirler, seçilmiştirler.

Nasname: Peki, Kürdistan’da görev yapacak olanların kimler tarafından belirlendiği hakkında bir bilgin var mı?

Aygan: Kürdistan’a tayin edilenlere uygulanacak olan politikayı ve uygulamayı Genelkurmay ve zamanın Hükümeti ortaklaşa belirler. Her ne kadar Asker belirleyici olsa da, sivillerin de onayı alınır. Bölgede görev yapan subayların üst rütbelisinden tutun teğmenine, hatta giderek uzman çavuşlarına kadar hepsi ırkçı, vesayetçi fikir ve ideolojilerle yoğrularak görevlendirilmiştir. %80’ni Özel Kurslar görmüş, Özel Harp Dairesi’nin çemberinden geçmiş ve geçmişi Ülkü Ocakları-MHP’lı olanlardır. Sadece birkaç örnek vereyim: Ahmet Cem Ersever, Hasan Kondakçı, Abdulkerim Kırca, Zahit Engin.. Bunlardan sadece birkaçıdır. Bunlar; gençlik yıllarını MHP ve ÜLKÜ OCAKLARI'nda geçirmiş, ideolojik olarak hazır olduktan sonra da, Özel Harp Dairesi’nin özel kurslarından başarıyla geçip, subay olmuşlardır.

Nasname: 12 Eylul’den sonra, Kürdistan’da, MHP’nin il ve İlçe örgütlerinin açılması bunların katkısıyla mı olmuştur?

Aygan: Hayır katkı değil, bunlar belirleyici faktör, devindirici güç olmuşlardır bence.

Nasname: Anlatımından, Türkiye’yi Özel Harp Dairesinin yönettiği izlenimini ediniyor insan. Öyle midir?

Aygan: Bundan hiç kuşku duymuyorum. AKP Hükümetini kısmi bunun dışında tutmak koşuluyla, gelmiş geçmiş tüm Hükümetler Özel Harp Dairesi’nin birer kuklası olmaktan öteye gidememişlerdir.''Yiğidi öldür fakat hakkını inkâr etme'' diye bir atasözü vardır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde AK Parti döneminde bir ilk'e imza atılmıştır. Özel Harp Dairesi'nin karanlık mahzenlerine savcılar girebilmiştir. Gelmiş geçmiş hangi hükümet döneminde buna cesaret edilebildi söyler misiniz? Geçmişte, asker ''hüt'' dediğinde S.Demirel gibileri şapkasını bile almadan kaçardı…

Nasname: Sözünü kesiyoruz, kusura bakma. Hükümetlerden söz ettin de... Demirel/Çiller/Güreş dönemi geldi aklımıza. Yani aydınların, demokratların, yurtseverlerin, gazetecilerin ve işadamlarının koyun gibi katledildiği; binlerce faili meçhul cinayetlerin işlendiği dönem... Çiller’in Genelkurmay Başkanı ve diğer güvenlik sorumlularıyla haşir neşir olduğu, ve bunların, devlet adamlığından çok, mafyavari bir çeteleşmeyi hissettirdikleri dönem... AKP hükümeti hiç oralara uzanmıyor, neden?

Aygan: Münnecim değilim fakat gaipten aldığım habere göre ''onlara da sıra gelecek''. Bahsettiğiniz isimlerin dayandığı güç odakları, güvendikleri dağlar birer birer yıkılıyor. Ortalıkta mafyavari örgütlenmelerin kaldığını sanmıyorum. Yani; toplumda siyasi ve sosyal dengeleri etkileyebilecek, ortalığa korku salabilecek bir mafyavari örgütlenmenin varlığından eser kalmadı. Hâlbuki geçmişte ülkeyi Özel Harp Dairesi, MGK, Mafya ve devlet beslemesi çeteler yönetiyordu. Sivil hükümetler birer formalite idi. İçerideki halka ve dışarıya karşı ''bakın biz demokrasi ile yönetiyoruz'' demenin kılıfıydılar. İç temizliğe, geçmişin kirlerinin temizlenmesine ağacın kök damarlarından başlandı. Kök damarlarından sonra sıra gövdeye gelecek. Köksüz kalan, yani; hayat damarları koparılan bir ağacın yıkılması kolaydır. Zaten, mevcut hükümetin samimiyeti ve gücü burada sınanmış olacaktır. Eğer; temizlik işi sadece birkaç general ve albay ile bunların sivil bağlantılarıyla geçiştirmeye çalışırlarsa, bu hükümetin ve demokrasi cephesinin intiharı olur.

Nasname: Evet. Yine kaldığımız yere dönelim. Özel Harp Dairesi ve JİTEM’den bahsediyordun.

Aygan: Şunu diyecektim: Ben, yıllardır, JİTEM'in Kürdlere karşı Devlet (Genelkurmay) tarafından kurulmuş, devletin siyasi figüranları tarafından onaylanmış ve desteklenmiş, Özel Bir Savaş Örgütü olduğunu haykırıyorum. Fakat sesimi duyan, dikkate alan olmadı. Resmi maaş bordromu yayınlattım. Bu bordrolarda apaçık; JİTEM diye yazılmıştır. Bunlara karşı bugüne kadar devletin siyasi veya askeri kanadından herhangi bir itiraz gelmedi.

Nasname: Biz Nasname olarak dikkate alıp yayınladık ve hiçbir Güç Odağı’nın tehditlerine de baş eğmedik, geri adım atmadık.

Aygan: Bunu söylerken elbette Nasname’yi kastetmiyorum. Siz de olmasaydınız, sesimi nasıl duyurabilirdim, şu an kestiremiyorum. Bundan dolayı da sizin yeriniz ayrıdır… Şunu da özellikle vurgulamak istiyorum: JİTEM-Ergenekon ve derin PKK‘nin işlediği suçları açıkladığım zaman, sadece ve sadece, vicdanımın sesine kulak verdim. Halkın ve mağdurların çıkarını düşündüm. Hiçbir maddi menfaat, şan ve şöhret peşinde olmadım. Ailemle geleceğimi garantiye almışken, köşeme çekilip, rahatıma bakabilirdim. Ama bunu yapmadım, tam tersine, kendimi riske attım. Çıkarlarına dokunduğum ve kirli çamaşırlarını ortaya çıkardığım devlet tarafından, iki kez iade edilmem istendi. PKK’de açıklamalarımın etkisini aşağılara çekmek amacıyla halkıma karşı suç işlemiş bir katil ve cellât olarak lanse edildim ve bu konuda başarılı da oldular. PKK’nin bana karşı uyguladığı sinsi politika yüzünden benden sonra bir kişi dahi JİTEM’den ayrılmadı. Bana karşı doğru bir tutum sergilenseydi inanıyorum/biliyorm ki, onlarca kişi JİTEM’den ayrılır ve tüm pislikler ortaya serilirdi. Ama PKK bunu bilerek sabote etti. İşte halkımız bunu anlamıyor, ben de ona yanıyorum…

Nasname: Açıklamaların teşekkürler Abdulkadir ve gerekli gördüğümüz zaman tekrar sana döneriz.

Aygan: Nasname’ye minnettarım ve sizler için her zaman hazırım…


 

Yorumlar (9 gönderildi):

