Anasayfa | Dosya Haber | Sahibinin Dilinden PKK: (4. Bölüm)

Sahibinin Dilinden PKK: (4. Bölüm)

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image

MK toplantısında KUK'la [Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları] girilen silahlı çatışmanın durdurulması, barış girişimlerinin yoğunlaştırılması için karar alınır. Yurtdışına iletilen bu karara yanıt olarak Abdullah, "Mardin bölge komitesini KUK imha etti, intikam alınmalıdır, çatışmaları sürdürün" der…

 

 

 

Abbas’ın [Duran Kalkan] toplantıya getireceği MK üyeleri Cuma, Yıldırım Merkit, M.Karasungur ve Mazlum’du. (Yıldırım Merkit Haziran'da, Mazlum Eylül’de MK’ye alınmışlardı.) Abbas, Cuma ve M.Karasungur'dan kendi olanaklarıyla gelmelerini isterken, toplantıya getirilecek belgeleri de Mazlum ve Yıldırım’dan habersiz bir taksiye yerleştirir. Mazlum ve Yıldırım’a bu taksiyle kendisinden 15-20 dakika sonra Urfa’dan çıkmalarını söyler. Abbas’tan 15-20 dakika sonra çıkan Mazlum ve Yıldırım şehir çıkışında durdurulur, taksi aranır ve belgeler ortaya çıkarılınca tutuklanırlar. Geriye kalan MK üyeleriyle yapılan toplantı elektrikli hava içinde geçer. Zaman zaman karşılıklı sert tartışmalar olur ve Abbas toplantıda tecrit durumuna düşürülür. Ve Mardin bölgesinde kalması istenir. Elektrikli havaya rağmen bazı kararlar alınır.

Bu toplantıda alınan kararlar şunlardı;

a) Ülkenin hiçbir bölgesinde gerilla mücadelesi yürütmenin koşulları yoktur,

b) M.Bucak'a karşı mücadele devam ettirilemez, durdurulacaktır, Hilvan ve Siverek’te elde kalan kadro ve aktif sempatizanlar yurtdışına gönderilecektir.

C) Dışarıya çağrılan MK üyeleri kitleyle ilişkileri sürekli kılacak düzenlemeler yapıldıktan sonra yurtdışına çıkacaklardır.

d) Sayıları ne tutarsa tutsun bölgelerden seçilecek kadro ve aktif sempatizanlar guruplar halinde yurtdışına gönderilecek ve tamamen geriye çekilme sağlanacaktır.

Bu toplantının en önemli gündem maddelerinden birisi de Kesire Öcalan sorunuydu. Buna rağmen Kesire hakkında kesin bir karara varılamadı. Aslında bu konuda alınacak karar Mazlum'un vereceği bilgilere ve görüşülecek raporlara bağlıydı. Ama Mazlum’un yakalanmasıyla birlikte raporlarında ele geçirilmesi kesin bir karara varmayı engelledi.

Abdullah alınan bu kararları oportünistlik ve revizyonistlikle suçlar ve yanındaki kadrolara alabildiğince hırçın davranmaya başlar. Bu asabiyetin nedenlerini şimdilik uzun uzadıya yazmaya gerek görmüyoruz. O'na göre dışarıda bolca ceset ticareti yapabilmesi için kendisiden başka herkes ölmeliydi. Bir defa bile halkın içine çıkmamış, halktan korkan birinin gözünde ebetteki insan yaşamının değeri yoktur. Kendisini yurtdışına atar atmaz "gerilla savaşa" çığlıkları koparanlar için halkın evlatlarını ucuzca ölüme göndermek işten bile değildir. Gerilla savaşı vermek için siyasal ortam var mıdır yok mudur, hazırlıklar yeterlimidir, kitlelerin örgütlülük düzeyi nedir vb. durumların Abdullah ve benzerleri açısından hiçbir önemi yoktur.

Yurtdışından talimatlar gönderen, emirler yağdıran Abdullah, ülke dışına çıktığımızda gördük ki hiçbir faaliyet yürütmemiş. En üst düzeyde ilişki yürüttüğü tek örgüt ASALA'ydı. Önceden gönderilen ve daha gelecek kadroların bakımını ve eğitiminin nasıl halledileceği sorununu dahi aydınlığa kavuşturmuş değildi. Uluslararası ilişki diye önümüze koyduğu tek şey ASALA ile yaptığı basın toplantısının bazı gazete ve dergilerdeki haber ve yorumlarıydı. Birçok örgütle ilişki kurmak için yoğun çaba yürüttüğünü fakat Ömer Çetin ve Kemal Burkay tarafından engellendiğini ve bu örgütlerin PKK'yi imha etmek istediğini anlattı durdu. Özellikle Kemal Burkay'ın PKK aleyhinde hazırladığı bir raporu Demokratik Cephe'ye verdiğini ve bununla dikkate alındığını vurguladı. Oysa işin aslı hiçte böyle değildi. Verdiği bilgilerin tümü yalandı. Sadece ASALA ile kurduğu ilişkiyle yetinmeyi temel almıştı. Çünkü ASALA ile ilişkilerini stratejik düzeye çıkarmış, Türkiye ve Avrupa'da bir dizi ortak eylemler planlamıştı. Hatta bu dönemde Avrupa'ya göndermiş olduğu bir talimatta Almanya başta olmak üzere tüm batı Avrupa ülkelerinde askeri eylemler geliştirilmesini istemişti. Avrupa örgütlenmesinin gücünün yetmeyeceği yerde Beyrut'tan ekipler gönderebileceği vaadinde bulunmuştu.

Kendisinin faaliyetleri bu iken gönderdiği talimatlara uymadığımızdan ötürü PKK’yi yenilgiye götürdüğümüzü ve kendisinin de örgütten dışlandığını iddia etti. Yurtdışına yeni çıkmış MK üyeleri ise geliştirilen ilişkilerin çok çok yetersiz olduğu, yurtdışına çıkarılacak kadroların bu ilişkilerle korunamayacağını, Filistinli ve Lübnanlı örgütlerle ilişki geliştirmek için ortamın müsait olduğunu, kendisinin MK'den habersiz yurtdışına çıktığını söylediler. Daha sonra aramızda geçen bir konuşmada Abdullah, Cuma’nın [Cemil Bayık] ajan olduğunu belirterek hemen alınacak bir kararla ihracını önerdi. Kendisinden bu hususta gerekçeler istediğimde hiçbir gerekçe gösteremedi. Cuma, Abdullah'ın bu iddiasını duyduğu zaman kesinlikle ciddiye almayacağını, sorunun sürece bırakılmasını isteyerek Abdullah'ın kendisine neden kin duyduğunu hepimizin bildiğini belirtmekle yetindi. Cuma konusunda geriye adım atmak zorunda kalınca, bu kez de her nedense Kemal Pir'in MK'ye alınmasını önerdi. Kemal Pir ise MK'ye gelmeyi kesinlikle reddettiği gibi bir dizi eleştiriler getirdi. MK içindeki sürtüşme ve çekişmelere girmeyeceğini, örgüt içi sorunlar bu şekilde devam ederse gerektiğinde ülkeye tekrar giriş yapacağını bildirdi.

Herkesin birbirine temkinli yaklaşımıyla günler boş geçiyordu. Aslında boş geçtiğini zannediyorduk. İç merkezin kimlerden oluşturulacağı üzerine yapılan tartışmalardan sonra beş kişide karar kılındı. Bunların üçü 1979'dan beri yer alıyordu, diğer ikisi de bölge sekreteriydi.

Abdullah henüz yurtdışına çıkmamış olan Abbas'a yazdığı pusulada iç merkezi beş kişi değil, sekiz kişi olarak bildirir. Yanı üçünü de paşa gönlüyle alır. Ayrıca Kars, Ağrı, Siirt, Mardin ve Maraş’tan yurtdışına çıkışların durdurulmasını ister. Eklediği bu uç kişiden birisi Ülke içinde, ikisi yurtdışındadır. Yurtdışından ülke içine giriş yapan bu kişiden biri hudutta yakalanır, diğeri ise gideceği yere ulaşır. Abbas atanan iç merkezi bir araya getirmez. Hiçbir ilişki devretmez. Sadece her birine birer mektup yazarak iç merkez üyesi olarak faaliyet Yürüteceklerini ve bu merkeze alınanları bildirmekle yetinir. Bundan sonra Abbas yurtdışına çıkmak için hazırlıklara başlar. Ama çıkmadan önce, ileri düzeyde faaliyet yürütenlerin her türlü geliş gidişlerinin yasaklandığı birçok köyden biri olan Şıkestun’da Mardin bölge komitesini toplantıya çağırır. Bölge birimi köye geldikten bir-iki saat sonra jandarma birliklerince imha edilir. Abbas ise birkaç gün sonra Suriye'ye geçer.

Mardin bölge biriminin imhasından sonra iç merkez toplanmak ister. Ama birbirlerinin adreslerini tam bilemediklerinden uzun süren çabalar sonucu bir araya gelmeyi başarırlar. Yapılan bu toplantıdan iki gün sonra yukarıda bahsettiğimiz dışarıdan gelen iç merkez üyesi sırra kadem basar. Halende öyledir.

Bu MK toplantısında KUK'la [Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları] girilen silahlı çatışmanın durdurulması, barış girişimlerinin yoğunlaştırılması için karar alınır. Yurtdışına iletilen bu karara yanıt olarak Abdullah, "Mardin bölge komitesini KUK imha etti, intikam alınmalıdır,  çatışmaları sürdürün" der…

Devam Edecek…

Yorumlar (6 gönderildi):

Nuro .. 31 May, 2010 03:49:33
avatar
PKK Halkımıza verdiğinden çok halkımızdan almıştır.

Bugün ülke zemininde bu gerçekleri bilmiyen ve tanımıyan yüzbinler ve hatta milyonlar var. Bunlarin arasında çok eski dönemlerden beri KUKM içinde yeralmış olan insanlar var. Hepsi de körükörüne Şêx Abdullah Öcalan'nın dürüst ve günahsız olduğuna inanıyorlar. Oysa Kürtlerin sırtına en büyük hançeri saplayan Öcalan'ın ta kendisidir.

Şimdi bazıları sözümona bu oyunu deşifre edip bozduklarını iddia ediyorlar. Bunu yaparken de devletin en derin kesimiyle İLİŞKİ GELİŞTİRMEKTEDEN de geri kalmıyorlar!?? Bu gibi ...unsurların başında bir dönem Nasname'nin başında olan nam-ı meşhur zatın bu konuda içine girdiği ... çok düşündürücüdür.

Ülke zemininde bu unsuru tanıyan pek o kadar isan yok. Tanıyan da ne gariptir ki onu Türk basınından tanımaktadırlar.

Bu gibi zayıf insanlara buradan çok önemli bir çağrıda bulunmak istiyorum: Zararın neresinden dönülse kardır. Kirli ilişkileri bize bulaştırmayın! Davamızın ihanete uğradığı doğrudur. Ama biz bu ihaneti kendi özgücümüzle ve kendi ellerimize defetme bilinç ve kabiliyetindeyiz.

Eğer bu kabuledilmez tarzda ve böylesi gözükara bir şekilde devam edip etrafımıza düşmanın pislik ve kusmuklarını saçarsak, düşmanın oyuncağı olmaktan öteye gidemeyiz.

Bundan dolayı bu unsura buradan (Batmandan) hitap ederek bu ayakları bırakmasını tavsiye ediyorum. Bize yarardan çok zararı var. Birgün önce bunu idrak etmesini umarım.

Yeni Nasname'nin önemli çalışmalarında Nasname'ye başarılar diliyorum.

Bixatıre we

Nuro

Batman
Mervan .. 31 May, 2010 04:52:44
avatar
Öyle anlaşılıyor ki, Apo derin devletten aldığı talimat gereği, Duran Kalkan aracılığıyla, PKK Mardin Bölge Komitesini Şıkestun'da imha ettirir ve bunların devlet güçleri tarafından öldürüldüğünü herkesin bilmesine rağmen, bunları KUK imha ettirdi yalanıyla, amacın ise 12 Eylul Askeri darbe sürecini hazırlamak için KUK ile çatışmaların devam etmesini sağlamak olduğunu bugün net anlaşıldığını anlıyoruz.
Ferec .. 01 Jun, 2010 05:08:23
avatar
PKK'nin Ergenekon tarafından başlatılması, MIT tarafından yönetilip, MIT üst düzey elemanları tarafından döndürülmesi ardından, muhtemel PKK temel kadrolaşmasına yönelik Şıkestun imhası gerçekleştirildi. Bu eylem bir bakıma devletin yeni-dönem Kürt uyanışı ve direnişindeki en ilk kapsamlı operasyonudur. Devletin en karanlık odakları, bunu örgütün en üst düzeyindeki kendi elemanları (Öcalan-Kalkan) vasıtasıyla başardı.

Derin devletin bu yönlü faaliyetlerinin bir diğeri de, üst düzey elemanların Kürt örgütleri arası başlattıkları provokasyon ve yıkım çalışmalarıydı. Tarihte bunların (PKK ve KUK) direkt paslaşma ve ortak hareket etme eylemlerine tanık olduk. PKK-KUK çatışmasını başlatan Ergenekon, örgüt üst-düzeyindeki elemanları; (Öcalan-Kalkan ve Baybaşin-Fisli) ailelerini doğrudan doğruya bu eylemlerinde kullanmasını iyi bilmiştir.

Bir daha aynı çukura düşmemek için artık bu lanetli tarimizden bolca ders çıkarmanın zamanıdır.

Hunharca yıkımlarla beli kırılmış güzel halkımıza yazık ve günahtır.

Bir daha asla güzel halkım - bir daha asla!

Uyanın artık!

EDI BES E

Ferec
cenk .. 03 Jun, 2010 07:48:35
avatar
pkk bir ergenekon nyapilanması degildir nede mit e bagli bir örgüt pkk öcalanın aile şirketi haline gelmiştir öcalan yapi üzerinde büyük bir denge olmus ve partiyi kndi keyfine göre şekillendirmiştir
békeso .. 10 Jun, 2010 10:53:09
avatar
Tarihte bunların (PKK ve KUK) direkt paslaşma ve ortak hareket etme eylemlerine tanık olduk. PKK-KUK çatışmasını başlatan Ergenekon, örgüt üst-düzeyindeki elemanları; (Öcalan-Kalkan ve Baybaşin-Fisli) ailelerini doğrudan doğruya bu eylemlerinde kullanmasını iyi bilmiştir.

Fereç mücadele tarihinin hiç bir saniyesinde bile kuk un pkk ile beraber hareket ettiği ve paslaştığı görülmemiştir.Ezber konuşmuşsun....
haci .. 14 Jun, 2010 02:35:52
avatar
anlasildigi gibi abas efendi once mazlum ve yildirim merkit'i belgelerle yakalatiyor sonra mardin gurubunu imha ettirip oyle gidiyor yoruma gerk varmi

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: