Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Sahibinin Dilinden PKK: (4. Bölüm) Sahibinin Dilinden PKK: (4. Bölüm) ================================================================================ Nasname - : on 30 May, 2010 10:04:00 Abbas’ın [Duran Kalkan] toplantıya getireceği MK üyeleri Cuma, Yıldırım Merkit, M.Karasungur ve Mazlum’du. (Yıldırım Merkit Haziran'da, Mazlum Eylül’de MK’ye alınmışlardı.) Abbas, Cuma ve M.Karasungur'dan kendi olanaklarıyla gelmelerini isterken, toplantıya getirilecek belgeleri de Mazlum ve Yıldırım’dan habersiz bir taksiye yerleştirir. Mazlum ve Yıldırım’a bu taksiyle kendisinden 15-20 dakika sonra Urfa’dan çıkmalarını söyler. Abbas’tan 15-20 dakika sonra çıkan Mazlum ve Yıldırım şehir çıkışında durdurulur, taksi aranır ve belgeler ortaya çıkarılınca tutuklanırlar. Geriye kalan MK üyeleriyle yapılan toplantı elektrikli hava içinde geçer. Zaman zaman karşılıklı sert tartışmalar olur ve Abbas toplantıda tecrit durumuna düşürülür. Ve Mardin bölgesinde kalması istenir. Elektrikli havaya rağmen bazı kararlar alınır. Bu toplantıda alınan kararlar şunlardı; a) Ülkenin hiçbir bölgesinde gerilla mücadelesi yürütmenin koşulları yoktur, b) M.Bucak'a karşı mücadele devam ettirilemez, durdurulacaktır, Hilvan ve Siverek’te elde kalan kadro ve aktif sempatizanlar yurtdışına gönderilecektir. C) Dışarıya çağrılan MK üyeleri kitleyle ilişkileri sürekli kılacak düzenlemeler yapıldıktan sonra yurtdışına çıkacaklardır. d) Sayıları ne tutarsa tutsun bölgelerden seçilecek kadro ve aktif sempatizanlar guruplar halinde yurtdışına gönderilecek ve tamamen geriye çekilme sağlanacaktır. Bu toplantının en önemli gündem maddelerinden birisi de Kesire Öcalan sorunuydu. Buna rağmen Kesire hakkında kesin bir karara varılamadı. Aslında bu konuda alınacak karar Mazlum'un vereceği bilgilere ve görüşülecek raporlara bağlıydı. Ama Mazlum’un yakalanmasıyla birlikte raporlarında ele geçirilmesi kesin bir karara varmayı engelledi. Abdullah alınan bu kararları oportünistlik ve revizyonistlikle suçlar ve yanındaki kadrolara alabildiğince hırçın davranmaya başlar. Bu asabiyetin nedenlerini şimdilik uzun uzadıya yazmaya gerek görmüyoruz. O'na göre dışarıda bolca ceset ticareti yapabilmesi için kendisiden başka herkes ölmeliydi. Bir defa bile halkın içine çıkmamış, halktan korkan birinin gözünde ebetteki insan yaşamının değeri yoktur. Kendisini yurtdışına atar atmaz "gerilla savaşa" çığlıkları koparanlar için halkın evlatlarını ucuzca ölüme göndermek işten bile değildir. Gerilla savaşı vermek için siyasal ortam var mıdır yok mudur, hazırlıklar yeterlimidir, kitlelerin örgütlülük düzeyi nedir vb. durumların Abdullah ve benzerleri açısından hiçbir önemi yoktur. Yurtdışından talimatlar gönderen, emirler yağdıran Abdullah, ülke dışına çıktığımızda gördük ki hiçbir faaliyet yürütmemiş. En üst düzeyde ilişki yürüttüğü tek örgüt ASALA'ydı. Önceden gönderilen ve daha gelecek kadroların bakımını ve eğitiminin nasıl halledileceği sorununu dahi aydınlığa kavuşturmuş değildi. Uluslararası ilişki diye önümüze koyduğu tek şey ASALA ile yaptığı basın toplantısının bazı gazete ve dergilerdeki haber ve yorumlarıydı. Birçok örgütle ilişki kurmak için yoğun çaba yürüttüğünü fakat Ömer Çetin ve Kemal Burkay tarafından engellendiğini ve bu örgütlerin PKK'yi imha etmek istediğini anlattı durdu. Özellikle Kemal Burkay'ın PKK aleyhinde hazırladığı bir raporu Demokratik Cephe'ye verdiğini ve bununla dikkate alındığını vurguladı. Oysa işin aslı hiçte böyle değildi. Verdiği bilgilerin tümü yalandı. Sadece ASALA ile kurduğu ilişkiyle yetinmeyi temel almıştı. Çünkü ASALA ile ilişkilerini stratejik düzeye çıkarmış, Türkiye ve Avrupa'da bir dizi ortak eylemler planlamıştı. Hatta bu dönemde Avrupa'ya göndermiş olduğu bir talimatta Almanya başta olmak üzere tüm batı Avrupa ülkelerinde askeri eylemler geliştirilmesini istemişti. Avrupa örgütlenmesinin gücünün yetmeyeceği yerde Beyrut'tan ekipler gönderebileceği vaadinde bulunmuştu. Kendisinin faaliyetleri bu iken gönderdiği talimatlara uymadığımızdan ötürü PKK’yi yenilgiye götürdüğümüzü ve kendisinin de örgütten dışlandığını iddia etti. Yurtdışına yeni çıkmış MK üyeleri ise geliştirilen ilişkilerin çok çok yetersiz olduğu, yurtdışına çıkarılacak kadroların bu ilişkilerle korunamayacağını, Filistinli ve Lübnanlı örgütlerle ilişki geliştirmek için ortamın müsait olduğunu, kendisinin MK'den habersiz yurtdışına çıktığını söylediler. Daha sonra aramızda geçen bir konuşmada Abdullah, Cuma’nın [Cemil Bayık] ajan olduğunu belirterek hemen alınacak bir kararla ihracını önerdi. Kendisinden bu hususta gerekçeler istediğimde hiçbir gerekçe gösteremedi. Cuma, Abdullah'ın bu iddiasını duyduğu zaman kesinlikle ciddiye almayacağını, sorunun sürece bırakılmasını isteyerek Abdullah'ın kendisine neden kin duyduğunu hepimizin bildiğini belirtmekle yetindi. Cuma konusunda geriye adım atmak zorunda kalınca, bu kez de her nedense Kemal Pir'in MK'ye alınmasını önerdi. Kemal Pir ise MK'ye gelmeyi kesinlikle reddettiği gibi bir dizi eleştiriler getirdi. MK içindeki sürtüşme ve çekişmelere girmeyeceğini, örgüt içi sorunlar bu şekilde devam ederse gerektiğinde ülkeye tekrar giriş yapacağını bildirdi. Herkesin birbirine temkinli yaklaşımıyla günler boş geçiyordu. Aslında boş geçtiğini zannediyorduk. İç merkezin kimlerden oluşturulacağı üzerine yapılan tartışmalardan sonra beş kişide karar kılındı. Bunların üçü 1979'dan beri yer alıyordu, diğer ikisi de bölge sekreteriydi. Abdullah henüz yurtdışına çıkmamış olan Abbas'a yazdığı pusulada iç merkezi beş kişi değil, sekiz kişi olarak bildirir. Yanı üçünü de paşa gönlüyle alır. Ayrıca Kars, Ağrı, Siirt, Mardin ve Maraş’tan yurtdışına çıkışların durdurulmasını ister. Eklediği bu uç kişiden birisi Ülke içinde, ikisi yurtdışındadır. Yurtdışından ülke içine giriş yapan bu kişiden biri hudutta yakalanır, diğeri ise gideceği yere ulaşır. Abbas atanan iç merkezi bir araya getirmez. Hiçbir ilişki devretmez. Sadece her birine birer mektup yazarak iç merkez üyesi olarak faaliyet Yürüteceklerini ve bu merkeze alınanları bildirmekle yetinir. Bundan sonra Abbas yurtdışına çıkmak için hazırlıklara başlar. Ama çıkmadan önce, ileri düzeyde faaliyet yürütenlerin her türlü geliş gidişlerinin yasaklandığı birçok köyden biri olan Şıkestun’da Mardin bölge komitesini toplantıya çağırır. Bölge birimi köye geldikten bir-iki saat sonra jandarma birliklerince imha edilir. Abbas ise birkaç gün sonra Suriye'ye geçer. Mardin bölge biriminin imhasından sonra iç merkez toplanmak ister. Ama birbirlerinin adreslerini tam bilemediklerinden uzun süren çabalar sonucu bir araya gelmeyi başarırlar. Yapılan bu toplantıdan iki gün sonra yukarıda bahsettiğimiz dışarıdan gelen iç merkez üyesi sırra kadem basar. Halende öyledir. Bu MK toplantısında KUK'la [Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları] girilen silahlı çatışmanın durdurulması, barış girişimlerinin yoğunlaştırılması için karar alınır. Yurtdışına iletilen bu karara yanıt olarak Abdullah, "Mardin bölge komitesini KUK imha etti, intikam alınmalıdır, çatışmaları sürdürün" der… Devam Edecek…