Muzaffer Saglam .. 19 Aug, 2010 11:01:39
avatar
Ben'de hem nasnameyi ve hem de birez Abdulkadir aygani derin-devlet, ergenekon, jitem ve PKK'nin icli-disli olarak Kurd halkina yapmis olduklari o acimasiz fahseti ve karanlik gucunu'de desifre ettilerin'den dolayi candan kutluyorum ve de yapmis oldugunuz bu calisnmalarinizin'da daha'da devamini diliyorum. Cunki bilindigi gibi o acili gecmisli yillar'da derin-devlet, ergenekon, jitem ve PKK'nin karanlik bir sekilde karsilikli olarak surdurmus olduklari bu faaliyetin'den dolayi Kurd halki'nin binlerce yurtsever insani kahpece katledilmislerdir. Tabi'ki bunun devami olarak'da Kurdistan bolgesin'de de hem buyuk ve korkunc tahribatlar yapilmistir ve hem de halkimizin milyonlarcasi'da kendi oz ana topraklarini'da zorunlu olarak'da terk etmek zorunda kalmislardir. Tabiki bununun devamin'da da daha'da baska fahsice iskenceler, zulumler ve katliamlar yapilmistir, cok acimasiz zalimlimlikler yasanmistir. Tabi'ki basta Kurd halki olmak uzere, durust, namuslu, demokrat olan diger halklar'dan da bazi kimi kesimler'de Kurd halki'nin cekmis oldugu bu aciya cok uzulmus durum'da olanlar vardir. Bunlar Kurd halki'nin gercek dostlari ola bilirler diye biliriz. Ama bilindigi gibi bu PKK kanadin'da siyaset yapanlar ornegin BDP vs. gibileri bu duruma karsi cok sesiz kalmislar, bunun icin hicde ne durustce siyasi bir calisma yapmislar ve ne de hukuksal alan'da da hic de bir faaliyet'de de hicde bulunmamislardir. Adamlar sanki bunun desifrasiyo'nun engellenmesi icin'de isleri-gucleri yoktur baska nedenleri gostererek, ornegin; yok PKK'nin seroku Ocalan'in saglik durumunu iyi degilmis, yok bulundugu hucresi saglikli degilmis gibi seyleri gundeme getirmege calisiyorlar. Bununla hem Kurd halki'nin dikkatini ve hem'de basi-yayinin yonunu'de baska tarafa cekmege calisiyorlar. Aslin'da bu konu'da BDP ve PKK icin'de durust olan Kurdlerin buna mudahale etmeleri gerekiyor. Bunun icin bir sorusturma ve arastirma yapmalari zorunlulugu vardir kanisindayim. Bana gore jitem'in desifrasiyonun'dan korkan BDP ve PKK icinde'ki kesimleri bir korku sarmis durumundadir ve bunun ipi'nin kendilerine kadar uzanacagi korkusu heyecani vardir, bunun icin'de bu olayin ustune gitmek yerine, tam tersine hem Kurd halki'nin ve hem de kamuoyunun yonunu baska yone cekmege calisiyorlar. Tabi bu konu'da gerek BDP ve gerkse'de PKK icinde'ki durust olan Kurdlerin'de bu gelismeye katkida buklunmalarin'da yarar vardir kanisindayim.
Sedat UZUNYOL .. 19 Aug, 2010 12:15:12
avatar
Sayın Aygan Süleyman Demirel, Tansu Çiller ve Doğan Güreş'le ilgili soruya "Müneccim değili ama onlarada sıra gelecek" diyor. Burada sayın Aygan'a katkıda bulunmak itiyorum. Sayın Aygan Türkiye'de iki Ergenekon bulunmaktadır. 1- ABD'de bulunan Yaahudi ve Masonların hizmetinde olan Ergenekon. 2- İsrail devletinin emir ve direktifleri ile hareket eden Ergenekon. Bu güne kadar gözaltına alınan, tutuklanan ve hakkında işlem yapılan Ergenekoncular İsrail devletinin Ergenekonudur. İsrail'le Türkiye arasındaki gerginlik ve çatışmanının sebebi budur. Bu çatışma Ergenekon terör örgütüne yapılan operasyonlar sonucu başlamıştır. Henüz haklarında her hangi yasal işlem yaıplmayan veya yapılamayan Ergenekoncular ise ABD'nin Ergenekonudur. Onlarla ilgili bilgi ve belgeler devletin arşivlerinde ve bazı birimlerinde mevcuttur. Bu Ergenekoncularla ilgili operasyonlarında 2011 seçimleri öncesi başlatılacağını tahmin ediyorum. İsrail'e rest çektik ama ABD'ye rest çekmek zaman alacak galiba. Erdoğan bu dik duruşunu sergilediği müddetçe ABD'de nin de yapacak bir şeyi kalmayacak sanırım. Ayrıca verdiğiniz bilgilerle bizleri aydınlattığınız için teşekkürler.
perî .. 20 Aug, 2010 12:07:58
avatar
Pkk hakinda Sizin bazi hakli elestirileriniz var.Ama Akp`nin de diger sistemparileri gibi kurd cocuklarinin katili olduklari onutunuz.
kurdewar .. 20 Aug, 2010 01:58:47
avatar
Sayın UZUNYOL,
Bilinçli bir şekildemi yapıyorsunuz yoksa bilgi eksikliğinden midir bilmiyorum ama bir çarpıtmada bulunduğunuz kesin.Tayib'in dik duruşu filan sözkonusu değil. Ergenekon diye tabir edilen örgüt derin devletin bizatihi kendisidir.Neden deşifre edildi veya bir kaç alt elemanını 'kurban ' verdi o da biliniyor.Öyle Tayib mayibin yapacağı bir şey değil bu, boyunu aşar ve ayrıca o dirayete de sahip değil Tayip.
Olay şudur: Derin devletin paçalarından akan bu pislik efendileri tarafından birilerine temizletilmek üzere verildi. İşte bu işi yapıyor Tayip ve şurekası. Bunun üzerinden farklı bir dezenformatik kirlilik yaratmayın lütfen.
ali .. 20 Aug, 2010 07:48:11
avatar
öncelikle yapılanı görmek zorundayız. mesela başbakan konuşurken chp dersimi yaptı diyor. yani chp dersimi yaptı derken devletin o konuda ki yani chp=devlet formülasununda değil, chp ile şahıslanan bir günah keçisi ile devletin sürekliliğine dair bir şüpheye düşürme hamlesi. itiraz edeceklere hemen söyleyelim başbaknın tek tek tek dediklerin hepsi de chp mirasıdır. ama başbakanın bunlar karşısında ki tavrı bellidir. aynı şekilde dersime kıyanların hedefi ve amacı tek tek lerdi. tek bayrak ve tek millet ve tek marş. peki tek teklerin mirasına sahip çıkarken, kemal kılıçdaroğluna dersimi sorması bu yanılsama ve bu oyunun bir parçasıdır. bunu ergenekona da uygulabilirsiniz
ali .. 21 Aug, 2010 10:55:48
avatar
tc devleti bizi manipule ediyor. yanılsamalı bir resimle bizi bir brimize düşüyor. tc hem erken cumhuriyet dediğimiz (1922-1945) hemde son devr cumhuhuryet dediğimiz (1970-2000) arasında ne kadar cinayet işlenmişse bunu zaten tek devlet, tek millet,tek dil ve tek bayrak için işlemiştir. bizim devremizde yaşadığımız acıların çoğu tek dil acılarıdır. kürtçe kaset savaşları, puşi savaşları ve bilimumum simglerin hepsi tek millet ve tek dil savaşlarıdır. kürtlerin evlatları puşi taktığı için içeri tıkılması bu tek millete helel geldiği içindi. aynı şekilde renk savaşları yani yeşil, sarı ve kırmızı renkleri giydiği için jitemcilerin eline düşmesi de bu tek millet anaforonun yıkılacağına olan inançtandı. jitemcinin ev aramasında kjürtçe kasete olan alerjisinin nedeni bu tek dilli toplum inşasının zorlama haliydi. tüm bunlara bize göstermektedir ki sayın erdoğanın iki de bir TEK TEK LEMESİ de göstermektedir ki anlayış değişmememiştir.

aynı şekilde erken zaman cumhuryette yaşanaların bundan farkı yoktur. tek dil ve tek millet anlayışına ters ne kadar görüntü varsa bunu imha ettiler. buna direnen kim olduysa onları yok etmekten geri durmadılar. tüm cinayetlerini TEK MİLLET, TEK DEVLET ve TEK DİL için işleyen bir sitemin bu cinayetleri neticesinde elde ettiği kazanımları TEK TEK leyerek siyaset ve miting meydanlarında sayacaksın, ama cinayetlerini ise CHP adlı bir günah keçisine yükleyip elde ettiğin kazanımların konforunda da TEKLEYECEKSİN. bizim tuzağa düştüğümüz nokta burası.

ergenekon sürecinde de aynı yanılsamayı görüyoruz. o dönemin şirazeden çıkmış olan şiddetini bir örgütün sırtına yüklerken, o dönemin kazanımlarını yine tekleyeceksin. bizim de şahitlik ettiğimiz o devre de her şey ve tüm tartışmalar bu üç kavram etrafında dönüyordu. TEK MİLLET, TEK DEVLET ve TEK DİL. tüm cinayetlerin ve kıyımların temel sebebi bu ÜÇ TEKLER iken cinayetlerini ERGENEKON diye bir şebekeye yükleyip TEKLERİNİ sahiplenmek oldukça cingözlüktür.

geldiğimiz nokta itibariyle türkler savaşın kendileri için fayda vermediğini gördüğü ve TEKLERİN ertık sivil ayaklarının sağlam çalıştığını gördüğü için bir yanılsama ile tüm kötülük ve pisliklerini ERGENEKON VE JİTEM gibi cinayet şebekelerine yüklemekte anlaştılar. bu şekilde devlette temiz oldu. bu temiz devlet! artık taze bir başlangıç ve sivil ayaklarla bu yeni düzeni sürdürecek.

manzarayı net görüp devletin bu kirli çıkınını günah keçilerine yüklemisine fırsat vermeden, bu cingözlüğünü teşhir ederek işe başlamalıyız. geldiğimiz nokta itibariyle türklerin artık silahtan nefret etmesi onların iylik yolunu tuttuğu için olmadığı, sivil yolla zaten artık TEKLERİ korumaya aldığını düşündüğü içindir.

TEKLER yaşarken kirli çıkınınlarını yükledikleri CHP Kİ bu eski dönem chpsidir. yani inönülü ve kamalli chp. ERGENEKON diye cinayet şekesi gibi iki günah keçisi(burda bunbları aklmak için değil bunların devletin ta kendisi olduğu gerçeğinden hareketle)yüklemeyi her akılmend TÜRK kabul eder. bu kadar kirli tarihten iki senelik göstermelik çabalarla kurtulacağına ikna edilen bu AKILMENDLER etlebtte bunu kabul edecekti. bunu kabul etmekte zorlanan kimse yok gibi. aynı kirlilikte olsam aynı fırsatı tekmeyeceğimi bildiğim için bu çabanın ne anlama geldğğni de anlıyorum.

bu yanılsamalı durumu görüp gardımızı ona göre almalıyız. öyle sanki çok farklı biz düzen geliyormuş gibi davranmak bu uyku hapını aldığımızın nişanıdır. TEK TEK LER oldukça bileceğiz ki birileri bizi fena halde tuzağa çekiyor. bu yanılsamayla temiz olduğu zehabına kapılan bir zatta yeniden kirlenmeyi göze almayı da bir çocuk oyuncağı sanacaktır. çünkü bir sonraki hükümette TAYYİPKON diye bir operasyonla bu defa yine devleti temizleyecektir. onun için hiç kimseye bu lüksü vermemeliyiz. devletin tüm cinayetleri kesinlikle sürekli yüzüne çarpıtılmalı ve GÜNAH KEÇİLERİNE tevesülünün önü kesilmeli.
mahmut ayaz .. 22 Aug, 2010 10:48:07
avatar
kesinlikle halkımıza büyük acı yaşatıldı. işte bunu kürtlere ve türklere anlatamıyoruz.
devletin bütün kirli işlerini mhp yaptığığını ve kürdistamda pkk ninde çok yanlış politiklarını olduğunu anlatmak lazım.
kesinlikle pkk liler kendilerinde bir az farklı olna fikirleri ve kişileri asla kabul etmezler. mesela ben müslüman olduğum için ünüversitede onlar tarafında dışandım
Bawe Berzan .. 23 Aug, 2010 02:33:53
avatar
Sayin A.Aygan bir cok konuda aciklamalarini destekliyorum. 12 eylul askeri juntasi gerek öncesi gerek sonrasinda Tc guclerine profsinel mubirlik calismalarimda edindigim bir cok yetekleri bir kitap halinde calismalarima baslamis durumdayim,ki sayin Aygan nin yazdiklarini dogrulamakla birlikte sömurgeci vahsetin karanlikta kalmis bir cok olaylari aydinlatacaktir.
sinan öz .. 23 Aug, 2010 03:37:35
avatar
Bu topraklar üzerinde yillardir hüküm süren bir güc varki kökleri Osmanlinin son 300 yilina kadar gider.Bu güc öyle güclüdürki Padisahlari tahdan indirip yerine yenisini Gecirecek kadar büyük maharete sahiptir.Osmanlidan sonra Türkiye Cumhuriyetinde de bir numarali güc olma özelligini hala koruyor.Adina derin devlet dedigimiz yapi,Ergenekon,PKK bu tür yapilanmalari cogalta biliriz,hepsinin hizmet ettigi yer bu karanlik güctür.Bu gücünde AKP ile ileriye dönük mutlaka ciddi bir plani vardir,bu planin vadesi geldiginde AKP yide burusturp cöp kutusuna atacaklardir.Bizler bugun Akvaryumda yasayan baliklar gibiyiz,yukaridan atilan yemlerin üzerine yazip konusuyoruz.Disardaki dahi planlayicinin Türkiye icin ne öngördügünü önümüzdeki bir kac yil icinde görecegiz,Keskin virajli yollar yurdum insanini bekliyor Tahminimce viraji alamayarak Türküyle,Kürdüyle sarompele yuvarlanacagiz.

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: