Ahlaksızlığa Hayır Dediler; "Kontra" Oldular!
Öcalan’ın sayısız ahlaksızlıklarından birinin neden olduğu ve dört insanın ölümüyle sonuçlanan olaya” politik” bir görüntü veren PKK, utanmadan, sıkılmadan bir aileyi “kontra” ilan edebilmektedir. Bu ve benzer yüzlerce olay göz önüne alındığında, PKK tarafından sıkça kullanılan “hain” ve “kahraman” sıfatlarının adilce ve özüne uygun kullanılmadığını, tek kriterlerinin kendi pisliklerine boyun eğen ve eğmeyenler olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bu nedenle...
PKK, Xebat Derik’i “kahraman” ilan ederken, Bedro ailesini de “kontra” olarak mahkûm etmeye ve çirkin eylem(ler)ine meşruiyet kazandırmaya çalıştı. Bu olayın önemi, şimdiye kadar katledilen binlerce Kürdistanlının benzer şekilde haksız bir ithamla karalanmasıdır. Biliyoruz ki binlerce insan, haraç vermediği, eleştirdiği veya sırf PKK kölesi olmak istemediği için katledilerek “hain”, “ajan” damgası yedi bu güne kadar.
PKK’nin, Bedro ailesi ile olan ve politik olmayan çelişkisini gizlemek için “kontra” suçlamasına başvurması, bu olayda gerçek çelişkinin ortaya konulmasıyla birlikte PKK’nin çirkin yüzünün somut olarak belgelenmesi anlamına geliyor. Bu olayın aydınlanmasıyla birlikte bundan önce işlenen binlerce cinayetin nedenleri hakkında da herkesin “acaba” demeye ve PKK’yi sorgulamaya başlayacağını; bu sorgulamayla birlikte PKK’nin gerçek niteliğinin daha net görüleceğini düşünüyoruz.
Bu olayın aydınlanması, PKK’nin yalanlarını ortaya çıkarmakla kalmayacak, PKK’nin katlettiği binlerce “hain”, “ajan”, “kontra” damgalı Kürdistanlının bu sıfatları hak etmediklerini ve farklı nedenlerle katledildiklerini de göstereceğinden, bu olayın üstüne gitmeyi insani ve Kürdistani bir sorumluluk olarak gördük/görüyoruz.
BAAS Rejimi'nin hizmetkârlığını yapan PKK, sıkışan Esad’ı kurtarmak için birçok savaşçısını bu alana kaydırdı. Bir dönem bozulan (BAAS-PKK) ilişkiler yeniden kurulmakla kalmadı, PKK’nin Kürdler üzerinde her türlü baskıyı yapmasının da yasal zemini hazırlanmış oldu. Esad’a hizmet etmeyen her Kürd PKK’nin hedefidir; Suriye’de ve Batı Kürdistan’da. Mişel Temo’nun katledilmesi de ‘Esad karşıtlığı ve PKK’nin Esad karşıtlarına karşı üstlendiği lanetli misyon’ çerçevesinde gerçekleşti.
PKK’nin, Bedro ailesini hedef almasının nedenleri çok eskilere dayanıyor. Bu çelişkinin 1991’e dayandığını “PKK/KCK Yalan Söylüyor" başlıklı yazımızda belirtmiştik. Bedro ailesinin “imha” edilmesi kararı yaklaşık yirmi yıl önce bizzat Öcalan tarafından alınmıştı. Aileyi (yakın zamana kadar) karşısına almayı göze alamayan PKK, bugün Esad Rejimi'nin verdiği sınırsız destekten aldığı cesaretle yirmi yıl önceki kararı hayata geçirmiştir.
Dönem dönem Öcalan’ın ahlaki zafiyetlerine dikkat çekmemize karşın, bu zafiyetin yarattığı tahribatların boyutlarına ve yaşanan ahlaksızlıkların ayrıntılarına girme gereği duymadık. Ancak Bedro ailesine yönelik saldırıyla ilgili olarak PKK’nin “kontra” suçlaması ve bazı yayın organlarında çıkan (malk-mülk gibi) farklı gerekçeler, bize, olayın özünü açıklama sorumluluğu yükledi.
Bedro ailesine yönelik saldırının nedenlerinin geçmişe (1991) dayandığını belirtmiştik. O dönemde ilişkilerin bozulmasındaki başlıca etken Öcalan’ın ahlaki zafiyetinin neden olduğu olaylar dizisidir. Kürd politik çevrelerinin çok iyi bildiği (Genel olarak Öcalan’ın ahlaksızlığı, özel olarak ta Bedro ailesiyle yaşanan olaydaki ahlaksızlık) bu olay, Bedro ailesinden bir bayanın PKK’ye katılması ve Öcalan’ın Şam’daki evinde (Hareminde) bir müddet kalmasıyla başlayan bir olaydır.
Abdullah Bedro’nun kızı olan Kurdê Abdullah (Medya), Öcalan’ın ahlaksız talebine hayır dediği için aforoz edildi ve yargılanarak ölüme mahkûm edildi. Medya gibi birçok onurlu gerilla bu ahlaksızlığa direndiği için “hain”, “ajan” veya benzer bir suçlamayla katledildi bu güne kadar. Ancak Medya’nın ailesi, kaderine razı olan ailelerin aksine kızına sahip çıkarak, "olası bir infaz durumunda PKK’den hesap soracaklarını ve hedeflerinin de bizzat Öcalan olacağını" kararlı bir şekilde ortaya koydular. Bedro ailesinin bu kararlı duruşu infazın gerçekleşmesine izin vermedi ve kızları serbest bırakıldı. Bu olay Öcalan’ın teşhir edilmesini sağladı ve prestij kaybına neden oldu. Bu nedenle Öcalan, 1991’de "bu aile imha olmalıdır" talimatını vermişti.
Güçlü bir çevreye sahip olan Bedro ailesine o zaman diş geçiremeyen PKK, Esad Rejimi'nden aldığı sonsuz destekle bugünün uygun olduğunu düşünerek harekete geçti ve 1991’de alınan “imha” kararını gerçekleştirdi. Bu olay, politika ile ilgili olan ve Suriye’den/Batı Kürdistan’dan haberdar olan herkesin malumudur. Ayrıca bu olay çok önceleri bazı yazarlar, araştırmacılar tarafından da yazıldı. Konuya dair ayrıntılı açıklamayı yapan kaynaklardan biri de “Derin Sol” kitabıdır. Hakkı Öznur tarafından 2004 tarihinde yazılan kitapta, Bedro ailesi ve kızlarının yaşadıkları olay ayrıntısıyla anlatılıyor:
“Medya Suriye'nin Kamışlı kentinde oturur. Lise öğretmenidir. Gerçek adı Kürdi[Kurdê] Abdullah olup bölgenin ileri gelen aşiret reislerinden ABDULLAH BEDRO'nun kızıdır. 1986 yılında PKK örgütüne katılır. Bir süre Şam'da kaldıktan sonra Lübnan'daki Levi Kampı'na gönderilir. Burada siyasi ve askeri eğitimden geçirildikten sonra tekrar Apo tarafından 1987 yılında Şam'a çağrılır. Çeşitli yöntemlerle kandırılmaya çalışılır. Apo; "İstediğimi kabul etmen durumunda seni tüm Suriye Kürdistan’ındaki faaliyetlere sorumlu olarak atayacağım" der ve kendisini sevdiğini söyler. Medya'nın göstereceği tepkiyi ve o andaki atmosferi yumuşatmak için sosyalist ahlaktan dem vurarak kadın ve erkek arasındaki cinsel ilişkiler üzerinde konuşmaya başlar;
"Dolayısıyla bu sosyalist ahlakın parti edebiyatına yerleştirilebilmesi için doğal olarak meseleyi kavrayan benim ve senin gibi insanlarla başlayıp adım adım ilerlemek gerekir" der.
Medya'dan;
"Ben buraya şerefim ve namusum için geldim. Halkımın namusunu korumak ve ona bekçilik yapmak için bu mücadeleyi veriyorum. Dolayısıyla hiçbir vaad karşılığında senin gibi namussuz, halkın namusuna göz diken ırz düşmanlarıyla namus ve şerefimi pazarlık konusu yapmayacağım" cevabını alır.
Bu cevap üzerine saldırganlaşan Apo, Medya'ya tecavüz etmeye çalışır. Kadın bağırınca Apo tecavüzden vaz geçer ve onu Helvi Kampı'na gönderir. Mahsum Korkmaz Akademisi isimli kampa gelen Medya, grup grup dolaşarak olayı arkadaşlarına anlatır. Meseleyi duyan Apo, Medya'nın tutuklanmasını emreder. Ailevi durumu ve özel konumundan dolayı Apo, Medya'yı öldürtmeyi göze alamaz. Uzun soruşturmalardan sora kendisinden özeleştiri istenir. Medya, kimseye verilecek özeleştirisi olmadığını söyler. Bu biçimde uzun süre devam eden sorun, pazarlığa dönüşür. "Eğer meseleyi kapatıp kimseyle konuşmazsan ve söylenenleri yalanlarsan seni serbest bırakırım" denir ve Medya serbest bırakılarak Türkiye'ye gitmesi istenir. Kadın, Türkiye'ye gitmez ve Suriye'de kalarak gördüğü herkese Apo'nun ahlaksızlıklarını anlatır. Olay Suriye'de tam bir skandala dönüşür.
1991 kışında yakalanarak tekrar Mahsum Korkmaz Akademisi'ne getirilir. Devrim Mahkemesi'nce ölümle cezalandırılır. Medya'nın ailesi aşiret olarak toplanır ve infazın yapılması durumunda aşiretin PKK'ye karşı savaşacağını ve kızın intikamını da mutlaka Apo'yu vurarak alacaklarını söylerler. Apo çaresizlik içinde ölüm kararını iptal eder ve Medya'yı serbest bırakır. Medya, ailesinin yanına gelir ve ekip kurarak Apo ve PKK'nin teşhirini kapsayan bir faaliyet geliştirir. Bu olayın faturası Apo'ya ağır patlar ve Apo bunları susturmak için ailece imha kararı alır. Ancak bu imhayı bugüne kadar becerebilmiş değildir.”
(Kaynak: Derin Sol 2.cilt, sahife; 1716-1717)
Öcalan’ın sayısız ahlaksızlıklarından birinin neden olduğu ve dört insanın ölümüyle sonuçlanan olaya ”politik” bir görüntü veren PKK, utanmadan, sıkılmadan bir aileyi “kontra” ilan edebilmektedir. Bu ve benzer yüzlerce olay göz önüne alındığında, PKK tarafından sıkça kullanılan “hain” ve “kahraman” sıfatlarının adilce ve özüne uygun kullanılmadığını, tek kriterlerinin kendi pisliklerine boyun eğen ve eğmeyenler olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Bu nedenle, “hain”, ajan” gibi suçlamalardan korkmadan, Öcalan ve onun ahlaksızlığının bekçiliğini, borazanlığını yapanları teşhir etmek her namuslu Kürdün/Kürdistanlının görevi olmalıdır. Bu konuda bize "düzey", "seviye" dersi vermeye kalkışanlar/kalkışacak olanlar, ahlaksızlığa politik bir kılıf bularak her türlü ahlaksızlığı Kürdlere reva gören Öcalan'ı ve onun ahlaksızlık bekçilerini meşrulaştırdıklarını unutmamalıdırlar. Yaşamın her alanında olduğu gibi politik alanda da ahlaklı olmak, ahlaksızlığa hayır demekten geçiyor...
Haber/Yorum



Yorumlar (47 gönderildi):
Benim anlamadığım neden hala bazı Kürtler bu ahlaksızın peşinde?
Neden?
Yoksa Apo'nun peşinden gidenler bu namussuzlukları benimsiyorlar mı?
Bir ara şu mantıktaydılar " Kûçik be jî, kûçiké meye". Köpekleşen insan, insanlığından çıkmışsa o biz insan olanlardan olamaz. Olur diyenler varsa o da bizden değildir.
Selamlar...
Diğer taraftan da inanın utandım, sıkıldım bu yazıyı okurken. Çünkü biz Kürdler için herşey denebilirdi ama "namussuz/ırz düşmanı" denemezdi. Ne yazık ki bu rezil anti-Kürd Öcalan ve benzerleri yüzünden bu etiketi de hak etmediğimiz halde almış olduk! Nefretle kınıyorum.
Şimdi çocuğu dağda olan ailelerin halini düşünüyorum, kim bilir bu olay sonrası nasıl rencide olacaklar ve "kaderlerine razı" olacaklar! O çocuklarımızın tek saçının teli Öcalan vb.lerinin tüm sülalelerine bedeldir. Aman Allah'ım bu nasıl bir insanlık!
Kirli bir örgütün pisliği hepimizin üzerine sıçramış, nasıl arınacağız bilemiyorum. Kınamak yetmiyor, beddua yetmiyor, bu ne ahlaksızlık, bu ne rezillik ya Rabbî!
Korucular bile bu kadar ileri vardırmadılar behey ahlaksızlar utanın ! Kürd düşmanlığınızı bu kadar ahlaksızca mı sürdürüyorsunuz ? Allah belanızı versin...
Gel görki,muritler bu konuda gercekleri dile getirenlere her kosulda hain, ajan isbirlikci, dusman agzi akliniza ne kadar negatif kelime gelirse yakistirirlar.
EN az topragi kadar ahlaki degerlerine sahip bir kulture sahip kurtlerde akil tutulmasi var! Onurunu kurtarmak icin eline silah alan kurt kizlari Yerel Kemalist Apo'nun hareminde yoz iliskilere zorlaniyor. kabul edenler yurtsever oluyor! Etmiyenler ihanetci oluyor ve ihanetin bedeli imha ile ödullendiriliyorlar!
BU tur iliskilere tanik yuzlerce pkk'li unsur var. Aslinda bunlara gerilla demeye icim el vermiyor. Elinde silah ile bu yoz iliskileri görup izliyen insanlar satilmistir. Bunlar hic bir zaman kurdistan davasinin neferi olmazlar. Ben kendim buna tanik olmus ve silahi birakmis kac pkk'liye tanik oldum. Ikili iliskilerde hep anlatirlar. Ama isin sorumlulugunu alma cesaretine sahip olmadiklari icin resmiyette susuyorlar.
Bu nokta cok dusundurucudur.
Bu nedenle PKK'nin suyuna bulasmis insanlardan kurdistana hayir gelmez! istisnalar haric. Onlarda kusura bakmasinlar.Yuzde kacsa haric tutalim ama, denizde bir tas su bile etmez!
Kiz evlatlarini apo asiretine teslim eden kurdistanlilar, icinden bu yazdiklarima hiddetlendiginizi hisediyorum.
Ama size cagrim. Aponun haremine giren kizlarinizin bekaretinden emin olmadan sakin bana kizmayin!!
Önce kendiniz emin olun, sonra bunu dile getirenlere kizma hakkiniz olsun!
duyumlarimizi yazmak dedukodu olur.
Ancak durum gercekten cok vahim.
Apo duskunu, tipki misto Kemal gibi yoz bir kisiliktir. Onurdan yoksundur. Kendi sorumlulugundaki, kurt kizlarina bu sekilde yoz yaklasan bir dusuk kisilik nasil kurt halkinin siyasi temsilcisi olabilir. Bengi yildiz'a bagirip cagiranlar. Onu yargiliyanlar. Is Apoya gelince dilsizlesiyorlar.
Bengi yildiz bunu kimden ögrenmis?
Ustasi kim?
Dusmana hizmetin adi yurtseverlik diye yutturulmaya calisiliyor.
Kadini yarattim denilerek, yoz iliskilerin alt yapisi hazirlaniyor.
Nasil bir ulusal kurtulus hareketidir bu!?
Ulusu yok etme hareketinden baska bir sey olamaz:
Bir ulus ne zaman ulus olmaktan cikar?
Ulusal kultur ve degerleri yok edildiginde.
TC ne yapiyor yillardir?
Kurt halkinin ulusal ve kulturel degerlerini yok ederek onu teslim almaya ve yok etmeye calisiyor.
Siyasi baski ile ulusal kimliginden, ekonomik baski ilede kultuel ve moral degerlerinden yok ederek teslim almaya calisiyor.
Peki Bu ikinci yerel kemalist ne yapiyor?
Ustasinin aynisinin ta kendisini yapiyor. Bu kadar benzerlik olabilir mi?
EY kurdistan halki, artik uyanin!
Her sizdenim diyene inanmayin!
Kesinlikle iradenizi kimseye teslim etmeyin.
Sizin icin, onurunuz icin, ulusal degerleriniz icin hayatini ortaya koyan evlatlarinizin, gerektiginde sizinle temasini saglama mekanizmanizi olusturun. Yoksa onlarin basina gelenler size yurtseverlik masali ile yutturulacak.
Hele yoz iliskilere asla ve asla ödun vermeyin. Bu sonunuz demek.
Buna göz yummak kendine ihanettir.
Kendine ihanet edenlerin ulusal degerleri ve talepleride olmaz. Olamaz.
Bu son olay ne ilk ne de sondur.
Bunu önlemenin yoluda sahiplenmekten gecer. Senin caninla, silahinla verdigin mermi ile kendini teslim etme bu yoz anlayisa.
Ey kurdistan halki, cocuklariniz onurunuzdur. Onurunuzu cignetmeyin.
Yerel kemalist Apo asiretinin yalanlarina kanmayin artik.
On binlerce ic infaz var bunlarin hesabi sorulmadikca devam edecek.
Zira pkk'yi idare eden anlayis sizden degildir.
Dusmanlarinizin usaklaridir sizin adiniza hareket ediyorlar..
Ey kurdistan halki artik senin adina, senin evlatlarin katledilmesin.
Yetmedi mi bunca zulum!?
Hem sizin adiniza size yapilan zulum!!
YETER ARTIK!
EDI BESSE!
resimlerden ikisi çok ilginç.
beden dilini bilen yetenekli bir arkadaş,bu resimlerden bize bir analiz çıkarabilr diye düşünüyorum.
ben bu konuda hiç iddialı değilim ama şöyle bir fikir yütüttüm.
biinci resim gayet masum.genç bir kız baba figürü gibi gördüğü apoyla halis bir niyetle sarılmış.
yüz ifadesinde bir lidere ulaşabilme ve ona dokunabilme heyecan ve gurur hissediliyor.
gayet masumane bir sarılma enstantanesi bence.
gerçi kürt kültüründe yetişkin bir genç kızın yabancı bir erkeğe kim olursa olsun sarılması ve vücut anatomisinin hassas bazı bölgelerini sınır bırakmayacak şekilde o erkeğe dokundurması çok yadırgatıcıdır ama burada sanırım heyecan dozu yüksek bir bağlılıkla baba figürüne yaklaşım gibi bir duygu etken olmuş kızın davranışında.
apo'da da bu masum davranışı babacan bir tavırla karşılama hissi veren bir duruş farketmek mümkün.artık etraftaki gerilla varlığının etkisiyle mi yoksa o an apo'nun ahlak duygusunun kendini hissettirdiği bir an mıdır bilemem.farkettiğim şey her iki tarafın masumane pozlarıdır.
ancak,ikinci resim için aynı iyi niyetli yaklaşımı göstermek zor.
arabanın kapısına elini atmış olan apo'nun duruşu da kızın apoya çok ta resmi olmayan bir tarzda sarılış biçimi de hayli düşündürücü.
saddamı sorgulayan amerikalı ajan şunu diyordu,beden diline dair:.ben kapı tarafına oturdum.saddama bu kapıdan çıkıp gitme şansın bana bağlı,duygusu aşılamak istedim diyordu.
şimdi dikkat edin,apo,arabanın ön kapısını eliyle tutmuş açık duruyor kapı.aynaya bakıp arabanın ön kapısı olduğunu farkedebilirsiniz.normalde apo hep arkada otururdu,bu pozda neden ön kapıyı tutmuş bu beden diliyle ilgili.
araba,lüksün,rahat yaşamanın ,imkan sahibi olarak yaşamanın sembollerinden biridir.apo burada -bana göre- kıza ve resimi görecek olan bu manadaki adaylara mesaj veriyor:istediğim kıvama gelirseniz imkanlar sizi bekliyor.bu arada aponun kıza sarılış biçimi ve ağzının almış olduğu şekil,birinci resimdeki o babacan ve terbiye çağrıştıran görüntünün tam tersi bir ruhsal yapı ve duygu dünyası içerisnde olduğunu arz edici nitelikte.
kızın duruşu ve apoya sarılış biçimi ise hepten facia.pek öyle bir gerillanın komutanıyla resmi bir görüntüyü ya da serokuyla mesafeli bir pozu olarak görünmemektedir.mesafeli bir duruş hiç yok.bir bayan gerilla bir liderin gömleğinin-giysisinin ön tarafını düğmesini ilik cenahını falan rahat bir şekilde tutuyorsa ortada ya bir kepaqzelik ya da tuhaf bir disiplinsizlik durumu var denir,herhalde.hangisi kararı siz verin.
normal şartlarda nerde olunursa olunsun lider tipi ile resim çeken bir alt kademe,esas duruşta liderin bir tarafında -sağda ya da solda-ama yüzü öne bakar vaziyette durmaz mı?burda öğle değil,bırakın ön tarafa dönük olmayı,bayan sağ elini bile yana indirme gereği duymayacak kadar apo ile farklı bir tanışıklığın ipucunu verir şekilde poz vermiş.
aponun yine normal bir lidere yakışan pozu,kanımca bayana sarılı olarak değil bayanın omuzuna elini koyması olmalıydıı,ama ne gezer sevgiliye sarılma hali gibi bir durum var,yandan sarmış.şahsen bu pozda iyi niyet aramakta güçlük çekerim ben.
bir de şu bilgiden mahrumuz tabii.apo resim çekerken mi o sahneyi oluşturmuş (yani araba-arabanın kapısını aralık tutma v.s.)yoksa bir yere ayrılırken bir veda seremonisinin ufak hatırası olsun diye verilen bir poz mu bu?
bir yere intikal öncesi çekilen bir hatıra da olsa,durup dururken -muhtemelen şamdaki evin bahçesinde-kamera karşısına geçilmiş te olsa ortada ortada bir ilkesizlik var.var da,ancak bu durup dururken çekilmiş bir resim ise,vehametin katsayısı daha yükseklerde seyreder demektir.
bu resimdeki bayan kimdir bilmiyorum,nerdedir bilmiyorum,umarım bir buhtanda bulunmadım.bu resimden ben bunu çıkardım.bu bayan arkadaş yaşıyor ve bu siteyi okuyorsa ve buraya yazarsa ben tabi ki özür dileyeceğim ve helallık isteyeceğim.ama hem bu poz ve pozda farkedilen beden dili hem de yoğunlaşma evi hikayeleri ister istemez bizi de bazı şüphelere sevk ediyor.
bu değerlendirmem nasnamenin yayın ilkelerine aykırı düşmemişse yayınlanmasını istirham ederim.saygılarımla
Aslinda söylenecek o kadar cok sey varki bu adam hakinda, ama ben bir kac örneklerle yetineyim. Biliyorsunuz Sayin Nejdet Buldan'in "PKK' de Kadin Olmak" adinda 2004 yillinda bir kitapi cikmisti. Ben de ordan size bir kac örnek vereyim.
Hêvî anlatiyor (sayfa 81-82): "Yedi yil savastiktan sonra akademiye gitmis, dönüste yanimiza gelen bir bayan vardi. Akli dengesi bozulmustu. Iyice destikten sonra su gercegi ögrendim. Öcalan kendisine sarkintilik yapmisti, önderliginden böyle bir sey beklemedigi icin depresyona girmisti. Bundan hareketle biraz daha merakimi gidermeye calistim. Sonucta merkezi yani yönetici tüm bayanlarin Sam'daki "yogunlasma evlerinde" kaldiklarini ögrendim. Degisik havalari vardi. Anlatiyorlardi, ayaklarini yikadiklarini, masaj yaptiklarini, önderlige bu hizmetleri yadirgayanlara ates püskürüyordlardi ... Hatta daha degisik seyler de anlatiyordu, burada alatamayacagim, bunlarda cok basit ve ahlaksizca geliyordu bana".
Gûlbahar (sayfa 106-107): "Fakat PKK liderinin iddia ettigi gibi Kürt kadininin köle oldugunu düsünmüyorum. Kölelik orta caglarda vardi ve orada kaldi. PKK lideri bu sözleriyle Kürt kadinini kücümsemek ve kendi "sefkatine" muhtac etmek istiyordu. O, her zaman Kürt kadinina köle gözüyle bakiyordu ve kendisini de cagdas Spartaküs olarak gösteriyordu. Fakat bu onun genel kültür ve egitim düzeyiyle ilgilidir. O, kadini cinsel oyuncak olarak görüyordu, kadinlarla siyasi arkadaslik yapacak kapasitede degildi...Onun evinde ise siyasi egitim yerine cinsel egitim veriliyordu. O, sihirli elleriyle kadini kölelik zincirlerinden kurtariyordu. Bir gün bir gecede seni melike yapabilirdi veya seni kovup yerine baskasini getirebilirdi. Eger özgür olmak ve parti icinde bir (yüksek) yerlere gelmek istiyorsan, onun isteklerine karsi direnmemen ve kendini onun sihirli ellerine birakman gerekirdi".
Aysel Cürükkaya (sayfa 134): "Bir bayana tecavüze yeltendi. Aslen Bingöllü, Avusturya'dan katilmis, onalti onyedi yaslarinda güzel bir bayandi. Bir ara baska bir odadan dehset icinde bagirarak kacti, benim arkama saklandi "Aman Allahim ben nereye gelmisim" diyordu. Yanimda bulunan bayanlar (ki cogunlugu simdi buralardadir) onu ikna etmeye calisiyorlar, Baskanin kendisini cagirdigini söylüyorlardi. Tekrar götürdüler, bu kez tekrar ayni tepkiyi gösterdi, oraya buraya, tuvaletlere kacip bagiriyor, agliyordu. Arkama gecti "beni kurtar bu canavarin elinden" diye yalvariyordu. Kurudum kaldim, hicbir reaksiyon gösteremiyorum, aklimi yitirmis gibi oldum. Kiz, yakamdan tuttu ve bana "sen hâlâ ne oldugunu anlamiyor musun" dedi. O an daha önce Bekaa'da tutuklanan kizlarin anlattiklarini, yapilan dedikodulari hatirladim ve bunlarin yalan olmadigini anladim. Bunlari hep düsmanin psikolojik savas propagandalari olarak kabul etmistim, meger dogruymus. O gece o kiz gelip yanimda yatti. Sabaha kadar ikimiz de aglamistik. Sömürgeciler bizim irzimiza gecmesin diye veya yaptiklarinin intikamini almak icin silaha sarilmistik. Bu gün de bu adam Kürdistan "Bagimsizlik Savasinin Önderi" olarak bizim irzimiza geciyor. Sonra kizi ikna etmis olmalilar ki onun odasinda oldugunu ögrendim.Bir ara gidip kendisine bunlari söylemeyi kafama koydum; kapiyi acacakken, gecmiste söylenenleri hatirladim, diger bayanlar bana anlatiktiklarinda ben inanmis miydim, simdi taniktim. Bunlari kendisine anlattigim anda beni yok edecek, sonra esime diyecek ki senin karin fahiseydi, bu yüzden öldürdüm. Vazgectim, orada inanclarimi da yitirdim. Fakat bunlari kimseye söylemedim, söyleyemezdim de".
Evet saygideger Nasname ve okuyuculari. Ne kadar yazsak bitmiyor. Iste böyledir kendini "Kürd Halki Lideri" olarak sanan . Ama günah yalniz onun degildir. Onu o yapan ve bilerek bu tür pisliklerini örtbas eden, putlastiran, irademdir diyen ve halende iradesiz olarak arkasindan yürüyen üsteki kadro ve binlerce insanin da günahi vardir. Iste ben de bu adamin bu bütün ahlaksizliklarina ragmen bu kadar insanin onu halen iradesi olarak görmesi aslinda insani bazen sasiyor.
Hani Lut Kavmi hadisesi var ya, bizim Kürtlerin durumu ona doğru gidiyor.
Mert, delikanlı, dobra dobra olan Kürt kişiliği artık neredeyse topyekun kurnaz, fırsatçı, namusuzluğa göz yummayı içine sindirebilen, oportunist, makyevilist, mazlumun zulmü mübahtır mantığıyla her türlü iğrenç ve "Terör" sayılabilecek çocuk, kadın, sivil öldürmeleri mübah görebilecek bir bünye kazanıyor.
Ben şahsen çok utanıyorum çok, keşke onurumuz, doğal yapımız bozulmasaydı, keşke genetiğimiz tahrip edilmeseydi de, Apoist özgürleşmemiz de olmayaydı.
Belki yüz yıl bile bu tahribatlar giderilmez. Nazilerin tahribatı gibi. Sanki her şey özgür devlet olmak mı? Namusuz bir özgür devlet vatandaşı olmak neye yarar ki..!
ANF gibi uyduruk haber anjansi bu Ankada gruhunu temize cikarmak icin cirpinmaktadir. Ama bu cabalar nafile er veya gec bunarin sonu da Kadafi ve Hüsnü Mubarek gibi olacaktir. Hic kimsenin kuskusu olmasin benden söyemesi
İyi ki varsın NASNAME!
Yaptığınız haberlerle bu çetenin maskesini indiriyorsunuz ve size cevap adına söyledikleriyle batıkça batıyorlar..
İşte, haberinize verilen yalan ve iftiralarla süslenmiş ANF açıklaması...
------------
Haber Merkezi - Abdullah Bedro, 1999 yılından beri ailesiyle birlikte MİT’in Batı Kürdistan’daki istihbarat toplama ve operasyonel faaliyetlerinin vazgeçilmez kadrosu. Son olarak TEV-DEM Koordinasyon Üyesi Xebat Derik’in katledildiği saldırıya katılmıştı. Abdullah Bedro, Türk devletine teslim ettiği her bir Kuzey Kürdistanlı PKK üyesi için 5-15 bin dolar arasında para alıyor.
Güneybatı Kürdistan’da, TEV-DEM koordinasyon üyesi Xebat Derik kod adlı Mahmut Muhamed’in 8 Ocak tarihinde Qamışlo’da uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmişti.
Xebat Derik’i katledenlerin Suriye istihbaratı ve Türk istihbaratı MİT ile yaklaşık 14 yıldır birlikte çalışan Kamışlo’lu Abdullah Bedro ve oğulları olduğu ortaya çıktı.
Lekolin org’un haberine göre Xebat Derik’in katledilmesi ardından Abdullah Bedro hakkında ortaya yeni bilgiler çıkmaya başladı. Abdullah Bedro ve oğullarının Batı Kürdistan’daki birçok karanlık olayın planlayıcısı ve uygulayıcısı olduğu belirtiliyor.
KÜRTLERİN MALLARINA EL KOYDU
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın uluslararası komplo sonucu Suriye’den çıkartılmasının ardından, Suriye devleti ile Türk devletinin işbirliğiyle PKK ve Kürtlere karşı başlatılan soykırım operasyonlarının yarattığı boşluktan yararlanan Abdullah Bedro, Suriye istihbaratının desteğini ve güvencesini alarak, tutuklanan veya baskılar nedeniyle Suriye’yi terk etmek zorunda kalan Kürtlere ait birçok ev, işyeri ve arazilerin tapularını üzerine aldı.
OĞLU İTİRAFÇI OLDU
Xebat Derik’in katledildiği çatışmada öldürülen Abdullah Bedro’nun oğlu Dr. Sadık kod adlı Ahmet Bedro’nun 1999 yılında PKK saflarında Diyarbakır Amed kırsal alanından kaçarak Türk devletine teslim olduğu belirtiliyor. Dr. Sadık, teslim olduktan sonra Amed kırsalında on binlerce asker tarafından düzenlenen operasyonlara, gerillaların yerlerini göstermek üzere katıldı. Onlarca gerillanın katliamında yer aldı. Operasyonlar kapsamında Diyarbakır köylerinde ve şehirde onlarca kişi, Dr. Sadık’ın verdiği ifadelerle işkencelerden geçirilerek tutuklandı.
PKK saflarından kaçarak, kontralaştırılan Dr. Sadık’ı, Türkiye’ye giden babası Abdullah Bedro, MİT ile yaptığı görüşmeler sonucunda cezaevine sokmadan Suriye’ye getirdi. Yine Kurde isimli bir kızı da aynı yıl içinde babasının girişimleriyle Güney Kürdistan’dan Suriye’ye getirtti.
YÜZLERCE KİŞİYİ TUTUKLATTI
1999 yılından beri Abdullah Bedro ve ailesi MİT’in Batı Kürdistan’daki istihbarat toplama ve operasyonel faaliyetlerinin vazgeçilmez kadrosu haline geldi. Abdullah Bedro ve çocukları, Suriye ve Türk devletlerinin Batı Kürdistan’da PYD’ye karşı düzenlediği soykırım operasyonlarında yüzlerce kişinin tutuklanmasını sağladı. Özellikle PYD içindeki Kuzey Kürdistanlıların tespit edilmesinde ve Türkiye’ye iade edilmesinde ön planda yer aldılar.
SORGULARA KATILDI
Abdullah Bedro, Suriye istihbaratı ve MİT tarafından tutuklananların sorgularına tercüman olarak katıldı. O dönemler tutuklanan birçok Kürt, sorgularına katılan kişinin Abdullah Bedro ve çocukları olduğunu teşhis ettiler. Gözaltına alınanları çözmek, iradesizleştirmek ve itirafçılaştırmak için her türlü psikolojik yöntemi uyguladığı, iradeyi kırmak için işkence zoruyla PKK içinde yaşamlarını yitiren gerillaların resimlerine, PKK bayraklarına basmaya zorladığı, işkence sorgularından geçenlerin anlatımlarında ortaya çıktı.
‘KELLE BAŞINA’ PARA
Türk istihbaratının Batı Kürdistan’daki istihbarat-operasyonel faaliyetlerinde öne çıkan Abdullah Bedro, Türk devletine teslim ettiği her bir PKK üyesi için 5-15 bin dolar arasında para alıyor. Bu miktar, kişilerin PKK’de yönetici ve eski olmaları gibi aranan özelliklere göre değişebiliyor.
TAŞ VE ÖCALAN SÜRECİNDE BEDRO DA VARDI
Uluslararası komplonun devamı olarak 2003 yılında ABD, Türkiye, Suriye ve Güney Kürdistanlı güçlerin de içinde olduğu PKK’nin içten çökertme planı çerçevesinde; Nizamettin Taş, Osman Öcalan’ın öncülüğünde başlatılan tasfiye sürecinde Abdullah Bedro yine işin içindedir. İhanet şebekesinin içinde yer alan ve daha sonra öldürülen Batı Kürdistanlı Kemalê Sor ile Suriye istihbaratı üzerinden ilişkiye geçen Abdullah Bedro, PKK içindeki Batı Kürdistanlıların kaçışlarının sağlanması için Musul üzerinden kaçışları örgütlemeye çalıştılar.
4 PYD ÜYESİ KATLEDİLDİĞİNDE MUSUL’DAYDI
2004 yılında Musul’da Şilan, Cemil, Zekariya, Ciwan adlı 4 PYD üyesinin katledildiği tarihte Abdullah Bedro’da Musul’daydı. Bedoro, o sırada Suriye istihbaratı adına Musul’daki PYD çalışanları hakkında istihbarat faaliyeti yürütüyordu.
İSTANBUL VE ANTALYA’DA YAPILAN TOPLANTILARA KATILDI
Bedro ismi, İstanbul ve Antalya’da Esad muhaliflerinin yaptığı toplantıda da göze çarpıyor. Bu toplantılara AKP’nin ‘iyi Kürtler’inden bazı işbirlikçiler ve Abdullah Bedro da katıldı.
lekolin.org sitesinde daha önce Türk istihbarat güçlerinin Suriye’deki muhaliflere silah ve cephanenin Batı Kürdistan üzerinden aktarıldığına ilişkin haberler yayınlanmıştı. Abdullah Bedro’nun Suriye istihbaratı ilişkileri nedeniyle sahip olduğu imtiyaz-denetimsiz geçiş, AKP MİT’inin faaliyetleri için uygun ortam yarattı. Üzerinde taşıdığı istihbarat kimliği ile kontrol noktalarından serbestçe geçebiliyor. Arabası, taşıdığı mallar aranmıyor. AKP istihbaratının Hama ve Humus’ta ki muhaliflere gönderdiği silah ve askeri mühimmatın Abdullah Bedro tarafından sınırdan alınarak, muhaliflere ulaştırıldığı iddia ediliyor.
KONSOLOS BEDRO’YU ZİYARET ETTİ
TEV-DEM koordinasyon üyesi Xebat Derik’in katledildiği çatışmada Abdullah Bedro’nun üç oğlu öldürülmüş kendisi de ağır yaralanmıştı. Halep’teki hastaneye kaldırılan Abdullah Bedro, yoğun güvenlik önlemleri altında korunuyor. Hastanedeki korumalar içinde Halep konsolosluğunda görev yapan Türk polisler de yer alıyor. Türk istihbaratı adına faaliyet yürüten Abdullah Bedro, efendileri tarafından yalnız bırakılmadı. Türk devletinin Halep konsolosu, Abdullah Bedro’yu kaldığı hastanede ziyaret etti. Başsağlığında bulunarak, para yardımı yaptı.
ANF NEWS AGENCY
Adam hem muhaberata çalışıyor hem MİTe çalışıyor; o da ona yetmiyor ayrıca suriyedeki muhaliflere çalışıyor. sadece istihbaratla da yetinmiyor silah ve diğer loşistik yardımları da oluyor.
Ne becerikli adammış?
Tek başına üç yere istihbarat yetiştiriyor. azdır az!...
Bence bu adam CIA ve Mossada da çalışıyor ama ANF bu kadarını da siz anlayın diyerekten mütevazilğinden söylemiyor. Adam ne istihbaratçıymış be!... Helal olsun walla!...
Apo'nun tecavuzları, başta Selim Çürükkaya olmak üzere, tüm eski PKK kadrolarının yazı ve kitaplarında mevcuttur. Yani bu onurlu kürd kızına yapılan bir istisna değildir.
Pkk'nin ANF ve tüm basın-yayını, ahlaksızlık, çirkince yalan ve iftirada, TC basınını da geride bırakmıştır. Bu kara propagandalarına, ancak cahil müritler inanabilir.
Kürd toplumu hep onur ve şerefiyle övünür, oysa Apo tarafından onuruyla oynanan ve kazara hayatta olan her kurd kızı, ya da hayatta olmayıp da arkadaş ve aileleri bunları teşhir etse, Apo'nun ne mal bir Kürd ırz düşmanı olduğu net anlaşılacaktır.
valal herkes haklı,yani bager arkadş biz eleştiri yazn arkadaşlara ve nasnme yöneticilerine saygılı olmayı öğretme sadedinde çağrı yapıyor.
peki bager arkadaş biz bu nasihatına kulak asmaya hazırız.ama görüyorsun işte aponun müritleri bize bu fırsatı vermiyor ki.aha görüyorsun hepimizi aptal yerine koymuşlar.sen şu ANF yazısının tek cümlesinin doğru olabilceğine inanabilir misin gerçekten.olur inssn propaganda yaparken hayal gücünü de kullanır,amenna.ama bu denli okuyucuya ve olayların perde arkasından haberdar kitlelere küfreder gibi aptal yerine koyarak haber üretmez,haber değil de alay edici zırvalar sıralamaz ki be kardeşim.insanın yalandan uzak durma sorumluluğu var,hele ki Kürdün uğrunda savaşım verilen bir şerefi var,Kürt olarak sizin yalan sarmalına girme hakkınız yok ki.
herşey bir yana ANF nin yazdıkları arasında son paragraf zaten yukarda yazılanları tümüyle kuşkulu karşılamamız için yeterli doneler veriyor.
şimdi günümüzdeki gelişmeler ışığında suriye türkiye ilişkileri BEDRO MİT İÇİNDE DAİRE BAŞKANI BİLE olsa artık bir türk yetkilinin ya da konsolosluk yetkilisinin onu ziyaret etme hele hele konsoloslukta görevli bir türk polisi tarafından suriyede hastanede korumaya alınma gibi bir şey asla ve kata mümkün değil.yahu eşyanın tabiatına aykırı bir durumdur bu.Ama ANF bu atmasyonla yetinmemiş,hızını alamamış bir de halep konsolosu bedroya para verdi diye yazmışlar.canım doğrudur ANF yalan yazar mı ,ben de şahidim orda kameraman olarak çekim yapıyordum,konsolos efendi kameralr önünde mümkünse canlı yayına geçin deyi rica etti ve bedoya bir demet turkish lira takdim etti.gerçi bedro emmi,kameramanlar tarafından da kolyaca farkedildiğii gibi yüzünü biraz ekşilterek yav siz bana neden yeşil (yani dolar) vermiyrsunuz her an türkiyede devaluasyon olsa ben zarar ederim yollu söylendiyse de kurnaz türk konsoslos işi gargaraya getirip olayı geçiştirdi.
tabi bir baktım yan tarafımda duran başka bir türk kişisi (artık mitten miydi polis teşkilatından mı kimliğini göremedim de)kötü kötü mırıldanıyor.hayırdır hemşo dedim,yav dedi,bu bedro denen adama para yetiştiremiyoruz,gözüne dizine dursun. aha geçen ben teslim aldığımız pkk lıların listesine baktım,bedronun hakediş parası nerdeyse milyon dolar.hepsini de aha dinime imanıma elimle dolar olarak teslim ettim,bu ne paragöz yahu..dedi.
sohbeti bi uzataym da bu dialogtan da bir haber çıkaryım diye ecinni bir fikir üşütü kafama.
tabii ,ben böyleyim sadce bir kameraman değil,acar bir muhabirim aynı zamanda öyle ANF gibi masa başı haber yapmam,benim racona ters böyle şeyler.
her neyse,ee hemşo dedim,her pkk lı için 5 -15 bin dolar arasında değişen bir fiyat cetveliniz varmış,dağa taşa milyar dolar harcıyor devletiniz,tüm atışlar bombalamalar da karavana.kürdistan dağlarında yüksek bir ağa,dik bir kaya,oyulmuş bir mağara bırakadınız bombalanmadık.elde var sıfır.bedro emmi size canlı canlı teslim ediyor buna karşılık.
siz biraz kayserili kurnazlığı ile bu qamişli amcayı kazıkladığınız düşünmüyor musunuz?
bu türk kişisi,inanın biraz kızardı morardı ve ne dese iyidir?
efendim bu bir devlet sırrı size açıklama yapamam dedi.
ya işte böyle ben de tanık olduğum olayları aha buraya yazdım,benden ANF ye bir kıyak.
hayal güçlerini ddaha da zenginleştirip benim bu haberi de kendi kamuoylarıyla başka bir formatla paylaşsınlar,kendileri bilir tabii.
yani Lawiko diye buraaya bişey çiziktirmiş arkadaş ta inanmıyor ANF ye ama işte inansın artık ben bizzat kendi tanıklığımı yazdım işte.
bu bedro ailesi ,Kürtçe söyleyecek olursak,"ne hindike..."
PKK’nin “kontra” deyip saldırdığı bir aile, meğer geçmişte PKK’nin en büyük destekçilerinden biriymiş. Nasname olmasaydı ve bu haberin üzerine gitmeseydi, Bedro ailesinin PKK tarafından öldürülen üç genç fidanı ajan, kontra olarak anılacaklardı.
Nasname PKK’nin maskesini düşürünce ANF telaşlandı ve Bedro ailesini karalama kampanyasına başladı. ANF’tan okuduğuma göre meğer Bedro ailesinden PKK’ye katılan sadece bir bayan değlimiş. Bir abisi de katılmış, yıllarca gerilla olarak mücadele etmiş ve yakalanıp Amed zindanında yatmış.
Bedro yıllarca PKK’ye her türlü yardımı yaptı ama sonunda hain ve ajan ilan edildi. Bunun nedenini Nasname yazdı. Meğer Öcalan efendinin ahlaksızlığı sebep olmuş bu olaylara.
PKK’yi ve Öcalanı bilmeyenlere Nasname’nin söyledikleri karalama sanılabilir. Ama inanın Nasname milyonda birini bile anlatmamış. Belki terbiyeleri elvermemiş veya yazmaya uatnmışlar.
Ben pkk içinde kalan veya pkk yi çok iyi bilen bütün Kürdlere sesleniyorum. Nasname tarihi bir görev yapıyor ve ahlaksızlığı teşhir ediyor. Hepimiz de yaşanan rezaleti çok iyi biliyoruz ve gözlerimizle birçok olaya şahit olduk. Zaten bu pislikleri görmeseydik PKK ile yollarımızı ayırmazdık.
Öcalan ve onun yalakaları Kürdistanımızı mahvetmişler ve her türlü ahlaksızlığı meşrulaştırmışlar. Bunu bilmeyen var mı Allah aşkına!
Madem biliyoruz neden susuyoruz o zaman?
Bu pisliği temizlemek sadece Nasname’ye mi kalmış?
Evet dostlar ve namus, onur, şeref, dillerinden düşürmeyenler siz neden susuyorsunuz böyle?
Bu pisliği temizlemeden özgür olunur mu?
Ahlaksız, onursuz bir insanın özgürlüğü mümkün mü sizce?
Ben şahsen ahlaksızlığın diz boyu olduğu bir ülkeyi de istemem bir özgürlüğü de istemem, zaten olamaz da.
Gelin bu Öcalan ve tarikatının ahlaksızlığından kurtulmak için üzerimize düşeni yapalım. Önce namuslu olalım ve Kürdlerin namusuyla oynayan pisliklerden hesap soralım. İnanın ondan sonrası çok kolay olur. Çünkü bu kadar fedekar insanın olduğu bir ülke köle kalamaz ve mutlaka özgürleşir.
Nasname bizlere bir yol gösterdi ve kapı araladı. Bu yolu değerlendirelim ve Öcalan denen Kürd düşmanının ahlaksızlığını, onursuzluğunu halka anlatalım. Zaten herkes biliyor ama yazılıp çizildi mi etkili olur ancak.
Nasname bir haber ile ANF’ı telaşlandırdı.
Bizler de yüzlerce olayı anlatarak onları etkisiz hale getirebiliriz.
Bu konuda diğer Kürd parti örgüt ve siteleri susmayı tercih ediyorlar. Çünkü hâlâ PKKden korkuyorlar ya da ondan medet umuyorlar. Nasname en tehlikeli ve en önemli konulara neşter atarak aslında bir devrim yapıyor.
Ama biz onlara yardım etmezsek nereye kadar gidebilirler ki?
Nasname’den ricamız Öcalan’ın ahlaksızlıklarıyla ilgili yazdıklarımızı sansürlemesin yeter.
Bütün namuslu Kürdlere çağrıda bulunuyorum. İftira atmadan ve haksızlık yapmadan Öcalan pisliğinin pisliklerini yazalım. Yazalım ki bu hayali özgürlük bitsin, ahlakımız geri gelsin ve gerçek özgürlüğün yolunu açalaım.
Ben kendi adıma dördüklerimi, duyduklarımı ve okuduklarımı derleyip toparlayarak Nasname okuyucusuyla paylaşacağım.
Temennim odur ki, şimdiye kadar bize birçok yol açan ve düşüncelerimize yer veren Nasname yönetimi yazacaklarımı engellemez. Engellerse o zaman güvenirliliğini kaybeder bence.
Madem bir yol açtınız bırakın o yolda yürüyelim.
Herkese selamlar ve saygılar
PKK ve Öcalan'ın ahlaksızlığından bir kaç örneği aşağıda yazıyorum arkadaşlar
Lütfen ve rica ediyorum herkes bildiğini anlatsın. Bu bir namus borcumuzdur ve şehid olan gerilla kardeşlerimize karşı da bir vefa borcudur unutmayın bunu...
--------
1-NAFİYE
Elazığ'lıdır. PKK Merkez Komite Üyesi Sari Hüseyin isimli şahsen karısıdır. Bu militan 1989 yılında Apo'nun çağrısı üzerine Almanya'dan Helvi'deki Mahsum Korkmaz Akademisi'ne getirilir. Güzel bir kadın olan Nafiye, Apo'nun gözünden kaçmaz. Şam'a çağırır ve cinsel sapkınlığını dayatır. Nafiye, cinsel ilişki teklifini şiddetli bir tepkiyle karşılayarak; "Benim kocam var, ben evli bir kadınım. Kocam savaşan ortasındayken bana nasıl böyle bir ahlaksızlığı dayatıyorsun?" deyip direnmeye kalkışır. Bundan sonrasını Nafiye'nin ağzından dinleyelim;
"Ben direnince, bana;
"aptal sen anlamazsın bu işlerden. Cinsel ilişki insan denen yaratığın yaşamının zaruri bir parçasıdır. Ayrıca sosyal ahlakın da bir gereğidir, sen halen feodal çağda mi yaşıyorsun? Koskocaman Avrupa gibi gelişmiş yerlerde yaşamış olmana rağmen kedini feodalizmin etkisinden kurtaramamışsın, dedi ve devam etti; zaten sen parti 'karşısında suçlusun, provokatör Avukat Hüseyin Yıldırım, üzerinde çok oyunlar oynadı. Onların etkisinde kaldın, provokatörlerin durumunu bilmene rağmen partiye bilgi vermedin, buna rağmen ben seni herhangi bir uygulamaya tabii tutmadım. Bu durumda olmana rağmen halen parti önderinin isteklerini yerine getirmekten kaçınıyorsun, direniyorsun. Önderliğe bağlılık bu mudur?
Siz önderliğe böyle mi bağlısınız?
Kendinizi bağladığınızı kanıtlamanız gerekiyor, yoksa karışmam ve tüm geçmişin hesabını sormak zorunda kalırım dedi. Bende çok korktum ve adeta şok geçirdim. Ellerini omuzlarıma koyarak; "gel, gel nazlanmana gerek yoktur" dedi ve bana zorla tecavüz etti.
Israrla Akademiye gönderilmek istedim fakat kabul etmedi ve bir süre sonra benden bıkmış olacak ki, Mahsum Korkmaz Akademisine gönderildim. Birkaç gün sonra baktım ki, bayanlar arasında Apo'nun bayanlara yaklaşımı tartışılıyor, onlara yanaştım fakat benden korkarak konuşmadılar. Israrım üzerine bana da anlattılar. Ben de kendi durumumu anlatınca herkes şaşırdı. Çok utanıyordum, benim durumum farklıydı, evliydim ve on yaşında bir de kızım vardı. Bir süre sonra Türkiye'ye gönderildim, burada kocamın vurularak öldürüldüğünü öğrendim. Oturup bazı arkadaşlara meseleyi anlattım. Apo bunu duyunca benim hakkımda ölüm kararı aldı. Bulunduğum yere kadar ulaşmadan PKK'den kaçtım..."
Nafiye, halen Güney Kürdistan’da oturmaktadır.
------------------------
2-CANDA
Suriye Kürdlerindendir. Amude kasabasında oturmakta iken 1988 yılında PKK'ye katılır. PKK-HASEKİ Komitesi tarafından Şam'a Apo'nun yanına gönderilir. Güzelliği ırz düşmana Apo'nun dikkatinden kaçmaz. Eğitim görmesi için Mahsum Korkmaz Akademisine gönderilmesi gerekirken bilinçli olarak Şam'da al konulur ve bir süre sonra Apo çeşitli yöntemler kullanarak Canda ile cinsel ilişki kurmaya çalışır. Bundan sonraki gelişmeleri bu kirli uygulamaya maruz kalan Canda'dan dinleyelim:
"Neden Akademiye gönderilmediğimi hep düşünüyor ve soruyordum. Bu konuda bana tatmin edici bir cevap veren olmuyordu. Apo'nun normal yaklaşım ve konuşmaları benim oldukça garibime gidiyordu, olur olmaz bakıyordu el ve kaş göz hareketleri yapıyordu. Sürekli kadın erkek arasındaki ilişkiler üzerinde konuşup bu konudaki sosyalist ahlak ölçülerinden ve hayvani ilişkilerden bahsetmesi beni ürkütüyordu. Bir gün sabah saat 10. 00 civarında bütün adamları topladı, ayak üstü bir konuşma yaptıktan sonra her birini bir göreve gönderdi. Ben ve Apo evde yalnız kalmıştık. Ben başka bir odaya gidip oturdum, peşimden oraya geldi. Ayakta durarak bana sen çok güzel bir kızsın dedi. Apo'nun bu sözü hiç hoşuma gitmemişti. Bakıyorum hiç hoşuna gitmemiş gibi davranıyorsun diye devam etti. Ben hiçbir cevap vermedim, sessizliği tercih ettim. 0 andaki hislerimi hiçbir şekil de anlatamam. Benim için her şey tam bir kabus olmuştu, çünkü tahmin edemeyeceğim kadar ucuz, alçak ve hafif bir herifle karşılaşmıştım. Bu tablo geçmişteki bütün hayallerimi silip süpürdü. Bu arada Apo tüm gövdesiyle üzerime atladı, sıkı bir şekilde beni kucakladı. Seni seviyorum diye bağırıyordu. Elbiselerimi çıkarmak istiyor ben de buna direniyordum. Derken üzerimdeki elbiseler paramparça oldu ikimizde ter içinde kalmıştık, yarim saat devam eden bir boğuşma sonucunda Apo bana tecavüz etmeyi başardı.
Yapacak hiçbir şeyim kalmamıştı, çaresizlik içinde ağlamaktan başka elimden bir şey gelmiyordu. Dayımın oğlu ile nişanlıydım ne yapacağımı bilemiyordum. Apo elini yüzünü yıkayıp elbiselerini değiştirdikten sonra benim de elbiselerimi değiştirip odayı toplamamı istedi ve arkadaşlar birazdan gelirler dedi.
Apo'nun yanına gidip evime dönmek istediğimi söyledim ve ilave ettim; ben buraya devrimcilik yapmak için gelmiştim meğerse burası farklı bir yermiş insanların şeref ve namuslarının harcandığı insanların ucuz emeller uğruna lekelendiği karanlık bir yermiş, yanlış kapı çalmışım dedim. Apo çok sert bir şekilde; cahilsin, çocuksun, hayvan ve ahmaksın. Kürdistan'ın çağdışı toplum etkilerini taşıyorsun, düşmanın toplumumuza empoze etmiş olduğu karanlık toplumsal özellikleri değer yargısı olarak anlıyorsun. Namus senin anladığın gibi kadın ve erkek arasındaki ilişkiler değildir. Bir insan için namus onun ülkesi ve topraklarıdır, burası bir parti ortamıdır, başıboş bir yer değildir.
Buraya insanlar özgürce gelirler ancak özgürce geldikleri gibi gidemezler. Partinin kanun ve nizami vardır, yasadışı yollarla partiyi terk etmenin cezası ölümdür, bazıların akıbetini biliyorsun parti onlara yaşam hakkı tanımadı dedi.
Apo'nun bu tehdit, psikolojik baskı ve yarı propaganda mahiyetini taşıyan konuşması bittikten sonra bu gece Akademiye gideceğimi söyledi. Akademide nasıl hareket etmem gerektiğini belirterek; orada istihbarat faaliyeti yürüterek raporlarda olup bitenler hakkında beni bilgilendireceksin dedi. Ardından bazı isimler vererek bunları özellikle denetlersin, aramızdaki bu ilişki devam eder, ancak gizli kalacak, bu konuda halen acemi olduğun için başlangıçta ruhsal olarak biraz zorlanırsın. Fakat yavaş yavaş alışırsın diye ilave etti.
Çaresizlik içerisinde Akademiye gittim, bir süre sonra gördüm ki, benim gibi daha niceleri Apo'nun seks sınavından geçirilmiş. Bayanların konuştukları tek konu buydu. Belli bir süre eğitim gördükten sonra Türkiye'ye gönderildim. Cizre'de şehir faaliyetlerine başladım ve en kısa zamanda bir yolunu bularak sorumluluğum altındaki sekiz arkadaşımla beraber PKK'den ayrıldım...
--------------------
3-ROZA
Lübnan Kürdlerindendir. Roza da diğer kadın militanlar gibi Apo'nun cinsel gazabına uğrar ve namusu, haysiyeti Apo'nun seks manyaklığının kurbanı olarak harcanır. Apo'nun Lazkiye'de ki evini tam bir seks yuvası biçiminde tanıtmak sadece gerçeğin bir kesimini söylemek olur. Roza da buraya çağrılır ve tecavüze uğrar. Bu alçaklığa tahammül edemeyen Roza, çareyi kaçmakta bulur ve Lazkiye'den Şam'a kaçarak oradan da Helvi Kampı'na gider. Durumu iki arkadaşına anlatır. Devrimciliği bırakarak evine dönmek istediğini söyler. Helvi Kampa yönetimindeki Apo'nun uşakları kadını soruşturmaya alırlar ve kendisinin ajan olduğunu söyleyerek özeleştiri isterler. Çeşitli baskılar sonucu Roza'nın bütün günahları (!) kabul ettirildikten sonra serbest bırakılır ve Türkiye'ye gönderilir.
Roza'nın herhangi bir faaliyet yürütecek konumda olmadığı bilinmesine rağmen Türkiye'ye gönderilmesi tamamıyla komplo ve tasfiyeyi amaçlamaktadır.
Roza, Türkiye'ye geldikten sonra da meseleyi arkadaşlarına anlatır ve bir süre sonra Botan Eyaleti denen bölgede gene; PKK tarafından vurularak öldürülür.
Olayın yaratacağı tepkiyi iyi bilen Apo ve uşakları, Roza'ya çatışmada "şehit oldu" görünümü, vererek postundan yararlanıp çevresini örgütün hizmetinde tutmak istediler.
4-ZEHRA
Apo, uzun süre Ankaralı (Zehra) ile uğraşıp onu özel ilişkilerinin esiri haline getirmek ve ahlaksızlığa sürüklemek ister. Apo'nun ahlaksız dayatmalarına direnen Zehra, sonuçta bir yandan çaresizlik, bir yandan kendisine verdiği vaatler sonucunda böylesi bir kirli ilişkiyi kabullenir. Bu ilişkiyi duyan Apo'nun "devrim nikahla" karısı Kesire Yıldırım, sorunu sert bir biçimde tartışma konusu haline getirin Apo'yu ahlaksızlık ve kendini bilmemezlikle suçlayarak ayrılmak ister.
Ayrılmayı kabul etmeyen Apo, Kesire'yi Güney Kürdistan’da bulunan kamplardaki mevcut yönetim boşluğun doldurmak adı altında yarı tehdit ve yarı zorla gönderir. Kesire'nin Şam'da olmayışını fırsat bilerek Zehra ile olan ilişkisini devam ettirir. Irak alanına giden Kesire kendisine oyun oynandığının farkına varır ve derhal Şam'a dönmek istediğini bildirir. Bir an önce dönebilmek için de Irak alanında birçok sorun yaratır.
RAK PKK yönetimi Kesire'yi Şam'a gönderir ve telefon ile Apo'ya bilgi verilir. Kesire, Şam'a ulaşmadan Apo, Zehra'yı PKK Avrupa faaliyetlerine sorumlu olarak tayin eder ve Almanya'ya gönderir: Apo ve Zehra arasındaki ilişki 1986 yılına kadar devam eder. Aynı yıl Kesire'nin tutuklanması üzerine Zehra, "Bu ilişki böyle devam edemez, ya evlenelim ya da bitirelim" önerisini getirir. Apo, Zehra'yı bu düşüncelerden uzaklaştırıp kendisine bağlayabilmek için onu PKK 3. Kongresi'nde Merkez Komite Üyesi olarak atar. Bütün bunlara rağmen Zehra, kararından vazgeçmez. 0 güne kadar PKK'nın en gözde kadını, Apo'nun aşk macerasının ortağı, hayat arkadaşı Zehra, bir anda tasfiyeci provokatör olmakla suçlanır ve Apo, çeşitli oyunlar sahneleyerek Zehra'yı Merkez Komite Üyeliği'nden düşürüp soruşturma altına alır. Belli bir tecrit ve teşhir döneminden geçirildikten sonra Almanya'ya gönderilir. Olayı kapatabilmek için bir komplo kurarak Alman polisine yakalattırır...
Peki bu kadar olaya rağmen halen insanlar neden Evdoyu destekliyorlar.Bunun cevabı olarak ta Evdo'nun bir tanrı olarak kendisini topluma kabul ettirmesinden geçer.Tabi bu evdo'nun maharetiyle değil;Onun manevi babası olan Hafız Esat'ın kurnazlığından geçer.Hafız Esat ona ;eğer Ortadoğuda ayakta durmak istiyorsan tanrıya çıkacaksın yok tanrıyı bulamıyorsan sen onu buraya getireceksin.Evdo da ustasının söylediğini yapmış ve bir gece aniden tanrıyı yanına getirterek yarı tanrı oluvermiştir.Zaten bundan sonraı Evdo için daha kolay olmuş ve tanrı ne söylerse,ne yaparsa doğru yapmış olur savından hareketle her şeyi kendisi için mübah olarak görmeye başlamıştır.
Bizin Evdo'nun ahlaki öğretisinden anladığımız herşeyin sadece kendisine ait olduğu ve bunları gönlünce kullanma hakkının olduğudur.Hatırlarsak bütün dinlerde bakirelik temel esas olarak alınmış ve bütün kararlarda buna göre ifşa edilmiştir.Örn:Amerika kıtasında uygarlık kurmuş bulunan Mayalar,Aztekler ve İnkalar da M.Ö.dönemde tapındıkları yanardağ,güneş vb.doğal olaylara karşı onlara bakire bir kız kurban vermek suretiyle,bu doğal olayların gazabından kurtulmaya çalışmışlardır.Hatta bakire bir kızın derisi yüzülmek suretiyle;(ki bakirelik saflığın ve adanmışlığın sembolü olduğu için),bunların insanlara giydirilmesi suretiyle insanların günahlarından arındırıldığına inanılırdı.Bütün bunlara bakılırsa Evdo kendine genelde bakireleri seçmiş.Böylece Evdo da gıyabında arınmış ve günahlarından kurtulmuştur.Peki bütün bunlara rağmen insanlar neden Evdo'nun peşinde gidiyorlar?
...yıllar önce selim Çürükkaya'nın Apo'nun Ayetleri isimli kitabı ilk çıktığında burada yazılan sarkıntılık ve tecavüz olaylarının doğru olup olmadığını ,beş vakit namazını kılan ve koyu müslğman olan bir arkadaşla tartışırken ,bu arkadaş Apo için yazılanlara son derece hiddetlenmiş ve Önderliğin beline sağlık demiştir.Dolayısıyla o andan sonra bu tartışmayı sürdürmenin anlamsız olduğunu anlamış ve tartışmayı kesmiştim.Daha sonraki süreçlerde Evdo'nun peşinden giden insanlar(hepsini katetmiyorum bir kısm) önderlerinin izinden gitmiş ve gözlerine kestirdikleri kızlarla birlikte olmuşkardır.Bunu BDP de de görmek mümkün.Genelde yönetime seçilen insanlardan bazıları bu işleri yapmaktadırlar.Yalnız ajan olarak niteledikleri insanlara ise bunları yasaklamış hatta bu insanlara tuzaklar kurmak suretiyle yoz ilişki yaşadığına dair tutanaklar tutmuşlardır.Kendi ve tanrılarının kirlenmişliğini bvaşkalarının üzerine atmak suretiyle tanrı-şeytan genellemesini baştan yaratıp bunu da topluma kabul ettirmişlerdir.Ankara grubu diye tabir edilen grup ta bu kirli işlerin içindedir.Bunlardan Duran Kalkan ya da Cemil Bayık'ın ailesini hadi vazgeçtik acaba akrabalarından kaç kişi örgütün içindedir.Sakın bunlar kendi akrabalarını da aynı akibetin beklediğini bildikleri için özellikle uzak tutmak istiyor olmasınlar!...
Yer: Konya cezaevi, mekan kadın koğuşu,
Zaman 1990-2000 yılları arasında cezaevinde kalan PKK'li 20 kadından biri (ismi saklı) ve şimdi Mersin'de yaşayan genç kadının, cezaevinde 10 yıl boyunca her gece gördükleri aynı rüyayı sabah ilk iş olarak topluca biribirlerine nasıl anlattıklarını dinlerken; büyük bir şaşkınlık yaşamıştım.
Şimdi bu kadıncağızın bana anlattıklarını bende sizlere arz edeyim:
Kadın koğuşundaki bu 20 tutuklu kadın, her sabah uyanır uyanmaz, o günün ilk toplantısında, sırayla o geceki rüyalarını biri anlatırken, diğerleri pür dikkat dinler ve anlatılan rüyanın daha öncekilerine benzememesine de önem verilir.
Böylece, o 20 kadın sırasıyla, bu 'zorunlu' rüyasının orijinalitesine de dikkat ederek birbirine anlatılar.
İyi de bu tutuklu 20 kadın on yılı aşkın her sabah ve toplamı binleri bulan bu rüyaların hikayeleri değişse de, rüyaların kahramanı hep aynı kalır. Çünkü bu kahraman 'COŞKUN' pardon APO'DUR!
Not: bu bir gerçek hikayedir. Tanıkları var. Ve anlatılanların eksiği var, ama fazlalığı yoktur.
delil arkadaş,senin dediğin doğru.ben denemeden de bir yerlerden alıntı olduğunu farkettim zaten ama bu apo'yu temize çıkarmaz.
teşhir denilen kişi propaganda maksatlı yapmış,yaparken de güya eski bir pkk lıymış gibi bir süs vemiş kendine.
zaten yazıyı okurken bunu insan farkediyor.ama bu gerçeği değiştrimiyor.
biz olayları biliyoruz,teşhir gib insanların yazdıklarıyla da öüğrenecek değiliz.
canlı şahirtler hala yaşayanlar var.
bu bir sanal alem,yemin de etsen inandırıcı olmayabilir,bazen işkembei kübradan da atsn karşılıkk bulabiliyor.
ancak ve ancak ortada güneş gibi duran bir gerçek var.
amaralı abdullah öcalan,yani pkk lideri ve bir kısım kürd-kürdistanlı kardeşlerimizin ilah gibi taptığı malum imrali sakini,gerek şamdaki kararghında gerekse başka yerlerde genç kürt kızlarına musallat olmuş bazılarını düşürmüş,bazılarıyla gönüllü olarak ilişki kurmuş,bazılarını da bu tür ilşkilere o kurnazlığı ile ikna etmiş.o bunları yaparken tabi ki önce işin alt yapısını hazırlayarak felsefi olarak bu bayan arkadaşları bu tür ilişkilere yanaşmaları durumunda çok birşey kaybetmeyecekleri noktasında kendince eğitime tabii tutmuş.esasında,nasıl olur da bu bayanlar bu kadar bir düşkünlüğe isyan etmediler diyen arkadaşlar ciddi şekilde bir noktayı atlıyor.ortada ilah seviyesine çıkarılmış bir kişilik var ve bu kişiliğin her türlü dokunulmazlığı ile yaptırım gücü var.bunun üstüne kadının bazı zaaflarını ekleyin sonuca ulaşırsınız.
yani kusura bakmayın,sen kadını hor mu görüyorsun diye kimse beni yadırgamaya kalkmasın.
ben kadını hor gören bir anlayışta değilim.
demek istediğim kadınlar daha çabuk aldatılma durumunda kalabilen naif varlıklar olduğudur.
bu durumlar apo gibi tiplerin karargahında olan şeyler değil ki sadece.
adam din-islam adına da bu şerfsizliğe yönelebiliyor.yani istismar aracı olarak illa da ya yüce bir hedef ya da kutsal bir şey kullanacaklar ki ağlarına birilerini düşürebilsinler.herif kutsal bir şey için millleti topluyor ama bir noktada bakıyorsun ağına bir sürü körpe kızı,hatta bir sürü evli kadını bile düşürebilmiş.
ben geçtim ali kalkancıları,daha geçenlerde bursa da bir şeyh bozuntusu sakallı makallı bir sürü kadını sıraya dizmiş mahkenelik olmuş hatta 6 sene ceza yemişti.
şimdi bu alçağın bugünkü bir günlük gazetede yayınlayan ifadesinden size bir bölüm aktarayım:
"...uzun süreli sohbetler sonunda cinsel içerikli konular kendiliğinden oluşur.müride ibadet için verilen ve adına -virt- denilen zikir içeren sözler belirli bir süre tekrar edilir.ve bunu yapan kişi kendiliğinden cezbedilerek gelir.
benden badelenme ya da cinsel ilişki talep eder.bunları kabul etmeme gibi bir tercihim olamaz..."
şikayetçi olan kadınlardan biri de mahkeme tutanaklarına geçen ifadesinde,kocasının zoruyla bu tarikata girdiğini buna bir sene devam ettikten sonra şeyh efendi tarafından sır odasına çağrıldığını ve orada şeyh efendi tarafından badelenmesi gerektiğinin kendisine telkin edildiğini söyleyip şunu anlatıyor.
"..."sonra bana okuyup üflediği suyu içirdi.suyu içirdikten sonra hareketlerimi kontrol edemez hale geldim ve hocanın istediğini yapmak zorunda kaldım.hem badelendim hem cinsel ilişkiye girdim."
yani görüyorsunuz kadının zaafından faydalanıp diye başlıyor haberler...
görüyorsunuz değil mi,mizansen aynı,niyet ve alçaklık aynı,yöntem taktik ve tuzak birebir örtüşüyor.sadece kullanılan kavramlar cve zemin farklı.
biri yoğunlaşma odası diyor,diğeri sır odası diyor.
biri badelenmen gerek diyor,öbürü feodal ahlak değerini aşman gerek diyor.
biri şikayet çevre ve karşı cinsin direnme ihtimalini göze alamadığı için ikna yöntemiyle hedefi kıvana getirmemişse,içeceğine ilaç falan koyuyor,diğeri (yani serok apo)bu kaygıları taşımak gibi bir derdi olmadığı için yola gelmek istemeyene zorla sahip olma pervasızlığı gösterebiliyor.
tek fark şu:
türkiye metropol veya şehirlerinde belki de bazı kürd yerleşim alanlarında bu kahpeliğe maruz kalan bazı kadınlar maruz kaldıkları onursuzluğu kabullenemeyip en azından bir mahkeme kapsını kendilerine açık görebilip hesap sorabiliyor.
apo cehenneminde işte bu şans yokmuş.onuruna sahip çıkmanın bedeli ya taş altı ya da ajanlık suçlaması ve yine cehennem hayatı.
dolayısıyla,artık mızrak çuvala sığmıyor apo bu düşkünlüğün faili olarak tescillenmiş durumda.
mesele bugün itibariyle kürt halkının bunu içselleştirip içsellştirememsi noktasında düğümlenmiş durumda.
dikkatle okunursa apo,bu tür çarpıklıların kürtler tarafından artık yadırganmaması için özellikle namus ve şeref kavramlarına başka anlamlar yükleme gayretkeşliği sergiliyor kadına dair yaklaşımlarında.
kadının kürt geleneksel yaşamındaki yerini de öenmli ölçüde sarsabildi malesef.
namus kavram ve anlayışına yaptığı ağır hücumlarla da geleneksel kürt algısının "namusa dair" olan bakış açısını da değiştirme hedefi gözetmekten hiç geri durmadı yıllar yılıdır.
vakia,bunda önemli ölçüde başarılı oldu da.bu manada ara sıra bazı tartışmalard,kendine kürdüm diyen bazı
softiriklerin "ma namus sadce iki bacak arası mı?"diye ahmakça çıkışlar yaptığını görürseniz iyi bilin ki bu anlayışın mezhep babası aponun ta kendisidir.
evet namus önemli ölçüde o mahremiyettir ve insan oğlu özellikle o mahremiyet yabancılar alçaklar tarafından çiğnenmesin diye zaten vatan kavramına yücelik atfetmşiler tarih boyunca.çünkü vatan ya da ülke adına her ne denilse,yani yaşanılan ve korunabilen coğrafı alan-toprak parçası ancak o mahremiyetin korunurluğunu sağladığı ölçüde "özgür" sayılabilmiştir.
konuyu dağıtmadan sadede gelecek olursak,evet gerçekten abdullah öcalan,kürt halkın akarşı büyük bir cinayet işlemiş durumdadır.ve inanıyoum ki yukrda da bir arkadaşın dediği gibi gelecekte kürt halkı bu herifi lanetle anacaktır sadce.
dünyanın her yerinde ve bütün tarihler boyunca,liderliğe aday olmuş bir insan, şayet halkından tek bir insanın namus ve şerefine göz ucuyla bile bakmışsa o kişi değil o makamda kalmak kaçacak delik aramak durumuna sokulmuştur,sokulur.ama bu malesef bugün itibariyle kürt halkının apo şahsında üç maymuınları oynadığı bir hal olmış bulunuyor.
kirli bir oyun oynandı derinlerde.kürtler apo gibi şeref ve şahsiyeti zayıf bir kişiliğe kafeslendi adeta.
çok dikkat çekicidir ki,hakim güçler aponun ateistliğini,caniliğini terörist başılığını her fırsatta dile getirirler de,bir çırpıda onu kürt halkının gözünden düşürecek onun bu çarpık ahlakının belge ve dökümanlarını deşifreye yanaşmıyorlar.
hepimiz biliyoruz ki aponun bu ahlaksızlığını düşkünlüğünü deşifre eden eski pkk kadrolarından bazı onurlu insanlar olmuştur.aponun düşman dediği tc nin istihbarat güçleri falan değil.aydın doğan medyası falan değil.bunlar aponun kürt halkı nezdinde itibar kaybı yaşamasını asla istemezler.çünkü onlar iyi bilirler ki onlar için tehlike olan şahsiyetler şeyh said gibileridir.şeyh apo gibileri onların sadce mevzilerini tahkim işi için gereklidir.kim yegenini satmış ki tc satsın de mi yani.hani türkler derler ya,"baldız baldan tatlıdır."aslında bu söz aşağılık bir niyet ve ruh halinin tezahüründen başka bir şey değildir.türkler "yegen baldan tatlıdır "demeli bundan sonra.hem bu ayıptan kurtulmuş olurlar hem biizm beleş hediyemiz olan yeni bir atasözleri olur fena mı?
Bunu yayınlamayacağınızı biliyorum. Ama yayınlama cesaretiniz yok.
ANF'ye saldıranlar, birazcık utanma olsa da utansalar. ANF uluslararası bir haber ajansı oldu ama içinize sinmediği için kabullenmek zor geliyor değilmi?
Varlik sebebiniz sömürgecileri teshir etmekmi yoksa PKK yimi...
Varlik sebebiniz ile TC zindanlarinda tacavvüze ugrayan erkek ve bayan tutsaklari hicbirzaman islemiyorsunuz.
Tamam PKK ideolojisi bana da uymuyor.
Daha cok demokratik ve uygar iliskileri olan örgütlere sempati duyarim.mesela gitar calan Latin gerillalarini.
Diger taraftan namus tahliliniz ilkel bir asiretten ileri gitmiyor....
ne kadar yazik,siz nasil bunca yil o örgütte kaldiniz o zaman.Namuslu bir devrimcinin can korkusu ile katlanacagi seyler degil bunlar.
hic kendinizi sorguladinizmi,Allah askina icinizden kac kisi bu sorgularda dayak atti yoldaslarina...
Neden yaptiniz bunu...
Samimiyet ilkeli olmanin yoldasidir, birbirinden ayrildi mi guduk kalirlar. Apo'yu hic savunmadim, savunanlari da dinledim, sovenleri de dinledim. Herkesin safi uc asagi bes yukari belli bu konuda. Nasname'yi her actigimda, 10 makaleden 8 tanesi; katil, sapik, mazosist Apo uzerine. Amed'te Ickale'de bulunan kafatasi sayisi 23 oldu, nasname tin, AKP iktidari sirasinda cezaevlerindeki insan sayisi %220 artti, Nasname tin, dunyadaki toplam terorist sayisi 30 bin, bunun yaklasik 14 bini turiye'de. Hemen hemen hepsi Kurd, buyuk cogunlugu omrunde silah gormemis hem de, nasname tin. Basa donecek olursak Nasname biraz cambaza cambaza yapiyor gibi geliyor.
Sizlerin bu söylediklerini işlemek AKP misyonuna aykırı, ondan Nasneme yanaşmıyor bu işlere. PKK ve A.ÖCALAN'ı kötülemek için varı yokunu ortaya koymaktan geri kalmıyorlar. Kürt sorununa çözüm üretmekten çok TC zihniyetinin benimsediği, görmek isteği kürdü üretmeye çaklışıyorlar.
Eğer tüm bu belirtilen ve yazılanların yüzde biri dahi doğru ise, bunları politik ve ahlaki açıdan sapık olarak nitelememiz ve adedmemiz gerekir. MİT'in bu İTlerinin kurmuş oldukları ve kurmak istedikleri sistem, ancak ve ancak bir tiranın 'demokratik Fallokrasi' si olmalıdır. Tiksiniyorum!
ben de katılıyorum,evet,samimiyet ilkeli olmanın yoldaşıdır,başka bir deyişle ilkeli olmanın yolu samimiyetten geçer.
doğrudur,Amed'te de başka yerlerde yani Kürdistnın bir çok köşesinde toplu mezarlardan ceset-kafatası fışkırıyor daha bilinmeyen nice ölüm tarlalarıda muhakkak vardır.
biz esas zalimleri zaten çoktan beri tanıma şerefine nail olmuşlardanız.
o ayrı.
ama şu an ondan daha önemlisi de halkımızn geleceği için şuna inanıyorum.
apo ve şürekası her hal ü karda iyi teşhir edilmeli ve kürt halkı bu belanın tasallutundan kurtulmalıdır.
bu itibarle halkmızn dikkatini bekaadaki ölüm tarlasına da,dağlarda taş altı edilmiş binlerce gencimiizn hikayesine de,aponun düşkün kişiliği noktasına da çekmek mecburiyetindeyiz.
şunu iyi bilelim,bugün apo ve şürekası halkımızın haklarına kavuşmasına giden yolda sadece ve sadece bir barikattır başka değil.
tarih boyunca tek bir lider gösteremezsiniz ki,sırf kişisel rahatlığı ve kendi hayatı ile ilgili kaygıların dürtüsüyle apo kadar ilkesizlik göstermiş olsun,ve karşı tarafın ricasıyla (!) sapma göstermiş olsun.
apo romada devletleşme için avrupaya çıktım demedi mi?bu sözlerin yakıcı etkisiyle insanlar kendilerini yakmadı mı?
ne oldu da,bir kaç hafta sonra aynı zat demokratik türkiye yok demokratik konfedaralim teraneleri çığırtmaya başladı?ki tümü tutarsız ve anlaşılmaz saçmalıklardı.
şimdi hepimizin en önemli görevi halkımızı bu madrabaz şaklaban ve ortaya çıkmış olduğu gibi namus kavramı noktasında ahlaken bitik bu herifi yerden yere vurmak olmalı değil mi?
düşmanı herkes tanır,düşmanın zülumlerini tahribatını yazmak çizmek te elbette herkesin sorumluluk alanındadır.
ancak bunun kadar önemli bir başka sorumluluk ta ,halkımızı koyun yerine koyup ya da koyunlaştırıp bir uçurumdan aşağı savurma niyeti taşıyanları teşhir etmek olmalı.
Akp ye gelince,tek kelime ile söyleyeyim:Kürtlerin sorunu AKP değil ve Kürdistan sorunu bir partiyi aşan bir boyuttadır.Bununla birlikte rezervlerim olmakla birlikte tayyip erdoğanın kürt kültürüne hizmet noktasında önemli taşlar döşemekte olduğunu inkar etmek istemiyorum.ayrıca erdoğan akp sinde yer alan kürt parlamenterlerin aponun parlementerlerinden daha az samimyet taşıdıklarına da inanmıyorum.
cuntaların ergenekonların geriletilmesi en başta biz kürtlerin yararına olmuyorsa gelin hepimiz birlikte erdoğana savaş açalım.topraktan fışkıran cesetler erdoğan döneminin izlerini taşıyorsa yine eyvallah.ama dürüst olmak zorundayız.bugün faili meçhulleri örtn şalı kaldırmaya uzanan el erdoğanın eli gib görünüyor,o eli engelleme mücadelesi veren ergenekoncuların pareleline düşenlerin kimler olduğuna dikkatli bakın.ergenekon davasına taraf olmayın diyen apo değil miydi?
bu tartışmayı uzatabiliirz,demek istediğim;akıl ve mantık bize "evdeki hırsızın hane halkına daha büyük zarar verebileceğini" göstermektedir.
selamlar
Samimiyet konusunda uc ornek verip bu tartismayi kapatayim istedim, yorumda okuyanlarin olsun...Amed'teki toplu mezar uzerine senin pek samimi AKP vekillerinde inciler:
Ensarioglu:"Istiklal mahkemesidir, jitem degil".
Eronat:" Heyelan olmus olabilir, jitem degil".
Mehdi Eker:" Islami usullere gore gomulmemisler".
Simdi sen bunlarla Leyla Zana'yi, Altan Tan'i ayni kefeye koyuyorsan, Allah selamet versin...
Selamlar
ben akp li vekillerin beyanı ne olmuş ilgili değilim.onlarla aramda illiyet bağı kurman da yanlış.onlar daha samimi dedim sadece.kastettiğim kişiler de eronat ve ensaioğlu gibileri değil.başka bazı kürt akp vekilleri var...demirtaşın eleştirisi ise zorlama olmuş.
akp olayın üstünü örtüyor mu olayın üstüne gidiyor mu ben ona bakarım.
silopide ve bazı karakol bahçelerinde faili mechul cinayet izlerini süren hükümet te bu hükümet değil mi?
ama demirtaş sanki bu faili mechullerin faili akp hükümetiymiş gibi bir izlenim bırakmak için çırpınıyor.eronat ya da ensrioğlu benim müslüman ve kürt bir birey olarak referans alacağım insanlar değillerdir.siyaseti ticaret veya şöhret için yapanlara ne bakarım ne takılırım,şöyle der böyle der,önemsiz...
insan isek bu olaylara insan odaklı bkmak zorundayız,jitemin işlediği cinayetle pkk nın işlediği cinayet arasında özü itibariyle hiç bir fark yok,hizbullahın işlediği cinayet te aynı kefede.
aradaki fark talihsizlik sonucu şöyle bir şeydir.
ağır aksak ve yamuk ta yürüse;jitem ve ergenekon cinayetlerinin bir nebze de ols hesabı hukuk tarafından sorulma süreci başlamıştır.hizbullahın işlediğii cinayetlerin de hesabı soruldu soruluyor.
ancak ve ancak pkk nin işlediği cinayetlein hesabı nedense sorulmuyor.pkk namlusu polis veya askere yönelmişse bakılıyor.ama pkk nin öldürdüğü kürtlerin hesabını soran yok.ne tc yargı sistemi bununla ilgili ne de kürt kamuoyu bunu dillendiriyor.
acı olan budur.
altan tan ı ii tanırım ve sever sayarım.apocu parti altanı tüketecek hepmiz göreceğiz ve altana yazık olacak.
zana ise saygı duyduğum bir kişilk değildir.kendi hanesine çeki düzen veremeyen bir insanın ülkesine hizmet edebilceğine ben inanmam.inanan inansın.ülkem için bedel ödüyorum diyen leyla zana sadce yalan söylüyor.o bir kukla ve şöhret budalasındanbaika bir şey değildir....
apo serxebun dergisind ebu anlamda bir yazı kaleme alıp güya leylayı temize çıkarırı gibi yapıyor ve dolaylı olarak oilişkiyi tescil ettirici etki yapmadı mı? evet yaptı bunu,ama daha toy bir kız hoş görelim yollu yazılı demeçler vermedi mi apo.leyla zana bu tür bir operasyonla esasen apoya köle haline getirilmedi mi?
ben bunları bilen biri olarak leyla zananın bağırıp çağırmaına kıymet vermem asla...
kürt kadını için örnek model yapılıdı apo tarafından ,sevsinler.nasıl bir modeldir giidp mehdi zanaya sorsunlar.
PKK'nin isledigi cinayetler konusunda aynen katiliyorum sana.
Demissin ki "akp olayın üstünü örtüyor mu olayın üstüne gidiyor mu ben ona bakarım".
Ergenekon konusunda, iceri aldiklari resmen iskartaya cikmis kemalistler. Beyin takimi komple disarida; demirel'i, ciller'i, agar'i, cemil cicek(meclis baskani), vecdi gonul(bakanligi yeni birakti), ve 90larda bakanlik yapmislarin cemi cumlesi nerede ben de ona bakarim.
Roboski'den bahseden kaldi mi, ben ona bakarim.Silahli kuvvetlerine bu operasyon icin tesekkur eden bir basbakan var orta yerde...Buna beraber bakalim istersen...
Silvan'da secim doneminde Halil Ibrahim Oruc, sokak ortasinda vuruldu. Ardindan polislerce tekmelendi(goruntulerle sabit).Sorusturma acildi mi ben de ona bakarim.
Ugur Kaymaz'i vuranlari nasil akladilar ona bakarim.
Ceylan Onkol vardi, havan topuyla parcaladilar, anasi dallardan topladi kizinin etlerini, sorumlular sorusturuldu mu ona bakarim.
Daha saatlerce yazabilirim, kafani sisirmek istemem. Bu orneklerin hepsi AKP iktidari zamaninda oldu. Hepsinin de ustunu itina ile orttuler.
Siirt'teki kizlarin, Bingoldeki patlamanin da hesabi sorulmali, Raman'lara yonelik eylemin de hesabi sorulmali.Sen soylemeden soyleleyim istedim.
Yalniz sunu da eklemek lazim, karsilastirilan kuvvetlerden biri devlet, digeri PKK.
Demistas'in ne soyledigini okumadim, sadece son 1-2 gunku gazetelerde okudugum vekillerin demecleri idi yazdiklarim.
AKP'nin tabiri caizse neo-kemalist bir ideolojisi oldugunu dusunuyorum. CHP kemalizmi "en iyi kurd olu kurdtur" diyordu, AKP de "sitma virusunu enjekte edelim, yataginda olsun" diyor.Kurd'e ikisinden de zerre fayda gelecegine inanmiyorum.
Okuduğumda çıplak, yalın gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalıyorum.
Gerçekler insanın canını acıttığı gibi, zihin dünyasında da kırılma ve acılara yol açıyor!
Nasname’nin bu haberinde yazılanların gerçekliğine inanmakla birlikte, tek suçlunun Abdullah Öcalan olduğuna inanmıyorum.
Abdullah Öcalan’ın bu iğrenç isteklerine alet olanlarında onun kadar suçlu olduğuna inanıyorum.
Sorgu-işkence süreçlerinde namussuzca tecavüzlere uğrayan kadın arkadaşlarımız, uğradıkları tecavüzü çekinmeden anlatıyorlar. Sıra Abdullah Öcalan gibi, sözde “Serok” … ‘ine gelince sus-pus oluyorlar.
Neymiş efendim?
“Süren kurtuluş mücadelesine zarar vermeyelim!” “Halkımızı önderliksiz bırakmayalım” “Düşmanın psikolojik savaşına alet olmayalım.”
Vay be!
Mantığa, teoriye bak! Irza geçmenin, alçaklığın teorisi bile varmış.
Sorgu-işkence süreçlerinde düşmanın her türlü uygulamasına maruz kaldık. ‘Düşmandır’ dedik, bedenimizi, ruhumuzu halkımızın davasına adadık.
Devamında, yetmezmiş gibi ‘halkı kurtaracak’ sözde önderin tecavüzüne uğradık.
Abdullah Öcalan denilen işbirlikçinin tecavüzüne uğrayan, tecavüzcüsünü teşhir etmeyenler neden susuyor. Bu güne kadar sayıları iki elin parmaklarını geçmeyen insanlar konuştu. Ama kod isimlerle konuştular. Gerçek kimlikleriyle ortaya çıkıp konuşmayanlar, etkili olmadıkları gibi, tecavüzcüsünün elini güçlendirdi. Çünkü; bu tecavüzcünün cemaati: “ Eğer anlatılanlar gerçekse, çıkar gerçek kimlikleri ile konuşurlar” diyerek, yaşanan rezillikleri etkisizleştirdiler!
Yine yazıyorum: Awdo’nun böyle bir talebi karşısında ya kendimi öldürürdüm ya da onu! Kürd halkının tarihine bakın, düşmanın tecavüzleri karşısında kendilerini dağlardan uçurumlara atanları, düşmanını imha edenleri okuyun!
bilenlerden tekrar benim bir ricam var,arabanın yanında apo'ya sarılan bayanın akibeti ile ilgili bilgisi olan kimse var mı?
gerçekten merak ediyorum,acaba gözdelerdenken taşaltı olanlardan oldu mu diye?
elbette dilemem bunu ve hayatta kalmış olması temennimdir...saygılar
Îddîa mi, gerçek mî?
Her ne olursa, olay ortbas edîlemez ve başka şekîlde anlatilamaz.
Zaten o zaman denen şey geçti ve her şey ortaya çıkıp anlaşıldı. Kaybedecek başka zamanımız yok zaten.
Bîr klasîk îşte. Tek taraf takîp edîldîmî anlaşilmiyor malesef. Tarîhlerî boyunca/çiktiklarindan berî îşlerî gûçlerî Kurd gençlerînî, Kurd partîlerîne saldirmak. Tek partîcîlîge oynuyorlar, kemalîzm bîle can çekîşîrken.
Alternatîf ve muhalîf basinimizda var.... Hemde kendîlerîne muhalefet dîyîp her kezî ezîp geçmeye çalişanlara karşi, bîr muhalefetîmîz.
Kendîlerînî gûney bati Kurdistan da tek Kurd partîsî îlan etmîş gîbî davranan pkk/pyd lîler saldirmiş. Esad' in bî nevî tetîkçîlîgî! Sankî kîmse Suriyeye karşi onlardan îzînsîz mûcadele veremez tavrini takinmişlar.
Orda dagda yok, bakalim nereye saklanacaklar. Geçen haftalarda da bîr aîleye saldirmiştilar apocular ama kendîlerîde can verdî. Kurdlerî susturmak ve oldûrmek îçîn yolladiklari ve sîyasî bîr aîleden 3 kîşîyî oldûrûp bîrînîde yaralayinca ve oda oldûrûlûnce onu şehîd îlan ettîler.
50 pkk/pyd lî saldirmiş. Suriyeye karşi mûcadele eden Kurdlere saldirmişlar. Kesîp bîçmîşler kasap gîbî. Buda apocu şerîat olsa gerek! Bu ne densîzlîk??
Ez jî êrîşkaran riswa û şermezar dikim û bijî KURDISTAN û hew.
Daha fazla vîdeo Kurdlerîn haklari îçîn gozlemcîler, sayfasinda.
.. Rûpela çavdêriya ji bo mafên Kurda!
KurdWatch Channel
18+
http://www.youtube.com/user/KurdWatchOrg
Victims of PYD attack - Opfer des PYD-Angriffs - Qurbaniyên êrîşa PYD -
Çîrokên wan û şaşiyên wan naqede, mixabin.
Digel silavan
Yorumunuzda alıntı olarak verdiğiniz değerlendirme, haber olarak zaten Nasname'de mevcuttur. Bilginize...
Yorum yaz