Anasayfa | Dosya Haber | Duran Kalkan, Resul Altınok'u (Davut) Öldürttü Ve Cesedini Tuvalet Çukuruna Gömdü...

Duran Kalkan, Resul Altınok'u (Davut) Öldürttü Ve Cesedini Tuvalet Çukuruna Gömdü...

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Susanlar da en az Duran Kalkan kadar suçludurlar! (NASNAME)

Abbas (Duran Kalkan) ve yardımcıları; Cemil Bayık, Ali Haydar Kaytan, Selahattin Çelik, Halil Ataç ve Haydar Altun (Kara Ömer) istedikleri itirafı Davut’un ağzından alamayınca O’nu, 1985 yılında öldürerek hücresinin yan tarafındaki tuvalet çukuruna gömdüler. Öldürüldüğünü gözümüzle görememiştik, fakat her şey buna tanıklık ediyordu. Davut’un (Resul Altınok) tutuklu bulunduğu hücrenin yan tarafındaki küçük odada ise Mardinli Ayten tutukluydu. Yüzü ve fiziği güzel olan genç bir bayandı.




 ayg1_306934490.jpg

9.Bölüm:

Bunun üzerine Davut günlerce ekmek ve su almadı. Lolan’a ilk gelişinde iriyarı cüsseli olan bu arkadaşımız bir deri bir iskelet kalmıştı. Abbas (Duran Kalkan) ve yardımcıları; Cemil Bayık, Ali Haydar Kaytan, Selahattin Çelik, Halil Ataç ve Haydar Altun (Kara Ömer) istedikleri itirafı Davut’un ağzından alamayınca O’nu, 1985 yılında öldürerek hücresinin yan tarafındaki tuvalet çukuruna gömdüler. Öldürüldüğünü gözümüzle görememiştik, fakat her şey buna tanıklık ediyordu.

Davut’un (Resul Altınok) tutuklu bulunduğu hücrenin yan tarafındaki küçük odada ise Mardinli Ayten tutukluydu. Yüzü ve fiziği güzel olan genç bir bayandı. O’nu da Suriye’den Lolan Vadisi’ne getirmişlerdi. "Güzelliğini kullanarak partideki erkek savaşçıları baştan çıkarmak veya evlenmek istiyor" suçlamasıyla tutuklamışlardı.

Sorgucu ve işkenceci başı olan Kara Ömer, bu kıza da: "itiraf" ettirmek istiyordu. "Suçunu itiraf et, seni ailene gönderelim" diyordu. Ayten ise; "işlemediğim bir suçu nasıl kabulleneyim heval? Evet, ben savaşçı yoldaşlarımdan kendime uygun birisini bulsaydım evlenmeye niyetim vardı. Fakat bunu partinin onayına sunacaktım, ben ajan değilim, hain değilim. Ne olursunuz beni aileme gönderin, partiye hiçbir zarar vermeyeceğime yemin ederim!" diyerek yalvarıyordu. Fakat yalvarmalar boşunaydı.

Bazen Davut ve Ayten’in tutuklu kaldıkları kampta gardiyan olarak nöbet tutuyordum. Bu insanlara içten içe acıma hissi besliyordum. Bir defasında; Kara Ömer, Davut’u dışarı çıkarmış ve saçlarını tıraş makinesiyle yine sıfıra vurmuştu. Tıraş bitince onu hücreye koyarken üstüne tükürdüler. Bana; "Abuzer sen de tükürsene" diye seslenmelerine rağmen ben Davut’a tükürmedim. Bu yüzden de Kara Ömer tarafından kınandım.

Lolan merkez kampının batısındaki bir kampın hücresinde de Süleyman (Baki Karer) tutukluydu. Ara sıra orada da gardiyan, yani nöbetçi olarak dururdum. Mehmet Resul Altınok’a yapılanlar Baki’ye yapılmıyordu. Fakat; yine de Kara Ömer’in (Haydar Altun) hakaret dolu laflarından nasibini alıyordu. Günde sadece bir dilim bayat ekmek ve bir tas su veriliyordu. Haftada bir Baki’yi dışarı çıkarıp havalandırıyorlardı.

Merkez kampta, Viranşehirli Halil Ibrahim adında bir savaşçı vardi. Bu şahıs gece körlüğü hastalığına yakalanmıştı. Halil İbrahim’in bir huyu daha vardı; kamptaki herkesle fazla ilgilenip samimi oluyordu. Aşırı saftı. Onun bu huyu yüzünden bir süre sonra kamptakiler arasında bu arkadaşın "homoseksüel eğilimli birisi olduğu" dedikodusu yayılmaya başladı.

Bir de Mardinli bir Abdülkadir (Cemil) vardı. Bu arkadaşımız evli olup dört çocuk babasıydı. Abdülkadir her şeyden soğumuş gibi bir ruh haline bürünmüştü. Sorumlu arkadaşlar bize; bu şahsın aktif mücadeleden korktuğunu, ailesini Irak Kürdistan’ına getirtmek istediğini söylüyorlardı. Bir gün bizzat kendisine sordum. O’da bana; "heval ben, mücadeleden korkmuyorum, fakat şu an kendimi pratik için hazır görmüyorum. Parti bana yardımcı olursa ailemi bu alana getireceğim ve bir ev yapıp arkadaşlar için bostan ekip, evcil hayvan besleyeceğim." diye içini döktü. Bir şey diyemedim. Herkes aynı yoldan hizmet edecek diye bir kural yoktu. Benim düşünceme kalsa, herkes gücü ve imkânları ölçüsünde vatanının kurtuluşuna hizmet edebilirdi. Herkesin silah kuşanıp, düşmanla çatışmaya girmesi imkânsızdı. Fakat o zamanlar benim irade ve düşüncem Partinin irade ve çizgisine tabii idi. Parti liderliği ne derse, o olurdu.

15 Ağustos 1984 tarihinde Eruh ve Şemdinli ilçelerinde yapılan baskın sırasında, akşamüstü Abdülkadir ve İ.Halil yanımızdan alınarak, Cemil Bayık ve Ömer Amca’nın refakatinde Baki’nin tutuklu kaldığı kampa götürüldüler. Ertesi sabah biz kahvaltıda iken BBC Radyo kanalından haberleri dinlerken Cemil Bayık tek başına yanımıza geldi. Üstü başı toprak içinde ve kendisinin uykusuzluğu halinden belli oluyordu. O gece sorgulama yaptığı ve toprakta çukur kazdığı anlaşılıyordu. O günden sonra biz götürülen o iki arkadaşımızı görememiş ve akıbetlerini öğrenememiştik.

Silvanlı Ramazan adında ayağından aksak bir arkadaşımız vardı. Merkez kampın Şekiv Dağı tarafındaki yamaca kurulu "Yaşar Organ" kampında Mehmet Sevgat’ın (Bedran) grubunda eğitim görüyordu. Bir ayağı aksak olduğu için eğitimdeki diğer arkadaşlar kadar koşup zıplayamıyordu. Bu yüzden eğitim sorumlusu olan Bedran’dan çok defalar hakaret ve azarlar işitiyordu.

1985 ilkbaharında Lolan'dan Haftanin'e getirdiğim grupta Ramazan da vardı. Yolculuğumuz iki gün sürdü. Birinci günün akşamında yol güzergahımızda bulunan Dostki aşiretinin bir köyünde konakladık. Beraberimizde; iki bayan arkadaşımız da vardı. Doktor Cihan (Lamia Baksi) ve Tuncelili Rezan. Grubun kılavuzu olduğum ve o bölgeyi iyi bildiğim için bayan arkadaşlarımızın benimle birlikte, köy muhtarının-aynı zamanda KDP’nin köy sorumlusu-evinde kalmaları gerekiyordu. Erkek arkadaşlarımız da köydeki Cami’de kaldılar. Irak Kürdistan’ındaki halkımız beraberimizde bayan savaşçı gezdirdiğimiz için bu durumu hoş karşılamıyorlardı. Bu yüzden biz de bir kılıf bulmak zorundaydık. Gece yataklarımız serilmeden önce ev sahipleri bize; "heval bu kızlar sizin neyiniz oluyor?" diye sorunca, birisinin bacım olduğunu, diğer bayanın da hem amcam kızı, hem de nişanlım olduğunu ve beni ziyarete geldiklerini söyledim. Bunun üzerine yataklarımızı yan yana serdiler. Ben duvar tarafında, sırtım bayan arkadaşlara dönük olarak yattım. Ayrıca benimle Lamia’nın arasına silahımı koydum. Sabah erkenden kaldığımız evin kapısı hızlı hızlı vurulunca uyanıp kapıya gittim. Yılmaz ve Zihni arkadaşlar kapıya gelmişlerdi. İkisi de heyecanlı ve soluk soluğaydı. Niçin geldiklerini sorunca; Sağır Cuma’nın (Metin Gurgöze) gece firar ettiğini söylediler.

İki arkadaşı köyün aşağı Türkiye yönündeki çıkışına gönderdim. Kendim de silah kuşanıp köyün üst taraflarına çıktım. Bir silah sesi duyunca tekrar köye döndüm. Yılmaz ve Zihni de geri geldiler, fakat yine çok heyecanlı olduklarını görmüştüm. Aşağı tarafta Sağır Cuma’yı uzaktan gördüklerini ve kendisine doğru bir el ateş edip durdurup yakalamak istediklerini anlattılar. Fakat Sağır Cuma durmayıp yakındaki Irak Komünist Partisi kampına sığınmıştı. Zaten IKP ile kanlı düşman olmuştuk. Gidip onlardan kaçak kişiyi bize vermelerini isteyemezdik.

Tekrar bir araya gelip Haftanin’e doğru yola düştük. Yolculuk esnasında Metin Gürgöze’nin nasıl kaçtığını, kimin ona nöbeti devrettiğini detaylı olarak konuştuk. Sabaha karşı Metin Cami’de uyuyan arkadaşların nöbetini Silvanlı Ramazan’dan devralmıştı. Sağır Cuma’nın kaçış planından Ramazan’ın haberi yoktu. Haftanin Kampı’na gider gitmez durumu Abbas’a (Duran Kalkan) rapor ettik. Abbas sırıtarak, "hepinizden bu konuyla ilgili yazılı rapor yazmanızı istiyorum" deyince, kişisel raporlarımızı yazıp kendisine sunduk.

Ertesi gün Abbas (Duran Kalkan) kampta bulunan tüm savaşçı kadroları peşine takip, kampın üst tarafındaki küçük Dere’ye götürdü. Dere’de hepimiz sıralar halinde yere oturtulduk. Abbas ayakta, uzayan sakalı ve elindeki bastonuyla önümüzde sinirli sinirli volta atarken, aynı zamanda; düşmanın içimize nasıl ajan soktuğunu vs. anlatıyordu. Sözünü Ramazan adlı arkadaşımızın da bir ajan olduğuna getirip, bu konudaki fikrimizi sordu. Tabii ki hepimiz "ajanların cezalandırılması gerektiğini" söyledik. Abbas’ın konuşmalarına karşı hiç kimse Ramazan’ın ajan olmadığını savunamazdı. Abbas, aramızdan kimin infazı gerçekleştirmek istediğini sorunca da hepimiz ayağa kalkıp "ben" diye cevap verdik. İçimizden Urfalı Yılmaz ve Zihni, gidip Abbas’ın karşısında esas duruşta beklediler. Ramazan zaten elleri arkadan zincirlenmiş halde ayakta, karşımızda bekletiliyordu. İnfaz edileceğini anlayan Ramazan, ağlamaklı ve yalvarmayla karışık bir ses tonuyla; "Arkadaşlar; vallahi, billahi ben ajan değilim, Sağır Cuma’nın kaçacağından haberim yoktu. Ayağımın aksak oluşundan dolayı eğitim esnasında size ayak uyduramadım. Ben ülkemin kurtuluşu için dört çocuğumu ve ailemi bırakıp buralara geldim. Beni öldürmeyin, suçsuzum" diyerek son sözlerini söylemiş oldu. Karar verilmişti. Ramazan o anda infaz edilecekti. Son konuşması Abbas’ın kararını değiştirmedi ve İnfazcılar Ramazan’ı kollarından tutup biraz ötedeki dereye sürüklediler. Bir-iki dakika sonra vadide yankılanan kaleşinkof sesleri... Bir süre sonra infazı gerçekleştiren Zihni ve Yılmaz kampa döndüler. Ne olduğunu sorduğumuzda; Ramazanı öldürüp taşların altına sakladıklarını söylediler. İkisi de sanki çok iyi bir iş başarmışlar gibi gururluydular.

Ben,1983 yılının Mayıs-Haziran ayında geldiğim bu alandan, 1985 yılının Mayıs ayında ayrılarak, Kuzey Kürdistan’a Silahlı Propaganda faaliyetinde bulunmak üzere ayrıldım. Daha sonra bu bölgede Abbas ve yardımcılarının birçok iç infazı gerçekleştirdiklerini öğrendim. Örgütten ayrılıp teslim olanlar veya yakalananlar bu konuda birçok bilgi veriyorlardı. Fakat aradan uzun yıllar geçtiğinden duyduklarımın hepsini aklımda tutmam imkansızdı.

Ben Örgütten ayrıldıktan sonra işkence ile öldürülen eski arkadaşlarımdan birkaçının adı hâlâ hatırımdadır:

Delil kod-Doğan Süzer ve Komando Ayşe, aralarında örgütün iradesi dışında evlilik yaptıkları için örgüt tarafından ağır işkence ile öldürülmüşlerdi.

Kenan kod- Ahmet Arı; yine ağır hakaret ve işkence sonucu, süngülenerek öldürülüp kendisine kazdırılan bir çukura gömülmüştü.

Delal kod-Saime Aşkın, Ayten Yıldırım, Tuncelili Rezan, Doktor Cihan kod-Lamia Baksi, Kemal kod-Veysi Güzel, Cafer kod-Hüseyin Engizek, Malatya İnönü Üniversitesinden Cizre bölgesine getirilip örgüte katılan sekiz öğrenci (Hayati Kaytan, Asiye Deniz,.ve diğerleri) ve daha benim tanımadığım ve ismini bilmediğim birçok savaşçı ve kadro arkadaşımız; Abbas (Duran Kalkan) ve yardımcıları; Cemil Bayık, Ali Haydar Kaytan, Selahattin Çelik, Halil Ataç ve Haydar Altun (Kara Ömer)  tarafından öldürülüp meçhul yerlerde taş yığınlarının veya toprak çukurların içine gömülmüşlerdi…

ERUH VE ŞEMDİNLİ BASKINLARINA HAZIRLIK(1984-HAZİRAN-TEMMUZ)

Devam edecek…    

Yorumlar (14 gönderildi):

Selahattin Çelik gibileri neden susuyor? .. 24 Jul, 2010 02:54:54
avatar
Duran Kalkan, Cemil Bayık ve Ali Haydar Kaytan'ı anladık da, yıllarca Öcalan'a tetikçilik yaptıktan sonra ayrılan ve ellerinde Kürd gençlerinin kanı olan Selahattin Çelik gibileri neden susuyor?

PKK'den ayrıldıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi köşelerine çekilen bu zevat ta en az kandil/İmralı celetları kadar suçludurlar!

Onların da bir parçası ve tetikçisi oldukları Öcalan Tarikatı hakında tüm bildiklerini kamuoyu ile paylaşmadıkları sürece, Kürd halkı tarafından af edilmeyeceklerdir.
gundi .. 24 Jul, 2010 04:02:52
avatar
birileri cikipta 90 sonrasini ayrintilariyla anlatmaya baslayinca nasil bir kabustan uyandigimizi daha iyi anlayacagiz.
lakin tüm yasanalara susarak hepimiz katkida bulunduk,bunuda aklimizin bir kösesine yazalim.
Herbiji .. 24 Jul, 2010 04:25:23
avatar
Hayati Kaytan yasiyor, su an T:C de cezaevinde. sincan f tipi cezaevinde.ögrenciler äldürüldü, ama Hayati kaytan Ali Haydar`dan dolayi öldürülmedi.
a.aygan .. 24 Jul, 2010 05:08:48
avatar
Sayın Herbiji,verdiğiniz bilgiden dolayı teşekkür ederim.Olayın bizaat tanığı olmadığım ve olayın canlı tanığı olduğunu söyleyen bir eski gerilladan alıntı yaptığım için bu yanlışlık hasıl olmuştur.Tekrar teşekkür ederim.selam ve saygılarımla.
derwéş .. 25 Jul, 2010 12:37:33
avatar
evet selim hoca namı değer selahadin çelik ,bu olayları biliyorve faillerindendir.1985teolanbu olaydan etkilendiğinive artık PKKsaflarında kalamıyacağını kanatına varan parti yetkililerinden olanHALİL hoca ayrıldıve KDP tarafına iltihak etti.ben odönemde KDP nın yanında ^Pêşmerge,idim.halil hocayla1988 karesatına kadar duhokvezaxo bölgesinde kaldık.halil hoca silwanlı Ramazan olayını bana anlatmıştı.ewet selim(selahatinçelik)hoca konuşmalı
özel .. 04 Aug, 2010 11:55:30
avatar
merhaba! sayin ABDUL KADIR AYGAN ben
size bisey soramak istiyorum BULUNDUGUNUZ dönemde YASAR ORGAN´i tanidinizmi yada hakkinda netür bir bilginiz var. bu konuda herhangi bir bilginiz varsa site yönetiminden email adresime yazarsaniz yada size ulasabilecegim bir email adresiniz varsa bunu bana site yönetimiyle ulastirirsaniz sevinirim. tesekürler bu benim icin cok önemli.. saygilar
a.aygan .. 04 Aug, 2010 04:32:57
avatar
Merhaba sayın özel,
Yaşar Organ'la şahsen tanışmam olmadı.Sadece kendisiyle aynı alanda bulunmuşuz,fakat karşılaştığımızı hatırlamıyorum.Gıyaben tanıyorum.Lolan
merkez kampından Kuzeydeki Şêkiv Dağına tırmanırken, zozanın alt tarafındaki vadide kurulan kampta kaldığını,yürüyüş yapmak amacıyla Şekiv dağına tırmandığın fakat, bir daha kampa dönmediğini duydum.Tabii ki,birçok insana uyguladıkları yöntemi uygulayarak;''kaçtı hain, ne olacak..''
gibi aleyhte dedikodular örgüt içinde yaygınlaştırılmıştı.
Ertesi yıl karların erimesiyle birlikte Şekiv Dağı'ndaki yaylaya çıkan Bradost aşiretinden bir köylü, Yaşarın cansız bedenini kampın 100-200 metre ilerisinde bulmuştu.Lolan kampında bir cenaze töreni yapıldı ve oradaki eski bir mezarlığa defnedildi.Tören esnasında
Abbas(Duran Kalkan);Yaşar hakkında geliştirdikleri çirkin dedikodulardan dolayı pişmanlık ve utanç duyduğunu beyan etti.Tabii ki, bunların''timsahın gözyaşları''ndan hiçbir farkı yoktu.
Rahmetlinin mezarlığını biliyorum. İmkân bulabilirsem size krokisini çizebilirim.
Başınız sağ olsun.selam ve saygılarımla.
özel .. 04 Aug, 2010 11:36:54
avatar
SAYIN AYGAN verdiginiz bilgiler icin tessekurler. aslinda yillardir kafamizda bircok soru isaretleri var. cok olmamakla birlikte ulasabildigimiz insanlarin hemen hepsi farkli bilgiler veriyor.kiroki verirseniz cok sevinirim bu arada ben kardesiyim . selam ve saygilar
Soresgerebenaw .. 06 Aug, 2010 02:53:47
avatar
Merheba Aygan yukarda bahsetigin ramazan nereli oldugunu biliyormusun acaba, Benim bildigim bir ramazan vardi derikli zorava koyunde ogretmendi ve ayaginda sakatlik vardi ogretmenligi birakti PKK ye katilmisti katilisinda lubnada kamta ki takma ismi fuat idi orda karsilasmistim acaba o ramaz mi yoksa baska ramazmi onu biliyorsan aydinllatirsan memnun olurum selamlar
a.aygan .. 06 Aug, 2010 09:32:56
avatar
Sayın Soresgerebenaw,
Bahsettiğim Ramazan'ın Silvanlı olduğunu biliyorum.Örgütteki kod adı;''Silvanlı Ramazan'' idi.
selam ve saygılarımla.
Servet Bilgili .. 07 Aug, 2010 03:07:36
avatar
Abdülkadir Aygan acaba 1989 veya 1990 yılları olmalı tam olarak hatırlayamadım İnönü ünivversitesinden örgüte katılıp örgüt içerisinde infaz edilen Mehmet Yıldırım hakkında bir bilgisi varmi
cano .. 04 Sep, 2010 05:01:48
avatar
sayin aygan,YASAR ORGAN i 1982 veya 1983 yilinda ankarada gördüm..ve o günde esenboga havalimani ASALA militanlari tarafindan basilmisti.o gün yasar kayboldu..annesi ve kiz kardesinin yanina gelmisti..nasil geldigini ve nereye gittigini o dönemde sormak zaten olmazdi..üstelikde tanidigimizi bile annesine söylemedik..sadece göz göze geldik,bakistik ve o eve girdi..bunu paylasmak istedim..hala onun bakisinini unutmak mümkün degil..saygilarla..
hewal .. 05 Feb, 2011 10:27:46
avatar
iste aponun gercek yuzu apo yaptigi cinayetlerin hesabini vermek zorunda mehmet resul yoldasin tek yapmaya calistigi kurt sorununu demokratik bir sekilde bariscil yontemlerle cozulmesi idi buna karsilik hic hak etmediyi sekilde katlediliyor ve bu katliamcilar su anda orgutun en ust birimlerinde gorev yapiyorlar eyer bu katliyamin yapilmasinda kimin eli varsa o yaptiklari gorevlerden hemen uzaklastirilip ayni sekilde cezalandirilmalari lazim partimizin icindeki bu celletlari temizlemediyimiz surece asla bir sey kazanamayiz
hewal .. 06 Feb, 2011 02:31:43
avatar
apo ve cellatlarini kiniyoruz ve partiden derhal ihrac edilmelerini bekliyoruz

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: