Anasayfa | Dosya Haber | " Abbas Ve Fuat Halil İbrahim Arkadaşı Kurşuna Dizdiler"

" Abbas Ve Fuat Halil İbrahim Arkadaşı Kurşuna Dizdiler"

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Sahibinin Dilinden PKK...

Kamplarda HRK'nin kuruluşu üzerine bildiri okunur okunmaz Abdulkadir (Cemil) Halil İbrahim arkadaşlar bulundukları yerlerden alınarak Abbas [Duran Kalkan] ve Fuat [Ali Haydar Kaytan] tarafından kurşuna dizilmişlerdir. Böylece ayrılanlara karşı giriştikleri katliamları örtbas etmek ve yukarıdaki kararların hayata geçirmek için 15 Ağustos terör eylemlerini geliştirdiler. Adına da "Yaz Taarruzu" dediler.





Yedinci Bölüm:

Abdullah’ın açık oylamayla merkez seçimi önerisi de kabul edilmeyince kongre dördüncü günü de yine tehditlerle yarıda kesilir. Böylece göklere çıkardıkları kongre tam bir fiyaskoyla sonuçlanır.

Suriye ve Lübnan'da kalmış birkaç kadroda kongreden sonra Güney Kürdistan'a gidince, PKK'nin tüm gücü Güney Kürdistan’da yoğunlaşmış oldu. G.Kürdistan’da coğrafi koşullara ve KDP desteğine güvenerek örgüt içi tüm sorunların üstesinden geleceğine inanan PKK, daha hızlı dağılmanın içine girmekten kendisini kurtaramadı. G.Kürdistan'da PKK’nin parti, mücadele, ittifak, Sosyo-Politik yapının tahliline ve sosyalist sisteme ilişkin tüm görüşlerine karşı eleştiriler ve muhalefet etme daha da yoğunluk kazandı. Artık 1982'nin sonuna gelindiğinde örgüt denilen bir olay ortada kalmamıştı. Kongreden uzak tutulan Mehmet Karasungur da aktif muhalefet yürütmeye başlamış, kongreyi tanımadığını söyleyerek tüm örgütsel görevlerini bırakmıştı. Yeri gelmişken belirtelim ki Mehmet Karasungur yoldaş PKK’deki tüm görevlerini bıraktıktan sonra İKP'nin yanına giderken Bişteşan bölgesinde YEKİTİ’nin IKP'nin merkzine saldırıya geçtiği bir anda şehit düşmüştür, yoksa PKK'nin yansıttığı gibi barış görüşmesi için YEKITi’nin yanına giderken değil. Hem kendilerini büyük göstermek ve hem de Mehmet Karasungur'u kendilerinin sadık kişisi olarak göstermek için böyle pir yalana başvurmuşlardır. Bununla aynı zamanda kendilerine karşı muhalefet edenleri bir-iki kişi göstermeyi ve sorunları boğuntuya getirmeyi amaçlamışlardır. Öyle ki Mehmet Karasungur adına sahte yazılar bile yayınlamışlardır.

Güney Kürdistan’da kadro ve sempatizanlar arasında dağılmalar giderek fazlalaşınca, Abdullah Öcalan ve yamakları dağılmanın önüne geçmenin yolunu ayrılanları katletmekte gördüler. Herkese gözdağı niteliği taşıyacak biçimde katlettikleri ilk arkadaş, Yaşar Organ oldu. Bu olayın hemen arkasında Kamplarda "ayrılmak isteyen herkesi ya biz öldürürüz, ya da KDP'ye öldürtürüz" diyerek açıktan tehditlere başladılar. Ama ne bu ölüm olayları ve ne de tehditleri PKK'den ayrılmaları durdurmadı. Aksine kendilerine bağlı unsurlar arasında dahi çelişki baş gösterdi. Devrimci-yurtsever çıkışın önüne geçmeleri olanaklı değildi.

Özellikle hapishanelerde faşist cuntanın devrimcileri, yurtseverleri katlettiği dönemde, Abdullah Öcalan ve şürekâsının da örgüt içinde devrimci ve yurtseverleri katletmeye başlaması kadro ve sempatizanları daha da düşündürmeye başlamıştı.

Abdullah Öcalan ve şürekâsı aşağıda değineceğimiz kararlarını Bir an evvel uygulamaya koymanın sabırsızlığı içinde kıvranırken, Türk ordusunun G.Kürdistan'a girişi imdatlarına yetişti. Bu dönemde içteki muhalefeti nasıl bitireceklerinin hesabını daha kolay yapmaya başladılar. Bakmayın Serxwebun gazetesindeki direniş çığlıklarına. Türk ordusu CUD güçlerinin yerleştiği Komata’ya girdiğinde buradaki KDP biriminin yanında sadece 17 kişileri vardı. Ve işgale karşı en ufak bir faaliyet içine girmeden en erkenden kaçanda PKK oldu. Zaten bu 17 kişilik guruba verilen talimatta şeyleydi; "KDP nereye çadır açars, sizde oraya çadır açın" Ama hiç faaliyet yürütmediler denilemez. Yürüttüler, özellikle iKP'nin ve KDP'nin eşyalarını ve erzaklarını çaldılar. Serxwebun'da tersyüz ederek bahsettikleri ahım-şahım direnişleri bundan ibaretti. Yani Irak muhalefet güçlerine karşı çapulculuktu. Aleyhinde çok atıp tuttukları, sözüm ona bitirmek istedikleri İKP ise Türk ordusuna karşı direndi ve kayıplar verdirtti.

1983'ün sonlarına gelindiğinde ayrılanlara yönelik baskı ve şiddet eylemlerini daha da hızlandırdılar. Mehmet Karasungur arkadaşın ölümün den sonra kendileri için büyük bir fırsat doğduğunu zannederek daha önce almış oldukları kararları bana onaylatmak istediler.
 
Bunlar;

1- “İKP Kürdistan devriminin önünde engel bir güçtür. İKP ezilmediği ve yok edilmediği müddetçe biz Kuzey Kürdistan'da başarıya ulaşamayız. İKP'yi uygun bir anda silahlı temelde bitirmeliyiz,

2- Suriye ile G.Kürdistan arasında K.Kürdistan üzerinden geliş gidişler önlenmelidir. Irak muhalefetinin K.Kürdistan üzerinde olanaklar elde etmesini engelleyecek gücümüz vardır. Bu konudaki gücümüzü harekete geçirmeliyiz. Türkiye ve G.Kürdistan'da her türlü siyasal faaliyet yürütmenin koşullarını ortadan kaldırmalıyız.

3- Sosyal Şovenlere ağır darbeler vurulması artık bir zorunluluktur.

4- PKK'den ayrılan herkes ajan-provokatördür. Özellikle ileri düzeyde görev almış olup ta ayrılanlar öldürülmelidir.” Ve ayrıca "TEKOŞİN’in ajan örgüt olduğu ve liderinin de öldürülmesi gerektiğine dair bir yazı dayattılar.

Ama tüm dayatma ve tehditlerine karşın yukarıdaki kararların hiçbirini onaylatamadılar.

G.Kürdistan'da, K.Kürdistan'da, İran ve Avrupa'da her geçen gün yoğunlaşan ayrılmaların önüne geçemeyince, sadece yaşadıklarını gösterebilmek için oluşturdukları bir MK ile 1984 Şubatında bir toplantı yaptılar. 1984 Ağustos'unun ortalarına gelindiğinde başı-sonu belli olmayan sahte HRK ilan edildi. HRK, kendilerinden ayrılan devrimci-yurtseverler, sol parti ve örgütlere ve halka karşı estirilecek kanlı terörde PKK'nin çirkef yüzünün kitlelerce tanınmasını engellemek için kullanılan bir maskeden başka bir şey değildir. İddia ettikleri gibi sömürgeciliğe karşı kurulmuş HRK diye bir örgüt yoktur. Zaten HRK'de ilk eylemini PKK'den ayrılan devrimci-yurtseverlere karşı koymuştur. Kamplarda HRK'nin kuruluşu üzerine bildiri okunur okunmaz Abdulkadir (Cemil) Halil İbrahim arkadaşlar bulundukları yerlerden alınarak Abbas[Duran Kalkan] ve Fuat[Ali Haydar Kaytan] tarafından kurşuna dizilmişlerdir. Böylece ayrılanlara karşı giriştikleri katliamları örtbas etmek ve yukarıdaki kararların hayata geçirmek için 15 Ağustos terör eylemlerini geliştirdiler. Adına da "Yaz Taarruzu" dediler.

Gelelim "Güz taaruz”larına. Bu taarruz döneminde Çetin Akkurt, Be…[okunamadı], Abdulaziz, Ayten Yıldırım, Saime Aşkın, Bircan Yıldız, Hasan Hüseyin, Serdar, Hacı Sunta ve Ethem Akçam'ı katlettiler.

Yeri gelmişken Ethem Akçam (M.Sait)'in durumuna değinmeden geçemeyeceğiz. Ethem Akçam, Abdullah'ın yurtdışı faaliyetlerinden en yakından haberdar olanlardan birisiydi. Birçok kirli ilişki ve komploları açığa çıkarmada rol oynamıştır. Bunlardan birisi de esrar-eroin kaçakçılığıdır. Abdullah kendisine mali destek sağlamak amacıyla 1981'in or¬talarından itibaren esrar-eroin kaçakçılığına başlar. Önceleri K.Kür¬distan'dan yapılmaya başlanan bu kaçakçılık, 1982'nin Ocak ayından sonra K.Kürdistan üzerinden İran'dan da yapılır. Abbas tarafından İran'a gönderilen esrar ve eroinler Kamışlı'da Ebubekir [Halil Ataç] tarafından teslim alınarak Avrupa'ya aktarılır. Abdullah Öcalan örgüt içinde kendi denetimde geliştirdiği özel bir ilişki ağıyla bu kaçakçılığı sürdürür. İşte Ethem Akçam daha çok bu ilişki ağının açığa çıkardığı için katledilmiştir.
[……]

Her nedense üç yıldan buyana tutuklu bulundurarak sürekli işkenceye tabi tuttukları Davut’un [Resul Altınok] akıbeti hakkında ise herhangi bir açıklamada bulunma cesaretini gösterememektedirler. Çünkü gerçekleştirdikleri her ölüm olayı kendilerini biraz daha bitirmektedir.

“Yaz ve güz Tearuzları”yla birlikte ayrılan birçok devrimci-yurtsever de yine tutuklanarak hapishanelere atıldı. Tutuklulara yapıla işkenceler Türk burjuvazisinin işkencelerine taş çıkartacak cinstendi:

Bunlar;...

Devam edecek...

Yorumlar (3 gönderildi):

.. 10 Aug, 2010 05:51:42
avatar
allah için bu anlatılanlar hepsi doğru ama ne yapalım.başta sen,çetin,resul,kesire,m.şener selim nizamettim saymakla bitmez bu adam hepinizi birbirinize karşı kullanarak bitirdi gariban halk ne yapsın.
Tanik .. 10 Aug, 2010 11:37:31
avatar
Allah askina bunlari yazan gercekten Baki Karer 'mi?
Zawalli bir yazi. Bu adam Aygan 'i dami okumamis.
Aygan yazarken verdigi bilgilerin yuzde sekseni dogru. Bakinin yuzde onu dogru, yuzde doksani sagda solda duydugu olaylarin derleme ve hayal ile suslenmis sekli.
PKK o donemde basta Resul Altinok olmak uzere cok kisiyi igrenc bir sekilde oldurdu. 1983 kisi, Baki'nin tutuklu kaldigi KDP makarindaydim.
Baki izole haldeydi.
Bende pisliklere sahidim ve buldugum ilk fersatta kactim. Savasciydim. Kadro degildim. Ama yaziyorsa boyle yazmamasini tavsiye ederim.
ic anadoludan .. 11 Aug, 2010 01:51:02
avatar
degerli arkadaslar ic anadolu bolgesinden pkk ye katilan yuzlerce yurtsever var.1982 den bu yana katilimlar devam ediyor.katilanlarin yuzde doksani universiteden terk ve ya mezun.ama cogunun akibeti bilinmiyor,sadece sehit oldu deniliyor.acaba icinizde ic anaduludan katilan yzrtseverleri taniyan ve yahut pkk tarafindan katl edilen varsa lutfen nasname ye yazin .

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: