Anasayfa | Dosya Haber | Abdullah Öcalan: Mazlum Doğan Kendi Hatasıyla Yakalandı Ve Öldü...

Abdullah Öcalan: Mazlum Doğan Kendi Hatasıyla Yakalandı Ve Öldü...

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image

Kongreye yakın bir süre merkezin bazı üyeleri de dâhil geçmişte çeşitli birimlerde görev almış kadroların önemli bir kesimi ayak oyunlarıyla Güney Kürdistan'a gönderilirler. Suriye ve Lübnan’da olup ta Kongreye delege olarak gelebilecekler ise adeta delikten deliğe sokularak saklanırlar. İran’da bulunan Mehmet Karasungur ile her türlü haberleşme bağlantıları kesilir. Abdullah Kumral ve Selahattin'i katlettikten sonra muhalefeti eden kadrolar üzerindeki baskı ve tehditler kongre yaklaştıkça daha da yoğunlaştırılır.



...Bizans saray oyunlarını aratmayacak böylesi hareket tarzının da katkısıyla örgüt içi sorunlar daha da kızışınca, bu sefer kadro ve sempatizanların dikkatlerini başka noktalara çekmek için provokasyonlarına yeni bir düzey kazandırdılar. Bunları da şu şekilde sıralayabiliriz;

Altıncı Bölüm:

a)Abdullah kalan Şam'da ASALA ile görüşerek batı Avrupa da ortak eylemler geliştirme kararı alır. Daha sonra B.Avrupa’ya gönderdiği talimatta siyasal faaliyetlerin bir tarafa bırakılarak silahlı eylemler geliştirmeye yönelik hazırlıklar içine girilmesini söyler. ASALA ile ortak eylemler geliştirme kararına gösterdiği gerekçe ise, Avrupa'da PKK'nin isminin duyulmasını sağlama, Batı Avrupa devletlerini Kürdistan Sorunu karşısında dize getirme ve bu alanın "sosyal-şovenler ve burjuva milliyetçilerince” kullanılmasını engelleme.

Avrupa'da geliştireceği teröre en büyük destek gücü olarak ta Suriye ile kurduğu ilişkiye güvenir. Cemil Esat'la yaptığı görüşmeden sonra Emin Devle istihbarat örgütüyle ilişki kurmuş ve her türlü destek vaadini almış, böylece Şam’da bulunan yabancılar arasında Emin Devle’nin en önemli ajanı haline gelmiştir. Emin Devle'den ilk etapta bir ajan kimliği ve bir de diplomat pası almıştır. Ayrıca Suriyeli örgütler ve yine görüşmede bulunduğu diğer tüm örgütler hakkında Emin Devle’ye bilgiler vermeye başlamıştır. Bu istihbarat örgütünden iki kişi her hafta sonu Abdullah'ın evine gelerek rapor alır, Abdullah’ta her ay sonunda istihbarat örgütü binasının bodrum katına girerek rapor verir.

b)Avrupa'da geliştirmek istediği terörist eylemler örgüt içinde ciddi engellerle karşılaşıp reddedilince, bu kez dikkatler başka bir noktaya çekilmek istendi.

İşte tamda bu aşamada cezaevleri gündemleştirildi. Cezaevlerinde özellikle direnen kadrolar hakkında, kendilerinden çıktığını hissettirmeyecek şekilde katledildiklerine dair yalan haberler yaygınlaştırmada epeyce başarılı oldular. Bu tür haberler genellikle Hayri, Mazlum, Kemal ve halen yaşayan kadrolar hakkında yaygınlaştırıldı.

Bu tür haberlerin yayıldığı dönemlerde adeta iç sorunlar unutuluyor ve tüm dikkatler özellikle Diyarbakır Cezaevine çevriliyordu. Nihayet tutuklu merkez kadrolar şehit düşünce tam bir rahatlığa kavuştular. Ardından şehit ticaretçiliğini zirveye ulaştırdılar. Ama öte yandan da Mazlum Doğan'ın ailesi ve genel olarak şehitler hakkında el altından anti-propagandalar geliştirmeye, "yakalananlar ve ölenler kendi hatalarıyla yakalandı ve öldüler, PKK'nin hiçbir sorumluluğu yoktur" demeye başladılar.

c)Şimdi de, içte PKK'ya muhalif olanları başka biçimlerde yansıtmak için Abdullah Öcalan'ın düzenlediği senaryolardan birine daha gelelim: Hani şu iddia ettiği suikast senaryosunu: Hemen belirtelim ki bugün bu "eylemi” devrimci, yurtsever hareketlere mal etmektedirler. "Elimizde belgeler var, istenildiğinde yayınlarız" diyorlar. Davet ediyoruz, ellerinde olduğunu iddia ettikleri belgeleri hemen yayınlasınlar. Yayınlasınlar ki sahtekârlıklarını daha açık birde o zaman görelim.

Bahsedilen suikast iddiasının içyüzü şudur; Abdullah Öcalan kamplarda önceden "içimizde KGB tarafından satın alınanlar var. Bunlar Demokratik Cephe ile işbirliği halindeler. KGB, Demokratik Cephe ve içteki hainler aracılığıyla yaşamıma son verebilir, buna dair ciddi bilgiler edindik" yönlü propagandalar geliştirir. Kongrenin yapılmasına yakın bir tarihte de hazırladığı senaryoyu sahneye koyar. Mehmet Sait (Ethem Akçam) ile Merkezin bir evinden diğer bir eve giderken, M.Sait "Ben önce, sen de bir iki dakika sonra arkamdan elinde tabancayla eve gireceğiz. Evdekilere merdivenin başında iki kişi bize suikast yapmak istedi, fakat biz daha atik davranarak silahı çekerek kurtulduk diyeceğiz" der. M.Sait nedenini sorunca "Kongre yapılacak, içteki hainleri paklamak ve Demokratik Cephe’nin gerçek yüzünü sergilemek için bu gerekli. Zor bir dönemden geçiyoruz, PKK'nin yaşaması için bunu yapmalıyız” biçiminde açıklar. M.Sait şaşkınca onaylar. Kararlaştırılan şekilde her ikisi de nefes nefese eve girerler. Evde bulunanlara Abdullah anlatır, M.Sait'te doğrular. Hemen arkasından içte muhalefete ve Demokratik Cephe'ye karşı yoğun bir anti-propagandaya geçilir.

Demokratik Cephe hakkında yapılan anti-propagandaları şu şekilde özetleyebiliriz;

a)Demokratik Cephe komplocu bir örgüttür,
b)Yaser Arafat tarafından sol gelişmeyi önlemek için kurulmuştur,
d)Revizyonist, reformisttir.
d)Bizi bölmeyi çok istedi ama başaramadı. Korkutarak, tehdit ederek çizgimizi değiştirtmek istedi. Bunu da başaramayınca parti önderliğini yani Abdullah Öcalan’ı imhaya yöneldi.
e)PKK'yi birkaç defa İsrail imha ettirmek istedi ve bunlara benzer akla gelebilecek daha birçok aşağılık propagandalar yapılır.
Demokratik Cephe’ye karşı tavırda sadece anti-propagandalarla yetinilmez. 1982'den 1985’in ortalarına kadar Demokratik Cephenin ………’deki Kamplarında silah, mermi, INT vs. askeri mühimmatları çalmışlardır. Depolara girdikleri kişilere yakalanmaları ihtimalini göz önüne alarak silah zoruyla “profesyonel hırsız” olduklarına dair kâğıt imzalatmışladır. Silahları depolardan çıkaran Kişiler hemen sonra huduttan içeri atılarak Güney Kürdistan'a gönderilirler.

Bu dönemde hareketler hakkında içe yönelik anti-propagandalarda sadece Demokratik Cepheyle yetinilmemiş, Türkiye ve Kürdistan'daki devrimci, yurtsever tüm parti ve örgütler hakkında en aşağılık anti propagandalar günlük uğraşlarının merkezi haline gelmiştir. Öyle ki FKBDC içinde birlikte yer aldığı parti ve örgütleri dahi hedeflemişlerdir. İleri sürdükleri iddialarda şunlardı; "Devrimci Yol ajanların eline geçmiştir”, "TKEP ekmek partisidir, yok olmak üzere", "TEP yolu tutmuş, sekreteri ölürse dağılır”,  “SVP birkaç kişidir, peşimizde sürükleriz”, "Acilciler Hataycıdır, bize zararı dokunmaz". Kuzey Kürdistan’daki parti ve örgütler ise bilindiği gibi tümden “ajan-provokatör” ilan edilmiş, hatta bazılarının önderleri hakkında ölüm kararları dahi almışlardır. Daha çokta TKSP'nin sekreteri Kemal Burkay'ı katletme girişiminde bulunmuşlardır.

Devam edelim: Kendilerini güçlü göstermek için başvurdukları bir diğer yöntemde şu idi; Devrimci, yurtsever hareketlerden çoğunun merkezinde ajanların yer aldığını iddia ediyorlardı. "TKP'nin iç merkezi tümden, TSiP'in merkezinden iki, TiP merkezinden bir, Dev-Sol merkezinden bir; PARTiZAN’ın merkezinden birkaç tane ajan çıktı”, “Tek ayakta kalan güç PKK'dir. Herkese haddini bildirebiliriz”. Parti ve örgütlere yönelik bu tür anti propaganda ve nitelendirmeler çok sinsi bir tarzda adım adım tek merkezden belli bir plan ve program dâhilinde yürütülmüş. Örgüt içi gelişmelere paralel olarak bunlara daha da hızlılık kazandırılmıştır. Bunun esas nedeni de ne yapıp yapıp parçalanmayı ve dağılmayı engelleyerek, parti ve örgütler hakkında almış oldukları kararları bir an evvel uygulamaya koymaktır.

Kongre ve sonrası gelişmeler ve Güney Kürdistan’da durum:

Kongreye yakın bir süre merkezin bazı üyeleri de dâhil geçmişte çeşitli birimlerde görev almış kadroların önemli bir kesimi ayak oyunlarıyla Güney Kürdistan'a gönderilirler. Suriye ve Lübnan’da olup ta Kongreye delege olarak gelebilecekler ise adeta delikten deliğe sokularak saklanırlar. İran’da bulunan Mehmet Karasungur ile her türlü haberleşme bağlantıları kesilir. Abdullah Kumral ve Selahattin'i katlettikten sonra muhalefeti eden kadrolar üzerindeki baskı ve tehditler kongre yaklaştıkça daha da yoğunlaştırılır.

Kongre Abdullah Öcalan’ın daha çok akrabalarından oluşturduğu üç ayrı silahlı gurubun tehdidi altında yapılmaya başlanır. Buna rağmen kendi yanlıları arasında çözülmeler ve saf değiştirmeler başlar. Program ve tüzük üzerinde hiçbir çözüme varılamaz. Pprogram ve tüzük komisyonlarının başında yer alan Semir yoldaştı. [Semir: yani; Çetin Güngör İsveç’in başkenti Stockholm’da bir PKK tetikçisi tarafından katledildi] …

Devam edecek…

Yorumlar (6 gönderildi):

Yikilmis Hayaller .. 04 Jul, 2010 12:56:16
avatar
hangi yurekli pkkli, mazlum dogan olayini aciklayacak baki karer yazmis ocalanin mazlum dogan ailesi icin soylediklerini dogrudur ocalan soyler... bunu mazlumun nasil ne sekilde nicin olduyunude yazsaydin biliyorsun diyecektim... bir kac satirda delil dogan icin yazsaydin acaba sozde hayatini kurtardigi bayan yuzunden mi oldu yoksa olduruldu mu? umarim bu satirlari okuyorsundur...
Soresgerebenaw .. 04 Jul, 2010 09:41:49
avatar
Devlet Mafya Ve Cete
Nasnamede daha onceki bir yazimda denginmistim sanaryolarin otesinde yasadigimiz bir gercegi bir daha aktarmak istiyorum 1981 ve1982 haziran Israilin Lubnani isgali esnasinda PKK li kadrove sempatizanlari Hemen hemen Tum FKO icinde varlardi bence Parali Askerlik Gibibi bir sey
Ama bu tarihte en cok Demokratik cephe ile iliski ve saglam temelere Dayanili gibi bir Itifak veya Protoklmu onuda bilmem Imzalanan kagitlari gormedik ya bunu derken.???
Israilin Lubnan isgalinde son savasin en sonda kalanlar pKK likadro ve sempatizanlariydi (11 tane Sehit verdik) deniliyor Evet 11 tane Kurt genci Hayatini kaybeti bunlarin Cogu Demokratik Cephe icinde idiler.???
Birlesmis Miletler Ve Ulslararasi Kizil hac vasitasiyla Esir lerin Degisimi Birakilmasi Oldu Esirleri hic bir muslman ve arap devletleri kabul etmedi ancak Cezair kabul eti Bu esirlere Cezair devleti Bir Pasaport Belge verildi ve bakmayida kabul gordu
Biz PKK li olarak Sorumlu sectigimiz Kisi Samdaki arkadaslarla Gorusme esnasinda her konuda Demokratik Cephenin Yaninda ve onlarla berabe hareket etmesini Talimatini Almistik...???
Demokratik cephede Fetih Hareketiyle Hareket etmek zorunda idi ve bir mudet cezairde kaldiktan sonra Suriye Sama geldik isin Ilginc yanini burda yasadik
Resmi ve Ozel ucakla Getirilmistik PKK li Kisiler Talimat ozeri PKK olarak hava alaninda belirtik
1- Cezair Devletinin Vermis oldugu Pasaport veya belge Demokratik Cephenin elinde idi ve bize vermedi daha dogrusu Gormedik
2-Birlesmis miletler ve Kizilhac tarafindan Esir dosenlere yapilmis oldugu yardimlarin Yani esirlerin Yeni Bir hayata Gecmesi icin Binlerce dolarlik Yardim vardi birde Arap Ve musluman ve diger olkelerden gelen yardimlar hesabi beli degildi Bize Samda size verecegiz demistiler,Demokratik Cephe MK oyesi Ve sorumlulari Hem Pasaport ve bu yardimlarin Ostune Yati vermedi ....???
Samda Suriye devletide Bizi Kabulenmiyordu yani iceri almadilar Samdaki arkadaslara gore Abas Duran kalkan cafe ve digerlerine Gore biz almak istiyoruz Demokratik Cephe engel oluyorlar deniliyordu peki bu korkunc taploda demogojiler Kimden nasil neden ortalarda dolasiyordu ostu ortulu kaldi hep...??? oysa savasta PKK li olarak 11 tane sehit cogunlugu Demokratik cephenin icin de Oldu ve filistin Halki icin,PKK ve Demokratik cephe Icindeki olumsuzluklari baska taniklarida var yani os duzydeki kisilere sormak gerekir.???
3- Suriye devletinin Esir dosen askerleri ile suzum ona aybi cephede carpismistik ve birlikte esir dosmustuk onlarda bizim Suriyeye giris yapmasini engelenmesi ne halddi bunun altindaki sebepler neydi oysa PKK liler daha sonra kac yil samda kaldigi herkes tarafindan biliniyor niye o zaman bizi iceriye almadilar bunun arka perdesindeki dolaplar nelerdi...??? bu bir baska konu, ver hasil..///
4-Ilginc yani suki TC devleti ve Suriye Devletleri arasindaki soguk savas soreci icinde temamen kiritik durumda idi ve TC nin israili desteklemesi vardi odonemde nasil oluyorki bizler yani Esir dosen PKK li grup hava alaninda bekletirken hic beklenmedik TC devletinin Bir Grup askeri PILOT YARBAY Veya Diplomatlari Suriye Sam hava alaninda Kirmizi Golerle Sam tarafinda karsilaniyor lar Arkasindaki Oyunlar ve dolaplar nelerdi, Elahu alem demek gerikir buna,TC bizleri Samdan istedi vermekten korktu veya kimlerin ihbari vardi nicin o esnada bole bir ziyaret oluyor Arkasindaki dolaplar ver hasil...???
icerde oldugumuz nedeniyle Bir cok bilgilerden mahrum oldugumuz Ve PKK nin icindeki MK ici disi konularinda fazla bilgi sahibi degildik///
Bir not N/Kordinaturu tarafindan beni ve B.K bulusturmasi mail adres vb saygilarimla
Dersimli .. 05 Jul, 2010 01:49:14
avatar
Baki Karer in böyle yazmasi iyide, Öcalan "Devrimin Dili ve Eylemi" adli Kitap'inda Mazlum Dogan hakkinda cok daha degisik Yaziyor.
Mazlum Dogan'in bir Kahraman oldugunu, Direnis'ci, Teslim olmayan tam bir Destan gibi yaziyor.
Peki yukarida Beyan edilen Idda hangi tür bir Propaganda oluyor? Yoksa dilden dile dolasan bir Nevi agiz Propagandasimi oluyor?
Sîro .. 05 Jul, 2010 02:05:51
avatar
PKK halkımızın düşmanıdır.
Ergenekon teşkîlatıdır.
Öcalan bir Ergenekon devşirmesidir/kazanımıdır!!!
Halk gerçekliğimizi tersyüz etti ve ediyor.

Uyumayalım artık.
UYANIN!
vakkas .. 05 Jul, 2010 09:31:23
avatar
Dünya dönmüyor, zaman akmıyor, yaşam bir gölge, tarih ise Kürtler için hiç yazılmadı.Toprakta biten tüm nebatat kan ve göz yaşıyla beslendi her dem.
Kürtlerin ne kanı ne de göz yaşı hiç dinmedi.

Modern dünya; orta çağı, rönesansı, aydınlanma ve humanizmi yaşadı. Tecrubi tarihiyle muassır medeniyeti gerçekleştirdi. Doğmayan çocuğa haklar biçti, yaşama merhaba diyen insana kutsiyet atfetti.


Bir millet, binlerce yıllık tarihi ve kültürüyle yokluk ile varlık arasında gitti geldi. Dün kürtlerin esamesi okunmaz iken, bugün yeniden doğmuş bir can gibi kendisine kalıplar hazırlanıyor, varoluş sebebine dair hiçbir değer verilmiyor.


Avrupa İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 50. yılını kutladığımız bu dönemde; dilimize Kültürümüze kısacası bizi biz yapan tüm değerlerimize yasaklar getirilmiştir. En küçük hak arayış ve mücadelemize her türlü zorba ve zülüm reva görülmüştür. İnsanlık adına ne değer varsa bir lutüf gibi sunuluyor ve bununla yetinmemiz isteniyor.


Dünü bügüne sermaye eyleyen kapitalist ve sömürücü devletler bilmelidirlerki Kürtlerin vebali sonsuza değin onların boyunlarına geçirilmiş bir idam ilmiği gibi kalacaktır.


Tarihte, kendisi dışında başkası için ölen, üzülen, ezilen ve katledilen başka bir millet varmıdır? Bilmiyorum.


Ama bildiğim bir şey varsa oda; ‘kristalleşmiş modern dünyanın incileri olan Kürtler’ bundan sonra başkası için ölmeyecek, üzülmeyecek, varolmak yarına kalmak adına, her bir zerresi bir can, her bir canı, bir umman olup geleceğin şekillenmesinde rol alacak varoluş sebebini idrak edecektir.

Artık dünya Kürtler için dönecek, zaman akacak ve tarih içinde barındırdığı insanlık suçunu çarkın dışına atacaktır. Fıratın suyu kan olup akmayacak, insanlık tarihinin kalbi verimli Mezopotamya toprakları kan ve göz yaşıyla buluşmayacak.


Yarını mezar taşlarıyla yaşamak zorunda kalmayan, nesillerin varolaması dileğiyle…
siahmet .. 07 Jul, 2010 05:01:21
avatar
siro arkadaş derlerki tavuk ne kadar gıtgıtlasa çıkaracağı bi yumurtadır sana bunları yazdırana süyle biz kimin düzenimizi ters düz ettiği gayet biliriz siz yolun sonuna geldiğinizi anladığınız için elinizden gelen yapiyorsunuz ne diyelim kolay gelsin?

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: