Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Qandil Nasıl Ve Ne Karşılığında PKK'nin Oldu? Qandil Nasıl Ve Ne Karşılığında PKK'nin Oldu? ================================================================================ Nasname - : on 23 Jun, 2010 12:42:00 Qandil, stratejik yapısı gereği sadece Kürdler açısından değil, dört sömürgeci ülke açısından da çok önemli bir yer. Son günlerde sıkça gündeme gelen Qandil’in, hangi koşullarda, kimler tarafından ve hangi amaçla PKK’ye tahsis edildiği hayati öneme sahiptir. Olayları tarihsel olgulardan soyutlayarak değerlendirenlerin sadece biçime dair bazı bilgilerle yetinmesi ve öze dokunmaması demektir. Ne yazık ki süregiden tartışmalarda biçimcilerin sesleri daha çok çıkıyor ve öze dair bilgilere sahip insanların da sesi (bunlar devlete hizmet ediyor, PKK’yi karalıyorlar gibi bildik suçlamalarla) kısılmaya, bastırılmaya çalışılıyor. Qandil eğer sömürgeci bir devletin en vahşi yönetimi (BAAS) tarafından PKK’ye tahsis edilmişse, bunun çok önemli nedenleri olmalıdır. Sömürgeci devletlerin en büyük düşmanı sömürge olan ve özgürleşmek isteyen halklar olduğuna göre, PKK’nin Güney Kürdistan’a yerleşmesinin karşılığı Ulusal Kürd hareketine zarar vermesi olabilir ancak. Evet aşağıda sunduğumuz resmi belgede, PKK’nin Güney’e Saddam tarafından yerleştirildiğini ve karşılığında Kürdlerin ulusal hareketlerine darbe vurmasını istediğini görüyoruz. Hafıza sorunu yaşamayanların çok net hatırlayacağı gibi aynı dönemde Saddam’ın en yakın müttefiki TC idi. Ne kadar sorunları olsa da, dört sömürgeci devlet her zaman Kürd sorunu noktasında uzlaşırlar ve ortak hareket ederler. Bu nedenle, Saddam-PKK anlaşmasının, yani PKK’nin Güney’e yerleşmesinin Türkiye tarafından da onaylandığı sonucunu çıkarmak zor olmasa gerek. PKK bahanesiyle Güney'e giren ve Kürd gençlerini katletmek için vahşice duygular besleyen TC, Ölen askerler için timsah gözyaşları dökeceğine, Kürdlerin ulusal davasını yok etmek için geçmişte kurduğu çirkin ilişkilerin hesabını vermelidir önce. PKK, şimdiye kadarki pratiğiyle, Saddam’ın kendisine sunduğu olanakların karşılığını fazlasıyla ödedi; Kürdistan ulusal davasına zarar vererek… Dönem dönem ilişkiler bozulsa da, PKK’nin, Suriye’de Esad rejiminden, İran’da Molla rejiminden, Irak’ta Saddam rejiminden ve Türkiye’den de Kemalist rejimden destek aldığı biliniyor. Sömürgecilerin en büyük korkusu sömürgelerin kurtuluşu için mücadele eden ulusal hareketler olduğuna göre, dört sömürgeci devletin de PKK ile ilişkili olması her şeyi yeteri kadar açıklamıyor mu? Eldeki somut veriler, PKK’nin Kürdistan’ı tahrip eden pratiği ve sömürgeci devletlerle geliştirdiği stratejik ilişkiler, PKK’nin ulusal bir hareket olmadığının yeterli kanıtı değil mi? Birileri ısrarla PKK’yi “Ulusal Kürd hareketi”, “Özgürlük Hareketi” olarak sunmaya çalışırken, ikna edici olmaları için geçmişi de unutturmaya çalışıyorlar. Özgür Bireyler Topluluğu olarak bizler de, ısrarla geçmişi hatırlatacağız ve PKK’nin ulusal bir Kürd hareketi olmadığının belgelerini birilerinin yüzüne çarpacağız. Bu amaçla, daha önce yayınlamış olduğumuz PKK-Saddam ilişkilerine dair belgeleri tekrar yayınlıyoruz. Kürdistan’da hafıza kaybına izin vermeyeceğiz... Tarih bilinci geçmişe dair güçlü bir hafızayı gerektiriyor. Bu nedenle, tarih bilincinden yoksun bırakılan halkların gerçek anlamda özgürleşemeyeceğini çok iyi bilen Sömürgeci güçler, Kürdistan halkını hafızasız bırakmak için bu güne kadar her türlü yalana/yönteme başvurdu. Sömürgeciler yetersiz kaldıklarında ise, aynı işlevi görecek olan ve büyütüp besledikleri taşeron örgütlerini devreye soktular… PKK de Sömürgecilerin kesintisiz uyguladığı “geçmişi unutturma” yöntemini Kürdistan’da uygulayarak hafızasız bir toplum yaratmaya çalıştı. Piyasaya sürüldüğü ilk günden itibaren toplumsal dinamikleri tahrip etmek ve yurtsever potansiyeli devlete peşkeş çekmek için, devlet tarafından kendisine yükletilen misyonun tüm gereklerini yerine getirdi. Özgür Bireyler Topluluğu olarak, hafızaları geri getirmek ve tarih bilincinin gelişmesine katkı sağlamak için çok önemli orijinal belgeleri halkımızla paylaşmaya devam edeceğiz. PKK, “Kürdistan’da gelişen ulusal mücadeleyi baltalamak için, sömürgeci güçler tarafından piyasaya sürüldü” iddiasını abartılı, hatta “Komplo Teorisi” olarak değerlendirenler, son yıllarda, özellikle de Ergenekon soruşturması sürecinde “acaba”, “belki de” demeye başladılar. Elde somut veri olmadan bu tür değerlendirmelerin inandırıcı olması zordur. Çünkü yıllardır savaşan, görünürde Kürdleri temsil eden, devlete zarar veren, çatışan bir örgüte yönelik “devlet güdümlü” iddiası bazı somut delillerle desteklenmedikçe anlamlı olmaz. Bu güne kadar başta İç İnfazlar ve devlet ile ilişkiler olmak üzere PKK’ye yönelik iddialarımızı estekleyen birçok belge sunduk. Bazılarının “Kardeş Kavgası” dediği ama bizim ısrarla PKK’nin ulusal değerlere/örgütlere saldırısı dediğimiz olayların en önemlisi doksanlı yıllarda Güney Kürdistan’da yaşandı. PKK’nin “Ortadoğu Konfederasyonu” adı altında teorik kılıf bulduğu ve Güney’deki yurtsever güçlere karşı savaş açtığı dönemde, Saddam ile geliştirdiği ilişkilerin bir sonucu ve Saddam’ın Kürdler üzerindeki egemenliğini sürdürmesine katkı amaçlı olduğunu söyleyenler olduysa da çoğu insanlara pek inandırıcı gelmedi. Birinci Körfez savaşı sırasında, Peşmerge’ler tarafından Irak İstihbarat Merkezlerinde ele geçirilen belgeler; PKK-Saddam işbirliğini somutlaştırmaktadır. Bu belgeleri halkımızla paylaşarak, hem PKK’nin misyonunu, hem geçmişte yaşanan ve bazı kesimlerce “Kardeş Kavgası” denilen çatışmaların nedenlerine ışık tutma, hem de bugün hala devam eden Güney düşmanlığının gerçek sebeplerinin anlaşılmasına yardımcı olmaktır. Nasname/Haber Not: Bu belgeler; Kürdistan Yurtsever Birliği (YNK) kurucu üyelerinden Abdulrezzaq Mirza (Feyli) ve Vildan Tanrıkulu tarafından Arapça orijinallerinden Türkçeye çevrilmiştir. ............................................................ Resmi Belgelerle PKK/SADDAM İlişkileri (1) ------------------------- BELGE: 1 ------------------------- Bismillahirrahmannirrahim Sayın muhterem müdür,Selam ve saygılar Türk işçi partisi [PKK] sorumlularını kazanma doğrultusundaki direktifleriniz doğrultusunda Mutened Talib vasıtasıyla Hakkari bölgesi sorumlusuyla görüşmek için randevu almaya, bizimle işbirliği yapan iki kişi 6.10.1990 tarihinde gönderildi. 7.10.1990 günü sınır bölgesinde bir görüşme yapıldı ve kendisi Amediye ye çekilip getirildi. Adı geçen kişi Hakkari bölgesi (Hakkari, Şemdinli, Çukurca, Gever -Yüksekova ç.n-) sorumlusu ve partinin genel sekreteri Abdullah Öcalan ile direk ilişkisi olan parti yöneticilerinden birisidir. Beraberindeki kişi ise Yoldaş Ali isminde Suriye vatandaşı birisiydi. Adı geçen kişiyle tartışmamız Em Ammar ile birlikte Sulav Turistik Otelinin bir odasında geçti. Tartışma aşağıdaki konuları kapsıyordu; Birincisi; Türk İşçi Partisinin [PKK] sülaleden yıkıcı zümre ile ilişkileri: Türk İşçi Partisinin [PKK] sülaleden yıkıcı zümre ile ilişkileri şimdiki durumda iyi değil. Bu zümre ile İran’da yapılan son görüşme hiç bir sonuç vermedi. Bu konuda adı geçen kişi aşağıdaki şeyleri yapmaya hazır olduklarını belirtti: 1- Kendilerinin bulunduğu bölgeye yıkıcı zümrenin girmesine engel olmak. 2- Yıkıcı zümrenin Türkiye Kürtlerinin desteğini almalarını ve onları etkilemelerini engellemek. 3- Onlara yardımı engellemek. Bu, gerçekten de oldu. Yıkıcı zümrenin elemanlarının Şitarza/Şiyarza bölgesine girişleri sıra¬sında o bölgedeki ahaliden hiçbir yardım alamadılar. 4- Bu zümrenin ve Barzanilerin yapısı ve Emperyalizm ve Siyonizm ile ilişkilerinin onlarla birlikte olanlara anlatılması, bu insanların onlardan ayrılmaya ikna edilmesi. Tartışmalar esnasında içinde yöneticiler de olmak üzere birçok yıkıcı unsuru İşçi Partisi [PKK] lehine kazandıklarını öğrendik. İkincisi; Türk ve Amerikan kuvvetlerinin hareketleri; Türkiye topraklarında Amerikan kuvvetleri bulunuyor. Amerika uçaklarının ana merkezi Adana kentindeki İncirlik Üssüdür. Bu Amerika'nın eski hava üssüdür. Son günlerde buraya "111" tipi savaş uçakları geldi. Uçaklar sürekli Türk-Irak sınırında keşif uçuşları yapıyorlar. Haliç olaylarından sonra Türkiye’ye Amerikan uzmanları geldi ve şimdi Türk ordusunu eğitiyorlar. Türk telsizlerini dinleme sonucu öğrendiğimize göre, Türk ordusu Irak ordusu hakkında özellikle sınırdaki Habur-Zire’deki durum hakkında tafsilatlı bilgiler elde etmek istiyorlar. Türk ordusu istihbarat elemanlarını Irak içlerine gönderiyor. Bu konuda adı geçen kişi kendisinin ve partisinin bizi Amerikan kuvvetleri hakkında tafsilatlı bilgilerle donatmaya ve onlara karşı eylemler yapmaya hazır olduklarını bildirdi. Onlardan, bize bu kuvvetlerin yerleri hakkında geniş bilgileri içeren bir rapor sunmalarını istedik. Üçüncüsü; İşçi Partisinin [PKK] talepleri; 1- Yüksek düzeyde ve yeni bir şekilde ilişkilerin genişletilmesi. 2- Irak kuvvetlerinin onlara karışmaması. 3- Kendilerine basım makinesi, teksir ve BKC, PRG 7 ve 60 mm havan topu gibi alet ve silah sağlamamızı ve eğer gerekirse partinin bunlara karşılık para da ödeyebileceği. Saygıyla görüşlerinize sunulur. Güvenlik ÜsteğmeniAmediye Güvenlik Subayı 8.10.1990(imza) Devam edecek...