Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Mahabad Cumhuriyetinin Kuruluşu Ve Büyük Güçlerin Politikaları(3) Mahabad Cumhuriyetinin Kuruluşu Ve Büyük Güçlerin Politikaları(3) ================================================================================ Nasname - : on 27 Jan, 2012 05:12:00 Azad. A/ MAHABAD CUMHURIYETİ’NİN KURULUŞU VE BÜYÜK GÜÇLERİN POLİTİKALARI İngilizceden Türkçeye çeviren: Mustafa GÜNEŞ Bölüm: III KÜRT ULUSÇULUĞUNUN YÜKSELİŞİ VE MAHABAD CUMHURİYETİNİN KURULUŞU Mahabad Kürt Cumhuriyetinin kuruluşu tarihsel bir olay olmuştur. Asıl mimarları Kürt milliyetçileri olmuştur. Kürdistan genelindeki ve İran özelindeki Kürt ulusalcı hareketi cumhuriyetin ortaya çıkmasında hayati rolü oynamıştır. Bununla birlikte, İran’daki siyasal durumdaki dramatik değişim ve büyük güçlerin birbirleriyle, İran’la ve Kürtlerle ilişkileri gibi iç içe geçmiş gelişmeleri dikkate almaksızın cumhuriyetin kuruluşunu tek başına Kürt ulusçuluğuna indirgemek yüzeysel bir bakış olacaktır. Bu bölümde Kürt milliyetçiliğini ve özellikle ilerideKürdistan Demokratik Partisi (KDP) olarak yeni bir biçim alacak olan Komela olmak üzere, Kürt örgütlenmelerini incelemeye çalışacağım. Sonra da Kürt ulusçuluğunun büyük güçler, merkezi hükümet ve Azerilerle olan ilişkilerine göz atacağım. KOMELA’NIN OLUŞTURULNASI Mahabad uzun süren bir Kürt ulusçuluğu geleneğine sahip bir alan olmuştur.[75] 1942’deki İran’ın istisnai koşullarında Mahabad’daki Kürt ulusçuları Komela Jîyanewa’e Kurd’u, kısacaKomela’yı, yani Kürt Diriliş Dernegi’ni kurdular.[76] Komela’ya şehirli seçkinler ve entellektüeller liderlik etmişlerdir. Bunların çoğu Mahabad’da etkin şahsiyetlerdir. Parti üyeliği sadece Kürtlerle smırlı tutulmuş ve örgütlenme biçimi olarak gizli hücre tipi temel alınmıştır.[77] Komela’nın temel siyasal amacı Kürtlere otonomi kazandırmaktı ve siyasal yaymı Niştiman’da yazıldığı gibi, nihai amacı parçalanmış olan Kürdistanı birleştirerek bağımsız bir Kürdistan kurmaktı. İran merkezi hükümetine verilen bir memorandumda Komela taleplerini şöyle formüle etmekteydi: 1. İran merkezi hükümeti 3 milyonun üzerinde bir nüfusa sahip olan Kürt bölgelerinde Kürt dilini resmi dil olarak kabul etmelidir, 2. Kürtçe, eğitim, idari ve adalet işlerinde resmi dil olmalıdır, 3. Kürdistan’daki devlet yetkilileri Kürt olmalıdır, 4. Kürdistan’dan elde edilen bütün mali kaynaklar Kürdistan’da okullar ve hastahaneler yapılmasına harcanmalıdır, 5.Bu talepler parlamentoya götürü1meli ve yasal statüye kavuşturulmalıdır, 6. Bunlar mevcut koşullardaki taleplerimizdir. Gelecekteki hedef, halkın meşru hakkı olan kendi kaderini belirleme temelinde kendini yönetmesidir. Bu konudaki görüşmeler savaş sonrasında yapılacaktır ve hiç şüphe yoktur ki, Kürtler kendi geleceklerin belirleyeceklerdir. 7. Kürt halkının kendi geleceğini belirlemesine izin verildiği takdirde, İran’a bir komşu gibi yaklaşılacaktır.[78] Komela ulusalcı bir partiydi ve İran Kürdistanındaki Kürt ulusalcılarının harekete geçirmiştir. Komela’yı İran’daki Kürt hareketi içinde belirgin kılan şey, onun Kürdistan’ın diğer parçalarıyla bağlantılarıdır. Kürdistan’ın dört parçasında bir ulusal hareket yaratmaya ve Kürdistan’ı birleştirmeye verilen dikkat Komela’yı yerel bir hareket olmaktan ayrıp ona ulusal bir hareket karakteri vermekteydi. Bazı akademisyenler Komela’nın yerel bir hareket olduğunu ve Kürdistan’ın diğer parçalarıyla bağı olmadığını belirtmişlerdir.[79] Bu doğru değildir. Komela ve Kürdistan’ın diğer parçalarındaki Kürtler arasındaki ilişkiler iyiden iyiye kurulmuştur. Komela ile Hîwa[80] arasında ilişkiler bulunmaktaydı; öyle ki, MîrHac örneğinde olduğu gibi, Komela’nın oluşturulmasındaki aktif katılımcılar arasında Hîwa’nın bazı aktif üyeleri de yer almışlardır. Aynca Komela ve Türkiye Kürtleri arasında da ilişkiler bulunmaktaydı. Komela’dan çıkan bazı kollar Irak ve Türkiye’de kurulmuşlardır. Komela’ya Kürdistan’ın bütün parçalarından Kürt temsilciler gelmişlerdir.[81] Bu gelişen ilişkiler sonucunda, sembolik bir anlamı olan Türkiye, Irak ve İran sınırlarının kesiştiği noktada, Dalan Par Dağlarında bir toplantı yapılmıştır. Bu toplantı Üç Sınır (Sê Sînor) Toplantısı olarak adlandırlmıştır. Kürt delegeler Peymanî Sê Sînor adlı bir pakt imzalamışlardır. Toplantının önemli yanı büyük Kürdistan’ın çıkarları için uygun destek sağlamak, maddi ve insan kaynaklarını paylaşmak kararı olmuştur.[82] Büyüyen Kürt ulusculuğunun Büyük Kürdistan’a dönük yoğunlaşması, yerel güçleri olduğu kadar büyük güçleri de gerek Kürtlere yaklaşımları bakımından ve gerekse birbirleriyle ilişkileri bakımından ilgilendirmekteydi. Eagelton, “1944 yılı ile birlikte Komela’nın yeni olan faaliyetleri İran Kürdistanı’nın kuzeyinde, hem Mahabad yakınlarındaki tarafsız bölgede ve hem de Mahabad’ın kuzeyindeki Rus sınırına kadar olan bölgede yayılmaya başladığını”[83] belirtmiştir. Komela aşiretler içinde biraz taban bulmuştur. Eagelton’a göre, 1945 yılı ile birlikte neredeyse bütün Kürt aşiret reisleri ve pek çok ha1ktan kimse partiye katılmıştır. Bununla birlikte, bu durum tamamen doğru değildir. Komela aşiret reislerine ve toprak aga1arına çok eleştirel yaklaşmıştır. Bunlar partideki mevkilerden uzak tutulmuşlardır. Komela, aşiret reislerinin ve toprak ağalarının Kürtlerin geri kalmasının sorum1uları olduğuna inanmaktaydı. Bu nedenle Komela, “bir yandan Kürt entellektüelleri ve şehirli seçkinler ile diğer yandan geleneksel seçkinler arasında fonksiyonel bir simbiosis (birleşme, ç.n.)”[84] yaratmakta başarılı olmuştur. Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) Kurulması Qasimlo, İran Kürdistam’ndaki demokratik hareketin mevcut siyasal yapı içinden çıktığını belirtmiştir. Çünkü, “daha geniş bir siyasa1 bakışa sahip kadrolara, zamanın gereklerine uygun bir siyasal programa ve onbinlerce üyeye onderlik edecek bir orgüt1enmeye”[85]ihtiyaç bulunmaktaydı. Sonuç olarak 1945’de[86] Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) adı verilen yeni bir parti kurulmuştur. KDP’nin kurulması meselesi bir hayli ihtilaflı bir konudur. Bazı akademisyenler, KDP’nin kuruluşunun Bakü’deki bir toplantıda Sovyet yetkililerinin işareti ile veya doğrudan direktifi ile olduğunu iddia etmişlerdir.[87] Kürtler ve SB arasında temasların olduğuna ilişkin şüphe olmamakla birlikte, yine de KDP’nin Sovyet direktifi ile kurulduğunu gösterecek açık bir delil bulunmamaktadır. Yassin, KDP’nin kuruluşunun asıl olarak “Kürt1erin ulusalcı ve demokratik bir partiye olan ihtiyacında”[88] temel bulduğunu belirtmiştir. Komela dağıldığında bütün Komela üyelerinin KDP’ye katıldığını ve Komela ile KDP arasındaki farkın sadece orgüt1enme yapısında ve üyelikte olduğunu ve programatik, ideolojik veya siyasal düzlem bakımından bir fark olmadığının ayırdına varmak önemlidir. Komela’dan farklı olarak, KDP halk içinde açık faaliyette bulunan lega1 bir örgüttür. Ve belki de daha önemlisi; KDP, toprak ağalarına ve aşiret reislerine eleştirel yaklaşarak onlara parti içinde yüksek mevkilerde görev vermeyen Komela’ya nazaran, aşiret reislerine ve toprak ağa1arına parti içinde önemli roller üstlenmelerine izin vermiştir. Bununla birlikte, Komela’dan KDP’ye geçişte siyasal bir değişim görmek mümkün değildir. Sekiz anahtar noktayı içeren KDP’nin programı bir karşılaştırmaya tabi tutulduğunda Komela’nınkiyle taşıdığı benzerlikler hemen fark edilebilmektedir: 1. İran’daki Kürt halkı kendi yerel işlerine kendileri bakmalılar ve İran sınırı içinde kendilerine bir otonomi verilmelidir. 2. Kendi ana dilleri ile öğrenim görmelerine izin verilmelidir. Kürt böl gelerinde resmi idari dil Kürtçe olmalıdır. 3. Ülke anayasası, bütün sosyal ve idari konular için seçilecek olan bö1ge temsilcileri için garantiler vermelidir. 4. Devlet yetkilileri yerel ha1ktan seçilmelidir. 5. Köylülerin ve toprak sahiplerinin geleceklerini teminat a1tına a1acak şekilde genel bir yasa ile her iki taraf arasında bir uzlaşma zemini sağlanma1ıdır. 6. KDP Azerbaycan halkı ve Azerbaycan’daki azınlıklar (Asuriler, Ermeniler vs.) ile tam bir kardeşlik ve birlik için mücadele eder. 7. KDP; tarim ve ticaretin ilerletilmesini; sağlık ve eğitim hizmet1erinin geliştirilmesini; Kürt ha1kının maddi ve manevi iyiliğinin artırılmasını ve Kürdistan’ın doğa1 kaynaklarının en iyi şekilde kullanılmasını görev bilir. 8. KDP, bütün ülkenin ilerlemesi için İran’daki bütün halkın siyasal eylemlerinde onlar için özgürlük talep eder.[89] KDP’nin bu programı, meşruluğa ve İran’ın bütünlüğüne bir dönüş olarak kabul edilmiştir. İran hükümeti KDP’nin kurulmasını ve programını nihai olarak SB’nin arkasında olduğu bağımsız bir devleti hedef alan ayrı1ıkçı bir hareket olarak değerlendirdiği için kutlamak konusunda endişeli davranmıştır. İran hükümeti, Sovyet1erin ülkedeki varlığına ve Kürtlere dönük politikasına ABD’nin desteğine ihtiyaç duymuştur. Ayrıca, Türkiye ve Irak’ın her ikisinin de oldukça duyarlı olduğu Kürt sorununa dikkat1erini çekmeye çalışmıştır. Daha önce de belirttiğim gibi, ABD’nin politikasğ İran’ın birliğini korumak ve burada hiçbir Sovyet kuruluşuna veya Sovyet destekli bir rejime izin vermemekti. Böylece, İran hükümetinin Kürt ulusalcı hareketi ve onun Sovyet1erle olduğu iddia edilen ilişkileri hakkındaki propagandaları İngiliz ve ABD’nin Kürt ulusalcı taleplerine muhalefet etmeleri konusunda önemli bir role sahip olmuştur.[90] Bu süreçte önemli bir gelişme meydana geldi. Kürt delegeleri Bakü’yü ziyaret etmekte iken,Mela Mustafa Barzanî, Irak Kürdistanı’ndaki bir Kürt milliyetçisi, ve onu izleyenler, Irak’tan çıkarak sınırı geçip İran Kürdistanı’na geçtiler. Barzanî, Nisan 1945’te bir isyana liderlik etmiş fakat İran’a doğru geri çekilmek zorunda bırakılmıştı. Onun İran sınırını seçmesinin nedeni, asıl olarak İran ordusunun varlığının kalmadığı ve Mahabad’a yol veren gelişmelerin yaşandığı İran Kürdistanı’ndaki durum hakkında bilgi sahibi olmasıdır. İbrahim Ahmed’in anılarına göre, İran Kürtleri Mela Mustefa Barzanî’nin bir İngiliz ajanı[91] olabileceğinden şüphelendikleri için önce O’nu hoş karşılamadılar. Bununla birlikte, Barzanî İran Kürdistanı’na geçmeden önce Komela ile temasa geçmiş ve yanındakilerle birlikte İran Kürdistanı’na geçme arzusunu ifade etmişti. Komela buna olumlu yanıt verdi.[92] Qazî Muhammed ile görüşmesinde Barzanî, Qazî tarafından hoş karşılanan savaşçılarını Kürtlük için fedai olarak verdi.[93] Mahabad Cumhuriyetinin Kuruluşu 1945 Ekimi’nin ortalarında İran Azerbaycanı’nda bir isyan patlak verdi. İsyanın başında Azerbaycan Demokratik Partisi (ADP) bulunmaktaydı. Silahlı ADP üyeleri ve gönüllüler, İran Azerbaycanı’nının en önemli kenti olan Tebriz’i ele geçirdiler. İran ordusu Tebriz’de konaklamış bulunuyordu. Tebriz’deki İran askeri müfrezeleri saldırıya uğradı ve silahsızlandırıldı, kamu bina1arı işgal edi1erek Tahran ile bağlantılar kesildi. Sovyet ordusu İran birliklerinden hiçbirine bö1geye girme izni vermedi. Kasım 1945’in sonu ve Aralık 1945’in başlarında ulusal bir konsey oluşturularak Azerbaycan Otonom Cumhuriyeti (AOC) i1an edildi ve yerel bir hükümet oluşturuldu. Bütün bu zaman boyunca, İran merkezi hükümetinin Azerbaycan ve Kürdistan’da hiçbir kontrolü yoktu.[94] İran ordusu içinde bulunduğu koşullarda etkisiz kalmıştı. AOC’nin ilanı, Kürtler için kendi ulusalcı gündemlerini kabul ettirmek için bir örnek teşkil etti. İran Adalet Dairesi, Kürdistan’daki İran otoritesinin bu son sembolü Mahabad şehrinde ele geçirildi ve bu İran otoritesinin Kürdistan’daki sonunu simgelemiş oldu. Kürdistan Demokratik Partisi’ni kurup Kürt ulusalcıları ve aşiret reisleri arasmda da güçlenen Qazî Muhammed ve partinin ileri gelenleri Otonom Kürt Curnhuriyeti’ni ilan etmeye karar verdiler.[95] 22 Ocak 1946 günü, çok sayıda Kürdün önünde, Qazi Muhammed Mahabad’ın Çarçira Meydanı’nda Kürdistan Curnhuriyeti’nin kurulduğunu ilan etti.[96] Qazi toplanan halka hitap ederken, günün önemini ve Kürtlerin birlik içinde bundan yararlanması gerektiğini vurguladı. Konuşmasında, ayrıca şah’ın İran Kürtlerini asimile etme politikasnı da lanetledi.[97] Qazi Muhammed Cumhurbaşkanı olarak ve Hacı Baba Şêx de Başbakan olarak seçildiler.[98] İran merkezi hükümeti ile Kürt temsilcileri arasında geçen görüşmeler bu cumhuriyet ilanından hemen önce bile sürmekteydi. Bu ilandan hemen kısa bir süre önce, merkezi hükümeti içinde meşru bir Kürt idaresinin[99] de yer aldığı Kürt talepleri tanımak konusunda ikna etmek için bir Kürt delegasyonu Tahran’ı ziyaret etmişti. İran hükümeti yine hareketsiz kalmış ve delegeleri tatmin etmemişti. Amerika’nın Tebriz’deki Konsolos yardımcısı Gerald Dooher ile yaptığı görüşmede Qazi Muhammed Mahabad Cumhuriyeti’nin statüsünün İran’mın bütünlüğü çerçevesinde bir iç hukuk kuralı teşkil ettiğini söylemişti. Ayrıca, Azeri komisyonunun merkezi hükümet ile hem Kürtler ve hem de Azeriler adına görüşmeler başlatacağını da söylemişti. Bununla birlikte, bu görüşmede Kürt sorunu tartışılmamıştı. 13 Temmuz 1946 günü, AOC temsilcileri ile merkezi hükümet arasında 15 maddelik bir anlaşma imzalanmıştı. Bu anlaşmada, Kürt sorunundan sadece 13. Maddede bahsedilmişti: “Hükümet Azerbaycan’da yaşayan Kürtlerin bu anlaşmadan yararlanacaklarını kabul etmiştir ve hükümetin 22 Nisan tarihli kararnamesinin 3. Maddesine uygun olarak, Kürtler ilkokullarda beşinci sınıfa kadar Kürt dilini öğretebileceklerdir.”[100] Kürt sorununun AOC’nin bir iç işi konumuna indirgendiği açık hale gelmişti. Bu anlaşmadan tatmin olmayan bir Kürt delegasyonu Başbakan Qavam ile görüşüp Kürtler için merkezi hükümetten bazı tavizler koparmak için Tahran’ı ziyaret etti. Qavam bu delegasyona, Kürdistan’ın Azerbaycan’ın bir parçası olduğunu ve Kürtlerin bu nedenle Azeri hükümeti ile görüşmeleri gerektiğini bildirdi. Kürt ulusalcıları, bununla birlikte, Kürt Cumhuriyeti’ni Azerbaycan’dan ayrı olarak kurmaya istekliydiler. Kürdistan Cumhuriyeti ve Büyük Güçler Büyük Güçlerin Mahabad Cumhuriyeti’ne yaklaşımları bu çalışmanın önem- li bir bö1ümünü teşkil etmektedir, çünkü bu Büyük Güçlerin, Kürtlerin ve İran’ın birbiriyle iç içe geçmiş karmaşık ilişkilerini ortaya koymaktadır. Mahabad Cumhuriyetinin gelecegi bu karmaşık ilişkilere bağlı olmuştur. Daha önce de belirttiğim gibi, Sovyetlerin Kürtlere dönük ana politikası, Cumhuriyetin kuruluşuna kadar, Kürtlerle iyi niyete dayah ilişkiler kurmak ve Kürt sorununu Azerbaycan meselesi eksenine sokmaktı. Eagelton, Roosevelt ve diğer akademisyenlerce paylaşılan Mahabad Cumhuriyetinin Sovyetlerin teşviki ve harekete geçirmesi ile kurulduğu varsayımı, bu varsayımı haklı kılacak açık bir delile dayanmamaktadır. Bu iki yazarın anlatımları kişisel yaşantılarına dayanmakta olup bunların birinci derecede kaynak oldukları savunulamayacağı gibi belli bir ihtiyatla da karşılanmahdır. Diger yandan Sovyet dışişleri belgelerinin Olga Jigalina[101] tarafından incelenmesi bize göstermektedir ki, Sovyetlerin İran Kürtleri bakımından birinci derecede politikası, en azından ikinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar Kürtler iyi niyete dayalı ilişkiler yaratarak Kürt aşiretlerini ve Kürt ulusalcı güçlerini kontrol etmek ve Kürt ulusalcı özlemlerini Azerbaycan özerk Cumhuriyeti’ne entegre etmek olmuştur. Başka bir deyişle, SB’nin otonom bir Kürt Cumhuriyeti yaratmak gibi bir isteği olmamıştır. Ayrıca şu da açıktır ki, Sovyetlerin -Azeri örneginde olduğu gibi- Kürt sorunuyla ilgilenmesi petrol imtiyazlanı güvence altına almak amacıyla İran hükümetini zorlamak içindir. SB’nin bölgesini genişletmek ve Orta Doğu’yu etkilemek şeklin- deki ABD’li yetkililer tarafından da paylaşılan korku doğru bir temele dayanmamaktadır. Böyle yayılmacı hedefler söz konusu olsa bile, SB’nin kendi politikasını uygulamak için bağımsız bir Kürdistan için teşvik verdiğini teyid eden açık deliller bulunmamaktadır. Bütün işaretler göstermektedir ki, bırakın bağımsız bir Kürdistan’ı, otonom bir Kürdistan dahi bir Sovyet politikası değildi. Daha doğru bir anlatım, SB’nin Kürt sorununu Azerbaycan’a yönelik daha geniş politikasının çerçevesi içinde aldığı olabilir. Mahabad Cumhuriyeti’nin ilanı ve Onun Azerbaycan Cumhuriyeti’nden ayrı bir varlık olmaktaki ısrarı sovyet yetkilileri ve Cumhuriyet arasında tansiyonun artmasma neden olmuştur. Bir Kürt dele- gasyonu, Sovyet Azerbaycam Eğitim Bakanı Mirza İbrahimov ve Bakü’den General Qoliov ile görüşmek üzere Tebriz’e çağırılmıştır.[102] İbrahimov, Kürtlerin kendi hükümetlerini kurmak yerine AÖC ile birleşmeleri konusunda ısrarda bulunmuştur. Bununla birlikte Kürt delegeleri Sovyet önerilerini red etmiş ve kendi hükümetlerini işletmek konusunda ısrar etmişlerdir.[103] Hem SB ve hem de AÖC Kürtleri ikna çabasına devam etmişler ve Azeri Ulusa1 Konseyi’nde Kürt temsilcileri için beş sandalye verilmiştir. Mahabad Cumhuriyeti’nin bu türden teklifleri red etmesi, SB’ne otonom cumhuriyet konusundaki Kürt taleplerini kabul etmekten başka çıkar yol bırakmamış, fakat bunu da resmi olarak ifade etmemişlerdir. Mahabad Cumhuriyeti’nin ilanından ve Cumhuriyet ile AÖC arasında yaşanan yüksek tansiyonlu geçen bir sürecin ardından bir diyalog süreci başlatıldı ve Qazî Muhammedile Azeri Başbakam Cafer Pişravi arasmda 23 Nisan 1946’da bir anlaşma imzalandı.[104]Mahabad Cumhuriyeti ile SB arasındaki ilişkinin bir diğer önemli yanı da Sovyetlerin Bakü’deki toplantı sırasında sözünü vermiş olduğu askeri yardım konusu idi. Sovyet yetkilileri Kürtlere ağır toplar, tanklar ve başka askeri malzemeler verme konusunda söz vermişlerdi.[105] Gerek Curnhuriyetin ilanından önce ve gerekse de sonra, Kürtler SB’den sadece birkaç bin tüfek alabildiler, fakat tankları ve diğer agır mühimmatı alamadılar. Amerikan yetkilileri Mahabad Cumhuriyeti’nin büyük Kürdistan’ın bir çekirdeği işlevini göreceğini kabul ediyorlardı. Rossow, bunun İran, Türkiye, Irak ve Suriye Kürdistanlarının tümünü içine alacağını ileri sürmüştür.[106] Rossow, böyle bir yaratımın ancak Sovyetlerin eli altından çıkabileceğini ileri sürmüştür. Qazi Muhammed ve diğer kabine üyelerinin Irak ve Türkiye’deki Kürtlerle işbirliği yapmak istemediklerini, ve Kürt sorununun ancak gerçek bir demokratik gelişme ve İran’daki çeşitli ulusal azınlıklara saygı gösterilmesi ile çözülebileceğini söylemelerine rağmen, Amerikalı yetkililer Qazi Muhammed’in emelinin büyük bir Kürdistan yaratmak olduğuna inanmaya devam ettiler.[107] Amerikalı yetkililerin kafalarında Mahabad Cumhuriyeti’nin Sovyet yörüngesinde olduğu şeklindeki kabul nedeniyle, ABD’li yetkililer ulusal azınlıklara dönük İran politikasnın bunlar tarafından hoş karşılanmadığını bildikleri halde, ABD, Azeriler ve Kürtlerle olan çelişkilerinde İran merkezi hükümetini destekledi. ABD’nin İran’da aldığı pozisyon, İran ve Orta Doğu’daki geniş Amerikan çıkarları ve hedefleri bağlamında ele alınmalıdır. Daha önce de tartışmış olduğum gibi. Soğuk Savaş’ın erken dönemi ikinci Dünya Savaşı’nın sonunda başlamıştır. ABD, George Kennan tarafından formüle edilen bir kuşatma politikası uygulamıştır.[108] Kuşatma stratejisi, Lewis Gaddis’in belirttiği üzere, şu varsayıma dayanmaktaydı: “Sovyetler Birliği kalıtsal olarak yayılmacıydı ve komünist iktidarı fetihler ve devrimler yoluyla en üst düzeye çıkarmak istemekteydi. Sovyetlerin dünyaya hakim olmak hedefi sürekli idi ve amansızca karşı konmadığı taktirde başarıya ulaşabilirdi.”[109] ABD’li yetkililer şuna kani idiler ki, Sovyetler Birliği kalıtsal olarak yayılmacı idi ve ABD’nin görevi, Sovyetlerin “yayılmacı” politikalarını uygulamak için yeterli araçlara sahip olup olmadığına bakmaksızın, Truman’ın sözleriyle, “özgür uluslar”ı Sovyet komünizminin tiranlığından korumaktı.[110] George Kennan, SB’nin Orta Doğu’daki hedefleri arasında bir Büyük Kürdistan kurmanın da yer aldığı düşüncesinde idi. Kennan, “Sovyetlerce silahlandırılan Kürtler”in Türk-İran sınırında Türk hükümetine sorun çıkarabileceklerini ve bunun da bir Sovyet müdahalesi için neden teşkil edeceğini ileri sürmüştür.[111] Kennan ayrıca SB’nin Musul ve Kerkük’ü almak isteyen Irak Kürtlerini silahlandırdığını ve yine Kütlerin isteği ile müdahale olanağı kazanacağını ileri sürmüştür.[112] İçinde zengin petrol rezervlerini barındıran Kerkük’ü de içine alabilecek bir Büyük Kürdistan’ın yaratılması Irak hükümetinin düşmesine neden olabilir ve Batılı güçlerden ziyade SB’ne yakın olan bir hükümet ile başarıya ulaşabilir. Türkiye’nin bütünlüğü de tehlikeye girmiş olurdu, çünkü Kürtlerin büyük bölümü ve Kürdistan’ın en büyük parçası burada bulunmaktadır. Böylelikle, ABD’li yetkililer SB’nin bir Büyük Kürdistan yaratarak Orta Doğu’da kuvvetli bir üs elde edebileceğinden korkuyorlardı ve bunun da, “Irak’ın İran Körfezi’ne sıkışacağı ve Abadan petrol rafinerilerinin de hemen burada yattığı düşünüldüğünde”[113] ABD’nin bölgedeki çıkarlarına karşı büyük bir tehlike yaratcağını düşünüyorlardı. Sonuç olarak, İran ve İran Kürdistanı, ABD için Sovyetlerin Orta Doğu’daki yayılması bakımından büyük önem taşımaktaydı. Amerikan Devlet Departmanı, İran’ın bütünlüğünü ve bir devlet olarak bağımsızlığını güvence altına almak; İran’ın içişlerine müdahalelerin önlenmesi için bir iç güvenlik yaratmak; İran ekonomisine gelişmesi için yardımda bulunmak; ve son olarak İran’da demokrasiyi hayata geçirmek için ABD’nin İran ile ilişkilerini tanımlayan bir politika çizdi.[114] ABD’nin İran politikası ve Mahabad Cumhuriyeti’nin SB ile ilişkilerinin ABD’li yetkililerce yanlış algılanması sonucu, Cumhuriyetin ABD’den talepleri ele alınmadı. Qazi Muhamrned, Tebriz’de Amerikan Konsolos Yardımcısı Dooher’i kabulünde, ABD’nin Kürtlere yönelik politikasını ve Amerikalıların İran’a demokrasi getirmek isteyip istemediklerini anlamak istedi. Qazi, Kürtlerin tek isteklerinin İran içinde bir otonomi olduğuna vurgu yaptı. Ayrıca Cumhuriyet için tarım, endüstri ve eğitim alanlarında ABD’nin desteğini istedi.[115] Bütün bunlara rağmen, konsolos yardımcısı Kürt taleplerine herhangi bir olumlu yanıt vermedi. Mahabad Cumhuriyetinin kuruluşundan önce, Qazi Muhammed Britanya ile bazı ilişkiler kurmak istedi.[116] Qazi tarafından yetkili kılınan Ebdurehman Zebîhî ve Alî Reyhanî Tebriz’deki İngiliz Konsolosluğuna yaklaştılar. Bununla birlikte, İngilizlerin buna yanıtı hareketsiz kalmak ve tatmin etmemek şeklinde oldu.[117] İngilizlerin Cumhuriyet’e destek olmamasının nedeni, Britanya hükümetinin İran merkezi hükümetini desteklemesi ve 1941 yılından beri resmi İngiliz politikasını izlemesi idi.[118] İngilizlerin Cumhuriyetle ilgili olarak temel ilgileri Irak Kürdistanı’na olan etkileri teşkil etmekteydi. Irak Kürdistanı’nı inclemesi sırasında, Erbil’deki İngiliz Kuvvetleri Siyasal Danışman Yardımcısı olan H.M. Jackson, Irak Kürtlerinin şunları fark ettiğini belirtmiştir: 1. Azeri mücadelesindeki sorunlardan bir tanesi de Kürt bağımslızlığıdır; 2. Dünyamn en büyük güçlerinden biri olan SSCB bu mücadelede aktif bir sempatizan durumundadır; 3. Mela Mustefa ve onun çevresindekiler özgürlük mücadelesinde kilit konumda bulunmaktadırlar.[119] İngiliz yetkililer yükselen Kürt ulusalcılığnın taşıdığı potansiyel tehlikenin ve bunun sonuç olarak Irak ve Türkiye üzerindeki etkilerinin ayırdında idiler. Irak’ta yaşamsal çıkarları olduğundan, İngilizler yeni kurulmuş bulunan özerk Kürt Cumhuriyeti’ni desteklemeyi red ettiler. Devam Edecek... Kovarabir